4. bölüm · Çilek kokusu
BÖLÜM 4: ŞÜPHELER VE GİZLİ TEHLİKE
Bodrum’un üzerini kaplayan gece esintisi, otelin sahiline tatlı bir serinlik taşıyordu ama Aslı’nın içindeki fırtına dinmek bilmiyordu.İstanbul’da annesinin yeni bir eve kavuşmuş olması içini rahatlatmıştı ama sahte sevgili oyununun baskısı her geçen saat artıyordu. Üstelik Volkan’ın ona karşı takındığı nazik ve korumacı tavır, Aslı’nın yıllardır kalbinde taşıdığı o gizli hayali yeniden alevlendiriyordu. "Acaba..." diye geçiriyordu içinden, "Acaba bu oyun bir gün gerçeğe dönüşebilir mi?"Ertesi sabah otelin iskelesinde küçük bir kriz patlak verdi. Çağla, Burak’ın ve Volkan’ın hareketlerinden iyice şüphelenmiş, gerçeği ortaya çıkarmak için kendi planını devreye sokmuştu. Sahildeki localardan birinde otururken Volkan ve Aslı’yı yanına çağırdı."Hadi bakalım aşıklar," dedi Çağla, gözlerini kısıp dudaklarında alaycı bir tebessümle. "Haftaya İstanbul’da sosyetenin katıldığı büyük bir vakıf balosu var. Volkan, Madem Aslı senin hayatının aşkı, onu bu baloda resmi sevgilin olarak herkesle tanıştırman gerekir, değil mi?"Aslı ne diyeceğini bilemeyerek donakaldı. Sosyete balosu mu? O şık dünyada tek bir yanlış hareketi, tüm oyunun çökmesi demekti.Volkan ise cool duruşunu bozmadı. Aslı’nın elini tutarak Çağla’ya baktı. "Elbette Çağla. Aslı benimle o baloya gelecek. Bundan hiç şüphen olmasın."Biraz ötede, bar sandalyesine kurulmuş olan Burak, ikisinin el ele duruşunu görünce elindeki bardağı öyle bir sıktı ki parmak boğumları bembeyaz oldu. Volkan’ın Aslı’nın elini tutması, kızın o bakışlara sessiz kalması Burak’ın sinirini bozmaya yetiyordu.Çağla masadan kalkıp gittiğinde Burak hızla Aslı ile Volkan’ın yanına adımladı."Sen ne yapıyorsun Volkan?" dedi Burak, sesindeki gerilimi saklayamayarak. "Baloya getirmek de ne demek? Aslı’yı o insanların önüne atamazsın, bu oyun iyice kontrolden çıkıyor!"Aslı, Burak’ın bu tavrına anlam veremeyerek kaşlarını çattı. "Neden Burak Bey? Beni oraya layık göremediğin için mi? Yoksa babanın karşısında rezil olmaktan mı korkuyorsun?""Konu benim babam değil Aslı!" diye yükseldi Burak, gözlerinin içine dik dik bakarak. "Konu sensin! O insanların arasından sağ çıkamazsın, Çağla seni tek kalemde harcar!"Volkan araya girerek Burak’ın göğsüne elini koydu ve onu geriye itti. "Sakin ol Burak. Aslı’yı korumak benim işim. Oyunu başlatan sensin, şimdi geri çekil ve bana bırak."Burak, Volkan’ın bu kararlı çıkışı karşısında bir an kalakaldı. İki kuzen ilk kez bir kadın yüzünden bu kadar açık bir şekilde karşı karşıya geliyordu. Burak bir şey söylemeden arkasını döndü ve hızla oradan uzaklaştı.Bodrum’daki son günlerde oteldeki atmosfer iyice gerilmişti. Sezon bitmek üzereydi ve herkes İstanbul’a dönme hazırlıklarına başlamıştı.Aslı, valizini toplarken Gonca heyecanla odaya girdi. "Aslı, İstanbul’a dönüyoruz! Hem annenin yanına, o güzel müştemilata gideceksin hem de Volkan’la baloya katılacaksın. İnanabiliyor musun?"Aslı gülümsedi ama içindeki o huzursuzluk hissi bir türlü gitmiyordu. İstanbul’a döndüğünde hayatının nasıl değişeceğinden habersizdi. Annemin çalıştığı o zengin aile kimdi? Baloda ne yapacaktı? En önemlisi, Burak’ın o kafa karıştıran bakışlarını zihninden nasıl silecekti?Ertesi gün İstanbul uçağına bindiklerinde Aslı pencereden dışarıyı izliyordu. Bodrum geride kalmıştı ama asıl büyük karşılaşmalar ve kaderin hazırladığı devasa sürpriz, İstanbul’daki o görkemli malikanenin bahçesinde onları bekliyordu.
Bodrum’un üzerini kaplayan gece esintisi, otelin sahiline tatlı bir serinlik taşıyordu ama Aslı’nın içindeki fırtına dinmek bilmiyordu.İstanbul’da annesinin yeni bir eve kavuşmuş olması içini rahatlatmıştı ama sahte sevgili oyununun baskısı her geçen saat artıyordu. Üstelik Volkan’ın ona karşı takındığı nazik ve korumacı tavır, Aslı’nın yıllardır kalbinde taşıdığı o gizli hayali yeniden alevlendiriyordu. "Acaba..." diye geçiriyordu içinden, "Acaba bu oyun bir gün gerçeğe dönüşebilir mi?"Ertesi sabah otelin iskelesinde küçük bir kriz patlak verdi. Çağla, Burak’ın ve Volkan’ın hareketlerinden iyice şüphelenmiş, gerçeği ortaya çıkarmak için kendi planını devreye sokmuştu. Sahildeki localardan birinde otururken Volkan ve Aslı’yı yanına çağırdı."Hadi bakalım aşıklar," dedi Çağla, gözlerini kısıp dudaklarında alaycı bir tebessümle. "Haftaya İstanbul’da sosyetenin katıldığı büyük bir vakıf balosu var. Volkan, Madem Aslı senin hayatının aşkı, onu bu baloda resmi sevgilin olarak herkesle tanıştırman gerekir, değil mi?"Aslı ne diyeceğini bilemeyerek donakaldı. Sosyete balosu mu? O şık dünyada tek bir yanlış hareketi, tüm oyunun çökmesi demekti.Volkan ise cool duruşunu bozmadı. Aslı’nın elini tutarak Çağla’ya baktı. "Elbette Çağla. Aslı benimle o baloya gelecek. Bundan hiç şüphen olmasın."Biraz ötede, bar sandalyesine kurulmuş olan Burak, ikisinin el ele duruşunu görünce elindeki bardağı öyle bir sıktı ki parmak boğumları bembeyaz oldu. Volkan’ın Aslı’nın elini tutması, kızın o bakışlara sessiz kalması Burak’ın sinirini bozmaya yetiyordu.Çağla masadan kalkıp gittiğinde Burak hızla Aslı ile Volkan’ın yanına adımladı."Sen ne yapıyorsun Volkan?" dedi Burak, sesindeki gerilimi saklayamayarak. "Baloya getirmek de ne demek? Aslı’yı o insanların önüne atamazsın, bu oyun iyice kontrolden çıkıyor!"Aslı, Burak’ın bu tavrına anlam veremeyerek kaşlarını çattı. "Neden Burak Bey? Beni oraya layık göremediğin için mi? Yoksa babanın karşısında rezil olmaktan mı korkuyorsun?""Konu benim babam değil Aslı!" diye yükseldi Burak, gözlerinin içine dik dik bakarak. "Konu sensin! O insanların arasından sağ çıkamazsın, Çağla seni tek kalemde harcar!"Volkan araya girerek Burak’ın göğsüne elini koydu ve onu geriye itti. "Sakin ol Burak. Aslı’yı korumak benim işim. Oyunu başlatan sensin, şimdi geri çekil ve bana bırak."Burak, Volkan’ın bu kararlı çıkışı karşısında bir an kalakaldı. İki kuzen ilk kez bir kadın yüzünden bu kadar açık bir şekilde karşı karşıya geliyordu. Burak bir şey söylemeden arkasını döndü ve hızla oradan uzaklaştı.Bodrum’daki son günlerde oteldeki atmosfer iyice gerilmişti. Sezon bitmek üzereydi ve herkes İstanbul’a dönme hazırlıklarına başlamıştı.Aslı, valizini toplarken Gonca heyecanla odaya girdi. "Aslı, İstanbul’a dönüyoruz! Hem annenin yanına, o güzel müştemilata gideceksin hem de Volkan’la baloya katılacaksın. İnanabiliyor musun?"Aslı gülümsedi ama içindeki o huzursuzluk hissi bir türlü gitmiyordu. İstanbul’a döndüğünde hayatının nasıl değişeceğinden habersizdi. Annemin çalıştığı o zengin aile kimdi? Baloda ne yapacaktı? En önemlisi, Burak’ın o kafa karıştıran bakışlarını zihninden nasıl silecekti?Ertesi gün İstanbul uçağına bindiklerinde Aslı pencereden dışarıyı izliyordu. Bodrum geride kalmıştı ama asıl büyük karşılaşmalar ve kaderin hazırladığı devasa sürpriz, İstanbul’daki o görkemli malikanenin bahçesinde onları bekliyordu.
İstanbul’a giden uçak piste teker koyduğunda, Aslı’nın yüreğindeki o tarifi zor kıpırtı daha da katlandı. Bodrum’un yakıcı güneşi ve deniz esintisi geride kalmıştı; şimdi İstanbul’un karmaşık ama tanıdık atmosferine adım atıyorlardı.Volkan, havalimanından çıkışta Aslı’nın valizini bagaja yerleştirirken nazikçe gülümsedi."Seni gideceğin yere bırakayım Aslı. Yol yorgunusun, annene bir an önce kavuşmak istersin."Aslı mahcup bir edayla başını salladı. "Çok teşekkür ederim Volkan. Annem adresi attı, bahçeli büyük bir malikanenin müştemilatındaymış. Yol üstüyse bırakman harika olur."Aynı anlarda Burak da kendi lüks arabasıyla havalimanından ayrılmış, zihnini meşgul eden karmaşık duygularla doğruca ailesinin malikanesine doğru yola çıkmıştı. Kafasında sürekli Aslı’nın o dik duruşu, sahte sevgili oyunu ve baloda yaşanacak krizler dönüp duruyordu.Volkan’ın arabası yüksek demir kapılı, devasa bir malikanenin önünde durduğunda Aslı şaşkınlıkla dışarı baktı."Burası çok görkemliymiş..." diye fısıldadı Aslı."Evet, burası bizim semte yakın güzel bir malikane," dedi Volkan, adresin kendi evleri olduğunu fark etmeyerek (çünkü evin arka bahçe girişine yakın bir adrese navigasyonla gelmişlerdi). "Hadi gel, valizini indireyim."Aslı valizini alıp Volkan’a sarıldı. "Her şey için teşekkür ederim Volkan. Baloda görüşürüz."Volkan’ın arabası uzaklaştıktan sonra Aslı, annesinin tarif ettiği yan kapıdan içeri adım attı. Yemyeşil, devasa bir bahçe ve tatlı bir yemek kokusu karşıladı onu. Annesi Emine Hanım, müştemilatın kapısında kollarını açmış bekliyordu."Annem!" diyerek sarıldı Aslı. Rasmene aylar süren bir özlemle kucaklaştılar."Güzel kızım benim, hoş geldin!" dedi Emine Hanım gözleri parlayarak. "Bak, gördün mü nasip işte... O daracık evden sonra Rabbim bize böyle güzel bir kapı açtı. Ev sahipleri o kadar iyi, o kadar asil insanlar ki! Beyefendi biraz sert ama hanımefendi melek gibi. Mutfakta bana çok güveniyorlar."Aslı müştemilattan içeri girdiğinde içinin huzurla dolduğunu hissetti. Annesiyle birlikte masaya oturup çay içerken, günlerdir sakladığı o büyük sırrı ve baloyu düşündü. Ama şimdilik annesinin bu huzurunu bozmak istemiyordu.Akşamüstü saatlerinde Aslı, annesine yardım etmek amacıyla konağın büyük mutfağına geçti. Annesi akşam yemeği için harika zeytinyağlılar ve tatlılar hazırlıyordu."Kızım, şu tepsiyi bahçedeki çardağa taşır mısın? Evin oğlu Bodrum’dan yeni döndü, hanımefendi onun için özel sofra kurduruyor," dedi Emine Hanım."Tamam anneciğim, ben hallederim," dedi Aslı ve tepsiyi alıp mutfak kapısından bahçeye doğru adımladı.Çardağa doğru yürürken havanın kararmaya başlayan alacakaranlığında bir siluet gördü. Adam arkası dönük bir şekilde telefonla konuşuyor, bir yandan da içkisini yudumluyordu.Aslı tepsiyi masaya bırakırken hafif bir tıkırtı çıkardı. Adam telefonunu cebine koyup arkasını döndü.İki taraf da olduğu yerde adeta donakaldı.Burak’ın elindeki kadeh hafifçe sallandı. Karşısında, üstünde sade bir kıyafetle, annesinin pişirdiği yemek tepsisini tutan Aslı duruyordu.Aslı’nın gözleri dehşetle açıldı. "Sen... Sen burada ne arıyorsun? Yine mi peşimdesin sen?!"Burak bir an şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi, ardından dudaklarında o meşhur, sinir bozucu alaycı gülüş belirdi. Kollarını göğsünde birleştirdi."Ben mi senin peşindeyim?" dedi Burak bir adım atarak. "Aslı hanım... Asıl sen benim evimin bahçesinde, benim soframa yemek taşırken ne arıyorsun?"Aslı’nın başından aşağı kaynar sular döküldü. Annesinin bahsettiği "iyi kalpli, varlıklı aile", Bodrum’da hayatını karartan bu ukala züppenin ailesiydi!"Ne... Ne evi? Burası Mazharoğlu Malikanesi mi?" diye kekeledi Aslı, rengi sapsarı kesilerek.Burak adımlarını Aslı’ya iyice yaklaştırdı. Gözlerinin içine bakarak fısıldadı:"Evet 'yenge' hanım... Mazharoğlu Malikanesi’ne, yani benim evime hoş geldin. Demek yeni aşçımızın kızı sensin..."
Aslı’nın elindeki tepsi titredi. Zihni bir anda kilitlenmiş, nefesi boğazında düğümlenmişti. Annesinin günlerdir öve öve bitiremediği, "Rabbim bize güzel bir kapı açtı" dediği o büyük malikane, Bodrum’da hayatını altüst eden bu ukala züppenin eviydi."Saçmalama..." diye fısıldadı Aslı, geri adım atmaya çalışırken. "Bu bir kaza. Yanlış evdir, olamaz...""Hafızanı tazelememi ister misin?" dedi Burak, adımlarını ağır ağır Aslı’ya doğru atarak. Yüzündeki alaycı gülümseme yerini derin, karmaşık bir ifadeye bırakmıştı. "Ben Burak Mazharoğlu. Burası da Mazharoğlu Malikanesi. Hani şu Bodrum’da sevgilisi rolünü oynadığın Volkan’ın da kuzeni olduğum ev.""Sen..." Aslı öfkeyle yutkundu, gözlerinden kıvılcımlar saçılıyordu. "Sen bunu biliyordun! Beni buraya bilerek mi getirttin? Anem üzerinden oyun mu oynuyorsun benimle?""Saçmalama Aslı!" dedi Burak, sesi bir anda ciddileşerek. "Annenin bizim konakta işe başladığından benim bile haberim yoktu. Babamın cezası bitti, bugün eve döndüm ve karşıma sen çıktın. Sence ben seninle aynı evde yaşamaya meraklı mıyım?""Aynı evde yaşamayacağız!" diye kestirip attı Aslı, sesi titrese de dik duruşunu bozmadı. "Ben annemi de alır giderim buradan. Senin olduğun bir çatının altında tek bir saniye bile durmam!""Gidemezsin," dedi Burak, aralarındaki mesafeyi iyice kapatıp doğrudan gözlerinin içine bakarak. "Annen burada sözleşmeli çalışıyor. Üstelik bu işe ne kadar ihtiyacı olduğunu en iyi sen biliyorsun. Şimdi gurur yapıp annenin rızkıyla mı oynayacaksın?"Aslı donakaldı. Burak haklıydı. Annesi bu eve ne büyük umutlarla gelmiş, İstanbul’un o sefil kiralarından kurtulduğu için nasıl şükretmişti. Onu tek bir kalemde silip atamazdı."Sen tam bir şeytansın," dedi Aslı nefret dolu bir fısıltıyla.Burak hafifçe eğildi, dudakları Aslı’nın kulağına neredeyse değecekti:"Şeytan ya da değil... Artık gündüzleri müştemilatta benim çalışanımsın, geceleri ise basının ve Çağla’nın karşısında Volkan’ın 'sosyetik' sevgilisi. Bakalım bu iki hayatı nasıl idare edeceksin 'yenge'."Tam o sırada müştemilatın kapısı açıldı ve Emine Hanım’ın sesi bahçede yankılandı:"Kızım? Tepsiyi bırakabildin mi?"Aslı hızla geriye çekildi, üzerindeki önlüğü düzeltip Burak’a son bir nefret dolu bakış attı. "Devam edeceğiz Burak Bey," dedi ve karanlığa doğru hızlı adımlarla yürüyüp annesinin yanına döndü.Burak ise bahçede tek başına kaldı. Elindeki kadehi sıkarken, kızın o öfkeli ve pes etmeyen gözleri zihninden bir türlü gitmiyordu. İçindeki o garip his her geçen saniye büyüyordu; bu oyun artık sadece bir yalandan ibaret değildi.
