3. bölüm · Eylül’ün hikayesi

3. Bölüm çatlak

Asmin Ünal

Eylül o gün okuldan eve dönerken gökyüzü kapalıydı. Gri bir örtü gibi çökmüştü kentin üstüne. İçindeki his de aynıydı: Belirsiz, ağır ve sessiz. Her ne kadar sınav iyi geçmiş olsa da, içini kemiren o yabancı duyguyu tanımlayamıyordu.
Kapıyı açtığında babasının montunun askıda olmadığını fark etti. Oysa babası her zaman ondan önce evde olurdu. Çay demler, televizyondan gelen hafif sesle evi canlandırırdı. Bugün ev sessizdi. Çok sessiz.
Masada bir kâğıt vardı. Babasının el yazısıyla yazılmıştı:

Kızım biraz erken çıktım. Kendimi iyi hissetmiyorum.Hastaneye gidiyorum.Endişelenme.Doktor birkaç test yapıcakmış.Akşam görüşürüz ~ Baban

Eylül’in parmakları kâğıdı tutarken titredi. Endişelenme diyordu ama kelimelerin arasında saklı bir şeyler vardı. O, her zaman kelimelerin arasını okuyan biriydi. Ve bu satırların arasında bir çatlak vardı. Sanki bir şey kırılmak üzereydi.
Hemen telefonuna uzandı. Babasını aradı ama açmadı. Belki testteydi, belki dinleniyordu… Belki de her şey onun sandığı kadar basit değildi.
O gece, Eylül çayı kendi demledi. Kendi yemeğini ısıttı. Masaya tek kişilik tabak koydu. Her zamanki gibi sessizdi ama bu kez sessizlik koruyucu değil, sarsıcıydı.Kalbinin içinde bir soru dönüp duruyordu:
“Ya bu kez yalnızlık bir tercih değilse?”
Uyuyamadı. Annesinin ölümünden sonra ilk defa, bu kadar çocuk hissetti kendini. Oysa büyümek zorunda kalalı çok olmuştu. Ama bazı korkular, yaşla geçmiyordu. Sadece yer değiştiriyordu: Dışarıdan içeriye.Sabah uyandı ama uyanmamayı tercih ederdi çünkü babası hala eve dönmemişti .