DALYA kitap kapağı

3. bölüm / 24

DALYA

~3.BÖLÜM~(DÜZENLENDİ)

Vaveyla Yazarı: Bulutlar Arası Yalnızlık

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: ~3.BÖLÜM~(DÜZENLENDİ)

HEPİNİZE İYİ OKUMALAR.

OY VERMEYİ VE YORUM ATMAYI UNUTMAYIN

🌙🌙🌙🌙🌙🌙🌙

Hayat herkese bir seçenek verirdi. Bizde o seçenekler arasında boğuşup dururduk.Sebebi ise varacağımız her yolun oldukça kötü olmasıdır. Zamanla kararlarla boğuşurken aslında ömrümüzün bizden sessizce göçüp gitmesini izleriz ama sonuç ne olursa olsun bir karar alırız ve o kararla yaşamak zorunda kalırız lakin bana sorarsanız karar verme hakkı bende olsaydı ben daha geç yetişkin olmak isterdim.

Dertsiz ve tasasız yaşamak isterdim ama zaman ve hayatın azizliğine uğrayıp büyüyordum.
Çünkü zaman arttıkça hem yaşımız,hemde dertlerimiz artıyordu. Onlarla uğraşmaktan hiç kimseye vakit kalmıyordu, bana da kalmıyordu.Babam ise kendince vakit bulmuş ve böyle bir işe kalkışmıştı.

"Ne evlenmesi baba?” dedi abim.

Annemde olaya kendi cümlelerini sıkıştırdı.

"Bürkan sen ne dediğinin farkında mısın?"

Babam sorulan hiçbir soruya cevap vermeden öylece onları dinliyordu ben ise put gibi yerimde oturmuştum. Ne yapacağımı bilemiyordum. Gözyaşlarım geliyor,geri yolluyordum. Kalbim yelkenleri suya düşürecekti ona da izin vermemek için uğraştım ama içim içimi yedi. İçimdeki küçük eliz bir yerle kaçıp kendini bir odaya kilitledi.

Benim babam nasıl olurdu da böyle bir kararı verebilirdi?

Nasıl olurdu da benden bu kadar nefret edebilirdi?

Ben bile ona bu kadar nefretli değilken o bana nasıl bu kadar kin ve nefret besleyebilirdi?

Peki ya Mavzer neden kabul ederdi böyle bir şeyi, bir insan neden daha 2 gündür tanıdığı bir insanla evlenmek isterdik ki? Bu aptallıktan başka birşey değildi. Bence Mavzerde salağın tekiydi.

Kafamdaki sorularla mücadele edemiyordum. Zihnimde dolanan sorular iyice kafamı karıştırırken etrafa bakmayı kestim.

Masada olan arabanın anahtarını kapıp direkt arabaya koştum. Anahtarı arabaya takıp direkt gaza bastım. Evden uzaklaştığımda gözyaşlarım arabanın hızına inat daha hızlı akmaya başladılar. Silmek için elimi kaldırıp hemencecik geri indirdim

Sinirden içim köpürüyordu,evdeki sakinlik beni resmen terk etmiş içime bir adet öfke bırakıp gitmişti. Sağ elimi kaldırıp direksiyona vurdum ama kaç defa vurduğumu saymadım bileğim tekrardan kanamaya başlayınca anladım ki fazla vurmuştum.

Canımı az önceki kadar çok yakmamıştı.

Arabayı sahile sürmeye karar verdim ve gaza bastıkça bastım. Sahile geldiğimde arabadan inip kendimi kumlara bıraktım.

Normalde yürümeyi çok seven ben şuan bomboş olan sahilde kumların üzerinde öylece oturuyordum,uzaktan birisi geçse deli bu derdi ama ne ben deliydim ne de uzaktan geçen biri vardı.

Kendimi tutamadım zaten buna çaba da sarf etmeden de saldım gözyaşlarımı. Sessizce ağlarken gözyaşlarımın yüzümde bıraktığı sıcaklığı hissediyordum.

Keşke hissettiğim tek şey bu olsaydı ama olmuyordu. Gözümden akan gözyaşları yerine mutluluk dolu gözler olmasını isterdim ama istediğim hiç bir şey olmuyordu. Şimdi ise evlenme kararım alınmıştı hemde bana sormadan.

Bu nasıl yapılırdı?

Asıl soru bu değildi.

Bir insan bunu kızına nasıl yapabilirdi?

Aklım almıyordu.
Aklım donmuştu sanki.
Aklım başımda değildi sanki.

"Ya cehennemde benimle cayır cayır yanacak,yada cennette her şeyi izleyeceksin.”

Aklıma dolanan cümle öfkemi daha artıyordu. Kimin ne olduğu belli değildi. Notu gönderen insan değişikti, kendisi gibi notlar ve çiçeklerde değişikti.

Yine kendimi tutamadım,boş olan sahilde denize doğru bağırdım.

"Bir baba kızına nasıl yapar bunları? Hiç mi sevmedi beni ya, hiç mi bir insan evladını sevmez? Nasıl el verir kalbi bunları yapmaya, nasıl!”

Kendi kendime boğuşurken aynı zamanda elimi kumlara vuruyordum, hıncımı,kinimi böyle alıyordum bende.Nefes nefese kalmış iken arkamdan adım sesi geldi ve onu gördüm.

Mavzer’i

Şaştım kaldım,kendi bedenimi zor ayağa kaldırdım. Onunla göz göze geldik. Gözleri benim bileğimde oyalanıp tekrardan yüzüme çıktı, ben nasıl bakıyordum bilmiyordum ama onun bakışları benim tenimi ürpertecek türdendi. Soğuktui hemde çok soğuktu belki arkamızda olan bu deniz bile bu kadar derin ve soğuk değildi ama onun bakışları buz gibiydi. Gözlerinde hangi duygunun olduğu belli değildi. Sanki ruhsuz adamın tekiydi. İçimdeki bir his bana öfkeli olduğunu söyledi. Sahi benim öfke ve kinimi kusmam gerekirken o mu bana öfkeliydi?

Gözyaşlarımın bir kaç tanesi gözlerimden firar ederken gözleri izledi damlalarımı. Sessizce bakarken ne o konuştu ne de ben. Benim ruhum kelepçeli,onun ise dilleri kilitliydi. İkimizde engelleri aşamıyorduk.

En sonda konuşmaya karar verdim.

"Neden yaptın bunu?”

Konuşmadan bakmaya devam etti.

"Konuşsana Mavzer, Neden yaptın bunu?” dedim ardından devam ettim. " Neden seninle evlenmem gerekiyor?” Sustu yine. Daha fazla sessiz kalmak için uğraşmadım,içimdeki kız çocuğu kalbimin kapılarını yumruklamaya başlamıştı. Çünkü şimdi yalnızdım ve kilitli kalması gerekmiyordu.

Mavzer'e doğru yürüdüm ve yakalarını kavrayıp onu silktim. Ne kadar güçlü olduğu tartışılırdı ama biraz etki vardı.

“Konuşsana artık! Neden seninle evlenmem gerekiyor? Susma da cevap ver bana. Neden babamla konuştun? Neden ha, neden! Bunları niye yapıyorsun Mavzer? Kimsin ki sen? Kendinde bu hakkı nasıl buluyorsun?" Derin bir nefes alıp devam etmeye çalıştım.

“Sana o gün de söyledim, sen sadece abimin arkadaşısın, benim değil! Bu saçma sapan işi kabul edeceğimi aklının ucundan dahi geçirme!”

Bağırdım için boğazıma ağrı girdi, yavaş yavaş yürüdüm ve arabaya bindim. Yollar gözümden akıp giderken aklımda kalan tek şey söylediğim onca şeye rağmen sessiz kalışı olmuştu. Yaptığı hiç bir şey doğru değildi, susması da doğru değildi ama o bunu ayırt edemezdi. Gaza basmaya başladım ve o sahilden uzaklaştım.

İnsanlar kendi çıkarları için herkesi harcıyordu,bırak insanları bu dünyayı bile hedefleri uğruna kül ederlerdi. Bu sayede de hedefleri için yapılması gereken her şeyi yaptıklarını zannederek yaşarlardı. Benim hiçbir zaman çıkarım olmamıştı. Tek hedefim sevilmekti ama bunu bile layık görmemişlerdi sebebi ise babamdı. Şimdi ise yaşanılan ve yaşanılacak olan her şeyin tek sorumlusu ve suçlusu babamdı.

Başımı hızlıca sağa sola savurdum ve arabayı park ettikten sonra evin kapısını çaldım.Kapıyı annem açtı ve açtığı gibi sarıldı. Başımı okşadı saçlarımı sevdi ardından hemencecik bir öpücük bıraktı ve beni içeri aldı. Salonda babam ve abim oturuyorlardı. Abim beni görünce o da annem gibi direkt bana sarıldı ardından beni yanına oturttu. Babam ise kanayan bileğime baktı.

Aşağılayıcı bir şekilde suratıma bakarken konuşmaya başladı. Belki biraz sussaydı bunların hiç biri olmazdı. Çok konuşuyordu. Aynı zamandada boş konuşuyordu.

"İki gün sonra isteme olacak sakın densizlik yapma!” Dedi buz gibi soğuk sesiyle. Alışıktım o soğukluğa, sessizliğe.

"Evlenmeyeceğim” derken gözüm oldukça karaydı. Bu saatten sonra olan hiç bir şey beni yormazdı.

Öfkelendiğini yeşil gözlerinden anlardım,yeşil gözleri sinirlendiğinde daha da koyulaşırdı. Bunu fark etmemek elde değildi. Bunu anlamak için bütün çocukluğum gitmişti.

"Evleneceksin dediysem evleneceksin!”

"Evlenmeyeceğim.Hayatımda hiç tanımadığım bir adam ile evlenmeyeceğim.” Dedim tükürürcesine.

Gözleri daha da koyulaşan hareleri her şeyi açıklıyordu, kaşları hemen çatılmış,bir elide yumruk olmuştu. Babam ayağa kalktı ve sağ bileğimden tuttu.Canım çok yandığını anladım ama bağırmadım,bırak baba bile demedim. Kolumdan sürükleyerek eski bir odaya getirdi ve kapısını açtı, beni ise sertçe yere attı. Ardından bana döndü.

"Evlenmek isteyene kadar bu odadan çıkmayacaksın. İşe de gitmeyeceksin. Yemek yemeyecek, su dahi içmeyeceksin! Duydun mu beni?”

Ses vermedim, ses vermeyince babam saçlarımı eline doladı ve tekrardan sordu.

“Duydun mu lan beni?”

Dayanamadım ve duydum dedim ardından babam kapıyı kilitletip soğuk odadan çıkıp gitti. Kısa olan elbise ile çok üşüyordum ama elimden hiçbir şey gelmiyordu. Bu yaşıma kadar böyle büyümüştüm. Kararları hep babam alır bize ise hep itaat etmek kalırdı.

Bu abim içinde öyleydi. İstediği meslek mimarlıktı ama babam bizim holdingte Ceo olarak zorla çalıştırdı. Beni sürekli cerrah olmam konusunda sıkardı bende o zamanlar dediğine uymadığım için 10 gün bu lanet olası odada kalmıştım.

Küçükken de babam beni bu odaya kapatırdı. Sürekli kontrolün onda olmasını isterdi ama ne ben nede abim böyle olmasını isterdik. Aldığımız kararları iki kere sorgular,herşeyi elekten geçirir gibi kontrol ederdi. Mesleklerimiz bile karışan babam zaten hayatlarımıza karışmasa olmazdı.

Bu odaya her zaman ben girer ,ben çıkardım. Ne abim babamı ikna edebilirdi ne de annem. Onlara konuşma hakkı hiç vermez direkt kendi bildiğini uygulardı.

Şimdi ise buz gibi odada yerde öylece oturuyordum. Sağ bileğimden akan kanlar çoktan kurumuş, ilk defa canımın yangını bu kadar şiddetliydi. Hem bileğim hem de kalbim ağrıyordu.

Kalbim olan biten her şeyin analizini yapar gibiydi. Beynim ise sadece mantıklı düşünüp hareket ediyordu. Bu evlilik sonucu oluşan durumlar gibi ama benim derdim kalbimleydi. Kalbim acıyordu. Zaten darmadağın olan kalbimin yine her bir parçası hunharca savruluyordu,savrulan parçalar gelip yine benim canımı yakıyordu.

🍃🍃🍃🍃🍃🍃

MAVZER DAĞMAN’DAN

İnsanlar girdiği yolları çıkınca anlarmış,bunu ben daha yeni anlamıştım. O sahilde onu öyle gördüğümde içim değişik hallere girdi. Beni gördüğünde,ayağa kalktığında anladım ki mahvolmuştu ve benim istediğimde oydu.

Bir sürü soru sordu bana, hiçbirini cevaplamadan baktım. O da kendi kendine bağırdı. Benimle konuşurken gözünden akan birkaç damlayı izledim. Sessizce aktılar yanağına doğru. Ağlama diyemedim,susma demedim ama ben hiçbir şey de demedim. Ardından arabasına binip gitti. Ben ise yalnız başıma kaç dakika kaldım orada bilmiyordum ama sonra bende arabama binip eve gittim.

Evde ise işler karışıktı. Babam beni sorguya tutup duruyordu ama umursamayıp direkt odama çıktım.
Aklım Elizdeydi.
Eve gidince neler olmuştu acaba?

Yarattığım enkazın altında sadece o mu kalmıştı?

Telefonumu aldım Onuru aradım,ilk arayışımda açılmayan telefon ikinci arayışımda açılmıştı.

"Onur nasılsın?”Dedim sakin tutmaya çalıştığım sesimle.

"İyi değilim Mavzer. Neden aradın?”

”Eliz'i sormak için aradım.”

"Elizin nasıl olduğunu merak etmek sana mı düştü? Senin yüzünden bir odada hapis kaldı. Benimle dost olup kardeşimle nasıl evlenmek istersin adi herif!” Dedi. Sinirliydi ve bu oyunun en büyük parçasıydı.

"Kapalı mı? Ne dediğinin farkında mısın sen?” Dedim.

“Aptal mısın lan sen? Kardeşim senin evcilik oyunun yüzünden o odada. Evcilik oyununu kabul edene kadar hemde. Söylesene Mavzer? O evcilik oyununu sana montelemek nasıl fikir?” Derken sesindeki vahşi sinir beni gülümsetti.

"Evcilik olursa, düğün fotoğraflarımızı duvara montelersin. Nasıl fikir?” dedim ve üstümü değiştirip evden çıktım. Arabayı sürerken aklım karışık kalbim ise heyecanla atıyordu ama bu yolun sonunda herkes yanacaktı ve farklı yerlere savrulacaktı. Buna ben dahil miydim emin değildim.

Evlerinin önüne geldiğimde zile bastım ve biraz bekledikten sonra kapıyı açan Onurdu. Salonda kimse yoktu bende bunu fırsat bilip direkt Elizin olduğu odaya gittim. Odanın çevresi bile soğuk ve iğrenç kokarken nasıl burada kaldığını kendi kendime sorguladım. Ardından Onur'a dönüp tip tip baktım. Onur ise bana gözler yerine öfkeli gözlerle baktığında sırıttım ve kapıyı kırmaya karar verdim.

Bir defa vurmam ile kapı direkt kırıldı,sağlam olmadığı renginden bile belliydi zaten. Benim odamdaki kapıyı kıran o güçlü kadın bu sağlam olmayan kapıyı nasıl kıramamıştı. Birazcık şaşırmıştım ve bu kadını tanıdıkça şaşıracağıma adım gibi emindim.

O kapıyı kırarken önünde engel yoktu, şimdi ise engelin en büyüğü vardı karşısında. Ondan olabilir diye düşündüm.

Yerde baygın bir şekilde yatıyordu. Odanın soğukluğundan korunmak istercesine kendine sarılmış,bir kaç saat önce bana bağırdığı dudakları morarmıştı. Kumral olan saçları etrafa saçılmış,toza karışmıştı. Onu incelemekten vazgeçtim direkt kucağıma aldım ve evin dış kapısına doğru koştum ama arkamdaki ses buna engel oldu.

"Nereye damat?” Bürkan amcaya yüzümü döndüm ve konuşmaya başladım.

"Eşim ile hastaneye gideceğiz zira daha evlenmeden ölmesini istemem.” Dedim ve evden çıkıp arabaya bindim. Elizi arka koltuklara bıraktım bende şoför koltuğuna bindim ve arabayı hastaneye sürmeye başladım. Arkamızdan kendi arabası ile Onur geliyordu. Yanında büyük ihtimalle annesi vardı.

Daha çok gaza bastım. Hastaneye geldiğimde elizi kucaklayıp direkt sedyeye bıraktım,bundan sonrasını gelen hemşireler ve doktorlar halledeceklerini söyleyip yanımızdan ayrıldılar. Bir hastane koltuğuna oturdum ardından Onur ve annesi gelmişti.

O da benim gibi bir koltuğa oturdu ve bana doğru dönerek konuşmaya başladı.

“Bu evlilik kızımın kendi isteğiyle olursa, olur. Ne babasının zorlaması ne de senin zorlamanla olacak bir şey değil. Ve kızım bu işler yüzünden bir kez daha zarar görürse seni mahvederim mavzer oğlum” Dedi.

Ben cevap vermeden öylece durduğumda annesi de sessizce durmaya başladı. Onur neredeydi bilmiyordum ama dostum çok fena sinirlenmişti ve onu böyle görmek beni oldukça mutlu ediyordu.

Ve her zaman mutluluk dilerdim.

Kendime de.

Dostumun ailesine de.

~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~

Gözlerimi yavaş yavaş açtığımda hastane odasında olduğumu anladım. Kendimi oldukça bitkin ve yorgun hissediyordum. Sahi ben zaten her zaman yorgun,bitkin hissediyordum. Annem hemen yanıma geldi bir bardak su uzattı hepsini içtikten sonra odaya giren kişiyi görmeyi beklemiyordum.

Yine sessiz ve soğukça baktı bana, bu kez bende baktım ona. Belki onunki kadar değişik değildi bakışlarım ama baktım. O iğrenç gözlerinde boğulmamak için baktım.

"Senin ne işin var burada?”derken sesimde var olan kin belliydi.

"Seni görmeye geldim. Çünkü seni hastaneye getiren benim” sırıtarak konuşmaya devam etti. “ Ee karım olduğuna göre buna hakkım vardır umarım.”

Sinirle ona bakarken elini kaldırıp işaret parmağımı sallayarak konuştum.

“Senin karın değilim. Olmayacağımda. Beni hastaneye getirdin diye görme hakkına sahip değilsin.” Elimi geri indirdim. “ Bu yüzden odadan defol git!” Dedim.

İki elini pantolonunun cebine soktu ve konuşmaya devam etti. Sesi bile bana ağır gelirken, sinirlenmemekte elde değildi.

"Maalesef canım-” dediği anda sözünü kestim.

"Senin canını söker, avucuna koyarım Mavzer. Çık git şu odadan!” Dedim,bu cümleyi dememin ardından çekip gitti bende onu izledim. Annem ise yandan bana ayıp ettin bakışı attı ama benim umrumda olmadı.

Ardından abim benim yanıma geldi ve saçlarımdan öptü.

" Eliz iyisin değilmi abicim?”

"İyiyim abi merak etme.”

"Emin misin güzelim?”derken sesinde bariz bir endişe vardı.

"Eminim abi” dedim ve gülümsemeye başladım.

"Tamam o zaman. Lavaboya gidip geliyorum.”

Kısa bir tamam dedim ve abimde odadan çıkıp gitti annem ile yalnız kaldığımda rahatlamıştım biraz. Annem yatağımın yanına geldi oturdu, yüzümü sevdi,okşadı. Alışık mıyım, değil miyim anlamadan onu dinlemeye başladım.

“Kızım çok korkuttun beni. İçim öyle bir yandı ki anlatamam.” Ardından devam etti. “ Evlilik kolay bir iş değil. Baban seni kabul etmek için zorluyor ama sen neyi yapmak istiyorsan onu yap.” Yüzüme bakmaya başladı. “Vereceğin kararın babanın hareketlerini belirleyeceğini unutma.” Dedi ve yanımdan kalkıp odadan çıktı.

Zorla yutkundum ve arkasından bakakaldım. Bir taraftan destekken bir taraftan köstekti. Neyi nasıl yapacağım konusunda çukurda iken stresle ofladım.

Ardından doktor odaya girdi ve hastaneden çıkabileceğimi söyledi. Bende işlemleri hemen başlatması gerektiğini söyledim. Bu işlemler hızlıca hallolunca hastaneden sonunda çıktık. Çıkış işlemleri bile sıkıntıdan ibaretti.

Arabada bile Mavzer vardı, arabayı abim sürüyor önde annem arkada ben ile Mavzer oturuyorduk. Eve geldiğimizde direkt odama çıktım,kapımı kilitledim ve direkt duşa girdim. Duştan çıktığımda üstüme normal bir şeyler giydim ve aşağı indim.

Aşağı indiğimde annem,babam,abim ve Mavzer oturmuş çay içiyorlardı. Ben gelince hepsinin dikkatleri benim üzerime toplandı. Bende sessizce tekli koltuğa oturdum.

Herkes çay içerken annem bana yeşil çayımı getirmişti,bilmiyordum ama sıcak içecek sevmeyen ben sadece yeşil çayı sıcak içiyordum. Değişiktim biraz.

Babam çay bardağını masaya bıraktı ve bana döndü.

"Tek bir defa soracağım. Bu senin son şansın Eliz. Evlenecek misin?”

Verdiğim kararı sorgulamaya ve düşünmeye hiç vaktim olmamıştı ama kararım belliydi.

"Evet.” dedim.

Kısa ama derin. Aynı bakışları gibi.

Mavzer bana döndü ona bakmadım.

Abim bana şaşkınca baktı ona da bakmadım.

Annem ise bana nasıl baktı bilmiyordum çünkü ona da bakmadım.

Baktığım tek kişi babamdı.

Yüzünde iğrenç bir şekilde memnuniyet ifadesi vardı. Bu da beni daha çok öfkelendirdi. Bu evliliği kabul etmemin sebebi babamdan bir nevi kurtulmaktı. Onun baskısından,cezalarından, bakışlarından. Kısacası belki ondan kurtulmaktı amacım.

Ardından kapı çaldı. Annem bakmaya gitti kısa zaman sonra geldiğinde elinde çiçek vardı.

Ayağa kalkıp çiçeği elinden aldım.

Çiçek ise Sarı Krizantemdi.

Çiçeği anneme verip notu açıp okudum.

"Zaman su gibi aktığında anlıyorsun zaman ile gözyaşlarının akıp gittiğini. Kavrayamıyorsun bazı şeyleri, alışamıyorsun. Zaman geldi yıldız çiçeği, karar verme sırası artık sende. Sarı krizantem burukluğu temsil eder ve sana burukluk da hiç yakışmıyor."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

44okunma 16beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18