4. bölüm / 9
Dost SırrıBelirsizlik
Bölümler 9Şu an: Belirsizlik
Jemma, Delila’nın baygın bedeninin yanından geçip sol taraftaki odaya ilerledi. Eve aşinaydı. Delila’nın odasında, beyaz gardırobun ahşap kolunu tuttu ve kendine çekti. Dolabın içi dağınık ve düzensizdi. Alt çekmeceleri açıp lacivert, bol, düz bir üst çıkardı. Üzerindeki kanlı giysiyi bedeninden sıyırıp avucunun içinde top haline getirdi.
Ev tek katlıydı. Jemma Delilanın penceresini açtı, önce bacağını sonra tüm bedenini dışarı çıkardı. Spor ayakkabısı çimleri kırıp geçti. Şimdi yapması gereken tek şey Freya ile göl kenarında buluşup ona Tom hakkında bir şey sormaktı.
Bu iki eski dostun evleri birbirine yakındı; göl kenarına da yalnızca kısa bir mesafe vardı. Jemma, arkasına bile bakmadan evden uzaklaştı. Acaba Freya orada mıydı, yoksa yine mi gecikecekti?
Jemma, aklındaki tüm soruları Delila’nın dağılmış evinde bıraktı. Göl kenarına gelene kadar yalnızca Freya ile yapacağı konuşmayı düşündü. Hem Lena’ya hem Freya’ya çok güveniyordu ama onları bu hale getiren Delila’ya bir gram bile güveni kalmamıştı. Bu işin altından onun çıkacağı en başından belliydi.
Jemma, Delila’ya karşı inanılmaz bir nefret beslemeye başlamıştı. Hem neden her seferinde hırsını Jemma’dan çıkarıyordu? Lena tüm gece onda kalmıştı; tek bir bağrış bile duyulmamıştı. Hiç mi kavga etmemişlerdi? Neden hep Jemma? Neden bu kadar nefret ediyordu ondan?
Freya’ya iftira atan da Delila’ydı, Jemma bunu biliyordu.
Göl kenarına geldiğinde etrafta kimse yoktu. Sabahın serinliği hâlâ gitmemişti, sonbaharın yaklaştığı her halinden belliydi.
Göl kenarı yemyeşil ağaçlar ve telefon örgüyle çevriliydi burada yaşayan sakinler sessiz göl kenarı yerine ortalıkta olan uydurma bir parkı tercih ediyorlardı göl kenarı bu yüzden hep ıssızdı.
Jemma ayakkabılarını çıkarıp yanına koydu. Yeşil çimlerin üzerine uzandı. Ayaklarının hemen dibinde gölün mavisi, dipteki yosunların yeşiliyle bulanıyordu. Beyaz çorapları çimin yeşilliği ile boyanmıştı ve zarif elleri bu yeşillikte kayboluyordu. Ağaçlar gölün çevresini sarıyor, güneşin kamaştırıcı ışığını engelliyordu.
Dakikalar geçti. Göldeki balıklar yön değiştirdi, güneşin sıcaklığı arttı; ama Freya hâlâ yoktu.
Saat 8.30 sularındaydı jemma yarım saattir oturup aptal bir kızı bekliyordu.
Jemma artık kalkmaya yeltenirken omuzuna dokunan 1 çift el ve yanağına bırakılan bir öpücük onu yerinde durmaya zorladı.
— “Hiç gelmeyeceksin sandım, Freya.”
Freya alaycı bir tavırla Jemma’nın yanına oturdu, gözlerini devirerek:
— “Geldim işte, buradayım kuşum... Dur bir dakika.”
Bakışları Jemma’nın boynundaki çiziklere indi. Freyanın yüzü bir anlığına ciddileşmişti bu sık olan bir şey değildi. Yara Derin değildi ama bıçağın keskin ucu Jemma’da hem kalben hem bedenen iz bırakmıştı.
— “O kadar önemli bir şey değil, d—”
Jemma cümlesini tamamlayamadan Freya lafa atıldı. Jemma’dan hafifçe uzaklaşarak.
— “Delila, değil mi? Hâlâ kendini kurtaramadı şu hastalıktan. Şu aptal sürtük işime burnunu sokmak yerine kendi hayatıyla ilgilenseymiş, şimdiye düzelirmiş.”
— “İşlerine burnunu sokmak mı?”
Freya durup Jemmanın dudaklarından çıkan kelimeleri dinliyordu.
— “Lena onda kalmıştı. Sabaha ancak Lilith fark etti. Biz de merak edip alelacele gittik. Geldiğimizde sızmıştı, sonra da kendini kaybetti.”
Jemmanın anlattıkları Freyaya bomboş gelmişti. Ona tip tip baktı.
— “Ve yine sana patladı, değil mi? Sen de az aptal değilsin jemma.”
Jemma bu sözlere sert bir tavırla karşılık verdi.
— “Cidden mi, bunu sen mi söylüyorsun? Eğer aptal olsaydım, şu an yanında ben olmazdım. Senin Tom’la yatmadığını biliyorum; bu Delila’nın bir oyunu. Ama hâlâ Lena’yla konuşmadın, tek kelime etmedin. Şimdi ben mi aptal oluyorum?”
Freya gülmeye başladı. Gülüşü kahkahaya dönüştü. Bu aşağlayıcı ses jemmanın kularında iyice yer tuttu.
— “Lena kime inanmak istediyse ona inandı. Tutup da ‘Ben yapmadım, Lenacığım beni affet’ mi diyecektim yani?”
Lena’nın taklidini çocuk sesiyle yapmış, sesine yine aşağılayıcı bir ton katmıştı.
Jemma bu konu hakkında ağır şeyler söylemek istedi ama kelimelerini yuttu.
İki yıl önce yaşanan olayı hâlâ canlı tutabilen sadece Lena ve Jemmaydı.
Peki gerçekten Delila arkadaşına iftira mı atmıştı, yoksa Jemma inanmak istediği için mi Freya’ya inanıyordu?
— “Jem bak, bırak artık şu Tom meselesini. Oldu, bitti. Hatta hepten bitti. Adam öldü ya, boş ver gitsin.”
Jemma ciddi bir tavırla Freya’ya döndü.
— “Şaka mısın sen? Bu senin sevgilindi! Hatta basit bir sevgili değil, o adam için bütün dostlarını karşına aldın. Şimdi ölüp gitmesine bu kadar basit bir tepki mi veriyorsun?”
Freya yine gözlerini devirdi.
— “Ya, ya bak Jemma. Ben Tom’u hiçbir zaman... bırak ona aşık olmayı, insan yerine bile koymadım.”
— “Ne demek bu? Delirdin mi sen? Bu yüzden mi onun için dün gece ağladın?”
Freya şaşkınlıkla sordu:
— “Ağlamak mı? Ne zaman ağlamışım ben, hem de onun için?”
Freya bir kahkaha daha attı. O kadar iğrenç görünüyordu ki, Jemma eğer onu tanımıyor olsaydı buradan çekip giderdi.
— “Dün! ben sana geldiğimde ağladın, hatırlıyorum.”
— “Ben onun için ağlamadım ki, onun yüzünden yakalanırım diye ağladım.”
Freya jemmanın cümlesini bölmesine izin vermeden devam etti.
–"Bak jemma o öldüğünde ikimizde rastlantı eseri karşılaştık oldu ve bitti. Benden şüphelenmiyorsun... değil mi?"
Jemma’nın yüzü tiksintiyle buruştu.
— “İğrençsin, Freya.”
Freya Jemma’ya yaklaşıp elini onun boynuna doladı, gözlerinin içine baktı.
— “Ama sana bir sır vereyim... Ben Tom’la yatmadım.”
Sesi neredeyse fısıltıydı. Sanki kimsenin duymasını istemiyordu. Oysa etraflarında onları dinleyen sadece ağaçlar ve kuşlar vardı.
— “Bunu daha önce de söyledin. Ama benim bilmem bir şey ifade etmez. Hem konuyu değiştirme senin erkek arkadaşın öldü hem de en son kameralara yansıyan kişi sensin. Dün sana gelince üzüldüğünü gördüm ve şüphe etmedim bile ama şimdi...”
Freya daha da yaklaştı.
— “Kuşum bak o gün konuştuğumuz şey onu öldürmem için bir sebep değil ben tomu kaç kez aldattım ona bağlı değilim.”
Jemma geriye çekildi. Freya kollarını serbest bıraktı ve yeniden gülmeye başladı. Makyajı tamdı; takma kirpikleri kirli ve yapmacık bir görüntü bırakıyordu. Gri crop omuzlarından aşağıya süzülüyordu.
–"Sana inanmak istiyorum Freya"
Birbirlerine bakarlarken arkadan gelen bir sesle irkildiler.
— “Jem, o neydi?"
Arkalarından tellerden gelen bir ses işittiler buranın tellerle çevrili olmasının sebebi buranın girişlerine izin verilmemesiydi.
Jemma yerinden kalktı, çıplak ayaklarıyla çimlerin üzerinde yürümeye başladı. Tellere doğru yürüyordu önleri açıktı ama ağaçların gölgesi tuhaf bir his yaratıyordu. Telin bir kısmı kesilmiş ve açılmıştı.
Freya arkasından koştu, ve Jemmanın kolunu tuttu.
— “Kim varsa var, tamam mı? Bakmaya gerek yok. Hadi siktir olup gidelim, he?”
Jemma başını iki yana salladı ama o da kararsızdı. İki yıldır buraya gelirlerdi ama bugüne kadar kimse onları rahatsız etmemişti
— “Biri girmiş Freya. Tele bak.”
Bunu söylerken aslında Jemmanın kendisi de korkmuştu.
Buralarda biri ölse cesedi zor bulunurdu. Göl güzeldi ama yakınlarda yaşayan insanlar için aynı şey söylenemezdi.
Jemma arkasını dönüp gölün kenarındaki ayakkabılarına doğru yürümeye başladı.
–"Gidelim buradan"
Toprak sağuktu Jemmanın beyaz çorapları iyice yeşile boyanmıştı Freya olduğu yerde kala kalmış hala tellere bakıyordu yüz kasları kasılmış içini korku salmıştı:
— “Aaağğğhh!”
Freyanın çığlığı Jemmanın kulağında yankılandı. Jemma:
— “Ne gördün?” diye sordu ve yere düşmüş Freyaya yukarıdan bir bakış attı.
Freya titrek bir sesle yanıtladı:
— “Köpek...”
Jemma onun kolunu tutup kaldırdı ve sertçe konuştu:
— “Aptal mısın sen? Komik değildi.”
Freya ağlamaklıydı.
— “Köpekten korktuğumu biliyorsun.”
Jemma Freyayı kolundan tutarak yalnız bırakmamaya karar verdi. Gölün dibine kadar yürüyüp çimenlerin üzerine oturdu jemma, ayakkabısını giyiyordu. Freya arkadaşının yanına eğilmeye çalıştı ama hafif eğik tümsekte ayakkabıları çamurlu yüzeyde kayıp bedeniyle beraber yere çakıldı.
–"Siktir!"
Freyanın bedeninin yarısı suya batmıştı. Freya bedenini çamurlu yüzeyde ellerinden kuvvet alarak geriye doğru sürüdü çıkmaya çalışırken Jemma eski dostunun kolundan tutup çekmeye çalıştı. Ayakkabılarının arkalarını tam giyememiş olmasına rağmen Freyaya yardım etmeye çalışıyordu.
–"Her yerim battı şaka falan mı bu" Freyanın sesi ağlamaklı çıkıyordu. " Sudan nefret ederim ben iğrenç yapış yapış"
— “Biliyorum ama Boşuna gerginlik yapma." Dedi Jemma. Sinirlerine dokunmaya başlayan eski dostuna.
— “Ben gidiyorum. Bence Lena’ya söyle artık. Tom öldü, hem neden öldüğü bile bilinmiyor.”
Freya hemen cevap verdi:
— “Biliniyor. Dün bir haber sayfasında okudum. Polis cinayet soruşturması başlatmış.”
Jemma döndü ve şaşkınlıkla karşısında dikilen Freyaya baktı.
— “Ne? Cinayet olduğu kesinleşti mi?”
Freya başını salladı.
— “Evet. Birisi onu defalarca bıçaklamış. Hiç düşmanı da yoktu aslında.”
Jemma duydukları karşısında şoka uğradı.
Tom eski sınıf arkadaşlarından biriydi; bir zamanlar en yakın arkadaşıyla sevgiliydi.
Şimdi ise bir cinayete kurban gitmişti. Lilithin sabah ona söyledikleri aklına geldi. Cinayet olduğu belli değildi ve jemma Freyadan en son Tomun yanında görünen kişi olmasına rağmen şüphe etmemişti.
Jemma, ormanın çıkış tellerine doğru yürüdü. Kesilmiş teli aralayarak dışarı çıktı.
Şimdi Lena ile buluşmalı ve ona bunu söylemeliydi.
Eski ekek arkadaşının bir cinayete kurban gittiğini.
Bölüm etkileşimi
