Dost Sırrı kitap kapağı

11. bölüm / 12

Randevu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: Randevu

Bu çalan kaçıncı telefondu? Lena bızzz sesinden çok bıkmıştı. Jemma ile uyumaya çalışıyordu ama bu ses kulaklarına dayanılmaz bir acı veriyordu.
"Lena..."
Jemma yaklaşık 3 saattir kapalı olan, çapakla dolmuş yorgun gözlerini anca açabildi.
"Ahhh, hadi ama! Ben uyumayacaktım, seninle dertleşecektik. Çok afedersin kardeşim," dedi ve soğuk bedeni Lena'nın ateş gibi yanan bedenine sarıldı.
"Önemli değil Jem. Ne zamandır tek dinlenebildiğin yer bayıldığın zamandı, bedeninin ihtiyacı vardı," dedi Lena.
"Ben üstünü vereyim, üşüdün kesin."
Jemma yatağın ucuna oturup esnedi.
"Daha iyi gözüküyorsun, yani demek istediğim..."
"Anladım Jem. Evet, daha iyiyim, senin varlığın beni iyi hissettiriyor," diyerek Jemma'ya straplez bluzunu verdi Lena.
Jemma başından kıyafetini geçirdi; yataktan kalkıp üstünü düzeltmek için aynanın karşısına geçti.
"Lena, yemek yemeyecek misin?" diye bir ses geldi aşağıdan.
"Annen mi o?" dedi Jemma. Arkasını dönüp baktığında kaşlarının biri havada duruyordu. "Beni neden uyandırmadın Lena? Bir şey dedi mi sana, seni kırdı mı?"
Lena hafif buruk bir gülümseme ile Jemma'nın yanına dikildi ve aynadaki yansımasına bakarak konuştu:
"Evet, kırdı. Ama annemden çok Lilith beni kırdı. Nasıl annemin tarafını tutabilir, anlamıyorum."
Jemma tekrar esnedi. Esnerken gözleri şiddetle kısıldı. "İlk ayrılmaya karar verdikleri zaman anneni de babanı da tutmuyordu, ikisinden de nefret ediyordu."
Derken Sierra'nın sesi yine yükseldi: "Hey Lena! Sana diyorum!"
Jem, Lena'ya sarılıp "Bak ne diyeceğim, ne zamandır bizim sandviççimize gitmiyoruz. Öğle yemeğini orada yemeye ne dersin?" diye sordu.
Lena'nın cevabı tabii ki "Olur," demek oldu.
— Telefonum nerede? Onu yastığın altına koymuştum.
— Şey... Çok arama geldi, ben de şuraya koydum, dedi bir parmağı ile masayı göstererek.
— Al.
— Teşekkürler Lena.
— Aramalar kimdenmiş?
— Önemli birinden değil.
— İyi o zaman, hadi gidelim mi?
Jemma eline aldığı, ne zamandır kullanılmıyor olmasına karşın sıcacık duran telefonunun ekranını kapattı ve arka cebine geri soktu.
"Hadi gel," diyerek elini Lena'ya uzattı.
Lena ona uzanan eli sıkıca tuttu ve merdivenlerden aşağıya seri adımlarla indiler.
"Ah Jemma, sen burada mıydın tatlım?"
Jemma yalandan bir gülümsemeye başvurdu. "Evet, uyuyordum. Kusura bakmayın, hoş geldiniz." Dedikten sonra o yalan gülümsemesini kesti ve "Biz Lena ile dışarıda yiyeceğiz. Zahmetiniz için sağ olun, gece geliriz," dedi.
Ayakkabılığın yanındaki küçük koltuğa oturan Lena, beyaz spor ayakkabılarını giyebilmek için takdirlik bir performans sarf ediyordu.
"Hadi Lena."
Jemma hafif topuklu parmak arası terliklerini ayağına geçirdi ve kapıyı sertçe kendine çekti.
"Fred... A, Lena buraya bakman lazım," dedi Jemma. Şaşırmış suratını Lena'ya çevirdi. "Seninki uyuyakalmış," bu sefer fısıldayarak konuşmuştu.
Lena oturaktan kalkıp onu beklerken uyuyakalmış sevgilisine baktı. Yüzü kapı eşiğini aşmış, düşmemek için duvara tutunmuştu.
"Aptal herif," bunu söylerken yanakları kulaklarına kadar gerildi.
"O dallamayı buradan yolla!" diye bir ses geldi arkalarından. Ses Sierra'ya aitti; Fred'i gerçekten sevmiyordu.
Sierra'nın bağırmasıyla uyanan Fred'in gördüğü ilk yüz Lena'nınki olunca irkilmişti. "Aşkım," dedi ve ardından "Sen iyi misin? Yani, ben özür dilerim Lena," diyerek devam etti.
Lena annesine cevap bile vermeden kapıyı kapattı. Fred üzgün bir tavırla "Peki," dedi.
Jemma onun elinden tutup "Bizi rahatsız etme, sonra konuşuruz ve kapımın önünde bekleme," dedi. Arkasını dönmüş, öyle konuşuyordu.
Fred en azından sonradan da olsa Lena'nın onunla konuşacağını duyunca çok sevindi. Hâlâ bir şansı vardı. Lena'nın evinin önünden ayrılıp annesinin dükkânına gitmek için yola koyuldu. Freya ona saat 5 için mesaj atmıştı, hâlâ 1 saat vardı.
— Burası bu kadar uzak mıydı Jemma?
— Evet, unutmuşsundur.
— Jem, şurası! Gördüm!
— Gözlüğün olmadan görebiliyor muydun sen ya?
— Jem!!
— Şşt, sakin! Şakaydı, görmediğini ben de biliyorum.
— Jemmaaa!!!
— Hadi, hadi gir, diyerek cam kapıyı açtı Jemma, Lena girsin diye kapıyı açık tutarak.
"Biz ne ara bu kadar uzaklaştık Jemma?"
Jemma arkasından onu takip ederek yürüyen Lena'ya şaşkınlıkla baktı. "Kim? Biz mi? Saçmalama Lena."
Lena sol eliyle kendini sarmış, yere bakarak arkadaşını takip ediyordu. "Biz derken sadece sen ve ben değil; biz, hepimiz."
Jemma önünde sipariş için bekleyen birkaç kişinin arkasına geçti. "Uzaklaştık çünkü Delilah kafayı kırdı."
"Jem!" Lena bağırarak Jemma'nın bu kırıcı sözüne karşılık verdi. "Delilah iyi değil, biliyorum ama bu onun seçimi değil ve sorumun cevabı da bu değil."
Oldukları yerde çok fazla gürültü kirliliği vardı. Jemma önlerinde asılı koca ekrandan ne alacaklarına karar vermeye çalışıyordu.
"Sorunun cevabı tam olarak bu Lena! Bana bıçak çekti, Lilith ile kavga etti, Freya'ya iftira attı. Fred ile kaç kez tartıştıklarını söylemiyorum bile. Tom'u hatırlasana, Delilah'dan kaçıyordu bildiğin," dedi. Hâlâ sandviç seçmeye çalışırken dükkânlara beyaz ışık takılması zorunlu muydu? Çok boğucu bir havası vardı.
Önlerindeki bir kişi de işini bitirince sipariş sırası kızlara geldi. Jemma Lena'ya dönüp "Her zamankinden mi?" dedi. Lena'nın cevabı sadece "Hımm, evet," oldu.
— İki adet ekstra sosisli ve soslu klasik sandviç, kola büyük boy olsun lütfen.
— Ödeme kartla mı hanımefendi?
— Evet, temassız var.
— Buyurun.
— Teşekkürler, kolay gelsin.
Jemma Lena'nın koluna girip sağ tarafta çıkışa doğru art arda uzanan masalardan dolu olanlardan sıyrılıp boş bir masaya oturdu. Lena kırmızı deri koltuğuna kuruldu. Sırt kısmında da aynı malzemenin olması çok iyi olmuştu; beli ağrırken yemek yemeyi kimse istemezdi.
"Bizi ayıran şey neydi biliyor musun Lena?" diyerek konuya girdi Jemma.
— Neydi Jem?
— Sırlar.
— Eski sevgilimle yatması sır olarak mı kalsaydı yani?
— Freya kimseyle yatmadı.
— Ha ha ha, güzel şaka Jemma! Normalde çok zekisin ama konu Freya olunca nedense aptallaşıyorsun.
— Ne demeye çalışıyorsun Lena?
— İşte tam olarak bunu demeye çalışıyorum Jem. Bak, seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun ama...
— Aması yok! Ne demek "İş ona gelince aptallaşıyorsun"? Freya, ben, kardeşin malız ama sen ve Delilah fena zekisiniz, değil mi?
— Jemma, onu demek istemedim. Eğer o gün Tom ile yatmadıysa neden bir hafta sonra aşık oldular?
— Bilmiyorum, belki tehdit etti, belki zorladı, bilmiyorum!
— Bana onu savunma Jemma! Bitti gitti. O gün bunu yapmamış olsa bile karşıma çıkıp bunu söylemeliydi.
— Haklısın Lena ama Freya böyle bir şey yapmadı. Düşünsene, bilinmeyen numaradan annem sandığım birinden mesaj geliyor, sadece beni değil seni de çağrıyor.
— Tamam, evet, saçma ama Delilah niye böyle bir şey yapsın?
— Sana takık çünkü, ondan başka kimseyle konuşma istiyor!
— Abartıyorsun Jemma, Delilah öyle biri değil, sadece...
— Tam olarak öyle biri!
"Buyurun siparişleriniz," diyen bir ses araya girdi ve masaya sandviç tepsilerini koydu. "Başka bir isteğiniz var mı kızlar?" dedi hafif tombul, kısa boylu garson.
"Hayır, teşekkürler," diye karşılık veren Jemma tam söze atılacakken Lena'nın "Freya ve Tom'u veya Delilah'nın sana bıçak çektiği anıları dinlemek istemiyorum," demesiyle çenesini tuttu. Aklındakileri susturarak güzel şeylere konu açmaya çalıştı.
— Küçüklüğümüzü hatırlıyor musun?
— Tabii ki, dedi Lena ağzına aldığı koca lokmayı öğütmeye çalışırken. Dudaklarının kenarları ketçap olmuştu; kıpkırmızı ve parlak...
— Annemle kavga edip size gelmiştim. Arka bahçede çamurla kekler, kurabiyeler yapmıştık.
— Senin yaptığın kurabiyenin tadını hâlâ hatırlıyorum!
— Yemiş miydin?!
— Tabii ki! Sen tatlı yapacaksın ve ben yemeyecek miyim?
Lena'nın yüzü çamurun tadını tahmin etmeye çalışırken iğrenmekten buruştu. "Sağ ol," dedi yalandan sırıtarak ve çamurdan yapılmayan sandviçinden bir ısırık daha aldı.
Jemma çoktan yarısına gelmişti bile. Ağzı doluyken konuşmaya çalışarak "Ağzını sil, kana benziyor," dedi.
Lena, Jemma'nın bu benzetmesiyle kahkahaya boğuldu. "Kana mı? Ha ha, Jem, sen de delirdin!"
Jemma ketçap ve mayonezin arasında duran peçetelikten bir adet kâğıt mendil çekti; ayakları üzerinde doğrulup Lena'ya yaklaştı. Bir hışımla Lena'nın dudaklarındaki kanı, yani ketçabı sildi. Jemma ciddi anlamda rahatsızlık duyduğu bu görüntüye artık katlanmak zorunda değildi.
꧁⎝ 𓆩༺✧༻𓆪 ⎠⎝ 𓆩༺✧༻𓆪 ⎠꧂
Jemma ve Lena bu şirin dükkânda ne zamandır oturduklarını artık bilmiyorlardı.
— Artık kalksak mı?
— Olur Jem, benim lavaboya girmem lazım.
— Peki, ben çantaları alıp kapının önünde bekliyorum. Sosis kokusundan boğuldum.
— Tamamdır.
Jemma kendi çantasını ve Lena'nın çantasını aldıktan sonra yavaş adımlarla zeminde yürüdü. Sandviççinin dükkânı çok kaotik duruyordu fakat bu atmosfere rağmen ikisinin de favori mekânı olmayı başarmıştı. Eskiden neredeyse her gün buraya gelirlerdi fakat her şey gibi bu da zaman aşımına uğramış ve değişmişti.
Lena itmeli cam kapıya kuvvet uygulayıp dışarı çıktı. Burası Freya'nın evine çok yakındı. Jemma onu görme ihtimalini düşündü fakat neden böyle bir şeyi aklından geçirdiğini o da bilmiyordu, sadece hissetmişti.
Lena'nın arkadan gelmesiyle konuşmaya dalması bir oldu: "Çantamı uzatır mısın, cüzdanımı koyayım."
Jemma cevap vermeden Lena'nın çantasını uzattı. Lena işini hallettikten sonra çantasını sol omzuna takıp sağ kolu ile Jemma'nın koluna girdi.
"Freya'nın evi buralardaydı, değil mi? Dün gece buraya geldin."
"Evet, neden sordun?"
Lena arkasına bir bakış attıktan sonra sinsice Jemma'nın kulağına yaklaştı: "Geç kalınca endişelendim sadece."
Jemma amansızca gülmeye başladı. "Bunu niye bir sırmış gibi söylüyorsun deli? Korktum!"
Lena hafif sırıtarak, "Canım öyle söylemek istedi hanımefendi," dedi.
Jemma ve Lena çok mutlu gözüküyorlardı. İkisi yolun karşısına geçmek için yaya yolunun kenarında durdular. Lena trafik lambasının kırmızı ışığına bakarken arkada kalan park dikkatini çekti. Eskiden ne çok gelirlerdi! Okula en yakın ev Freya'nındı ve evlerinin oradaki bu parka çok giderlerdi.
Jemma yeşil yanınca karşıya geçmek için Lena'yı dürttü. "Hey!"
Lena hâlâ parka odaklıydı. Ama baktığı şey ne eski anıları ne de eski hatıralarıydı; tam olarak kardeşine ve kardeşiyle şakalaşarak gülüşen Freya'ya bakıyordu. Tansiyonu bir anda beynine fırlamıştı sanki.
"Lena hadi, yeşil yanıyor. Nereye bakıyorsun sen?"
Jemma Lena ile aynı yere bakınca şaşkınlık vücuduna hücum etti. "Ne alaka şu an?" derken ikisi beraber karşıya geçtiler.
"Yanlarına gidelim."
Lena, Jemma'nın bu teklifini reddetti: "İzleyelim... Sadece izleyelim ve dinleyelim."
Jemma'nın "Tamam" demesine gerek kalmadan parka doğru yürümeye başlamışlardı.
"Bunlar ne zamandır görüşüyorlar?" dedi Lena.
Jemma çalıların dibine çökerken "Belki ilk buluşmalarıdır," dedi ve bağdaş kurup kuru toprağın üzerine oturdu. "Gerçi ilk görüşmeleri olsaydı bu kadar gülüp eğlenmezlerdi," diyerek arka cebinden telefonunu çıkardı. "Otursana Lena, ayakta gözüküyorsun."
Jem telefonun ekranını açınca Freya'dan 15 dakika önce gelen iki mesaj olduğunu gördü:
16.30 - Jemma, seni rahatsız ettiğim için üzgünüm. Bu derde seni ortak etmeyeceğim, vazgeçtim.
16.35 - Fred'in annesinin kafesine gideceğim, istersen gel konuşuruz.
"Freya yazmış bana."
Lena, Jemma'nın ağzından her Freya lafını duyunca deliriyordu. "Ne yazmış?" diye sordu.
"Fred ile kafede buluşacaklarmış."
Lena sorularına devam etti: "Ne zaman?"
Jemma ise "Bilmiyorum, yazmamış. Arayayım," dedi.
Lena, Jemma'nın telefonunu elinden çekip Freya'ya mesaj attı.
"Ne yapıyorsun be deli kadın?" diyerek tepki gösterdi Jemma. Ama Jemma'nın tepkisi Lena'nın şu an umurunda değildi. Freya'ya sadece soğuk bir "Ne zaman?" mesajı atmıştı.
16.47 - Yazıyor...
16.47 - 20 dk sonra falan.
16.48 - Tamam.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…