DALYA kitap kapağı

9. bölüm / 24

DALYA

~9. BÖLÜM~

Vaveyla Yazarı: Bulutlar Arası Yalnızlık

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: ~9. BÖLÜM~

Herkese merhaba.

Bu bölümde bol bol Duhan ve Eliz okuyacaksınız. Umarım beğenirsiniz

Yorum atmayı, okumayı ve Oy atmayı unutmayın.

YouTube kanalı açtım. Kitabın editleri orada var. Kanalın adını biyografime bıraktım.

İYİ OKUMALAR💜🌺🩷

Hayat herkesi sınar, sınadığı şey olmayana kadar insanı bırakmazdı ama çoğu kişiyi hayat sınavından bırakmış, önlerine bakmadan ilerlemeye zorlamıştı. Sahi bu hayat dediğimiz yaşama süreci neden engeldir ki bana?
Neden yaşamama, duygularımla başbaşa kalmayı hak etmemi sağlamaz. Bir ömür, bir asır bir zaman geçiyor lakin ben sürekli aynı yerde sekip duruyordum ve hayatım kurşungeçirmezliğine devam ediyordu. Zamanı delicesine harcamak, hayatın tadını çıkarmak bile ne kadar önemliyken sessiz ve sakin eriyip gidiyordum. Yüzyıllardır devam eden bu bilmece nereye çıkacağını bilmeden yaşamak durgunluk ve öfke veriyordu ama
gel gelelim ki bilmecelerin sonu her zaman doğru bilmeceyle alaklıydı. Benim hayat bilmecem ise bilinmeyen yüklemli bir cümleydi.

“Biraz daha yolumuz var arabanın yakıtı azaldı bir akaryakıt istasyonunda duracağım. Eğer özel ihtiyacın varsa tuvalete gidebilirsin.”

“Olur. Tahminen ne zaman istasyonda oluruz?”

“10 dakikaya varırız.” dedi. Bende yerimde beklemeye başladım. Bütün bursa yolculuğum sırasında oturup dışarıyı izlemiştim ama bu kadar yeşillik olan bir yeri görmemiştim. Her taraf ağaçlar ve çiçeklerle doluydu. İstasyona gireceğimiz sırada bir tane ağaç gördüm. Bu ağaç bütün dallarını etrafa doğru yaymıştı bu ise biz insanlara görsel şölen veriyordu. Araba durduğunda kapıyı açacağım sırada duhan kolumu tuttu.

“Bir şey olursa hemen yanıma gel, ben hemen arabanın yanında olacağım.”

“İstersen senle bana ip takalım hiç kaybolmam ne dersin. Nereye gitsem sende peşimden gelirsin.”

“Gidecekmisin yoksa ben seninle geleyim mi?” demesiyle gözlerimi pörtletip ona bakmaya devam ettim. Kendim kazdığım kuyuya kendim düşmüştüm hemde üstüme toprak bile atılmıştı. Kapıyı açıp inerken gülümsüyorum ve ilk defa istemsiz oluyordu.

Üzerimdeki beyaz elbiseyle yürümek biraz zor olsada lavaboya girmem gerekiyordu. Kaç saatten beri araba koltuğunda oturuyordum ve koltuğa fotokopim çıkmıştı. Sonunda lavobaya geldiğimde temiz olması içimi ferahlatmıştı lakin tuvaletin kapısı kırıktı ve sadece bir tane tuvalet vardı. Ne yapacağımı bilmez şekilde düşünürken çareyi elimi yıkamaktan buldum. Elimi yıkadıktan sonra boynuma biraz su serptim. Tuvalete girip kapının kilidiyle oynadım belki kilidi olursa tutar diye ama olmadı aksine elim biraz çizilmişti. Sorun elim değildi tam olarak bu kapı tek sorundu. Tuvaletten çıkıp duhanın yanına gittim,o arabaya yaşlanmış elindeki birkaç poşetle beni bekliyordu ve elindeki telefonla uğraşıyordu. Hemencecik yanına gitmeye başladım.
Ben yürürken topuklu ayakkabımdan çıkan ses direkt bakışlarının benim üzerime düşmesine sebebiyet vermişti.

Bakışları aynı abimin ki gibiydi.

Yanına vardığımda arabanın anahtarı ile kilitleri açtı ve poşetleri arka koltuklara bıraktı. Kapıyı kapatırken daha yumuşak davranması onda gelişen tek özellikti.

“Bir sor-” sözümü kesmesiyle sustuğumda gözleri elime kaydığında neden beni susturduğunu anladım.

“Eline ne oldu eliz?” yüzüne odaklandığımda endişeli olduğu anlaşılıyordu ama bu endişe,dostunun kız kardeşi için değildi…

“Sözümü kesmeseydin anlatacaktım zaten. Tuvaletin kapısı kırık bende kilidiyle oynadım belki kilitlenirse kapı olur diye ama olmadı sadece elimi çizdim.”

“İhtiyacını gidermiş gibi duruyorsun doktor hanım.” dedi. Bakışları boynumu ıslattığım damlaları izlerken bende onu izledim.

“Sadece elimi falan yıkadım.”

“Belli oluyor zaten.”

“Ben tuvalete geri gidiyorum sende bana kapıyı tutuyorsun. Hadi bakalım” dedim ve arkamda onu bırakarak tuvalete geri gitmeye başladım.

“BEN Mİ?” diye arkamdan bağırırken bende ona ithafen bağırdım.

“SEN DEĞİL. YAKIŞIKLI BİR ADAM ÇAĞIR O TUTSUN.” dedim ama bunu derken kahkaha atmamak için kendimi çok zor tutuyordum. Bir el kolumu tutup kendisine çevirmesiyle duraksamam bir oldu.

“Saçmalamaya başlamadan sana şu kapıyı tutayım da bu lanetli yakıtçıdan gidelim hemen.”

“Ben gelemem ki”

“Neden?”

“Yakışıklı bekliyorum.” dedim. Duhanın gözleri sinirden koyulaştığında onu sinir etmenin beni çok keyiflendirdiğine bir kez daha şahit oldum.

“Maalesef aradığın yavşak kavşakta kaldı. Bu yüzden ben sana eşlik edeceğim. Hadi bakalım” dedi ve kolumu bırakıp benim gibi tuvalete adım atmaya başladı.

Ben ise peşinden güle güle geliyordum. Bu yaşadığım dakikalar hayatımın en güzel geçen dakikalarıydı sanki. Hepsi onun sayesindeydi. Tuvalete geldiğimizde duhan bana kapıyı tutarken bende hemen ihtiyacımı giderdim ama gülmemek için kendimi tutmayı bıraktım. Kahkaha atarak işimi hallettim. İşim bitmesine rağmen biraz daha tuvalette bekledim çünkü kapıyı tutan zaten vardı. Ben gülerken duhanın sinirli mırıltısını duymamak elde değildi.

“Hanımefendiye bak gülüyor birde. Hem sen neden tel tokayla kapıyı kilitlemedin?”

Tuvalette ayakta durup duhanın mırıltısını dinlemek beni çok eğlendiriyordu.

“Tel tokayla kapı kilitlenmiyor beyefendi. Sadece kilidi açılıyor.”

“Neyse ne artık. “ deyip kestirip attı. Bende daha fazla burada durmamak için kapıyı açması için seslendim ve tuvaletten çıkıp arabaya doğru giderken sessizce ilerlemeye alıştım çünkü şuan ki eliz için bu kadar mutluluk yeterliydi.

Arabaya bindiğimizde duhan emniyet kemerini taktı ve arabayı çalıştırıp akaryakıt istasyonundan uzaklaşmaya başladık. Biz oradan gittik ama benim zihnimde bu istasyon çok büyük iz olarak kaldı ve bu iz hayatımda aldığım en güzel izdi.

Yerimden kıpırdanıp arka koltuklara uzandığımda beyaz olan el çantamı elime aldım ve içinden telefonumu aramaya başladım ama telefonum çantamın içinde değildi. Biraz daha eğilip arabanın zeminin bakmaya çalıştım ama karnımın üzerindeki el ile koltuğa ışık hızıyla geri oturdum ardında duhan’a baktım. Bana bakarak gülüyordu ve onun gülüşü de aynı abimin ki gibi huzur kokuyordu.

Birbirimize derince bakarken bakışlarını çeken o oldu çünkü araba kullanıyordu. Ben ise hala telefonum nerede olduğunu aramaya çalışıyordum ama duhanın sesiyle aramayı tekrardan bıraktım.

“Telefonunu boşuna arıyorsun abin telefonunu babanı takip eden aracın için bırakmış.”

“Mavzer telefon sinyalini takip eder diye mi?”

“Tam olarak ondan dolayı. Kendi telefonunu da bırakmış.”

“Kendi telefonunu arabada bıraktıysa ben nasıl konuşacağım abimle?”

“Bana gizli bir numara atmış, onunla konuşacaksın. Zaten ben onurla konuştum iyiymiş merak etme”

“Ve sen bana bunu şimdi mi söylüyorsun”

“İstersen yarın da söyleyebilirim”

“Ne kadar şakacısın”

“Sizin yanınıza yakışmak lazım hanımefendi” dedi ben ise cevap vermeden öylece durmaya karar verdim ama sıkılacağım için radyodan şarkı açmak istedim ama açtığım radyo kanalında bir adam dinleyicilere soru soruyordu.

“Sayın dinleyiciler şimdiki sorumuz herkesin cevaplayacağı bir soru. Babanızdan hangi özelliğin kendinize geçmesini isterdiniz? Sesli ve yazılı cevaplar için telefon hattımız 0555…….. “ diyordu. Elimi geri çektiğimde koltuğa yaslanıp camdan dışarıyı izledim. O sırada şarkı yavaş yavaş aramızdan süzülmeye başladı.

“Sen bir aysın ben kara gece
Gel derim gel derim gel derim
Bu can senin sersebil ettim
Al derim al derim al derim
Sorsan bağın yaresini de
Gül derim gül derim gül derim
Şerbet diye zehirde verse bal derim
Ben bozkırım sen yağmursun
Gel hadi gel hadi gel hadi…

Gözyaşım aktığında sessizce sildim ve içimden sorunun cevabını verdim.
Babamın hiçbir şeyini istemezdim çünkü onun herşeyi kendisi gibi nefretten ibaretti.

🌺🌸🌺🌸

Ağaçların dalları çıtırdıyor, yaprak birer birer ağaçlardan düşüyordu. Bulutlar gökyüzünün her yerine bulaşırken izleyici kalan sadece Mavzer Dağmandı.
Arabasını uçurumun önüne park etmiş, sessizce kendini sorguluyordu. Kafasındaki karışıklık her ne ise canını gereğinden fazla sıkıyordu va canının tek sorunu elizdi.
Elini alnında sertçe sürterken aklında kalan tek şey elizin gözyaşlarıydı.Canını ne kadar çok yaktığını biliyordu ama bunu ona söyleyecek kadar cesareti yoktu. evliliğe geleceğine o kadar emindi ki kaçacağına olasılık bile vermiyordu ama bunu anlamıştı onun için bu evlilik ölümdü. O çiçek bahçesini çok sevdiği o gözlerinden belli oluyordu ama bazen gözler bile insanları kandırırdı. Mavzerin elizi kandırması gibi.

Telefonu cebinde titrerken kimin aradığını biliyordu.
Açmak istemedi ama zorundaydı.
Ölmek istedi ama yaşamaya mahkumdu.
Eli telefona gittiğinde gelen aramayı yanıtlamaya karar verdi.

“Ne var onur?”

“Bir kere soracağım ve senin bir kez cevap verme hakkın var. Eğer ki yanlış cevabı verirsen seni bulup öldürürüm duydun mu lan beni?”

Bıkkınca nefes veren mavzer telefonu bu herifin yüzüne kapatmak istedi ama yapmadı.

“Madem sorusunun cevabını biliyorsun niye bana soruyorsun. Senin bu kadar aptal olduğunu bilmiyordum onur”

“Kes lan zırvalamayı.Nerede benim kardeşin ne yaptın ona?”

“Kardeşini nikah salonun getiren sensin. Ondan sonra kayboldu senin kardeşin. Ne yaptıysan sen yaptın kardeşine.”

“Doğru ben getirdim ama o ağlayarak lavaboya gitti geleceğim dedi gelmedi. Senin yüzünden gitti kardeşim benden, hepimizden. Annem senin yüzünden eliz diye ağlıyor lan. Yetmedi kardeşime yaptıkların soysuz it.”

“Hadi ben soysuz itim siz nesiniz lan, söylesene bana. İlk ben mi zorladım evliliğe yoksa baban mı? Sen beni suçlayacağına git o babanı suçla.”

Telefondan uzunca bir ses gelmeyince telefonu suratına kapattı ve cebine geri koydu. Arabasına doğru gitti ve kapıyı açıp arabanın içine girdi. Gaza basıp gitmek istedi ve bu kez zorunda kalmadan oradan gitti. Buraya gelmesinin tek sebebi vardı.
Elizide buraya getirmişti o zaman birlikteydiler şimdi ise birbirlerine hiç varmayacakları kadar uzaktaydılar.
Mavzer gaza basıp oradan uzaklaşırken içinden tek bir şey geçirdi oda elizin başına bir şey gelmemesiydi. Eğer gelseydi işte o zaman kendisini suçlamaya başlayacaktı.

Telefonuna gelen bildirim sesiyle telefonunu cebinden çıkardı ve gelen mesajı okumaya başladı.

“Akıtılan her gözyaşı
Sildiğin her gözyaşı
Nedeni olmak istiyorsun
Kaybettiğin acının naaşı”

Okuduğu mesaj bilinmeyen bir numaraya aitti ama onun bilinmeyen denklemi hep elizdi.

….

Telefon yüzüne kapandığında şaşkın bir şekilde kaldı onur. Haksızsın diyemedi çünkü haklıydı. Konuşma diyemedi çünkü onu arayan da kendisiydi. Sessiz bir nefes verdi ve aşağı kata inip annesine bakmaya gitti. Salonda sadece annesi feryatler ediyordu babası her zamanki gibi ölüm sessizliğine devam ediyordu. Elizide sessizliğe zorlayan babasıydı. Annesinin yanına gitti ve sımsıkı sarıldı. Annesini çok iyi tanıyordu onur. Elizi çok seviyordu çünkü sadece iki evladı vardı ve eliz onun daha kınalı kuzusuydu.
Onur annesine kollarını sandığında annesinde ona sarıldı. Annesinin gözyaşları onurun gömleğini ıslatırken, onur bundan hiç hoşnutsuzluk duymuyordu annesinden gelecek her şey onun için baş göz üstüneydi.

“Oğlum elizin nerede olduğunu öğrendin mi?”

“Hayır anne ama sen merak etme eliz eminim ki iyidir.” dedi ama annesi duyduğu cevap ile daha çok ağlamaya başladı. Onur koltuklardan birine oturduğunda babasına baktı uzun uzun. Gördüğü tek şey ise umursamazlıktı.
Gözlerinde zerre üzüntü, korku, endişe yoktu. Sanki kızı değilde başka birisi ortalıktan kaybolmuştu. Bir o kadar duygusuzdu.
Onur bu iğrenç görüntüyü daha fazla katlanmak istemedi ve ayağa kalktı ama babasının sanki köpeğine seslenir gibi seslenmesiyle yerine tekrardan oturdu.

“Elizin nerede olduğuna sakın ola araştırmıyorsun. Kaçmasını biliyorsa yolunu bulmasını öğrenecek. Eğer ona yardım ettiğini duyarsam senin için hiç iyi şeyler olmaz oğlum anladın mı beni?”
Onur cevap vermeden önce yutkundu çünkü hala babasından tiksiniyordu.
“Tamam.” deyip kestirip attı ama gerçekten eliz kaybolsaydı yerinde durmaz her yeri talan ederdi. Üst kata tekrardan çıktı ve telefonunu cebine koydu ardından odasının kapısını kilitleyip gizli telefonunu çıkarıp gömleğinin iç cebine attı. Ardından kapının kilidini açıp dış kapıya gitti. Dış kapıdan arabasına doğru gittiğinde keyfi yerindeydi çünkü kardeşi güvendeydi. Arabaya binip gaza bastı. Evden uzaklaşmaya başlayınca gömleğinin iç cebinden telefonu çıkardı ve duhanı aradı. İlk çalışta açılmayan telefon duhana panik yaratsada sonradan duhan onu kendisi aradı. Bu sefer onur açmadı ve en sonunda çalan telefonu duhan açtı.

“Arayıp arayıp neden açmıyorsun lan sen?”

Onur keyifle gülmeye başladı.

“İşin vardı ondan açamadım.”

“İşin varsa neden arıyorsun bizi”

“Canım aramak istedi o yüzden aradım.”

“Senin canın bu aralar çok oynak haberin olsun.”

“Seninki gibi ölü olmasından iyidir”

“Onur canımı sıkma benim. Zaten araba sürmekten götüm koltuğa yapıştı senin dertlerine uğraşamam.”

“Dertlerimin arasında eliz de var. O dert değil mi?”

Duhan telefondan uzunca ses gelmediğinde cevabın ne olduğunu anlamıştı bile

“O dert değil”

“Ne yapıyor şu an eğer müsaitse ona verde konuşayım biraz. “

“Konuşamazsın çünkü yatıyor ve hiç iyi değil. “

“Ne oldu lan?”

“Ağlayarak yattı ben belli etmemeye çalıştım ama o da belli etmemeye çalışır gibiydi. Sana fotoğrafını atarım şimdi.”

“Atamazsın çünkü kullandığım telefon tuşlu.”
Telefondan kahkaha sesi gelince onurda gülmeye başladı.

“Hayatımda senin kadar götüne düşkün insan görmedim lan.”

“Götüme değil kardeşime düşkünüm ben. Diğer telefon hem benim için hemde eliz için tehlikeli bende tehlikeliyi atlatmak için öyle yaptım. Senin daha iyi fikrin varsa sen söyle de ufkum genişlesin.”

“İyi fikrim var”

“Nedir?”

“Bence sen elizi aramakla hiç uğraşma. Zaten arasanda aramasan da değişen birşey olmuyor. Mal aynı mal. “

Telefondan bir kez daha kahkaha sesi gelince onurda kendini tutmadan kahkaha atmaya başladı.

“Benim kapatmam gerek mavzerlere yaklaştım. Bir mal iki mal malın özü mavzer dağmar”

İkiside kahkaha atmaya başladığında onur biraz olsun mutluydu.

“Neyse ben kapatacağım. Eliz uyanırsa benim aradığımdan bahsetme”

“Emrin olur.” dedi duhan.

“Sağol” dedi onur.

“Dostum sağolsun” dedi duhan ve telefonu kapattı. onur ise telefonu kapatıp direkt gömleğinin iç cebine attı ve kendini oynayacağı sahte rol için hazırlamaya başladı ama unuttuğu bir şey vardı.Oyuncu olmadan sahne başlanmazdı,onun oyuncusu ise kendisinden başka değildi. Arabasını park edip aracından indi ve sakince evin kapısına doğru adım atmaya başladı. Kapı çaldı ve işte o sırada sahte maskesini kendi yüzüne geçirdi.
Kapıyı açan semiha hanım karşısında onuru görünce duraksadı ama kapıdan hafifçe çekilip eve girmesine izin verdi. içeri giren onur direkt mavzerin odasına doğru çıktı ve kapıyı açmadan giren onur tam o sırada bu şerefsizin ağzını, burnunu kırmak istedi lakin yapamadı.
Mavzer yatağına oturmuş öylece dururken onurun gelmesiyle bozguna uğramıştı. Zerre yerinden kalkmadı hatta buna tenezzül bile etmedi. onur ise kapıyı sertçe kapattı.
Odada oluşan gerginlik herşeyi habercisiydi sanki. Onur surat ifadesini sert tutmaya çalışarak konuşmaya başladı.

“Ne oldu lan sana böyle?” dedi. mavzerin bu kadar sessiz ve sakin oturması, ortalığı yakıp yıkmaması onu biraz telaşlandırmıştı.

“Bana ne oldu bende bilmiyorum. Elizin ortalıkta olmaması benim canımı yakıyor. Kendisinin kaçacak kadar cesareti varken benim onu arayacak cesaretimi olmaması canımı yakıyor. Onun kadar cesur olamamam canımı yakıyor. “ dedi lakin bunları söylerken gözlerinin hafifçe dolması onurun gözünden kaçmamamıştı.

Hiçbir şey demeden öylece dururken Mavzer konuşmaya devam etti.
“Elizin şimdi nerede olduğunu bilmemek canımı yakıyor onur. Birlikte olduğumuzda göz yaşları benim canımı yakıyor ve ben ilk defa onun benden gitmesini istiyorum çünkü ben onun canını yakıyorum”

“Madem canın yanıyor neden babamın belgelerini ona verirken elizi istedin lan sen. Canın bu kadar yanarken benim kardeşimin canını neden daha fazla yaktın söylesene bana bunu.”

Cevap vermeden duran mavzer onurun sinirini daha çok bozuyordu. Sinirine hakim olamayan onur bağırmaya başladı.

“CANIN BU KADAR YANARKEN BENİM KARDEŞİMİ TEHDİT ETMEKTEN ÇEKİNMEMİŞSİN. GÖTELEK HERİF ELİZ SENİNLE EVLENECEĞİNİ BİLE BİLE ÖLÜME YÜRÜDÜ AMA SEN BUNU ANLAMAYACAK KADAR S!KİKSİN. ŞİMDİ BEN BU EVDEN GİDİYORUM YARIN AKLINI BAŞINA TOPLA BİRLİKTE ELİZİ ARAYACAĞIZ. DUYDUN MU LAN BENİ?” dedi onur ama bunları derken o kadar iyi rol yapmıştı ki kendisinin bile bundan haberi yoktu.

Odadan çıkıp kapıyı kapattı ve sertçe merdivenlerden inmeye başladı ama onu durduran tek şey semiha hanımın sesi oldu.

“Onur oğlum seninle biraz konuşabilir miyim?” dedi.

“Olur” deyip kestirip atmaya çalıştı ama ilk defa makas kesmeyecek kadar körelmişti.
Birlikte salona gittiler ve ayrı iki koltuğa oturdular. Söze ilk başlayan semiha hanım oldu.

“Ailecek ne kadar üzüldüğünüzü biliyorum ama bu elizin kendi seçimiydi. Bence onu biraz rahat bırakın. Kendisi gittiği gibi geri gelecektir. Biz kadınlar kafa dinlemeyi severiz. “ dedi.

“Siz kadınlar kafa dinlemeyi seversiniz ama biz erkekler daha doğrusu ben edebiyat sevmem. İzninizle ben kalkayım ama merak etmeyin kadın edebiyatınızı dinlemeye tekrardan geleceğim” dedi ve dış kapıdan dışarı çıkıp arabasını eve doğru sürmeye başladı.

🌷💐🌺🌸

“SENİNDE A!INA KOYMAZSAM”

Şiddetli bağırtı sesi duyduğumda yerimde huzursuzca kımıldanmaya başladım. Gözlerimi hafifçe araladığımda duhanın şiddetle kornaya bastığını gördüm sebebi ise önümüzdeki aracın önünde araba olmamasına rağmen hareket etmemesiydi. Duhan hiddetle el fenerini çekti ve arabadan indi. Duhan arabadan inince bende gözlerimi araba camına doğru çevirdim ama çevirmez olaydım. Duhan sinirli şekilde karşı aracın camına tıklatıyordu. Adam camını açınca duhan adamın yakalarını tuttuğu gibi kafasını camdan çıkaracaktı resmen. Bende hemen arabadan indim ve yanına koşarak gittim ama adama hala saydırmakla meşguldü ve benim onun yanında olduğumun farkına varmayacak kadar aklı başında değildi. Yanına gittim ve kolundan tutum zira ben tutmasaydım adamı arabanın camından dövecekti neredeyse. Başını bana çevirince sinirden kızardı şunu görünce gülümsemeye başladım çünkü böyle çok komik görünüyordu. Duhan kolunu tuttuğum elime bakınca direkt çektim. Duhan adama nutuk atmaya devam ederken ben ise sessizce izliyordum çünkü adamı dayaktan kurtaran bendim.

“Bana bak insan kılıklı varlık eğer görmüyorsan s!ktir olup git doktora sana gözlük mü yazıyorlar ne s!kimi yazıyorlarsa yazsınlar. Madem görmüyorsun trafiğe niye çıkıyorsun lan sen. Bana veya eşime birşey olsaydı seni bu hayattan silerdim. . Şimdi değerli vaktimizi çalmadan bas git bu kavşaktan.”dedi.

Elimi eline kenetleyip arabaya doğru giderken kapımı açıp benim oturmam için izin verdi. Ben oturduktan sonra kapımı kapattı ve kendi yerine oturup arabayı çalıştırdı. Hızlıca olay yerinden ayrılırken benim aklım o kelimede kalmıştı.

“EŞİM”

Araba ilermeye başladığında ben yine camdan dışarıyı izliyordum. aklım o kelimede kalsa da onun hiçbir zaman gerçek olmayacağını adım gibi biliyordum.
Duhan marıldanmaya devam ederken bana kızmayı da ihmal etmiyordu.

“Bıraksaydın da cezasını kesseydim şerefsizin. Bizi bekletmeseydi bursa’ya çoktan varmış olacaktık. Keşke polis çağırsaydım da ceza yazsaydı fuşkı yiyenin oğlu. Ehliyeti kasaptan almış götelek herif”

“Keşke seni tutacağıma polisi arasaydım da sana da o adama da ceza yazsaydılar. Bende bursa’ya giderdim.” dedim. Duhan dudaklarına hafifçe kıvırdı ve bana yan gözlerle bakmaya başladı. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Bana bakarken hem gaza basıyor hem de mırıldanmaya hala devam ediyordu. Bana cevap vermemesi ise beni hayretler içinde bıraktı.

Başka bir yola saptığımızda ani frenle araba durdu. Emniyet kemerim olmasaydı camdan aşağı düşerdim ama buna duhan izin vermeyeceğini adım gibi emindim. Camdan etrafa bakmaya başladığımda boş bir yolda sadece bizim aracımız vardı. Duhan’a baktığımda onunda bana baktığını fark ettim. Birbirimize bakarken arabanın önünden 4 araç geçti ve neden bu yola girdiğimizi anladım.

Ellerim hafiften titremeye başladığında duhanın karşısında güçsüz görünmemek için belli etmemeye çalıştım. Bu arabaların mavzerin olmaması için dua ettim ama bu kadar hızlı kabul olacağını düşünmemiştim. Arabalardan biri, içinde bulunduğumuz arabanın önünde durduğunda duhan kapıyı açtığına elini tuttum.
Bakışlarım elini tuttuğum eline kaydığında açıklama yapmak zorunda kaldığımı hissettim ama açıklama yapmak yerin elimi çekmeye çalıştım ama çekemedim. Çünkü duhan elimi sıkı sıkı tutmuştu.

Duhan arabadan inip benim kapımı açtı ve arabadan birlikte indik ve iner inmez önümüzde duran araca bindik. Şaşkınca koltuğum oturduğumda duhana bakmaya devam ettim.
Duhan bana bakmadan el frenini çekti ve gaza bastı. Araba şiddetli şekilde yol almaya başladığında arka cama bakmaya başladım. Ardımızda bıraktığımız arabaların şöförü,duhanın kullandığı ve bizim buraya kadar geldiğimiz aracı yakmıştı. Gözleri açık şekilde bakarken duhanın kolumu tutmasıyla yerime geri oturmuştum. Gözlerimi büyüterek duhana bakmaya devam ettim. Koskoca araba ardımızda yanıyordu.
“Küçük bir güvenlik önlemi aldım eliz. Bu kadar şaşıracağını bilemezdim” dedi ama bunu derken bana gülmeyi ihmal etmiyordu.

“Küçük güvenlik dediğin şey arabayı yakmakmıydı?”

“Evet. Kavşakta ki adam yüzünden çok bekledik ve bu bzizm için riskliydbende böyle bir yöntem buldum.” derken bile yoldan dikkatini ayırmaması dikkatimi çekti ama bu adamın hiç uyumaması da dikkatimi çeken şeylerden birisiydi.

“Arkamızda ki dört arabayı nasıl halletin duhan?”

“Biz yolculuğa başladığımız andan beri onlar bizim arkamızdaydı. Herhangi bir sorunda bizi korumak için”

Şuh bir kahkaha attım.

“Canım abim herşeyi düşünmüş” dedim lakin derdemez duhan benim gibi kahkaha atmaya başladı.

“Senin abin götünden başka birşey düşünmez. Bu fikirde benden çıktı zaten abine kalsa uçakla gelecektik.”

“Uçakla gelmek daha mantıklıymış keşke uçakla gelseydik araba yakmak zorunda kalmazdın”

“Sende hiçbir şey beğenmiyorsun istersen lumuzinle gidelim ne dersin”
Şevkle gözüm parladı.
“Benim için sorun yok ama senin için bir takım sorunlar var. “

“Ne gibi sorunlar?”

“Arabayı sürekli sen kullandın ve hiç yatmadın biraz ben sürmeyin sen arka koltukta yat” dedim gözlerinin içine bakarken.

“Maalesef böyle birşey olamaz” dedi gözlerimin içine bakkarken.

“Neden ki?”

“Herkes kendi görevini yapar doktor hanım. Benim görevim ise seni bursa’ya götürmek” dedi gözlerimin derinliklerinde kaybolurken. Ben sadece gözlerine bakarken aramızda ki bağı koparan kendisiydi. Bende bacağımı bacağım üstüne attım ve camdan dışarıyı izledim her zaman ki gibi.

Telefon sesiyle kulaklarımı sese doğru verdim ve arayan kişinin kim olduğunu direkt anladım.
ABİMDİ.

Bakışlarımı telefona diktiğimde telefonu duhan dan kapıp aldım ama telefon elimden kayıp koltuğun arkasına düştü. Ben öylece duruken duhan araba kullandığı için alamadı bende telefonu aramaya başladım ama telefon duhanın koltuğunun arkasına düşmüştü. Duhanın suratına baktığımda bunu nasıl açıklayacağımı düşündüm ama açıklamak yerine telefonu almaya çalıştım. Koltuğuma hafifçe kalktım ve duhanın koltuğuna doğru eğildim. Duhan hem bana hemde yola bakarken bakışlarında sadece şaşkınlık vardı. Elimi koltuğun arkasına doğru ilerlettiğimde elime sadece bir tane ped şişe gelmişti. Onu yerine geri bırakıp elimi biraz daha derine götürdüm ama araba tekrardan durduğunda duhanın kucağına düştüm.

Saçlarım duhanın suratında sürtünürken bende hemen üstünden kalkmaya çalıştım ama başarısız oldum. Duhan kollarımdan tutup kaldırdığında koltuğuma resmen düşmüştüm. Benim kollarımı bıraktıktan sonra koltuğun arkasından telefonunu aldı. Ben utanarak durduğumda telefonundan tekrardan abimi aradı.

“Duhan ne oldu lan telefon kapandı”

“Yolda ilerlediğimiz için kesiliyor ondan sen ne için aradın?”

“Senin kara kaşını, gözünü sormak için aramadım. Eliz için aradım.” dediğinde telefonu alacağım sırada duhan telefonun mikrofonunu kapattı.

“Sakin olun eliz hanım. Aynı şeyleri tekrardan yaşamalayalım” dedi ve bana çakınca göz kırptı.

Kalp atışlarım beni zorlamaya başladığında telefonu aldım ve mikrofofnununaçıp abimle konuşmaya başladım.

“Sevgi pıtırcığı nasılsın?” dedi. Derin bir kahkaha attım. Ben bir arabada, gidecek yerim olmamasına rağmen kahkaha atabiliyordum.

“Abi bırak bana sevgi pıtırcığı demeyi. En son ilkokula giderken söylüyordun,hani ben senin doktorundum.”

“Tamam doktorum sen nasıl istersen öyle olsun. Yolculuğun nasıl, o goril seni üzmüyor değil mi?” dedi bunu derken duhan sensin lan o diye abime bağırmıştı.

“Merak etme beni abi ben çok iyiyim. Duhan çok iyi bir adam. “ derken duhana bakıyordum ama o yola bakıyordu.

“Tamam sıkıntı yok o zaman. Seni çok seviyorum pıtırcığım.” dedi abim

“Bende seni çok seviyorum abim” dedim ve telefonu duhana uzattım.

“Sen ne şanssız bir adamsın onur”

“Neden şanssızım?” dedi abim

“Pıtırcığın benim yanımda.” dedi ama derdemez abim hiddetle bağırmaya başladı.

“SEN DEME LAN”
“Tamam demem o zaman ama doktor hanım biraz sıkılmış telefonu kapatma-” sözünü kesen abimin şiddetli sesiydi.

“DUHAN BEN ORAYA GETİRTME SENİ AYAKTA S!KERİM. SEN ELİZE ELİZ DİYECEKSİN O KADAR. DUYDUN MU LAN BENİ?” dedi bu bağırıştan sonra ben olsaydım direkt kapatırdım ama duhan öyle yapmadı.

“Ne bağırıyorsun kardeşim. Biraz sakin ol. Doktor hanım seni bir gün kontrol etsin. Senin bilinçaltın merdiven altı galiba” dedi ve bu espriye ben bile gülmüştüm biz gülerken abim telefonu çoktan kapatmıştı. Biraz dakikalar geçtikten sonra büyük harflerle yazılan bursa yazısını gördükten sonra mutluluktan havalara uçacaktım.

Mavzere ve babama çok uzaktaydım.

Duhan telefonundan gideceğimiz evin konumunu açtığında içim içime sığmıyordu. bunu fark eden duhan gaza daha çok bastı ve dahada hızlandık. Kısa süre sonra eve geldiğimizde direkt arabadan inip eve baktığımda büyülenmiştim çünkü evin yanında küçücük bir çiçek bahçesi vardı. Abim beni düşünerek böyle bir yerin konumunu atmıştı bize. Çiçeklere bakarken duhan yanıma geldi ve birlikte muhteşem olna çiçeklere bakmaya başladık.

Evin kapısının önüne geldiğimizde duhan bana kapıyı açtı ve geçmem için yolaçtı ben içeri girdiğimde gördüğüm manzara mutluluktan gözlerimden yaş akmasına sebebiyet vermişti.

Koltuğun üzerinde beyaz ve ayıcıklı pijama vardı. Evde asla hayvan figürlü pijama giyemedim babam çok kızardı sadece düz renkli pijamalarla izin vardı. Koşarak pijamayı aldım ve üst kattaki odalardan birisinde giydim. Aynadan kendime baktığımda bana çok yakışmıştı. Uzun olan pijama takımı beni o kadar rahatlamıştır ki abim burada olsaydı bana pıtırcığım demesine izin verirdim.

Üstümü giydikten sonra odadan çıktım ve duhanın yanına gideceğim sırada konuşma sesleri duydum.

“Bunu nasıl söyleyeceğim onur”

“Söylemek zorundasın eğer söylemezsen buraya geldiğinde herşeye gözüyle şahit olacak.” dedi abim. Onları dinlemek yerine direkt duhanın yanına gittim ve elinden telefonu alıp abimin attığı fotoğrafa bakakaldım.

Fotoğrafta İnternetten alınmış bir haber vardı. Haberde “MAVZER DAĞMAN VE ESİN KÖKMEZİN MUHTEŞEM EVLİLİĞİ” yazıyordu.

Sadece habere bakarken, en yakın arkadaşımın neden böyle birşey yaptığını düşündüm. Gözlerim yavaş yavaş dolarken kalbime giren ağrı ile telefonu yere düşürdüm. Duhanın bakışları düşen telefona değil bende kalırken ona dahi bakmak istemedim. Ona baksaydım şırıl şırıl ağlayacaktım ve bunu ben istemiyordum.

Ellerim titrerken duhanın kolunu tuttumve kendimi boşluğa bıraktım ama gözlerimden akan bir iki damlaya engel olmadım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18