DALYA kitap kapağı

5. bölüm / 24

DALYA

~5. BÖLÜM~

Vaveyla Yazarı: Bulutlar Arası Yalnızlık

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: ~5. BÖLÜM~

OY VERMEYİ VE YORUM ATMAYI UNUTMAYIN 💐

Telefon suratıma kapandığında hiçbir şey yapamadan kaldım öylece. Ses yapay bir sesti hiç normal bir insanın sesine benzemiyordu ama bana oynanan oyun gayet açıktı. telefonu kulağımdan çekmeden durdum öylece, benim bu olayları birisine bahsetmem lazımdı ama kimseye güvenmiyordum. Telefonu masaya fırlattığımda odadan bir hışımla çıktım. Ne yapacağımı bilmez şekilde mutfağa indim.Zeliha abla mutfakta kendi kendine şarkı mırıldanırken beni görmemişti.Ben ona seslendiğimde bana daha yeni dönmüştü.

“Kusura bakma eliz seni duymamışım.”

“Sorun değil Zeliha ablam ben öylesine inmiştim yanına.”

“İyisin değil mi?”

“İyiyim ama sana birşey sormak istiyorum, bazen çıkmaz bir yola girdiğinde ne yaparsın?”

“Bana yardım edeceğinden emin olduğum birisine danışırım,bir sorun mu var?”

“Bir sorun yok öylesine sordum. neyse ben odama gidiyorum sana kolay gelsin.”

dedim ve mutfaktan çıktım,karışık olan kafam daha çok karışıkken bide başıma bu çıkmıştı. Şu zamana kadar bana çiçek gönderen kişi nasıl olurdu telefon numaramı bulmuştu,oflayarak odama girdiğimde eşyalarımı topladım ve eve gittim. Bu akşam isteme vardı ve benim kalbim yanıyordu. İsteme işinin arkasında da bir iş vardı adım gibi emindim. Gaza biraz daha bastım ve yarına sağ salim geçmeyi diledim.

Eve geldiğim gibi odama çıkıp duşa girdim, saçlarımı kurutup elbiseyi giydim ardından saçlarımı yaptım. Takılarımı takıp, topuklu ayakkabımı giydim. Hafif bir makyaj yaptığımda tamamen hazırdım. Aşağı indiğimde herkesin telaş içinde olduğunu gördüm babam bile mutluluktan havalara uçacak hale gelmişti. Gözlerim yüzük parmağımdaki yüzüğe kaydığında mavzerin gerçekten benimle ilgili bir şeyler bildiğini anladım ama işin beteri bu akşam bu yüzüğün yanına bir adet alyans takılacak ve kilitli olan ruhumun ardından bedenimde kilitlenecekti. Bu evliliğin arkasında olan olayların daha farkında değildim ama elbet herşey açığa çıkacaktı. Kendi kendime koltukta oturmuşken annem yanıma geldi bana sımsıkı sarıldı, küçükken yaptığı gibi saçlarımı okşayıp öptü.

“Elizim çok güzel olmuşsun.”
“Teşekkürler anne sende çok şık olmuşsun abim nerede?”

“Abin birazdan gelecek biraz işi çıkmış.”

Kısa bir tamam dedim öylece yerimde oturmaya devam ettim. Bir saat sonra kapı çalındı annem ve babam telaşla kapıyı açmaya gittiler benden daha heyecanlı oldukları aşikardı. Bende yavaş adımlarla kapıya doğru gittim.
Kapıda herkesi selamladıktan sonra herkes salona doğru gitti ben ise yavaş adımlarla salona adımladım ama kolumdan tutulmam ile yerimde durmam bir oldu.
Saçlarım mavzerin yüzüne çarptığında herzaman ki gibi derince baktı gözlerime. Mavzerin tıraş kokusunu hissettiğimde derin nefes verdim.

“Mavzer bıraksana kolumu.”

“Bir şeyler olmuş, sen iyimisin?”

“İyiyim birşeyde olmadı merak etme.”

“Yüzün hiç öyle demiyor ama eliz.”

“Mavzer tutma beni iyiyim dedim.”

Kolumu bırakıp benimle birlikte salona doğru adımladı. Salondaki herkes çok mutluydu. Mavzerin annesi semiha hanım, babası Fuat amca bile tek oğullarının mutluluğunu gördüklerinin benim ailemden daha mutlulardı. Herkesin yüzünde güller açarken benim suratım ifadesizdi ama bu evden kurtulduğum için mutluydum. Küçükken işim olduğu zaman bu evden kurtulurum zannediyordum ama öyle değilmiş. Bir erkek beni bu evden çıkarabilirmiş anca.

“Eliz pek iyi gözükmüyorsun.”

Nasıl iyi gözükebilirdim ki ben mutlu değildim, ben daha mavzeri tanımıyordum o da beni tanımıyordu. Beyaza aşık olan ben kendi istememde siyah giymiştim. Sahte gülümsememi yüzüme yerleştirdim.

“Heyecanlı olduğum zamanlar böyle oluyor.”

“Heyecanlanmakta haklısın en mutlu günün sonuçta.”

Cevap vermedim sadece gülümsemek yetindim sadece. Mavzer çiçek ve çikolata paketi getirmişti hiçbirşeye elimi sürmedim sadece sahte gülümseme ile gülümsedim.

Saatler geçti, dakikalar geçti sonunda o an geldi.

“Allah’ın emri peygamberin kavliyle kızınız eliz’i oğlumuz mavzer’e isteriz”
Babam bana baktı gülümsedi ama bu gülümseme zafer gülümsemesiydi. Zaten direkt verdim gitti diyecekti.

“Kızım benim için çok değerli. Onu bu zamana kadar pamuklar içinde büyüttük bu yüzden vermem biraz zor. Bu sebebten ötürü isteme olamaz.”

Kısa bir kahkaha attı ve devam etti.

“İstediniz ama istediğinizi alamadınız ortaklarım.”

Babam sandığımdan daha akıllıydı bunca hazırlığı yaparken mutlu olma sebebi buydu demekki. Herkesin mutlu mutlu geldiği yerde çok büyük bir kaos çıkarmıştı babam. Beni vereceğine adım gibi emindim oysaki. Fuat amca şaşkın şekilde dururken Mavzer derin bir öfkeyle babamla konuşmaya başladı.

“Ne diyorsun sen bürkan amca. Sen eliz evlenmek istemedi diye onu odaya kapatmadın mı?”

“Evet kapattım ama şimdi hatamın farkına vardım ve onu düzeltiyorum mavzer.”

Annem ve semiha hanım ise babama ve bürkan amcaya bakıyorlardı onlarda çok şaşırmışlar ama en tepkisiz bendim. Mavzere baktığımda ise sinirli olduğu her halinden belliydi.

Elleri yumruk halini almış sinirlendiği için yüzü kıpkırmızı olmuştu. Kahkaha atmak istedim ama kendimi tuttum. Fuat amcada aynı mavzer gibi sinirlenmeye başlayınca birden ayağa kalktı.

“Bürkan sen ne yapıyorsun. Sen bizi kandırdın madem kararından dönmek istiyordun elizden özür dileseydin veya haber verseydin.”

“Başkalarından tavsiye almayı bırakalı çok oldu Fuat. Sizi yordum buraya kadar ama yapacak birşey yok. Ama dert etme arabanızın yakıtını ben doldur-”

Fuat amca babamın lafını bitirmesine izin vermedi ve yumruğunu babamın suratına yapıştırdı. Babam yere düştüğünde annem babamın yanına gitti ben ise gidecekken mavzer kollarını belime sarıp gitmemi engelledi. Kolları belimi sıkı sıkı tutarken kulağıma birşeyler söylüyordu.

“Gitme sakın gitme baban bir yumrukla ölmez merak etme.”

“Babam hakkında doğru konuş mavzer ve kollarını belimden hemen çek!”

“Kollarımı çekeceğim ama baban hakkında doğru konuşulacak bir adam değil.”

“Adamlığı seninle konuşacak değilim mavzer.”

Kollarını belimden çektiği gibi babamın yanına gittim. Burnu kanamıştı zaten ama mavzerin babası sinirden köpürüyordu. Kapıya doğru gittiklerinde kapı açılmadan önce Fuat amca babama sertçe bağırdı.

“BU YAPTIĞINI SAKIN UNUTMA BÜRKAN ŞİMDİ GİDİYORUZ AMA ŞUNU UNUTMA Kİ BU YAŞANILANLARDAN SONRA ARTIK ORTAK DEĞİLİZ.”

Kapıdan çıkacakları zaman mavzer şiddetle yanıma geldi ve kolumu tutup beni dış kapıya doğru ilerletti kolumu elinden çekmeye çalıştım ama izin vermedi bende vazgeçmeyip kolumu çekmeye devam ettim.

“Mavzer bırak kolumu. Seninle hiçbir yere gelmiyorum ben.”

“Geliceksin seni o evde bırakmayacağım anladın mı beni?. Ya paşa paşa gelirsin yada ben seni getirmesini bilirim.”

“Yeter artık mavzer aramızda olmayan bağ artık hiç oldu. Kendinizde beni yorma.”

Beni umursamadı ve iki eliyle beni tek omzuna atıp arabanın koltuğuna attı. Daha sürücü koltuğuna oturmadan kapıyı açmaya yeltendim ama anahtar ile arabayı kilitledi. Mavzer arabaya bindiğinde gergin havayı direkt hissettim. Biz başka bir arabaya binmiştik bu mavzerin arabasıydı herhalde ama benim şu anda kendi odamda olmam gerekiyordu.

“NE YAPTIĞINI SANIYORSUN SEN MAVZER. ANLASANA ARTIK BENİM SENİNLE HİÇBİR BAĞIM KALMADI. NE İSTİYORSUNUZ BİZDEN?”

Bakışları bana döndüğüne öyle bir baktı ki ben yine boğuldum bakışlarının derinliğinde.

“BU ZAMANA KADAR BEKLEMEM HATAYDI ZATEN. BABAM BIRAKSAYDI BUNLARIN HİÇBİRİ OLMAZDI. SENİN LAF ETTİRMEDİĞİN BABAN BİZİ NE HALE GETİRDİ HABERİN VAR MI? SENİN BABAN İNSAN DEĞ-”

“SANA BABAM HAKKINDA DOĞRU KONUŞ DEDİM MAVZER. SEN KENDİNE BAKSANA SEN ÇOK MU MÜKEMMELSİN?”

“SUS ELİZ YOKSA BU KAVGA ÇOK UZAYACAK.”

Cevap vermedim ve başımı cama çevirdim. Ardından mavzer telefonunu aldı ve birisini aradı. Bir iki saat daha gittiğimizde bir eve geldik ama bu ev değişik bir evdi.

Arabadan indim ama iner inmez mavzer yanıma geldi ve yine kolumu tuttu. Burada nereye kaçabilirdim ki hiçbir yeri bilmiyordum. Kolumdan tuta tuta eve geldik ve eve girer girmez dış kapıyı bile kilitledi.

Ben kolumu çektim ve şöminenin yanına oturdum. Kollarımı hafifçe kendime sardım üşüyordum ama şömine yanmıyordu. Mavzer elinde odunlarla geldiğinde şömineyi yaktı, şömine yavaş yavaş yanarken bende sessizce izledim. Şuan kavga edersem büyük ihtimalle benim canım yine yanacaktı ve bende o riske girmeyi hiç istemedim. Mavzerde yanıma oturduğunda o da aynı benim gibi konuşmadan sessizce yanımda durdu ama ortamın sessizliğini mavzerin telefon sesi bozdu.

"Ne oldu baba?"

" Eve geldiniz galiba eliz nasıl?"

"İyi baba gayet iyi ben kapatıyorum sonra konuşuruz."

Telefonu kapattı ardından üst kata çıktı,bende fırsattan istifade dış kapıya doğru adımladım ardından kapıyı açmaya çalıştım ama açılmadı ardından saçımdaki tel tokadan yardım alacağım sırada mavzerin sesi ile yerimde kalmam bir oldu.

Sakince arkamı döndüm, mavzerin gözlerine bakmak istemedim baktıkça boğuldum gözlerinde. Mavzeryarım bir şekilde güldü. Yavaş yavaş yanıma geldi.

"Az önce ne yapmaya çalıştın eliz?"

"Ses geldi bende bakmak için kapıya doğru gittim ondan yani."

"Eğer böyle yapmaya devam edersen hiç iyi olmayacak gibi gözüküyor eliz."

"Ne yapmamı bekliyorsun mavzer, sen resmen beni evimden aldın. Mutlu olmamı bekleme benden ve beni hemen evime götür."

"İşte o biraz zor seni evine götürmeyeceğim. Burada seninle kalacağız eliz."

Yine cevap vermekten kaçtım. Mavzerin koltuğa birkaç parça birşey bırakmıştı. Onları aldım ve üst katta olan bir odaya çıktım. Üstümü değiştirdim ve elbiseyi o odaya bırakıp aşağı indim. Şöminenin önüne tekrardan oturduğumda mavzer bedenimin üstüne bir örtü bıraktı örtüyü aldım ve vücuduma sardım.

"Mavzer konuşmamız lazım."

"Ne konuşmak istiyorsun eliz"

"Sen iyimisin mavzer ne konuşmak isteyebilirim seninle. Babam vermedi beni sana yapacak birşey yok ve uzatılacak bir konuda yoksa . Benim işlerim var sizin saçmalıklarınızla uğraşamam."

"Sen nasıl bu kadar rahatsın eliz, sizin saçmalıklarınız dediğin şey bizim evliliğimiz olduğunun farkında mısın?"

"Benim evliliği ister gibi halim mi var mavzer. Benim o evliliği nasıl kabul ettiğimi unutma."

"Unutmadım ama sen kendin unutuyorsun. Sen bana o eve gitmek istediğini söylüyorsun."

"YETER MAVZER YETER SENDENDE, BABAMDANDA BIKTIM. SİZ NEDEN BÖYLESİNİZ NEDEN HERŞEYİ ZORLA YAPTIRIYORSUNUZ SİZ NASIL İNSANLARSINIZ"

" BU KONU ÇOK UZAYACAK GİBİ GÖZÜKÜYOR VE BEN SENİNLE KAVGA EDİP KALBİNİ KIRMAK İSTEMİYORUM."

"KIRSANA MAVZER DENESENE BAK BAKALIM KARŞINDA NASIL BİR ELİZ OLUYOR.”

Benim gibi cevap vermedi gözlerime baktığında belkide ilk defa bu kadar saf bir öfke gördüm. Kolumu tuttuğu gibi üst kata çıkardı ve beni bir odaya attı ardından kapıyı üstüme kilitledi. Kapıya vurduğumda bana cevap vermedi ben ise kapının önüne çöküp her zamanki gibi sessizce ağladım.

Yaşanılan her bir acı eskisinin üstünü kapattı ama çoğalan yaralar bir daha canımı yakmaya başladı. Zamanla ise yaşanılan her olay yeni bir üzüntü getirdi kalbime. Sonrasında ise acıya bağışıklık kazandım ve bir daha hiç yadırgamadım ama bu yaşadıklarımın karşısında susmayacaktım. Hiddetle ayağa kalktım gözyaşlarımı sertçe sildim,kapıya ayağımla sertçe vurdum açılmadı ama ben denemekten vazgeçmedim. Bir kez daha vurduğumda yine açılmadı bu sefer pes ettim. Ellerimi yumruk yapıp kapıya vurmaya çalıştım. Ellerim acıdı ama bu odadan çıkmak için ellerimin kanamasını, parçalanmasını bile tercih ettim. Mavzer gelmeyince bağırmaya başladım

"MAVZER ÇIKAR BENİ BURADAN. SENİN BENİ HAPSETME HAKKIN YOK."

Mavzer yine gelmediğinde odada sinirli şekilde yürümeye başladım ama burada kalmak benim canımı haddinden fazla sıkıyordu,yere geri oturduğumda gözlerimin ardı sızladı ama kendimi tutmaya çalıştım her zaman ki gibi. Hava biraz daha karardığında sanki dünyadaki bütün varlıklar yok olmuşcasına sessizlik vardı. Başımı dizlerime yasladım başım feci halde ağrıyordu zaten en son aldığım telefondan sonra gergin ve telaşlı şekilde günü geçirmiştim ama babamın yaptığı hamleler gerçekten beni şaşırtmaya devam ediyordu,kapıdan ses geldiğinde başımı kaldırmadım ama odaya gelenin mavzer olduğuna adım gibi emindim.

"Eliz"

Duyduğum ses abimin sesiydi.

Başımı kaldırdım ve ayağa kalktım abim bana baktığında bende ona baktım ama içimdeki ses kötü şeyler olacağını söylüyordu.

"Abi senin burada ne işin var?"

"Eliz olanları duydum babamın böyle birşey yapacağını tahmin bile etmezdim ama sen canını sıkma zaten evlenmek istemiyordun."

"Halimi nasıl buldun peki abi baksana babamın vermediği adamın evinde ayrıca evinin odasında kilitli şekilde duruyorum sen beni görmeye geleceğine çıkarsana beni bu evden ve odadan."

"Haklısın çok haklısın ama benim yapacağım bir şey yok. Babamın evinde kalmaktansa burada kalman daha iyi."

"Yok abicim ben haklı değilim sen çok haklısın. Peki ya ben nereye kadar kalacağım bu evde, bu odada veya ben mavzerin hiçbir şeyi olmadığım halde hangi sıfatla kalacağım burada."

Lafımı bitirmemin ardından mavzer odaya daldı. Abimle konuşmalarımızı dinlemişti tabi ki ama ben ona çok sinirliydim bana bunu nasıl yapabilirdi.

" KARIM OLARAK KALACAKSIN YANIMDA."

Konuşmadan öylece baktım gözlerine beyefendi resmen bana emrediyordu,benim istemediğimi bildiği halde bu evlilik için zorluyordu beni.

"BENİM İLE SENİN ARANDA ARTIK HİÇBİR ŞEY KALMADI ANLASANA ARTIK. BEN İSTEMİYORUM EVLENMEK ANLASANA."

Cevap vermeden derince baktı gözlerime yine. Abim ise biz kavga ederken odadan çoktan çıkıp gitmişti. Mavzer ise odadan çıkacağı sırada kolundan tuttum. Her zaman o benim kolumdan tutacak değildi.

"Bana cevap vermeden gitme mavzer,bu odada bu evde niye kalıyorum ben. Benim yaşadığım işimin olduğu bir hayatım var. Beni sonsuza kadar buraya hapis edemezsin. Babam beni odaya kapattığında oda adamlık taslıyordun ama aynı şeyi sende yapıyorsun. Kendini de beni de yorma."

Tuttuğum kolunu bıraktım ama gözlerinde tutuklu kaldım. Nedensizce yaşanılan şeyler beni amansız bir yola sürüklüyordu,ben ise o yolun sonunda mahvolmaktan korkuyordum ve eğer korktuğum başıma gelirse kıyametten başka bir şey getirmeyecekti.

" Nefretin sonucu ise yaratacak kıyameti."

Bu sefer mavzer kolumu tuttu ve beni salona götürdü.Salonda ise abim koltuğa oturmuş öylece yeri izliyordu.İkimizi görünce bakışlarını yerden çekip bize bakmaya başladı,içimde dinmeyen öfke artık benim canımı sıkmayı bırakmış benden başka herkesin canını yakacağına birkez daha emin oldum.Nefretim artık herkeseydi. Mavzer ile koltuğa oturduğumuzda kolumu elinden çektim ve ayağımı ayak üstüne atıp kollarımı göğsümde bağladım. Mavzer ise bir bana bir abime bakıyordu,birden ne var niye bakıyorsun bok mu var diyecektim ama kendimi tuttum ama şuh kahkahayı tutamadım bu yüzden de katıla katıla güldüm. Abim ile mavzer bana şaşkınca bakarken ben ise gülmeye devam ettim.

"Neden gülüyorum biliyormusunuz. İkinizin bu halini görmek bana keyif veriyor çünkü kararsızlıklarınızın sonucunu hepimiz görüyoruz. Biriniz insanlık dersi verir ama kendisi insan değil bir diğerinizin elinden hiçbir şey gelmez bence siz çok iyi bir ikili oldunuz."

Birkez daha kahkaha attığımda abim ayağa kalkıp evden hızlıca çıktı ve ardından kapıyı çarptı. Ona ağır laf etmediğim halder alınıp gitmişti zira ben mavzerin kalkıp gitmesini hatta bu evi terk etmesini beklerdim ama abim çekip gitmişti. Keyifle bir nefes aldım ve mutfağa gidip su içmeye gittim mavzer ise şaşkınca bana bakmaya devam etti. Yanıma gelip beni tezgâh ile kendi arasında bıraktı yine birşeyler konuşacaktı ama bunu sürekli böyle yöntemler kullanarak yapıyordu.Ben konuşmadım ilk mavzer konuşsun diye ama konuşmadı aksine yüzümü inceledi ve bir elini havaya kaldırıp saçımın bir tutamını kulağımın arkasına koydu ve konuşmaya başladı.

"Neden sürekli öfke var içinde?"

"Ne olmasını bekliyorsun, çok iyi yaptın deyip üstüne mi atlasaydım."

" Yarın nikahı kıycağız haberin olsun. Sebebsizce bu konu çok uzadı."

"Sen git kıy nikahını ben evlenmek istemiyorum diyorum,konunun uzama sebebi senin hiçbir şeyi görmeyişin ben evlenmek istemediğimi kaç defa söylemem gerekiyor."

"Ben herşeyi görüyorum ama senin gördüğünden şüpheliyim eğer ben değil başka bir erkek veya abinin arkadaşları teklif etseydi kabul ederd-"

Gözlerim yavaştan dolmaya başladığında elimi kaldırıp sertçe tokat attım. Yaptıkları benim canımı baya yakmaya başlamıştı ve ben buna izin vermek istemiyordum, bu zamana kadar yanan canım bir erkeğin evlenme sevdası yüzünden yara almasını kaldıramazdım.

Mavzer tokat attığım için eğilen başını tekrardan kaldırıp bana baktığında yüzük parmağımdaki çiçekli yüzüğü çıkarıp sertçe yere fırlattım. Gözlerinin içine baka baka bunu yaparken kalbim hızlı atmaya başlamıştı. Yere attığım yüzüğe bakarken başını tekrardan bana çevirdiğinde hiçbir lafımı esirgemeden konuştum.

"İçimdeki öfke niye var biliyormusun bana hergün yeni şeyler yaşattığınız için,hergün beni acıya boğduğunuz için ve sende şunu unutma mavzer bundan sonra sen benim kocam olmayı bırak kapıdaki korumam bile olamazsın."

Dedim ve iki yanıma siper ettiği kollarından kurtulup üst kattaki odaya çıktım. Odaya girdiğim gibi kapıyı kapattım ve pencerenin önünde sessizce ağladım.

~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•~`•

İlk ve son acılar hep en yakınımız tarafından armağan edilir bize. Sonrasında ise onlarla ömrünüzün sonuna kadar yaşamak zorunda kalır, kendimizi acı ile dinç tutarız ama bahşedilen bu şey öyle bir yakar ki benliğimizi sadece izleyici kalırız. İçimizdeki bazı duygular buna engel olur. Mesela korku gibi,mesela utanma gibi,mesela pişmanlık gibi ama en kötüsü olan ise sevginin getirdiği suskunluktur. İçimizdeki olan sevgi veya saygı susmamızı,sessiz kalmamızı emreder bize. Biz ise ona yenilip dediklerinin harfi harfine yapmak zorunda bırakılırız ama bu zorunluluğu fark edene kadar zaten her şeyi yaşarız. Pencereye dalmışken kapının çalınması ile hızlıca gözyaşlarımı sildim ve mavzerin odaya girmesini bekledim ve mavzer odaya giriş yaptı.

Geldiğini umursamamış gibi yapmaya devam ettim ama yine kolumdan tutulup çekilmem ile yerimden hareket etmem bir oldu.

"Kolumu sürekli tutma iznini kimden aldın sen?"

"Konumuz bu değil."

" Konumuz ne zaman ben oldum ki. Her zaman konumuz senin evlilik aşkın oldu ve olmaya devam ediyor."

"Az önce baban aradı ve beni etkili bir şekilde şaşırttı. Ne dedi biliyormusun?"

"Nasıl bilebilirim elimde iletişim sağlayan hiçbir şey yok."

"Sana bazı cümleleri iletmemi istedi."

"Ne cümleleri?"

"Her yanlış bir doğruyu getirir, yanlışın içinde hatalar gizlidir. Ama her hata yanlış değil doğrunun sebebi olabilir. Hamleler sonucu sonuç ise kıyameti barındırır kendi içinde ama bunu unutma ki kıyamet hiç iyi birşey değildir."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

45okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18