27. bölüm · Eylül’ün hikayesi

27.Bölüm sadece ben

Asmin Ünal

Bugün ilk kez yalnız olmayı istemedim.Ama kimseyi de istemedim.Sadece kendimi aradım.Kaybolduğum bir yer yoktu,ama sanki uzun zamandır sesime dönmemişim.
Aynaya baktım sabah.Yüzüm yorgun değildi.Biraz solgun belki.Ama o solukluk, eksiklikten değil…Yavaş yavaş açılan bir pencerenin perdesi gibiydi.
Saçımı toplamadım.Üzerime kalın bir şey giymedim.Bugün kendimi korumam gerekmiyordu.Çünkü kimse yoktu.Ve en çok da bu yüzden güvendeydim.
Bir kâğıt aldım.Uzun bir liste yapmadım bu kez.Sadece bir kelime yazdım:“Ben.”
Altına başka hiçbir şey yazmadım.Çünkü artık o kelimenin içinde çok şey vardı.
Sonra kitaplıktaki eski defterleri karıştırdım.Bir tanesinin arasından kuru bir yaprak düştü.Bir anlığına durdum.Dokundum.Dağılmadı.Buruştu, kıvrıktı ama hâlâ bir bütün.
İşte kendime en çok benzeyen şey o yaprak oldu bugün.Geçmişi taşıyor,ama hâlâ burada.
Kendime bir fincan kahve yaptım.Sıcaklığı ellerimde uzun süre durdu.Tadı tanıdıktı ama ilk kez dikkatlice içtim.Yudumladığım her an,sanki kendi içime bir adım daha yaklaşıyordum.
Saat kaç bilmiyorum.Zamanla aramdaki bağ artık kopmuş değil,gerek kalmamış gibi.Çünkü artık bir şeyleri kaçırmıyorum.Kimse gelmeyecek diye değil…Ben bir yere gitmek zorunda olmadığım için.
Kendime söyledim:

“Eylül , sen bir boşluk değilsin.

Kimsenin dolduramadığı bir alan değilsin .

Sen varsın.

Ve bu varlık , başlı başına yeterli.”

Bunu düşünmek bile hafifletti beni.Omuzlarım düşmedi,içimden bir cümle yükseldi:

“İyileşmek , bazen sadece kendine dokunmadan bakabilmektir.”

Bugün kimse aramadı.Ben de kimseyi aramadım.Ama kendime döndüm.Ve bu yol, sessiz ama derin bir yoldu.
Ben, kendime yaklaşmaya devam ediyorum.

Bugün bir şey fark ettim.Daha önce hep kendimi dışarıdan seyretmişim.Sanki bir pencereden içeriye bakar gibi…Ama ilk kez, içeri girdim.Kapısını açtığım oda, benimdi.Kimse daha önce orada bulunmamıştı.Belki ben bile.
İçerisi loştu.Ama karanlık değildi.Bir köşede eski cümleler yığılıydı.“Ben hep eksik kaldım.” “Kimse beni anlamadı .” “Galiba ben yanlışım.”
Üzerlerine oturdum.Hiçbirini düzeltmeye çalışmadım.Sadece durdum.Onlarla aynı anda nefes aldım.Ve ilk kez…Kendime acımadan, kendimi anladım.
Duvarlarda izler vardı.Kendime dair değil başkalarının bıraktığı izler.Bir bakış, bir cümle, bir yokluk…Her biri duvara çizilmiş gibi.Ama ben artık silmeye çalışmıyorum.Çünkü bazı izler kaybolmaz, sadece anlam değiştirir.
Bir süre gözlerimi kapattım.Ve içimden bir cümle geçti:

“Burası benim odam.”

Bugün dışarı çıkmadım.Sadece camı araladım.Soğuk bir rüzgar yüzüme değdi.Üşütmedi.Sadece “buradayım” dedi.Ve ben başımı salladım:“Ben de.”Bir defter çıkardım.İlk sayfasına, titremeden şunu yazdım:

“Kendimi terk ettiğim herşey için,
burada dimdik ayaktayım .”

Sonra sustum.Çünkü bu kadar bile fazlaydı.Artık az, yeterliydi.
Odanın içindeydim.İçimdeki odada.Ve bu kez, sadece misafir değil,sahiptim.

***

Bugün içimde bir ses vardı.Dışarıdan biri gibi değil.Alışık olmadığım, ama tanıdık.Sanki ben, uzun süredir susan kendimle ilk kez konuşuyordum.
Bir soru sordu bana:“Gerçekten nasılsın ?”
Cevabı hemen veremedim.Çünkü alışkanlıkla “İyiyim ” demek istemedim.Yalan olacaktı.Ama “Kötüyüm” de diyemedim.Çünkü içimde her şey karanlık değildi.Sadece sessizdi.
Pencereden dışarı baktım.Ağaçlar kıpırdamıyordu.Ama bir yaprak düştü.Ve o an düşündüm:Bazen bir tek hareket, günün tamamını anlatır.O yaprak gibi hissettim kendimi.Düşerken hafif,ama yere değince biraz kırılgan.
İç sesim susmadı.Bir kez daha fısıldadı:“Peki neye ihtiyacın var?”
Bu kez cevabım vardı.Hiçbir şey.Sadece kalmaya.Olduğum yerde, olduğum gibi.Kimseye bir şey kanıtlamadan.Ne güçlü olduğumu,ne toparlandığımı…Sadece var olduğumu bilmeye ihtiyacım vardı.
Oturduğum koltukta dizlerimi kendime çektim.Küçük bir çocuk gibi.Ama bu kez saklanmak için değil.Kendimi kendime sarar gibi.
Sonra defterimi aldım.Kendi sesimle bir not yazdım:

“Artık üzülmek istemiyorum .

Sadece mutlu olmak istiyorum .”

Ve bu cümleyi yazarken gözlerim dolmadı.Çünkü ilk kez kendime dürüsttüm.Ve içten gelen bir dürüstlük,acıtmıyormuş.Sadece hafifletiyormuş.O akşam bir mum yaktım.Işığı küçük, ama yeterliydi.O mumda kendi hâlimi gördüm:Sessiz, sade, ama var.Ve bazen var olmak, her şeyin başlangıcıymış.
İçimde bir yer, ilk kez derin derin nefes aldı.Kendimi duyduğum gün,ilk kez gerçek anlamda yanımda olduğumu hissettim.