10. bölüm · Çilek kokusu
BÖLÜM 10: FIRTINANIN ORTASINDA EL ELE
Boğaz’ın tepesindeki o tutkulu gecenin ardından sabah, holdinge çöken ağır bir sisle başladı. Burak ve Aslı, malikaneden aynı arabada, parmakları birbirine kenetlenmiş bir halde ayrılmışlardı. Artık saklanacak, kaçacak ya da yalan söylenecek hiçbir şey kalmamıştı.Holdingin döner kapısından içeri girdiklerinde Burak, Aslı’nın elini bir saniye bile bırakmadı. Koridordaki çalışanların şaşkın bakışları, fısıltılar ve meraklı gözler ikilinin üzerindeydi. Aslı ilk anlarda tereddüt edip elini çekmek istese de Burak kızın parmaklarını daha da sıkı kavradı."Bana bak Aslı," dedi Burak fısıltıyla, tam asansörün önünde durduklarında. Bakışları tutkulu ve sarsılmaz bir kararlılıktaydı. "Başını sakın öne eğme. Sen benim sevgilimsin. Kimin ne konuştuğu umrumda bile değil."Aslı derin bir nefes alıp başını dikleştirdi. Burak’ın bu korumacı ve sahiplenici tavrı, kızın içindeki tüm endişeleri söküp alıyordu.Ancak fırtına üst katta kopmak üzereydi.Asansörün kapısı açıldığında, yönetim kurulu salonunun önünde Çağla duruyordu. Çağla’nın gözleri ikisinin kenetlenmiş ellerine kaydı; yüzündeki nefret ve intikam hırsı görünür bir hal almıştı."Çok cesursunuz Burak," dedi Çağla, alaycı bir tebessümle. "Ama bu cesaretiniz Nihat Amca salondan çıktığında da devam edecek mi merak ediyorum. Şile’deki 'sahte sevgililik' tiyatrosunu ve arkasından çevirdiğiniz işleri Nihat Amca’ya anlatmama ramak kaldı."Burak, Aslı’yı hafifçe arkasına alarak Çağla’ya doğru bir adım attı. Yüzü taştan bir maskeye dönüştü."Dene de gör Çağla," dedi Burak, sesi buz gibi çıkarak. "Babama ne anlatırsan anlat. Bodrum’daki krizden tut, sizin kurduğunuz baskılara kadar her şeyi kendi ağzımla söyleyeceğim. Ama Aslı’ya ya da onun işine tek bir zarar vermeye kalkarsan, bu şirketteki konumunu tamamen unutursun."Çağla aldığı bu sert yanıtla bocalarken salondan Nihat Bey ve Volkan çıktı.Nihat Bey, iki gencin arasındaki gerilimi ve Burak’ın Aslı’yı koruyan duruşunu görünce kaşlarını çattı. "Burak? Ne oluyor burada?"Volkan bir adım öne çıktı. Dün akşam Burak’la yaptığı konuşmanın olgunluğuyla araya girdi: "Bir şey olduğu yok baba. Bodrum projesinin son detaylarını konuşuyorduk. Aslı da projede bize yardımcı oluyor."Volkan’ın bu hamlesi Çağla’yı adeta şok etti. Volkan’ın onları korumasıyla Çağla’nın elindeki en büyük koz da patlamış oldu. Nihat Bey şüpheyle baksa da Volkan’ın sakinliği karşısında üstelemedi.Öğleden sonra Burak, Aslı’yı dinlenme odasında kıstırdı. Kapıyı arkasından kilitleyip Aslı’yı duvarla kendi arasına aldı. Aralarındaki mesafe anında sıfırlandı."Çok cesurdun bugün yenge hanım," dedi Burak, sesi arzudan boğuklaşarak. Bakışları doğrudan Aslı’nın dudaklarına kaydı."Senin sayende..." dedi Aslı fısıltıyla. Kollarını Burak’ın boynuna doladı.Burak daha fazla dayanamayıp dudaklarını Aslı’nın dudaklarıyla buluşturdu. Mutfağın loşluğunda başlayan öpücük, dünün Boğaz’daki yakıcı tutkusunu aratmayacak kadar derinleşti. Burak’ın elleri Aslı’nın belini sımsıkı kavrarken, ikisi de dışarıdaki tehlikelere ve Çağla’nın intikam planlarına karşı birbirlerinin aşkına sığındılar.
Holdingdeki gergin günün ardından Burak, Aslı’yı akşam doğrudan kendi özel rezidansına götürdü. Şehrin panoramik ışıklarına bakan daireye adım attıklarında dış dünyayla olan tüm bağları koptu. Burak kapıyı kilitler kilitlemez Aslı’yı sırtı kapıya gelecek şekilde yasladı; gözlerindeki tutku bu kez hiçbir engel tanımıyordu."Artık saklanmak da, beklemek de yok," diye fısıldadı Burak. Sesi tutkudan boğuklaşmış, pürüzlü bir tona bürünmüştü.Aslı’nın belini sımsıkı kavrayıp kızı kendine bastırdı ve dudaklarını Aslı’nın dudaklarına vahşi bir açlıkla gömdü. Aslı inleyerek kollarını Burak’ın boynuna doladı. Burak, Aslı’yı kucağına alıp yatak odasına taşıdı. Kızı geniş yatağa bıraktığında üzerindeki ceketi ve kravatı hırsla söküp attı.Burak yatağa Aslı’nın üzerine eğildi; sıcak dudakları kızın dudaklarından çene çizgisine, oradan açıkta kalan göğüs dekoltesine kaydı. Elbiselerin kumaşları aralarındaki yakıcı temasa engel oluyordu. Burak’ın sabırsız parmakları Aslı’nın elbisesinin fermuarını aşağı indirdi. Omuzlarından sıyrılan kumaşla birlikte Aslı’nın çıplak teni ortaya çıktı."Çok güzelsin..." dedi Burak nefes nefese.Aslı, Burak’ın gömleğinin düğmelerini teker teker çözerken adamın kaslı göğsünü, deli gibi çarpan kalbini kendi ellerinin altında hissetti. Ten tene temas ettikleri an ikisinin de dudaklarından tutkulu iniltiler döküldü. Burak’ın dudakları Aslı’nın hassas göğüs uçlarında gezinirken, elleri kızın kalçalarını sımsıkı kavrayıp onu ritmine uyum sağlamaya zorladı.Yatakta yükselen boğuk nefesler, birbirine kenetlenen parmaklar ve tutku dolu iniltiler gecenin karanlığını yaktı. Aralarındaki o aylardır biriken tüm arzu ve çekim, o gece tamamen tenlerinin birleşmesiyle mühürlendi.Ertesi akşam ise büyük hesaplaşma günüydü. Burak, Aslı’nın elini tutarak malikanenin yemek salonuna girdi. Salonda Nihat Bey, Emine Hanım ve Volkan oturuyordu. Çağla da masanın bir köşesinde sinsi bir zafer beklentisiyle onları izliyordu.Burak masanın başında durdu, Aslı’nın elini parmaklarına kenetleyerek herkesin gözünün içine baktı."Baba, Emine Hanım..." dedi Burak, sesi son derece net ve sarsılmaz bir kararlılıktaydı. "Biz Aslı’yla birbirimizi seviyoruz. Bodrum’da başlayan o sahte hikaye bitti, ama bizim gerçek aşkımız başladı. Aslı benim sevgilim ve ben hayatımı onunla geçirmek istiyorum."Salonda derin bir sessizlik oldu. Çağla’nın yüzündeki gülücük donup kalırken, Nihat Bey şaşkınlıkla ayağa kalktı. Emine Hanım ise gözleri dolarak kızına baktı.Nihat Bey, Burak’ın gözlerindeki o daha önce hiç görmediği kararlı ve sahiplenici ifadeye baktı. "Burak... Sen ne dediğinin farkında mısın?""Çok farkındayım baba," dedi Burak, Aslı’nın elini daha da sıkı tutarak. "Bütün dünya karşı çıksa da ben Aslı’dan vazgeçmeyeceğim. Bunu herkes böyle bilsin."Volkan hafifçe gülümseyip sandalyesinden geriye yaslandı; savaş bitmişti. Burak ve Aslı, tüm engelleri ve aile baskılarını aşklarıyla devirerek yeni hayatlarına ilk resmi adımı atmışlardı.
Rezidansın yatak odasındaki loş ışık, şehrin ışıltılarını içeri taşırken ikilinin arasındaki yakıcı atmosfer kontrol edilebilir olmaktan tamamen çıkmıştı. Burak, Aslı’nın üzerine tamamen eğildiğinde bedenlerinin teması aralarındaki son tereddüt kırıntılarını da yakıp yıktı.Burak’ın sıcak, pürüzlü dudakları Aslı’nın dudaklarından kopup çene çizgisine, ardından köprücük kemiğinin hemen altındaki hassas noktaya kaydı. Orada bıraktığı derin ve mühürleyici öpücük, Aslı’nın göğsünden boğuk bir iniltinin kopmasına neden oldu. Burak’ın bir eli Aslı’nın belini sımsıkı kavrayıp kızı kendi bedenine tamamen bastırırken, diğer eli Aslı’nın sırtından aşağı kayarak elbisenin kalan son kumaş engelini de kenara sıyırdı."Sana dair hiçbir şeyi gizlemek istemiyorum artık..." diye fısıldadı Burak. Sesi tutkudan, boğuk ve tamamen çaresiz bir tona bürünmüştü.Aslı, Burak’ın çıplak omuzlarını ve sırtındaki kasları tırnaklarıyla kavradı. Burak’ın dudakları göğüslerine indiğinde, dilinin ve sıcak nefesinin yarattığı dalga Aslı’nın belini kavisleştirmesine yol açtı. Burak, kızın kalçalarını kavrayarak onu kendi ritmine uyum sağlamaya zorlarken, ikisinin de düzensiz nefesleri odadaki sessizliği tamamen kapladı.Ten tene temasın yakıcılığı arttıkça, Burak’ın sahiplenici dokunuşları daha da derinleşti. Aslı’nın bacakları Burak’ın beline dolandığında, aralarındaki çekim kaçınılmaz bir birleşmeye dönüştü. Burak’ın her bir hamlesi, Aslı’nın adını fısıldayan tutkulu nefesleri ve Aslı’nın adamın saçlarına asılarak çıkardığı iniltiler gecenin karanlığında yankılandı.Gecenin sonunda ikisi de ter içinde, nefes nefese birbirlerine sarılı halde yatağın ortasında kaldılar. Burak, Aslı’yı göğsüne çekip saçlarının arasına uzun, derin bir öpücük kondurdu. Parmakları kızın çıplak sırtında gezinirken, bakışlarında tamamen teslim olmuş ve sırılsıklam aşık bir adamın gururu vardı.Ertesi gün malikanedeki havada ise bu tutkulu gecenin getirdiği sarsılmaz özgüven hâkimdi. Aileye yapılan açıklamanın ardından Çağla’nın tüm hamleleri boşa çıkmış, Nihat Bey ise Burak’ın gözlerindeki o geri adım atmayan kararlılığı görünce durumu kabullenmek zorunda kalmıştı.Burak, holdingdeki odasında Aslı’yı belinden yakalayıp çalışma masasına doğru yasladı. Masadaki dosyalar kenara kayarken, Burak kızın dudaklarına tutkulu bir öpücük daha kondurdu."Artık saklanmak yok demiştim," dedi Burak, Aslı’nın kulağına doğru fısıldayarak. "Bu akşam seni ne rezidansa ne de malikaneye götürüyorum. Sadece ikimizin olacağı bir yere gidiyoruz."
