26. bölüm · Bir saniye bekle

158

Yağmur Yılmaz

Bölüm: 158
Okulun son haftalarıydı.
Derslerden çok tatil konuşuluyor, sınıfta herkes kalan günleri eğlenerek geçirmeye çalışıyordu.
Damla'nın elindeki saat ise o gün herkesten daha çok ilgisini çekiyordu.
Nabız ölçüyordu.
Damla bir anda Arda'ya döndü.
— Arda, bir test yapalım mı?
Arda şüpheyle baktı.
— Senin testlerinden korkuyorum artık.
— Bu eğlenceli.
— Anlat.
— Birini sevdiğinde veya heyecanlandığında nabız yükseliyor ya... Bakalım bizde nasıl olacak.
Arda güldü.
— Tamam. İlk ben olayım.
Damla saati ayarladı.
— Gözlerini kapat.
— Niye?
— Test işte.
Arda gözlerini kapattı.
Damla:
— Ece'yi düşün.
Arda'nın yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Birkaç saniye sonra Damla saate baktı.
— Yükseldi.
Arda gözlerini açtı.
— Gerçekten mi?
— Evet.
— Demek hâlâ işe yarıyor.
Damla kısa bir an sustu.
— Şimdi sıra bende.
Arda saati aldı.
— Sen de birini düşün.
Damla gözlerini kapattı.
Aklına Arda geldi.
İlk başta nabzı düştü.
Arda şaşkınlıkla ekrana baktı.
— Düşüyor.
Damla rahatladı.
— Gördün mü? Hiçbir şey yok.
Ama birkaç saniye sonra sayı yeniden yükselmeye başladı.
Arda:
— Bir dakika...
Damla gözlerini açtı.
— Ne?
— Yükseliyor.
Damla hemen saati aldı.
— Belki heyecanlanmışımdır.
— Kimi düşünüyordun?
— Söylemem.
Arda güldü.
— Tamam.
Damla konuyu kapattı.
Ama içten içe o sayıyı unutamadı.
Birkaç gün sonra sınıfta yalnızca ikisi kalmıştı.
Arda'nın elinde bir top vardı.
Damla topu görür görmez:
— Hayır.
— Daha bir şey demedim.
— Top oynayalım diyeceksin.
— Evet.
— Sınıfta yasak.
— Öğretmenden izin alırız.
— Arda...
— Hadi ama.
Damla istemese de Arda'yı kıramadı.
Gerekli izni aldıktan sonra sınıfta top oynamaya başladılar.
Birbirlerine top atıyor, kaçırdıklarında birbirleriyle dalga geçiyor ve kahkahalarla gülüyorlardı.
O gün ikisi de gerçekten çok eğlenmişti.
Okul çıkışında Arda servisini kaçırdı.
Üstelik telefonunun şarjı da bitmişti.
Damla şaşkınlıkla:
— Evin çok uzak. Nasıl gideceksin?
— Yürürüm.
— Delirdin mi?
— Bir şey olmaz.
— Hava çok sıcak ama. Dikkat et.
Birlikte yol boyunca yürüdüler.
Kaldırımlardan birbirlerine laf atıyor, karşıya geçerken birbirlerinin önüne geçiyor, sürekli gülüyorlardı.
Sonra yolları ayrıldı.
— Görüşürüz.
— Görüşürüz.
Damla eve giderken bileğindeki saate baktı.
145.
Biraz sonra:
151.
Ve bir anda:
158.
Damla şaşkınlıkla saate baktı.
Ama üzerinde fazla durmadı.
Akşam Damla telefonunu eline aldığında cevapsız bir arama gördü.
Bilinmeyen numara.
Hemen ardından bir mesaj vardı.
Damla mesajı açtı.
"Merhaba Damla, ben Özlem. Arda'nın annesiyim. Bugün Arda'nın yanında olduğunu öğrenmiş oldum ama sana ulaşamadım. Arda'nın telefonu kapalı. Müsait olduğunda Arda bana ulaşsın olur mu?"
Damla'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Mesaja cevap verdi:
"Tabii Özlem abla, söylerim."
Telefonu kapattı.
Bir süre ekrana baktı.
Arda'nın bundan haberi bile yoktu.
Damla ise nedense bu küçük konuşmadan bile mutlu olmuştu.
Sonra bileğindeki saate baktı.
158.
Kendi kendine gülümsedi.
— Yine mi...
Ama bu kez saati kapatmadı.
Sadece sayıya bakıp düşündü.
Belki de bazı şeyleri anlamak için bir saate ihtiyacı yoktu.