43. bölüm / 55
Bir saniye bekleBÖLÜM — Ben Konuşurken
Bölümler 55Şu an: BÖLÜM — Ben Konuşurken
- 1 Bölüm 1-Bir saniye bekle299 kelime
- 2 Bölüm 2 - İftira416 kelime
- 3 Bölüm 3-Aynı kafadan566 kelime
- 4 Bölüm 4 -Rövanş524 kelime
- 5 Bölüm 5- Birbirinin eksikliği452 kelime
- 6 Bölüm 6- Son ders403 kelime
- 7 Bölüm 7 -Raket meselesi315 kelime
- 8 Bölüm 8- Sayı senin laf benim388 kelime
- 9 Bölüm 9-İyi bir ekip371 kelime
- 10 Bölüm 10-Sessizce302 kelime
- 11 Bölüm 11 -Fark eden biri337 kelime
- 12 Bölüm 12-Kimse görmesin548 kelime
- 13 Bölüm 13-Bir gün bin süpriz689 kelime
- 14 Bölüm 13 -Bir şey değişiyor372 kelime
- 15 Bölüm 14 -Plan384 kelime
- 16 Bölüm 15- yanlış anlaşılmak386 kelime
- 17 Bölüm 16 -Bir saniye bekle301 kelime
- 18 Bölüm 17-sadece ikimizin bildiği507 kelime
- 19 Bölüm 18 küçük bir sır306 kelime
- 20 Bölüm 19-bir şeyler değişiyor510 kelime
- 21 Bölüm 20-mesafe360 kelime
- 22 Bölüm 21-6 Mayıs334 kelime
- 23 Bölüm 22-bir haziran275 kelime
- 24 Bölüm 23-Sonra her şey değişti212 kelime
- 25 Uzaktan biri547 kelime
- 26 158458 kelime
- 27 Kimse kalmadı🥲515 kelime
- 28 Hep ikinci planda431 kelime
- 29 Biraz yanımda kal692 kelime
- 30 Görüldü444 kelime
- 31 Cevapsız290 kelime
- 32 Okulun ilk haftası739 kelime
- 33 Bir cümle yetti266 kelime
- 34 Nöbet Günü971 kelime
- 35 Cüce ve sırık432 kelime
- 36 Doğal Güzellik542 kelime
- 37 Aramızdaki Mesafe642 kelime
- 38 ARAMIZDAKİ OYUN551 kelime
- 39 Bir Şeyler Yerine Otururken921 kelime
- 40 Bir Saniye Bekle — Bölüm: Devran Döndü849 kelime
- 41 BU KIRGINLIKLAR1.451 kelime
- 42 Bir Kat Daha819 kelime
- 43 BÖLÜM — Ben Konuşurken646 kelime · Okuduğun bölüm
- 44 Bir Kalbin İçine Sığmayanlar1.368 kelime
- 45 BÖLÜM — ESKİSİ GİBİ1.168 kelime
- 46 BÖLÜM — BİR SAKIZ, BİR SÜRÜ SAÇMALIK VE BİZ2.015 kelime
- 47 BİR ANLIĞINA UNUTTUK2.590 kelime
- 48 ÜÇ SANİYELİK SESSİZLİK1.915 kelime
- 49 Bir Kahkahanın Ardında1.386 kelime
- 50 BİR GÜLÜŞE SIĞAN HER ŞEY1.266 kelime
- 51 BİR SANİYELİK KORKU1.216 kelime
- 52 Bölüm — Bazen İnsan Yorulur1.198 kelime
- 53 BÖLÜM — BİR GÜNE SIĞAN BİNLERCE DUYGU1.502 kelime
- 54 BİR CÜMLENİN AĞIRLIĞI1.104 kelime
- 55 BİR RÜYANIN SABAHI547 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM — Ben Konuşurken
Bazen insanın bütün gün beklediği şey, tek bir cümledir.
“Sen ne düşünüyorsun?”
Damla bunu uzun zamandır farkında olmadan bekliyordu.
Okulda ise bugün o cümle hiç gelmemişti.
Arda'yla gün boyunca neredeyse hiç konuşmamışlardı. Aynı ortamda bulunmuşlar, aynı derste hocanın sorusuna cevap vermişler, hatta hoca ikisini birlikte övmüştü ama o kadar.
Eskiden olsa Damla bir şekilde şaka yapmanın yolunu bulurdu.
Bir laf atardı.
Arda'yı gıdıklardı.
Bir şey söyler, onun vereceği tepkiye gülerdi.
Ama bugün eli birkaç kez havaya gidip geri dönmüştü.
Aralarında görünmez bir duvar vardı.
Ve Damla o duvara bir tuğla daha eklemek istemiyordu.
Bu yüzden tiyatroya gittiğinde kafasındaki bütün o düşünceleri kapının dışında bırakmaya karar verdi.
İçeri girdiği anda ise yüzüne bir gülümseme yayıldı.
“Diva geldi!”
Damla kahkaha attı.
“Başlamayın yine.”
“Başlamayalım mı? Ellerine bak, ay minnoş!”
Damla ellerini hemen arkasına sakladı.
“Tamam tamam, yeter!”
Ama gülüyordu.
Gerçekten gülüyordu.
Sonra doğaçlama için hazırlanmaya başladılar.
Murat bir köşede utangaç karakterine hazırlanıyor, Azra kendi cümlesini düşünüyordu. Eda ise güvenlik görevlisi rolüne hazırlanmıştı.
Hoca sahneye çıkmadan önce üç cümleyi verdi.
“Bugün okul kapalıymış.”
Murat söyledi.
“Evet, okulun altında gizli bir tünel varmış.”
Azra devam etti.
Sonra sıra Damla'ya geldi.
“Evet, ben de bugün tam oraya gidecektim.”
Bir saniyelik sessizlik oldu.
Sonra hikâye başladı.
Üç meraklı öğrenci.
Bir güvenlik görevlisi.
Gizli bir tünel.
Ve normalde korkak olan Murat'ın eline aldığı parfüm.
“Püf!”
Eda'nın gözleri kapandı.
Damla ile Azra birbirlerine baktılar.
“Koş!”
Üçü birden kaçmaya başladı.
Sonrası tamamen doğaçlamaydı.
Bir yerde Murat ile Azra kavga etti.
Damla aralarına girdi.
“Yeter! İkiniz de ne yaptığınızı farkında mısınız?”
İkisi sustu.
Damla devam etti.
“Biz buraya tüneli bulmaya geldik, birbirimizi bulmak için değil!”
Murat şaşkın şaşkın baktı.
Azra başını salladı.
Ve Damla o an fark etti.
Sahnedeki herkes onu dinliyordu.
Sadece karakter olarak değil.
Gerçekten dinliyorlardı.
Hoca bile dikkatle izliyordu.
O an Damla'nın içinde garip bir sıcaklık oluştu.
Ben konuşuyorum.
Ve insanlar beni dinliyor.
Doğaçlama bittiğinde alkışlar yükseldi.
Hoca özellikle Damla'nın performansından bahsetti.
Damla gülümsedi ama bu kez gülümsemesinin sebebi yalnızca övgü değildi.
Biraz sonra ekip yine kendi arasında konuşmaya başladı.
Herkes aynı anda bir şey söylüyordu.
Damla önce dinledi.
Sonra elini kaldırdı.
“Tamam, tamam! Bir dakika. Herkes sussun.”
Sesler kesildi.
Damla şaşırdı.
Gerçekten susmuşlardı.
“Şimdi şöyle yapacağız…”
Anlattı.
Herkes dinledi.
Birisi başını salladı.
“Tamam.”
Diğeri,
“Olur.”
Murat da,
“Bence de.”
dedi.
Damla'nın yüzündeki gülümseme yavaşça büyüdü.
Bugün ilk defa bir grubun içinde yalnızca bulunan kişi olmadığını hissetti.
Bir şeylerin parçasıydı.
Hem de önemli bir parçası.
Sonra gözleri istemsizce Arda'yı aradı.
Oradaydı.
İlker'le konuşuyordu.
Damla bir an durdu.
Eskiden olsa bütün dikkatini ona verirdi.
“Acaba bana bakacak mı?”
“Acaba konuşacak mı?”
“Acaba neden böyle?”
Ama bu kez sadece baktı.
Tam o sırada Arda başını kaldırdı.
Göz göze geldiler.
Arda gülümsedi.
İçten, saklamadan.
Damla'nın kalbi yine hızlandı.
Ama bu kez gözlerini hemen kaçırmadı.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra o da gülümsedi.
Ve arkasını döndü.
Çünkü bugün Damla'nın dünyasında yalnızca Arda yoktu.
Bugün Murat vardı.
Azra vardı.
Eda vardı.
Tiyatro vardı.
Sahne vardı.
Ve en önemlisi…
Damla vardı.
Belki de bazı duvarlar hemen yıkılmazdı.
Belki bazı insanlar yeniden eskisi gibi olmak için zamana ihtiyaç duyarlardı.
Ama Damla artık bir şeyden emindi:
Arda'yla arasındaki duvar ne kadar yüksek olursa olsun, onun kendi hayatının önüne geçmesine izin vermeyecekti.
Çünkü bugün bir şeyi öğrenmişti.
Bazen insanın kendini bulması için birinin ona bakması gerekmez.
Bazen insan sadece sahneye çıkar.
Konuşur.
Ve bütün oda susup onu dinler.
Damla sahneden inerken alkışların içinde kendi sesini de duydu. İlk kez, hayatının yönünü başkasının bakışlarında değil, kendi adımlarında arıyordu. Arda'yla arasındaki duvar hâlâ oradaydı; ama artık o duvarın önünde bekleyen, ne yapacağını başkasından öğrenmeye çalışan kız değildi.
Kendi cümlesini kurmuştu.
Kendi yerini bulmuştu.
Ve belki de bağımsızlaşmak, kimseye ihtiyaç duymamak değildi. Kimin yanında olursa olsun, kendini kaybetmeden yürüyebileceğini bilmekti.
Damla kapıya doğru ilerledi. Dışarıda onu bekleyen hayat hâlâ aynı hayattı; ama Damla artık aynı Damla değildi. Bu kez birinin onu çağırmasını beklemeden, kendi sesiyle, kendi yönüne doğru yürüdü.
Devam edecek...
Bölüm etkileşimi
