Bölümler 11Şu an: 𝐂𝐇𝐀𝐏𝐓𝐄𝐑 VIII 𝐃𝐄𝐍𝐄𝐊 𝟒𝟕
- 1 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰 𝑴𝒆𝒔𝒂𝒋254 kelime
- 2 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰𝑰𝑩𝒍𝒂𝒄𝒌𝒘𝒐𝒐𝒅354 kelime
- 3 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰𝑰𝑰𝑲𝒂𝒓𝒂𝒏𝒍ı𝒌 𝑲𝒐𝒓𝒊𝒅𝒐𝒓𝒍𝒂𝒓317 kelime
- 4 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰𝑽𝑮𝒆𝒄𝒎𝒊𝒔𝒊𝒏 𝑰𝒛𝒍𝒆𝒓𝒊424 kelime
- 5 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑽𝑩𝒐𝒅𝒓𝒖𝒎𝒖𝒏 𝑺ı𝒓𝒓ı477 kelime
- 6 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑽𝑰 B-47430 kelime
- 7 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑽𝑰𝑰 Kapının Ardındaki Sessizlik403 kelime
- 8 𝐂𝐇𝐀𝐏𝐓𝐄𝐑 VIII 𝐃𝐄𝐍𝐄𝐊 𝟒𝟕383 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰𝑿 Geri Dönüş Yok363 kelime
- 10 Chapter X Son Protokol366 kelime
- 11 Chapter XI Son Koridor448 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Siren sesi, laboratuvarın duvarlarında yankılanıyordu.
UUUUUUUUUU...
Kırmızı acil durum lambaları yanıp söndükçe gölgeler yer değiştiriyor, duvarlar sanki nefes alıp veriyormuş gibi hareket ediyordu.
Olduğum yerde donup kalmıştım.
Fenerimin ışığı titriyordu.
Hayır...
Titreyen fener değildi.
Titreyen bendim.
Avuçlarım terlemişti. Nefesim düzensizleşmiş, kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu.
Yerdeki ayak izlerine baktım.
Islaktılar.
Sanki birkaç saniye önce oluşmuş gibiydiler.
Fakat bu izler bir insana ait değildi.
Parmaklar uzundu.
Topuk kısmı ise neredeyse hiç yere basmamıştı.
Bir an için dizlerimin bağı çözüldü.
"...Bu imkânsız."
Tam o sırada laboratuvarın derinliklerinden metal sürtünme sesi yükseldi.
Gııırrr...
Sanki ağır bir zincir, beton zeminde çekiliyordu.
Ses yavaş yavaş yaklaşıyordu.
Fenerimi karanlığa çevirdim.
Hiçbir şey yoktu.
Ama ses devam ediyordu.
Gııırrr...
Bir adım attım.
Ses kesildi.
Ben durdum.
Bir saniye...
İki saniye...
Sonra...
Arkamdan tek bir nefes sesi geldi.
Derin.
Yavaş.
Soğuk.
Boynumun arkasındaki tüyler diken diken oldu.
Arkamı dönmeye cesaret edemedim.
Kulaklarımda yalnızca kendi kalp atışlarımı duyuyordum.
Tak...
Arkamda tek bir adım.
Tak...
Bir adım daha.
Yavaşça döndüm.
Fenerimin ışığı karanlığı taradı.
Boştu.
Sadece kırık dolaplar...
Dağılmış dosyalar...
Ve duvarda büyük harflerle yazılmış eski bir uyarı:
B-47'YE YAKLAŞMAYIN
Yazının altında kurumuş, koyu renkli el izleri vardı.
El izlerinden biri diğerlerinden küçüktü.
Sanki bir çocuk duvara dokunmuştu.
Boğazım düğümlendi.
Telefonum cebimde titreşti.
Bu kez ekran açılmadı.
Kendi kendine çalışmaya başladı.
Parazit sesleri arasında boğuk bir fısıltı duyuldu.
"...Ethan..."
Donup kaldım.
Ses tekrar geldi.
Bu kez biraz daha netti.
"...Beni burada bıraktılar..."
Telefon bir anda kapandı.
Ekran simsiyah oldu.
Tam o sırada laboratuvarın karşı duvarındaki büyük gözlem camının arkasında bir siluet belirdi.
İnsan boyundaydı.
Kıpırdamıyordu.
Başını hafifçe eğmiş, bana bakıyordu.
Feneri doğrudan üzerine tuttum.
Hiç hareket etmedi.
Bir adım attım.
Camın önüne geldiğim anda...
ÇAT!
Camın üzerinde ince bir çatlak oluştu.
Ardından ikinci.
Üçüncü.
Çatlaklar örümcek ağı gibi bütün cama yayıldı.
Bir anda laboratuvarın ışıkları tamamen söndü.
Her yer karanlığa gömüldü.
Sessizlik...
Yalnızca nefes alışımı duyabiliyordum.
Sonra...
Kulağımın hemen dibinde, buz gibi bir fısıltı yükseldi.
"Geç kaldın..."
Refleksle arkamı döndüm.
Hiç kimse yoktu.
Ama yerde yeni bir iz vardı.
Tozun üzerine tek bir kelime yazılmıştı.
KAÇ.
Tam o anda laboratuvarın en arka köşesinden, insan çığlığına benzemeyen boğuk ve derin bir ses yükseldi.
Ses ne bir hayvana ne de bir insana aitti.
Göğsümde yankılandı.
İçgüdülerim bana tek bir şey söylüyordu.
Koş.
Ama bacaklarım kıpırdamıyordu.
Çünkü karanlığın içinde...
İki değil...
Dört solgun göz bana bakıyordu.
Bölüm etkileşimi
