10. bölüm · Eylül’ün hikayesi

10.bölüm boşluktaki yankı

Asmin Ünal

Eylül eve geldi.Anahtarı çevirdi.Kapı gıcırdayarak açıldı.İçeriye adımını attığında, yıllardır aynı kokuyla karşılaştı:Çay, eski kitap, ve babası.
Ama o koku artık bir hatıraydı.Eylül kapıyı kapattı.Ayakkabılarını çıkarmadı.Salona geçti.
Her şey bıraktıkları gibiydi.Koltuğun üstünde babasının gri hırkası, sehpanın köşesinde boş bir çay bardağı.Televizyon kumandası hâlâ yastığın altında.
Eylül önce oturdu.Sonra ayağa kalktı.Sonra yeniden oturdu.Yerleşemedi hiçbir yere.Çünkü ev, artık sadece duvarlardan ibaretti.Ve o duvarlar üstüne üstüne geliyordu.
Mutfakta ocağın üstünde eski bir çaydanlık vardı.Eylül onu aldı, yıkadı, tekrar koydu.Hiçbir şey yapmamak, çok şey yapmaktan daha yorucuydu.
Sonra odasına yürüdü ama kapısını açamadı.Yanlışlıkla babasının odasına girdi.Ve orada kaldı.
Yatağın üstünde bir gömlek.Dolabın kapağı aralık.Ve yastığın kokusu… hâlâ o.
Eylül kendini yatağa bıraktı.Yüzünü yastığa bastırdı.Ve sessizce ağladı.İlk kez gerçekten.Saklamadan, tutmadan.Dizleri karnına çekilmiş halde…Tüm evi, bütün geçmişi içine alan bir sessizlikle birlikte.
Gece boyunca uyumadı.Işık hiç yanmadı.
Sadece bir fısıltı duyuldu arada:
“Geri gel…ne olur bir dakika bile olsa geri gel.”
Ama hiçbir kapı açılmadı.Hiçbir adım sesi gelmedi.Çünkü bu, artık o evde yalnız olmanın ilk gecesiydi.
Ve Eylül artık, yalnızlıktan kaçamayacağını anladı.Ama belki de…Onunla yaşamayı öğrenebilirdi.Zamanla.Yavaş yavaş.
Eylül, anahtarı çevirdi.Kapı gıcırdayarak açıldı.İçeriye adımını attığında, yıllardır aynı kokuyla karşılaştı:Çay, eski kitap, ve babası.
Ama o koku artık bir hatıraydı.Eylül kapıyı kapattı.Ayakkabılarını çıkarmadı.Salona geçti.
Her şey bıraktıkları gibiydi.Koltuğun üstünde babasının gri hırkası, sehpanın köşesinde boş bir çay bardağı.Televizyon kumandası hâlâ yastığın altında.
Eylül önce oturdu.Sonra ayağa kalktı.Sonra yeniden oturdu.Yerleşemedi hiçbir yere.Çünkü ev, artık sadece duvarlardan ibaretti.Ve o duvarlar üstüne üstüne geliyordu.
Mutfakta ocağın üstünde eski bir çaydanlık vardı.Eylül onu aldı, yıkadı, tekrar koydu.Hiçbir şey yapmamak, çok şey yapmaktan daha yorucuydu.
Sonra odasına yürüdü ama kapısını açamadı.Yanlışlıkla babasının odasına girdi.Ve orada kaldı.
Yatağın üstünde bir gömlek.Dolabın kapağı aralık.Ve yastığın kokusu… hâlâ o.
Eylül kendini yatağa bıraktı.Yüzünü yastığa bastırdı.Ve sessizce ağladı.İlk kez gerçekten.Saklamadan, tutmadan.Dizleri karnına çekilmiş halde…Tüm evi, bütün geçmişi içine alan bir sessizlikle birlikte.
Gece boyunca uyumadı.O gece evin hiçbir ışığı yanmadı.