4. bölüm · Eylül’ün hikayesi

4. Bölüm kırılmış

Asmin Ünal

Sabah saat 07.43.Eylül hâlâ pencerenin önünde ayaktaydı. Gözü telefondaydı, ama hâlâ hiçbir mesaj gelmemişti. Babasının gece eve dönmemesi onun alıştığı düzeni darmadağın etmişti. Daha önce hiç böyle olmamıştı.
Okula gitmeye hazırlanmadı o sabah. Montunu giydi, defterini değil, kimliğini aldı.Hastaneye gidecekti.
Yol boyunca kalbi hızlı atıyordu ama yüzü sakindi. Otobüste camdan dışarı baktı. İnsanlar sıradan bir günü yaşıyordu, oysa onun hayatında sıradan olan hiçbir şey kalmamıştı. O an fark etti: İnsan gerçekten korkunca, hiçbir şey belli etmiyor.Gerçek güç, bazen ağlamamak değil, zorla ayakta durmaktı.
Hastanenin kapısından girerken burnuna o tanıdık dezenfektan kokusu geldi. Annesinin zamanından beri unutmamıştı o kokuyu. Bastığı her adımda bir çocukluk anısı çatladı içinde.
Danışmaya gitti. “Recep Demirci . Dün hastaneye gelmiş olabilir mi?.” Görevli birkaç saniye bilgisayara baktı, sonra başını “ Evet iç hastalıklar servisine devredilmiş.Şu an odasında .4 . Kat , 412 numara.”
Eylül “Teşekkür ederim ” demedi. Sesi çıkmadı. Asansöre bindi, 4. kata geldi. Yavaşça kapıyı açtı.
Babası yatakta uzanıyordu. Solgundu ama gözleri açıktı. Eylül’ü görünce hafifçe gülümsedi.
“Bende seni bekliyordum kızım .”
Eylül yanına oturdu. “Ne oldu, neden haber vermedin.”
Babasının yüzü yorgundu. “Yıllardır bir ağrım vardı . ‘Geçer’ dedim hep. Ama geçmedi . Doktarlar birşeylerden şüpheleniyor . Testler devam ediyor …”
Eylül’ün boğazı düğümlendi. Sormaya cesaret edemedi. Ama babası anladı.
“Elimizde ne varsa birlikte göğüsleneceğiz. Sen güçlü bir kızsın , Eylül. Ama bu sefer…yalnız olmak zorunda değilsin .”
O an Eylül’ün gözlerinden sessizce yaşlar aktı. Bu, ilk defa başkalarının yanında ağlayışıydı.Ve ilk defa, güçlü olmanın sadece yalnız yürümek değil, bazen birinin elini tutmak olduğunu anladı.Çok üzülsede belli edemezdi bunu .Babası onun sayesinde ayaktaydı.Eyiül’ün bir sözü ile babasına neler yapabileceğini tahmin edebiliyor ve ona bunu yapmak istemiydu .Bu yüzden en iyi bildiği şeyi yaptı sadece sustu hiç konuşmadı.Sadece baka kaldı.

“Sözcükler yetmediğinde, gözlerin anlatır her şeyi .Ve sessizlik, bazen en iyisi sadece yüksek çığlıktır.”