Bölüm 1 devam

Vaveyla Yazarı: Esmanur Bayrakçı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Bölüm 1 devam

ÜÇ AY SONRA…

Aradan üç ay geçmişti.

Takvimler 14 Aralık 2023 Perşembe gününü gösteriyordu.

Erzurum'un soğuk sabahları çoktan başlamış, sokaklar kışın beyaz örtüsüyle kaplanmıştı. Fakat Zeynep'in içindeki heyecan, dışarıdaki soğuğu bile unutturacak kadar büyüktü.

On dokuz yaşındaydı.

Artık bir üniversite öğrencisi olacaktı. Gastronomi bölümünü kazanmıştı. Belki biraz geç kayıt yaptırmıştı ama sonunda hayalini gerçekleştirmek için ilk adımını atmıştı.

Bunun için ailesinden ayrı kalacak, çocukluğunun geçtiği evden ayrılacak ve yepyeni bir şehirde, Ankara'da yaşamaya başlayacaktı.

Abisi Alparslan yaşasaydı, muhtemelen en çok o sevinirdi.

Belki valizini elinden alır, saçlarını karıştırır ve her zamanki o korumacı tavrıyla şöyle derdi:

"Benim küçük cadım, üniversiteli mi oluyormuş?"

Zeynep bu düşünceyle hafifçe gülümsedi. Ama o gülümseme uzun sürmedi.

Çünkü artık abisi yoktu.

En azından herkes onun öldüğüne inanıyordu.

Saat 14.00'tü.

Zeynep odasının ortasında duran büyük valizine son kez baktı. İçine kazaklarını, pantolonlarını, kalın montunu, botlarını ve ayakkabılarını yerleştirmişti. Ankara'nın soğuğunu düşünerek kalın kıyafetlerini özellikle yanına almıştı.

Çekmecelerini kontrol etti. Şarj aletini, kişisel eşyalarını ve belgelerini çantasına koydu. Biriktirdiği parayı da dikkatlice çantasının küçük gözüne yerleştirdi.

Artık gitmeye hazırdı.

Tam valizinin fermuarını kapatacakken yatağının üzerinde duran bir parça kumaşa gözü takıldı.

Alparslan'ın sweatshirt'ü…

Zeynep yavaşça yanına gitti. Sweatshirt'ü eline aldı, yüzüne yaklaştırdı. Abisinin kokusu artık kalmamıştı belki ama onunla ilgili anıları hâlâ kumaşın her ipliğine sinmiş gibiydi.

Gözleri doldu.

"Sen de benimle geliyorsun abi," diye fısıldadı.

Sweatshirt'ü özenle katlayıp valizinin içine yerleştirdi.

"Ankara'yı beraber gezeceğiz. Üniversitemi göreceksin. Sana her şeyi anlatacağım. Söz veriyorum."

Bir an durdu.

Sonra başını eğdi.

"Keşke gerçekten yanımda olsaydın."

Odanın içinde sessizlik hâkimdi. Duvarlarda asılı fotoğraflar, kitaplığındaki kitaplar ve yatağının üzerindeki yastıklar… Her şey aynıydı.

Ama Zeynep artık aynı kız değildi.

Abisinin ardından ağlamayı öğrenmiş, acısını içine saklamayı öğrenmişti. Şimdi de o acıyla birlikte yaşamayı öğrenmeye çalışıyordu.

Saat 14.10 olduğunda valizini kapattı. Önce küçük çantasını, ardından büyük valizini kapının yanına çekti.

Son kez odasına baktı.

"Hoşça kal," diye fısıldadı.

Sonra kendini düzeltti.

"Hayır… Ben buraya yine geleceğim."

Çünkü insan bazen bir yerden ayrılırken, orada bıraktığı hatıralara geri dönebilmek için kendine söz verirdi.

Zeynep valizini alıp merdivenlerden aşağı indirdi.

Saat 14.15'ti.

Uçaklarının kalkmasına yaklaşık iki saat kalmıştı.

Aşağıya indiğinde annesi Derya'nın salonda son hazırlıklarını yaptığını gördü. Babası da yolculuk için gerekli evrakları kontrol ediyordu.

Zeynep valizini kapının yanına bıraktı ve çantasını açtı.

Kimliği…

Telefonu…

Şarj aleti…

Banka kartı ve biriktirdiği parası…

Üniversite kayıt belgeleri…

Hepsini tek tek kontrol etti.

Sonra çantasının fermuarını kapattı.

"Tamam," dedi kendi kendine. "Her şey tamam."

Ama değildi.

Yanında götüremeyeceği bir şey vardı.

Abisinin sesini.

Ona sarıldığında hissettiği güveni.

Bir şeyden korktuğunda arkasında olduğunu bilmenin verdiği huzuru.

Zeynep gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

Kendine güçlü olması gerektiğini söylüyordu. Ankara'da kendi ayakları üzerinde duracak, üniversitesini okuyacak, hayallerini gerçekleştirecekti.

Ama on dokuz yaşında bir genç kızın da korkmaya hakkı vardı.

Hele ki hayatındaki en büyük dayanaklarından birini kaybettiğine inanan bir genç kızın…

Derya kızının yanına geldi. Elini Zeynep'in omzuna koydu.

"Her şeyini aldın mı kızım?"

Zeynep annesine döndü.

"Aldım anne. Merak etme."

Derya, kızının yüzüne dikkatlice baktı.

"Heyecanlı mısın?"

Zeynep bir an düşündü.

"Hem de çok."

"Biraz korkuyor musun peki?"

Zeynep'in dudaklarındaki gülümseme yavaşça kayboldu.

"Biraz değil anne."

Derya kızını kendine çekip sarıldı.

"Her şey ilk başta zor gelir. Ama sen başaracaksın. Yeni bir şehir, yeni insanlar, yeni bir hayat… Zamanla alışacaksın."

Zeynep annesinin omzuna başını yasladı.

"Ya sizi çok özlersem?"

"Arayacaksın bizi. Ne zaman istersen."

"Ya abimi özlersem?"

Bu kez Derya'nın dudaklarından tek bir kelime bile çıkmadı.

Çünkü bazı soruların cevabı yoktu.

Bazı yaralar, üzerinden üç ay geçse de kapanmıyordu.

Derya kızının saçlarını okşadı. Gözlerini kaçırarak gözyaşlarını tutmaya çalıştı.

Zeynep ise annesine daha sıkı sarıldı.

"Ben onu da yanımda götürüyorum anne," dedi sonunda. "Abimi burada bırakmıyorum."

Derya kızının ne demek istediğini anladı.

Valizindeki sweatshirt'ü…

Ve kalbindeki abisini…

Zeynep ikisini de yanında götürüyordu.

Saat 14.15'ti.

Ankara'ya giden uçağa binmelerine daha iki saat vardı.

Ama bu evden ayrılmak için Zeynep'in önünde yalnızca birkaç saat kalmıştı.

Ve o, hayatında ilk kez abisinin kendisini uğurlamayacağını bilerek bir yolculuğa çıkıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.