5. bölüm · Eylül’ün hikayesi
5. Bölüm
Eylül, babasının ellerini tuttu. İlk kez bu kadar soğuk hissetmişti o elleri, ama aynı zamanda içinde tarifsiz bir sıcaklık belirdi. Bu sıcaklık, onun hâlâ burada, yanında olduğunu bilmenin verdiği umuttu.
Odadaki sessizlik, cihazların düzenli bip sesiyle bölünüyordu. Zaman ağır akıyordu. Eylül, gözlerini babasından ayırmadan,
“İyleşicek misin?” diye fısıldadı.
Babası gözlerini tavana dikti bir an, sonra başını hafifçe çevirdi.
“Bilmem,” dedi dürüstçe. “Ama deniyceğim. Senin için.”
Bu cümle Eylül’ün içindeki duvarları tek tek yıktı. Artık kontrol etmeye çalışmadı gözyaşlarını. Babasının omzuna yaslandı. Onun kalp atışlarını duymak, dünyanın en tanıdık sesi gibiydi. Güven veriyordu.
O sırada kapı hafifçe aralandı. Genç bir hemşire başını uzattı.
“Recep bey, birazdan sizi testlere alıcağız ,” dedi nazikçe.
Eylül yerinden kalktı, babasına hafifçe sarıldı. “Ben buradayım, tamam mı? . Hiçbir yere gitmiyorum yanındayım.”
Babası başını salladı. Gözlerinde minnet ve sevgi vardı.
**
Saatler sonra Eylül hastane kantinindeydi. Elindeki plastik bardakta soğumuş bir çay, önünde ise annesinin eski günlerde tuttuğu bir defter vardı. Babası, testler için giderken çantasından çıkarmıştı defteri.
“Bu annenin günlüğü . Sen küçükken yazmaya başladı.” demişti babası.Eylül şimdi o satırları ilk kez okuyordu. Sayfalardan biri gözüne takıldı:
“Eylül bugün ilk kez kendi kendime yürüdü. Ağlamadı, düşmedi. Arkasındaydım ama o farkında değildi . Belkide güçlü olmak böyle birşey:
“Biri seni izlerken sendeledikçe dimdik yürümeye devam etmek…”
Eylül defteri kapattı. Annesi gitmişti, babası hastaydı. Ama o şimdi onların ikisinden de iz taşıyordu. Artık sadece bir kız çocuğu değildi. Artık kendi hikâyesini yazacak bir genç kadındı.
Telefonunu açtı. Mesaj yoktu hâlâ. Ama bu sefer fark etti; beklediği mesaj dışarıdan değil, içindendi.
Ayağa kalktı. Derin bir nefes aldı. Geri döndü 4. kata. Çünkü gerçek güç, bazen kaçmak değil, kalmaktı.Ve Eylül, kalmaya karar vermişti.
