11. bölüm · Çilek kokusu
BÖLÜM : FİNAL
Şehrin gürültüsünden ve holdingin boğucu atmosferinden uzak, Boğaz’ın kıyısındaki o saklı dağ evine vardıklarında vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Burak, kapıyı açar açmaz Aslı’yı belinden kavrayıp içeri çekti ve ahşap kapıyı arkalarından sertçe kapattı. İçerideki loş ışık ve şömineden yayılan çıtırtılar, ikisinin arasındaki o dizginlenemez arzuyu daha kapı eşiğinde tutuşturmaya yetti.Burak, hiç vakit kaybetmeden Aslı’yı sırtı ahşap duvara gelecek şekilde bastırdı. Bakışlarında son derece açık, sahiplenici ve tamamen aç bir tutku vardı."Burada ne Çağla var, ne babam, ne de protokoller..." dedi Burak, sesi arzudan boğuklaşarak. Dudakları Aslı’nın kulak memesine değip geçerken sıcak nefesi kızın tenini yaktı. "Bu gece sadece sen ve ben varız."Aslı, Burak’ın deri ceketini omuzlarından sıyırıp yere düşürdü. Parmaklarını adamın gömleğinin arasına sokup göğsündeki o sıcak teni hissettiğinde bir inilti koyuverdi. "Burak... Çıldırtıyorsun beni."Burak kızı tek bir hamlede kucağına aldı. Aslı refleksle bacaklarını Burak’ın beline dolarken, Burak dudaklarını kızın dudaklarına gömdü. Öpüşleri sert, tutkulu ve ayların birikmişliğini taşıyacak kadar derinleşti. Burak adımlarını devasa yatak odasına doğru atarken dudakları bir saniye bile ayrılmadı.Kızı geniş, yumuşak yatağa bıraktığında Burak üzerindeki gömleği hırsla söküp attı. Aslı’nın üzerindeki ince askılı elbiseyi de tek bir hareketle sıyırıp kenara gönderdi. İkisinin de çıplak tenleri şöminenin kızıl ışığında birleştiğinde, odadaki hava nefes kesici bir sıcaklığa ulaştı.Burak, yatakta Aslı’nın üzerine tamamen eğildi. Sıcak, pürüzlü dudakları Aslı’nın çenesinden başladı; boynunu, köprücük kemiklerini ve ardından göğüslerini mühürlercesine öpmeye başladı. Dilinin her bir dokunuşunda Aslı’nın sırtı kavis alıyor, tırnakları Burak’ın kaslı sırtına gömülüyordu."Benimsin Aslı..." dedi Burak fısıltıyla, kımıldayan nefesi kızın kasıklarına doğru inerken. "Tüm varlığınla bana aitsin."Burak’ın elleri kızın uyluklarını kavrayıp yukarı doğru sıyırdığında aralarındaki son temas engeli de kalktı. İkisinin bedenleri kenetlendiğinde yatak odasını Aslı’nın tutkulu iniltileri ve Burak’ın boğuk nefesleri kapladı. Burak’ın ritmi her hamlede daha da sertleşiyor, Aslı’yı kendi tutku kasırgasının içinde tamamen eritiyordu. Tenlerinin birbirine çarpışından çıkan o yakıcı sıcaklık, gecenin sonuna kadar devam eden ritmik bir dansa dönüştü.Sabahın ilk ışıkları şöminenin küllerine vururken, Aslı başını Burak’ın geniş göğsüne yaslamış halde uyandı. Burak’ın güçlü kolları kızı sımsıkı sarmalamıştı; parmakları Aslı’nın çıplak sırtında yavaşça geziniyordu.Aslı başını kaldırıp Burak’ın gözlerine baktı. Burak uzanıp kızın alnına yumuşacık, korumacı bir öpücük kondurdu."Günaydın sevgilim," dedi Burak, sesi sabahın mahmurluğuyla derin ve şefkatli çıkarak. "İşte şimdi tamamen benimsin."Aslı gülümsedi, kollarını adamın boynuna dolayarak kendini o huzurlu ve yakıcı kucağa biraz daha bıraktı. İstanbul’daki fırtına onları bekliyordu ama bu dağ evinde mühürlenen aşkı artık hiçbir güç yıkamazdı.
Dağ evinde mühürlenen o tutkulu gecenin üzerinden aylar geçmişti. İstanbul’daki tüm fırtınalar, Çağla’nın son çabaları ve cemiyetin fısıltıları, Burak’ın Aslı’ya olan sarsılmaz aşkı karşısında tek tek eriyip gitmişti. Nihat Bey, oğlunun gözlerindeki o kararlılığı ve Aslı’nın masumiyetini gördükten sonra bu ilişkiyi tam anlamıyla kabullenmiş; Volkan ise olgunluğuyla ikilinin yanında yer alarak aralarındaki tüm bağları dostça pekiştirmişti.Görkemli Mazharoğlu Malikanesi’nin Boğaz’a bakan devasa bahçesi, bu gece hayatlarının en özel anına ev sahipliği yapıyordu. Bahçe, beyaz orkideler ve romantik ışıklarla donatılmıştı.Gelin odasında Aslı, sade ama son derece zarif, dantel detaylı gelinliğinin içinde aynadaki yansımasına bakıyordu. Kalbi heyecandan deli gibi çarparken kapı yavaşça açıldı. İçeri giren Burak, üzerindeki kusursuz siyah damatlığıyla adeta göz kamaştırıyordu.Burak, aynanın önündeki Aslı’yı gördüğü an adımları duraksadı. Gözlerindeki o tanıdık tutku, yepyeni bir hayranlıkla birleşmişti. Yavaşça Aslı’ya yaklaştı, kızı belinden tutarak kendine çekti."Dünyanın en güzel kadınısın..." dedi Burak, sesi heyecandan ve aşktan boğuklaşarak.Aslı, Burak’ın yakasını düzeltirken gülümsedi. "Sen de çok yakışıklısın Mazharoğlu."Burak, Aslı’nın dudaklarına tutkulu ve mühürleyici bir öpücük kondurdu. "Artık kaçışın yok yenge hanım. Bu gece soyadımı tamamen alıyorsun."Alkışlar ve Boğaz’ın büyüleyici manzarası eşliğinde nikah masasına geçildi. Şahitlerin ve ailelerin önünde atılan o iki "Evet" fısıltısı, Bodrum’da bir pastada başlayan ve sahte oyunlarla sınanan bu aşkın en büyük zaferiydi.Nikah memurunun "Sizi karı koca ilan ediyorum" sözünün ardından Burak, Aslı’nın duvağını kaldırıp kızı belinden kavradı ve dudaklarına tutku dolu, derin bir öpücük kondurdu. Bahçede coplu alkışlar yükselirken ikisi de sadece birbirlerinin gözlerinin içine bakıyordu.Gece yarısı, düğün kalabalığından sıyrılıp özel balayı süitlerine geçtiklerinde dış dünyadaki tüm sesler sustu. Burak kapıyı kilitler kilitlemez Aslı’yı kucağına aldı.Aslı’nın üzerindeki gelinliğin fermuarını yavaşça aşağı indirirken Burak’ın sıcak dudakları kızın omuzlarında ve boynunda iz bırakırcasına gezindi. Tenlerinin buluştuğu o ilk andan itibaren aralarındaki arzu, evliliğin getirdiği o tam aitlik duygusuyla yepyeni bir boyuta ulaştı. Yatakta yükselen tutkulu iniltiler, birbirine kenetlenen parmaklar ve gecenin karanlığını yakan nefesler, iki ruhun tamamen tek bir beden olmasını sağladı.Sabahın ilk ışıkları Boğaz’ı aydınlatırken Aslı, Burak’ın geniş göğsünde uyandı. Burak, parmaklarını kızın saçlarında gezdirip Aslı’nın alyans takılı parmağını öptü."Gittiğimiz her yerde, attığımız her adımda..." diye fısıldadı Burak. "...sen benim kadınımsın Aslı Mazharoğlu."Aslı gülümsedi, kollarını Burak’ın boynuna sıkıca doladı. Sahte bir oyunla başlayan bu hikaye, sonsuz ve devran dönse de yıkılmayacak gerçek bir aşkla son bulmuştu.- SON -
