Bölümler 12Şu an: İstasyon
- 1 Gizem gecesi938 kelime
- 2 Fare suçu2.864 kelime
- 3 Yara2.760 kelime
- 4 Belirsizlik1.323 kelime
- 5 Tolerans1.389 kelime
- 6 Kabuk1.205 kelime
- 7 Aptallaşmak941 kelime
- 8 Tek başına1.370 kelime
- 9 Yabancı1.390 kelime
- 10 Varsayım1.322 kelime
- 11 Randevu1.650 kelime
- 12 İstasyon1.370 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çalıların arkasından hiçbir şey duyamayan Lena ve Jemma, Fred'in annesi Amelia'nın kafesine doğru yürümeye başlamışlardı.
— Jem, Lilith'in o sürtükle ne işi var?
— Aşkım, nereden bilebilirim? Bir fikrim yok.
— Eğer varsa ve bana söylemiyorsan...
— Bana güvenmiyor musun?
— Hayır, öyle demek istemedim.
— Bunu ima ediyorsun ama Lena.
— Freya ile Tom öldüğünden beri fazla görüşüyorsunuz. Belki Lilith hakkında bir şey ağzından kaçırmıştır.
— Öyle bir şey olmadı Lena.
— İkisinin birbirleriyle ne derdi olabilir? Hadi onu boş ver, ne zamandır böyle görüşüyorlar?
— Lilith hiçbir zaman Delilah'a inanmadı, hep Freya'yı haklı buldu. Belki...
— Bana sakın "O günden bu güne görüşüyorlar" deme Jemma, inanmam.
— Benim tezim bu.
Jemma, Lena'nın koluna girmişti; hafif serinleyen havanın düşman rüzgârlarına direnerek yürüyorlardı. Buluşma saati yaklaşırken Jemma'nın telefonuna bir arama düştü. Ekranda Fred'in ismi vardı. "Bu neden beni arıyor?" diye sordu Jemma, bir anlığına durup Lena'ya bakarak.
Lena "Aç, aç," diyerek odağını Jemma'ya verdi.
— Alo?
— Jem, Lena yanında mı?
— Evet, neden?
— Beni engellemiş. Ne arayabiliyorum ne yazabiliyorum. Telefonu ona verir misin?
Jemma, Lena'ya bir bakış attı. Fred'in söylediklerini anlatmaya gerek yoktu; çünkü Lena, Jemma'nın kulağındaki telefona yaslanmış, sevgilisinin her dediğini dinlemişti. Lena, Jemma'nın bakışlarıyla beraber telefonu alıp kulağına götürdü.
— Ne var Fred?
— Karıcığım, ben çok üzgünüm, özür dilerim.
— Bunu daha önce de söyledin Fred.
— Karıcığım, ben Freya ile buluşmak için kafeye geldim. Sen de gel istersen.
— Komiksin Fred.
Demesiyle telefonu yüzüne kapatması bir oldu.
"İyi de biz tam olarak o kafeye gidiyoruz," diyen Jemma, Lena'nın az gördüğü bu acımasız tavrından hafiften ürküyordu.
"Oraya gittiğimizde Freya ile konuşabilirsen harika olur Jem."
Jemma gözlerini devirdi ama cevabı "Olur," demekle kaldı. Bugün bir kez daha Freya ile konuşmayı kaldırabilirdi, değil mi?
Kafenin mavi duvarları resmen ışık saçıyordu. Hava hafiften kararmasına rağmen hâlâ güneş güzel enerjisini yayıyordu. Kafe eski olmasına rağmen çok iyi korunmuştu; Amelia bakımları hiç aksatmamışa benziyordu. Kafe adanın tam ortasında bulunuyordu, dört yanından da yol geçiyordu. Jemma ve Lena el ele tutuşup yaya yolundan adım adım geçtiler. Jemma arkadaşının gergin suratını görebiliyor, içindeki öfkeyi sezebiliyordu.
"Sakin mi olsan Lena?"
Lena, Jemma'nın elini bırakıp kafenin ahşap, çiçek işlemeli kapısını açarken "Sakin mi Jemma? Bu kız virüs gibi, yapıştı mı hasar bırakmadan gitmiyor!" dedi.
Jemma içeriye girer girmez sol tarafta oturan Fred'i ve onun karşısında dikilen Freya'yı gördü. Freya bazıları çıkmış ojelere sahip elini uzatıp Fred'in cebinden parayı çıkarmasını bekliyordu. İkisi olanları gözetlerken Amelia kızların karşısına dikilip ikisini birden kucakladı. "Minnoşlarım, hoş geldiniz! Fred de burada, geçin oturun."
Lena gülümseyip müstakbel kayınvalidesine teşekkür etti.
Freya, Fred'in verdiği paraları sayarken önünde duran eski dostunu görmedi bile. "A, pardon... Vay vay, kimler gelmiş!" diyerek hafif bir sırıtış kondurdu donuk yüzüne. "Kuşum, yanında misafir de getirmişsin, ne hoş sürpriz," diyerek parayı çantasına sıkıştırdı.
"Sırrımızı satarak sevgilimden kazandığın para mı bu?" Lena acımasızca Freya'nın bal rengi gözlerine bakıyordu. Gözleri normalinin aksine daha koyu gözüküyordu.
"Herkesin para kazanma yöntemi farklıdır; senin, benim... Kardeşinin."
Lena, Freya'nın bir anda yakasına yapışacak gibi oldu ama kaldırdığı ellerini hemen kendine bağladı. Freya'nın arkasında kalan Fred sevgilisinin ellerini tutup "Gel balım, sakin ol," diyerek Lena'yı az önce oturduğu yere götürdü.
Ayakta karşı karşıya kalan Jemma ve Freya birbirlerine garip garip baktılar. Bu bakışlar Jemma'nın kafenin en sağ tarafında bulunan masaya doğru yürümesiyle son buldu.
Arkadan bağıran Freya, "Nereye?" diye sordu.
Jemma ise "Konuşalım," diyerek yanıt verdi.
Freya eski dostunun arkasından yürüyüp rahatsız tahta sandalyeye oturdu. "Eee, ne konuşacağız kuşum?" diyerek aptal aptal bakmaya başladı. Dirseklerini masaya koymuş, elleri ile kendi yüzünü avuçlamıştı. "Ama önce sipariş verelim," diyerek menüye uzandı.
Jemma menüye uzanan elleri kendi sert vuruşuyla durdurdu. "Siparişle falan uğraşamam Freya, bana cevap ver." Jemma çok kırgın gözüküyordu. Freya'nın nasıl böyle birine dönüştüğünü çözemiyordu. "Lilith ile ne..." derken araya kısa saçlı, şirin yüzlü kadın bir garson girdi.
"Ne isterdiniz hanımefendiler?"
Bu kadın gerçekten mekanın anaç atmosferine uyuyordu. Freya, Jemma'nın suratına vuran anlık siniri görebiliyordu. Jemma bu tatlı garsona yüzündeki ifadeyi bir kenara bırakarak cevap vermeye yeltendi. "Daha karar vermedik, lütfen daha son..." demeye çalışarak başından savmak istemişti ama Freya illaki sipariş verecekti.
Jemma'nın sözünü bölüp "Biri çilekli, diğeri çikolatalı milkshake lütfen," dedi.
Garson gülen yüzüyle uzaklaşırken Jemma, Freya'ya gözlerini devirerek konuştu:
— Buraya seninle sohbet etmeye gelmedim Freya.
— "Hayat, beklenmedik anlarda başına gelenlerdir" demişler kuşum.
— Freya, lütfen gevezeliği kes!
— Benim lavaboya gitmem lazım, geleceğim.
Freya sandalyesinden kalktığı gibi yavaş adımlarla tuvalete yürüdü. Bu sırada Lena'ya öpücük göndermeyi de unutmadı tabii.
Jemma oflayarak kafasını masaya yaslayıp elleri ile başını çevreledi. Lena, Fred ile oturduğu masadan kalkıp "Jemma'nın yanına gidip geleceğim," dedi.
Fred "Peki," diyerek karşıdan yanlarına doğru gelen annesine baktı.
Lena, Jemma'nın saçlarını okşayıp yanına çömeldi. "Aranızın iyi olduğunu sanıyordum."
Jemma başını kaldırıp Lena'ya yandan bir bakış attı. "Bizim aramız 2 yıl önce iyiydi."
Lena kocaman gözleriyle Jemma'ya bakıyordu.
"Freya, Lilith ile ne yapıyor bilmiyorum ama bu şey her neyse seni çok üzecek Lena."
Lena'nın dudaklarında hafif bir gülümseme oluştu. "Sakın 'Ben üzülürüm' diye benden saklamaya çalışma, ha!"
Jemma karşı bir gülümseme vererek "Tamam," dedi.
Lena'nın çömeldiği yerden kalkıp yürümesiyle Freya'nın gelmesi bir oldu. Lena'yı görmemişti. Sandalyesini çekip Jemma'nın karşısına oturdu. Ellerini tam kurulayamamıştı, dirseklerinden akan sular süzülüyordu. Gözlerinde sinsi bir eda vardı.
Kısa saçlı garson kadın elinde içeceklerle geldi. Ahşap, cilalı masaya bardakları koyarken sarı saçının dibi gelmiş siyahları belli oluyordu. İkisi de teşekkür ettikten sonra Jemma milkshake'inden bir yudum aldı.
— Konuşalım mı artık?
— Tabii, konuşalım kuşum.
— Freya...
— Söyle aşkım.
— Lilith ile ne saklıyorsunuz?
— Pardon?
— Sizi gördüm. Lilith ile eskiden her gün gittiğimiz parktaydınız. El sıkışıp sarıldınız, neler oluyor?
— Jem, bak gerçekten kafayı yedin.
— Bana yalan söylemeyi asla bırakmayacaksın, değil mi?
— Her şeyin bir karşılığı olmalı Jemma.
— Ne demek bu?
— Lilith'in borcuna karşılık benim borcum...
— Ne borcu? Freya, açık konuş!
— Eğer öğrenmek istiyorsan buna karşılık bir şey isterim.
— Ne gibi?
— Bana yardım etmen gibi...
— Hadi ama Freya, bunu konuşmuştuk! Bana mesaj atmışsın bu konuya beni bulaştırmak istemediğinle ilgili, ne oldu şimdi?
— Bu düşüncemi değiştirecek bir olay oldu, o kadar. Eee, kabul mü değil mi?
— Senin için ölüm kalım meselesi olan bir konu için fazla rahatsın.
— Rahatım çünkü artık sen de bu plandasıın.
— Söyle artık, kabul.
— Lilith ile ben... Ah!
Jemma dudaklarına götürdüğü pipeti hemen geri çekip bardağını masaya sertçe vurdu. "Neler oluyor?"
Jemma sorusuna hiçbir cevap alamadı. Tek duyabildiği ses, Freya'nın polislere olan yalvarma sesleriydi: "Ben bir şey yapmadım, bırakın beni!"
Polislerden ikisi Jemma'nın koluna girmiş, biri de önden yürüyüp arabayı açmıştı.
"Jemma!"
Freya'nın kafasına bastırıp arabaya tıkıştıran polis, bu sabah Jemma'yı sorguya götürenle aynı kişiydi; kesin Tom ile alakalıydı. Kafenin kapısında kalakalan Jemma'nın yanına Lena gelip koluna girdi.
"Ne yaptı acaba yine kaçık?" Ardından ekledi: "Sen öğrenebildin mi?"
Jemma başını iki yana salladı. "Gitmem gerek."
Lena kolunu çekip "Saçmalama, sana ne Jemma! Başka bir gün sorarsın," dedi.
Jemma kafeden çıkıp 2 basamaklı tümsekten indi. Cam kapının çarpma sesinin gelmesiyle açılma sesi de bir geldi.
"Jemma bak, ben Lilith'e sorarım."
Jemma hakaret edercesine bir suratla Lena'ya döndü. "Sakın!"
Neden bu kadar abartı bir tepki verdiğini anlamayan Lena, "Bak, Lilith aksi falan ama düğümü çabuk çözülür. Senin Freya ile konuşmana da gerek kalmaz," dedi.
Jemma araç çağırmak için telefonunu açarken "Lilith'e sorarsan asla söylemez. Ben ne işlere karıştığını sanırım biliyorum," dedi. Jemma girdiği uygulamada çevrede hiç araç olmadığını görünce tırnakları ile kafa derisini kazırcasına kaşırken Lena kararan havada düşüncelerle başa çıkmaya çalışıyordu.
"Bildiğini sandığın şeyi öğrenebilir miyim?" Lena duyacaklarından korkuyordu. Gözleri kısılmış, ellerini bedenine sarmıştı.
Jemma telefonunu kapatıp cebine atarken soğuk bir tonla "Uyuşturucu," dedi.
Lena'nın gözleri sonuna kadar açılmıştı. "Ne?" diyebildi anca titreyen dudaklarından.
Jemma "Bak, Freya ile konuşmam lazım," derken Lena'nın omuzlarını tutmuş, yerlerde gezinen gözlerini yakalamaya çalışıyordu. Sokak lambaları yanmıştı fakat güneşin ışığı henüz yerini aya bırakamamıştı. Lena'dan kollarını ayırıp "SİKTİĞİMİN YERİNDE TEK BİR ARAÇ BİLE YOK, HEPSİ UZAK!" diyerek bağırdı. "Taksi de geçmiyor!"
Jemma yola daha da yaklaştığında önünde duran siyah BMW'nin camı açıldı ve içindeki adamdan tanıdık bir ses geldi: "Atla, seni Freya'ya bırakayım."
Jemma sesin sahibini anlamak için eğildiğinde, bu çekici sesin sabahki mavi gözlü çocuk olduğunu görünce içini bir heyecan kapladı. Jemma düşünmeden kapıyı açıp yan koltuğa oturdu. Emniyet kemerini bağlarken çocuk siyah kaplamalı camı kapattı. Jemma giderken orada kalakalan Lena'ya bakmadı bile.
Lena kaldırımla dakikalardır bakışıyordu; bakışları onu sarmalayan Fred sayesinde bölündü.
Bölüm etkileşimi
