Dost Sırrı kitap kapağı

8. bölüm / 9

Dost Sırrı

Tek başına

Vaveyla Yazarı: Gaye Çetin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Tek başına

"Jem!"
Jemma'nın annesi, ela gözlerini Jemma'ya dikmiş, kırmızı arabalarının yanında bir yandan valizleri yüklüyor, bir yandan da karışmış saçlarını eliyle tarıyordu. "Gelmek istemediğinden emin misin? Emily teyzen seni görmediği için üzülecek."
Jemma evin kapısını kavradı ve "O kadın beni hatırlamıyor bile anne. Siz gidin, iyi eğlenceler," dedi.
Annesi omuz silkip bagajın kapısını kapattı. Kocasının yan koltuğuna oturup deri koltuğa yayıldı. Babası "Kendine dikkat et Jemmam," diyerek arabayı çalıştırdı. Ama Jemma çoktan kapıyı çekmiş, odasına çıkan halıyla kaplı gri merdivenlere adım atıyordu.
Arabanın motor sesi gittikçe uzaklaştı. Evde yalnızdı. Son adımı attığında merdivene çapraz kalan odasına girdi. Kapının karşısındaki cam sonuna kadar açıktı. Jemma elindeki telefondan ekranda yazan saate baktı: 10.24.
Jemma açık olan cama baktı ve aklına dün geceki olay geldi. Onu evine kadar takip eden biri vardı. Jemma'nın zihni sorular sormaya başladı:
Kimdi o?
Benden ne istedi?
O kişiyi tanıyor muyum?
Beni öldürmek mi istiyor?
İstediği ben miyim?
Freya ile bir ilgisi mi var?
Evimi biliyor mu?
Ve son soru:
Ya şu an benimleyse?
Jemma'nın nefesi daralmaya başladı. Telefonu tuttuğundan daha sıkı kavradı. Merdivenden inerken sol alt kısımda bulunan telefon imgesine basılı tutup tuş takımıyla 911'i tuşladı fakat arama yapmadı.
Jemma merdiveni çoktan inmiş, salonda tıpkı dün geceki gibi dikiliyordu. Pencerenin karşısında duruyordu; ona zarar vermek isteseydi dün gece verebilirdi, değil mi? Jemma sesini yükseltti: "KİMSE VAR MI?"
Biri olsa da ona söyleyecek hali yoktu. Jemma sadece zihnini ikna etmeye çalışıyordu. Minik adımlarla pencereye yaklaştı, gözlerini mutfak tezgâhının üzerinde bulunan bıçak setine dikti. Aralarından birini çekip kavradı. Kafasını kaldırıp dış bahçeyi gören camdan baktı; yemyeşil çimden başka bir şey yoktu. Babası yeni biçmiş olmalıydı.
Salondan geçip merdivenin solundaki tuvalete girdi, kapı kapalıydı. Duşakabine yaklaştı, siyah cam arka tarafının görülmesini engelliyordu. Metal kulpa tutunan Jemma, elindeki telefonu tuvaletin sifon kısmına koydu. Bıçağı daha da sıkı kavradı. Eğer orada biri varsa bu bıçağı ona saplayabilir miydi? Hiç gözünü kırpmadan? Cevap kesinlikle hayırdı. Jemma yine kendini kandırıyordu. Metal kulp, Jemma'nın elinin terinden ıslanmıştı bile. Jemma bir anda camı araladı...
"Bum!"
Üst kattaki ses Jemma'yı yerinden fırlattı. Duşakabin boştu ama ev değildi! Jemma telefonunu tuvaletten alıp koşmaya başladı ama bu sefer kaçmayacaktı. Durup üst kata baktı. Yavaş yavaş, adım adım basamakları çıkmaya başladı. Odasının kapısını ne ara kapatmıştı? Kapalı olan kapısının solunda bulunan ebeveyn odasına girdi. Ses dolabın içinden gelmiş olabilir miydi? Düşen bir şey veya yerinden oynayan bir eşya olamaz mıydı?
Jemma tekrar kulpu kavradı ve ahşap dolabı kendine çekti. Dolabın kapakları göğsüne değdi. İçeride kıyafetler ve çantalar hariç pek bir şey yoktu; ses bu odadan değildi. Peki bu kişi yatağın altına girmiş olabilir miydi? Pek sanmıyordu, yatağın altı birinin sığabileceği gibi değildi —tabii Jemma'yı takip eden 5 yaşında bir çocuk değilse.
Jemma ebeveyn banyosuna yürürken burada saklanacak hiçbir yer olmadığını fark etti. Bu yüzden sadece kapıyı açıp içeriye göz gezdirdi ve kapatıp odadan ayrıldı. Sadece 1 oda kalmıştı. Abisinin odasına yürüyen Jemma, neredeyse aylardır girmediği odaya bu vesileyle girmiş olacaktı. Kapı kolunu çevirdi ve eski metalin gıcırtısı eşliğinde, aylardır sadece annesinin temizlemek için girdiği odaya baktı. Biri girmiş veya saklanmış gibi durmuyordu. Yatakta küçük bir kırışıklık bile yoktu, perde tam kapalıydı ve içeri güneş ışığının zerresi girmemişti.
Geriye dolap ve çalışma masası kalıyordu. Çalışma masasında birinin saklanabileceği veya pusuda durabileceği bir yer yoktu. Dolap tek kapaklıydı. Jemma artık bir yerleri açıp kapatmaya alışmıştı. Nefesi düzene girmişti; sadece bir an önce her yeri kontrol ettiğine inanıp uyumak istiyordu. 24 saattir sadece bayılarak vücudunu dinlendirmişti; bedeni hem stresten hem de gerginlikten yorgun düşmüştü. Beyaz mobilyanın kulpunu tuttu ve açtı, içerisi bomboştu. Abisinin bütün kıyafetleri onunla beraber gitmişti.
Dolabı kapatıp karanlık odadan dışarıya çıktı. Koridor arkasında kalıyordu. Jemma'nın elindeki bıçak gevşemişti, bırakmaya hazırlanıyordu. Aşağı inmek için fazla üşengeçti; odasının önündeki ayakkabılığa bıçağı bıraktı ve odasına girmek için kapıya yüzünü döndü. Karşılaştığı surat karşısında bir çığlık patlattı:
"AHH!"
Jemma arkasında duran yeşil saplı bıçağı kavradı ama bıçağa bakmak için zamanı olmadığından bıçağın ucu işaret parmağına battı. Zihni önünde duran kişiyi algıladığında Jemma bıçağı bırakıp kanayan parmağını kendine sardı.
"Evi kontrol etmeye üst kattan başlamalıydın kuşum."
Jemma Freya'ya göz devirdi ve ardına kadar kapatılmış olan kapıyı açıp odasına girdi. "Freya, git evimden!"
Jemma mavi pikeli yatağının üzerine oturdu ve bacaklarına koyduğu koluna kafasını yasladı.
"Senden yardım istedim," dedi Freya.
Jemma kafasını kaldırıp "Ve ben de yardım etmeyeceğimi söyledim," diyerek bir eliyle gözlerini ovaladı. "Off!" demesiyle bedenini yatağa bırakması bir oldu. "Git ve başkasından yardım iste Freya!"
"Ah, hayır Jem, hayır! Bana sen lazımsın."
Jemma bağırarak "Neden ben? Bırak beni! Senin yüzünden tek gerçek dostumla kavga edip duruyorum ve bunun tek sorumlusu sensin," dedi.
Jemma bunu söylediğinde Freya'nın yüzü düştü. Jemma'nın çıplak ayaklarının dibine oturdu.
"Ben de senin dostun değil miyim Jem?"
— Öylesin tabii ki ama...
— Ama ne Jem? Dostlar birbirine yardım eder, değil mi?
— Ama dostlar birbirine yalan söylemez Freya... Değil mi?
Freya "yalan" kelimesini duyunca Jemma'ya döndü ve ayaklarını yerden kesip bacaklarını topladı. "Ne yalanı kuşum?"
Jemma yattığı yataktan doğruldu: "O gün Tom'la konuştuğunu ve gitmek üzere olduğunu söyledin..."
— Bak Jem, bu doğru! Lena'nın aklına girmesine izin ver...
— Kimsenin aklıma girdiği yok! Polis beni ifadeye aldı. O eve benden sonra girdin, değil mi? Yoksa neden baş şüpheli olasın ki?
— Seni sorguya mı aldılar? Ben üzgünüm...
— Üzgün falan değilsin Freya! Şimdi başıma daha fazla bela yıkmak istediğin için buraya gelmiş benimle konuşuyorsun.
— Öyle bir şey yok kuşum.
Freya keskin takma tırnaklarını Jemma'nın yumuşak ellerine batırdı ve yatakta iki dizinin üzerine kalktı: "Bela yıkmak için değil... Ölmemek için Jem!"
Jemma, Freya'nın ellerine sarılan parmaklarına bakmayı bırakıp bal rengi gözlerine kilitlendi: "Ölmemek için mi?"
Freya başını sallayıp Jemma'nın sorusuna cevap verdi: "Biri beni tehdit ediyor Jemma. Tom varken bir şey olmazdı ama o öldü. Tıpkı benim de öleceğim gibi..."
Jemma'nın gözleri büyüdü. "Polise haber vermelisin Freya, bu... bu korkunç!" dedi.
Freya arkasındaki beyaz duvara dayandı. Jemma'nın ellerini bıraktı ve kendine sarılarak "Söyleyemem, hap sattığım anlaşılır. Ömrümü o çöküntü yerde harcamak istemiyorum," diyerek Jemma'ya kaymasını işaret etti ve yanına sığıştı. "Bana yardım et," dedi.
Jemma aralarında tek bir nefes bile kalmayan Freya'ya döndü: "Adını bilmeden, nedenini bilmeden sana nasıl yardım edebilirim? Kafayı falan mı yedin?"
Freya'nın yanakları kızardı. "Bak, tanımazsın. İsmini falan bilmene gerek yok, tamam mı? Sadece bir şey yapman lazım."
"Sana kabul ettiğimi söylemedim."
Freya'nın telefonunun çalmasıyla konu dağıldı. Freya gri şortunun cebinden pembe, leopar işlemeli telefonunu çıkardı. Jemma ismi yandan okuyamıyordu, sadece "-b..k...ğ.-" harflerini görebiliyordu. Freya ismi okuyunca hemen kırmızı tuşa basıp aramayı reddetti.
"Birine söz vermiştim de buluşma için. Neyse, nerede kalmıştık?" dedi. Jemma'dan ses çıkmayınca "Heh, hatırladım! Bana yardım edersen senin için Delilah'nın annesiyle konuşurum," dedi.
Jemma umursamaz tavrını bir kenara atıp "Sana inanmak istemiyorum," dedi.
Freya eski dostuna sarılıp "Yemin ederim kuşum, söz veriyorum! Yardıma karşılık yardım işte," dedi ama Jemma'dan ayrılmadı.
Jemma ona yapışan arkadaşını itti ama Freya ondan ayrılmadı. Sıcak elleri Jemma'nın adrenalinden buz kesmiş bedenini sarmıştı. Sıcaklık Jemma'nın içine kor ateşi misali düşüp onun iyi hissetmesini sağlıyordu ama ona sarılan kız eski Freya değildi.
"Biraz böyle kalsak?" demekle yetinen Freya cevabı beklemedi. Bu bir soru değildi; sorusuz, cevabı içinde saklı bir cümleydi. Freya ne yaparsa yapsın, Jemma onun için orada olan tek kız, tek dosttu.
"Çekil Freya! Sarılmanı veya aptal sevgi sözcüklerini istemiyorum."
"Çekilmeyeceğim Jem. Eskisi gibi beraber kalalım işte," diyen Freya, Jemma'yı sıkı sıkıya sarmalamaya devam etti. "Lütfen kuşum..."
Jemma, Freya'dan zor bela ayrılmayı başardı ve yatakta doğruldu. Omuzunun üzerinden Freya'ya bir bakış attı. Zihni delicesine sorular soruyordu; Freya'ya yardım etmek isteyen ve ondan delice nefret eden iki zıt taraf beyninde savaş veriyordu.
"Çık evimden!" dedi Jemma.
Freya afallamış şekilde Jemma'nın gözlerine baktı: "Ne..."
Jemma sesini yükseltti: "SANA ÇIK DEDİM!" diyerek Freya'yı kolundan tuttu ve aşağıya sürükledi. Bunu yapmak istememişti; onun canını yakmak, kalbini kırmak istemiyordu ama Freya bunu çoktan hak etmişti.
Freya ağzını konuşmak için araladı ama tek bir sözcük bile dökülmeden Jemma kapıyı bir hışımla açtı. Ama önünde dikilen üzgün, biraz perişan ve daha çok aptal bir ifadeye sahip Fred duruyordu.
"Jem, sana bir şey sormam... Ah... Müsait miydin?" dedi. Freya'yı görünce afallamıştı. Çünkü tam da aradığı kişiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.