Bölümler 11Şu an: 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑽𝑰 B-47
- 1 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰 𝑴𝒆𝒔𝒂𝒋254 kelime
- 2 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰𝑰𝑩𝒍𝒂𝒄𝒌𝒘𝒐𝒐𝒅354 kelime
- 3 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰𝑰𝑰𝑲𝒂𝒓𝒂𝒏𝒍ı𝒌 𝑲𝒐𝒓𝒊𝒅𝒐𝒓𝒍𝒂𝒓317 kelime
- 4 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰𝑽𝑮𝒆𝒄𝒎𝒊𝒔𝒊𝒏 𝑰𝒛𝒍𝒆𝒓𝒊424 kelime
- 5 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑽𝑩𝒐𝒅𝒓𝒖𝒎𝒖𝒏 𝑺ı𝒓𝒓ı477 kelime
- 6 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑽𝑰 B-47430 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑽𝑰𝑰 Kapının Ardındaki Sessizlik403 kelime
- 8 𝐂𝐇𝐀𝐏𝐓𝐄𝐑 VIII 𝐃𝐄𝐍𝐄𝐊 𝟒𝟕383 kelime
- 9 𝑪𝒉𝒂𝒑𝒕𝒆𝒓 𝑰𝑿 Geri Dönüş Yok363 kelime
- 10 Chapter X Son Protokol366 kelime
- 11 Chapter XI Son Koridor448 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arşiv odasının sessizliği üzerime çökmüştü.
Elimde tuttuğum paslı anahtarı avucumun içinde çevirdim.
Üzerindeki kazınmış yazı artık çok net görünüyordu.
B-47
Bu numara...
Sanki bütün hastane boyunca beni takip ediyordu.
Doktorun günlüğünde...
Güvenlik kayıtlarında...
Bulduğum raporlarda...
Ve şimdi de elimdeki anahtarın üzerinde.
Derin bir nefes aldım.
"Bütün bunlar tesadüf olamaz..."
Cebimdeki telefonu çıkardım.
Saat gece yarısını geçmişti.
00:18
Hâlâ sinyal yoktu.
Ama ekran kendi kendine aydınlandı.
Yeni mesaj.
"Henüz geri dönebilirsin."
Mesajı okurken kaşlarımı çattım.
İkinci mesaj neredeyse aynı anda geldi.
"Kapıyı açarsan hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Ekrana uzun süre baktım.
Bu kişi beni neden uyarmaya çalışıyordu?
Eğer gerçekten bana zarar vermek isteseydi...
Neden beni durdurmaya çalışsın?
Telefonu cebime koydum.
"Gerçeği öğrenmeden buradan gitmeyeceğim."
Sözlerim boş koridorlarda yankılandı.
Sanki hastanenin kendisi beni duymuştu.
Arşiv odasından çıkıp yeniden bodrum koridoruna yöneldim.
Koridor eskisinden daha karanlıktı.
Fenerimin ışığı yalnızca birkaç metre ötesini gösterebiliyordu.
Duvarlardan akan su damlaları yere düşerken yankılanıyor...
Eski floresan lambalar ise arada sırada kısa süreliğine yanıp sönüyordu.
Bir süre yürüdükten sonra ilk kapıya ulaştım.
Kapının üzerinde paslanmış metal bir tabela vardı.
MORG
İçim ürperdi.
Normalde böyle yerlere girmekten çekinmezdim.
Ama Blackwood'da hiçbir oda sıradan değildi.
Kapıyı yavaşça ittim.
Gıcır...
Kapı açılır açılmaz ağır ve keskin bir koku yüzüme çarptı.
Yıllardır açılmamış gibi hissediliyordu.
Fenerimi içeri tuttum.
Paslanmış sedyeler...
Duvar boyunca dizilmiş metal dolaplar...
Tavanın bazı yerlerinden sarkan kablolar...
Her şey zamanın içinde çürümeye bırakılmıştı.
Bir sedyenin üzerine beyaz bir örtü serilmişti.
Ayaklarım istemsizce durdu.
"Burada biri mi var?"
Sessizlik...
Yavaşça sedyeye yaklaştım.
Elim örtünün ucuna gitti.
Bir...
İki...
Ve tek hamlede örtüyü çektim.
Altı bomboştu.
Derin bir nefes verdim.
Tam arkamı dönecekken...
Tak...
Metal dolaplardan biri kendi kendine kapandı.
Olduğum yerde donup kaldım.
Feneri hızla sese çevirdim.
Dolap hareketsizdi.
Belki eski menteşeler...
Belki de rüzgâr...
Kendimi buna inandırmaya çalışıyordum.
Tam çıkacakken yerde eski bir kimlik kartı gördüm.
Üzerinde hastane logosu vardı.
Tozunu sildim.
Kartın üzerindeki yazılar hâlâ okunabiliyordu.
Dr. Emily Carter
Adli Tıp Uzmanı
Kartın arkasında kurumuş kanın üzerine aceleyle yazılmış tek bir cümle vardı.
"Morga güvenme."
Kalbim hızlandı.
Kim yazmıştı bunu?
Ve neden?
Kartı cebime koyup morgdan çıktım.
Koridora döndüğüm anda hastanenin elektrikleri bir anlığına geri geldi.
Floresan lambalar birer birer yanmaya başladı.
Koridor birkaç saniyeliğine gündüz kadar aydınlandı.
O anda...
Koridorun sonunda birinin durduğunu gördüm.
Uzun boylu.
Beyaz önlüklü.
Başı öne eğikti.
Hiç kıpırdamıyordu.
"Neredesin?"
Sesim istemsizce titredi.
Cevap vermedi.
Bir adım attım.
Lambalar tekrar söndü.
Her yer yeniden karanlığa gömüldü.
Fenerimi aynı noktaya tuttum.
Kimse yoktu.
Sadece boş koridor...
Ve duvardaki eski yön tabelası.
B-47 →
O okun gösterdiği yön...
Hastanenin en karanlık kısmına gidiyordu.
Elimdeki anahtarı daha sıkı kavradım.
Artık geri dönmek için çok geçti.
Bölüm etkileşimi
