Bölümler 55Şu an: BİR CÜMLENİN AĞIRLIĞI
- 1 Bölüm 1-Bir saniye bekle299 kelime
- 2 Bölüm 2 - İftira416 kelime
- 3 Bölüm 3-Aynı kafadan566 kelime
- 4 Bölüm 4 -Rövanş524 kelime
- 5 Bölüm 5- Birbirinin eksikliği452 kelime
- 6 Bölüm 6- Son ders403 kelime
- 7 Bölüm 7 -Raket meselesi315 kelime
- 8 Bölüm 8- Sayı senin laf benim388 kelime
- 9 Bölüm 9-İyi bir ekip371 kelime
- 10 Bölüm 10-Sessizce302 kelime
- 11 Bölüm 11 -Fark eden biri337 kelime
- 12 Bölüm 12-Kimse görmesin548 kelime
- 13 Bölüm 13-Bir gün bin süpriz689 kelime
- 14 Bölüm 13 -Bir şey değişiyor372 kelime
- 15 Bölüm 14 -Plan384 kelime
- 16 Bölüm 15- yanlış anlaşılmak386 kelime
- 17 Bölüm 16 -Bir saniye bekle301 kelime
- 18 Bölüm 17-sadece ikimizin bildiği507 kelime
- 19 Bölüm 18 küçük bir sır306 kelime
- 20 Bölüm 19-bir şeyler değişiyor510 kelime
- 21 Bölüm 20-mesafe360 kelime
- 22 Bölüm 21-6 Mayıs334 kelime
- 23 Bölüm 22-bir haziran275 kelime
- 24 Bölüm 23-Sonra her şey değişti212 kelime
- 25 Uzaktan biri547 kelime
- 26 158458 kelime
- 27 Kimse kalmadı🥲515 kelime
- 28 Hep ikinci planda431 kelime
- 29 Biraz yanımda kal692 kelime
- 30 Görüldü444 kelime
- 31 Cevapsız290 kelime
- 32 Okulun ilk haftası739 kelime
- 33 Bir cümle yetti266 kelime
- 34 Nöbet Günü971 kelime
- 35 Cüce ve sırık432 kelime
- 36 Doğal Güzellik542 kelime
- 37 Aramızdaki Mesafe642 kelime
- 38 ARAMIZDAKİ OYUN551 kelime
- 39 Bir Şeyler Yerine Otururken921 kelime
- 40 Bir Saniye Bekle — Bölüm: Devran Döndü849 kelime
- 41 BU KIRGINLIKLAR1.451 kelime
- 42 Bir Kat Daha819 kelime
- 43 BÖLÜM — Ben Konuşurken646 kelime
- 44 Bir Kalbin İçine Sığmayanlar1.368 kelime
- 45 BÖLÜM — ESKİSİ GİBİ1.168 kelime
- 46 BÖLÜM — BİR SAKIZ, BİR SÜRÜ SAÇMALIK VE BİZ2.015 kelime
- 47 BİR ANLIĞINA UNUTTUK2.590 kelime
- 48 ÜÇ SANİYELİK SESSİZLİK1.915 kelime
- 49 Bir Kahkahanın Ardında1.386 kelime
- 50 BİR GÜLÜŞE SIĞAN HER ŞEY1.266 kelime
- 51 BİR SANİYELİK KORKU1.216 kelime
- 52 Bölüm — Bazen İnsan Yorulur1.198 kelime
- 53 BÖLÜM — BİR GÜNE SIĞAN BİNLERCE DUYGU1.502 kelime
- 54 BİR CÜMLENİN AĞIRLIĞI1.104 kelime · Okuduğun bölüm
- 55 BİR RÜYANIN SABAHI547 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM — BİR CÜMLENİN AĞIRLIĞI
Cuma sabahı her zamanki gibi başlamıştı.
Damla okulun koridorunda arkadaşlarıyla konuşuyor, arada kahkahalar atıyor, günün nasıl geçeceğini düşünüyordu. Arda'yla araları da gayet iyiydi. Birbirlerine takılıyor, şakalaşıyor, sanki aralarında hiçbir sorun yokmuş gibi davranıyorlardı.
Ta ki öğle arasına kadar...
Arda, Damla'nın yanına geldiğinde yüzünde biraz farklı bir ifade vardı.
— Sana bir şey söyleyeceğim ama.
Damla başını kaldırdı.
— Söyle bakalım, ne oldu?
Arda kısa bir süre sustu. Sonra beklenmedik cümleyi kurdu.
— Ben galiba Armin'den hoşlanmaya başladım.
Damla'nın yüzündeki ifade bir anlığına değişti.
Sanki okulun bütün sesleri birkaç saniyeliğine kesilmişti.
Armin mi?
İçinden bir sürü şey geçti. Şaşırdı, üzüldü, hatta kendisine kızdı. Çünkü bir zamanlar belki de Arda'nın kendisine bakmasını beklemişti. Küçücük bir ilgiyi bile günlerce düşündüğü olmuştu.
Ama şimdi karşısında duran çocuk, başka birinden hoşlandığını anlatıyordu.
Damla gülümsedi.
— Aaa! Gerçekten mi? İstersen Armin'le konuşurum. Çaktırmadan yoklarım, aranızı yaparım.
Arda'nın mutluluğu yüzünden okunuyordu.
Damla da mutlu görünüyordu.
Ama bazı gülümsemeler insanın içindeki duyguları saklamak için takılırdı.
---
SÖYLENMEMESİ GEREKEN SÖZLER
Okul çıkışıydı.
Koridorlar her zamanki gibi kalabalıktı. Öğrenciler bir an önce eve gitmek için kapılara yöneliyor, arkadaş grupları kendi aralarında konuşarak merdivenlerden iniyordu.
Damla'nın günü aslında pek kolay geçmemişti.
Öğle arasında Arda'nın Armin'den hoşlandığını öğrenmişti. Bunu duyduğunda içinde bir şeylerin yerinden oynadığını hissetmiş ama belli etmemişti. Hatta Arda'nın yüzündeki mutluluğu görünce ona yardımcı olacağını bile söylemişti.
Şimdi ise okul çıkışında yine yan yanaydılar.
Her zamanki gibi şakalaşıyorlardı.
Damla, Arda'nın saçlarına şöyle bir baktı. Ardından gülerek konuştu:
— Ayrıca saçların çok çirkin.
Arda hemen ona döndü.
— Sen sanki dünya güzelisin ya!
Damla hiç düşünmeden, kendinden emin bir gülümsemeyle cevap verdi:
— Evet, öyleyim.
Normalde burada ikisinin de gülmesi gerekiyordu. Damla, Arda'nın kendisine başka bir şakayla karşılık vereceğini düşünüyordu.
Ama Arda gülmedi.
Bir an Damla'nın yüzüne baktı.
Sonra gayet ciddi bir ses tonuyla konuştu:
— Yoo, hiç de bile güzel değilsin.
Damla'nın gülümsemesi yüzünde asılı kaldı.
İlk anda duyduğunu anlamlandıramadı.
Belki yanlış duymuştu.
Belki Arda birazdan gülecek, bunun bir şaka olduğunu söyleyecekti.
Damla birkaç saniye boyunca onun yüzüne baktı. Sanki Arda'nın ifadesinde küçücük bir değişiklik arıyordu.
Ama yoktu.
Arda ciddiydi.
— Ne? diye sordu Damla.
Arda aynı rahatlıkla tekrarladı:
— Güzel değilsin işte.
Damla'nın yüzündeki gülümseme tamamen kayboldu.
Bir anda ne diyeceğini bilemedi.
Az önce kahkahalarla şakalaştığı insanın karşısında öylece kalmıştı. Sanki konuşmanın ortasında biri bütün sesleri kapatmıştı.
Aslında Arda'nın kendisini dünyanın en güzel insanı olarak görmesini beklemiyordu. Kimseden böyle bir şey beklemiyordu zaten.
Ama insan, değer verdiği birinden en azından kendisini küçümsememesini beklerdi.
Damla gözlerini başka tarafa çevirdi.
Yüzündeki ifadeyi toparlamaya çalıştı. Dudaklarının kenarını hafifçe yukarı kaldırdı ama artık gülümsemiyordu.
İçinden bir ses, bunun üzerinde durmamasını söylüyordu.
Boş ver Damla. Şaka yapmıştır belki.
Ama Arda'nın yüzü, bu ihtimali ortadan kaldırıyordu.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra dayanamayıp konuştu:
— Arda, gerçekten kırıldım.
Bunu söylerken sesinde alışık olmadığı bir yumuşaklık vardı. Ne bağırmıştı ne de tartışma çıkarmıştı. Sadece kırıldığını söylemişti.
Belki Arda'nın durmasını bekliyordu.
Belki gözlerinin içine bakıp söylediği şeyi geri almasını...
Belki de en azından kendisini önemsediğini hissettirmesini.
Ama Arda'nın cevabı kısa oldu.
— Çok da umurumda.
Damla başını hafifçe kaldırdı.
Bu kez yüzüne baktı.
— Nasıl yani?
Arda aynı umursamaz tavrını sürdürdü.
Damla'nın içinde biriken bütün cümleler boğazında düğümlenmişti.
Çünkü insan bazen karşısındakine ne kadar kırıldığını anlatmak ister ama anlatmaya değip değmeyeceğinden emin olamazdı.
Damla da tam olarak bunu yaşıyordu.
Biraz önce kendisine Armin'den hoşlandığını anlatan Arda'ya destek olmaya çalışan kendisiydi.
İçindeki kırgınlığı saklayıp onun mutluluğuna ortak olmuştu.
Şimdi ise aynı çocuk, kendisinin kırıldığını duyduğu hâlde bunu önemsemediğini söylüyordu.
Damla'nın aklından öğle arasında söyledikleri geçti.
Armin'le konuşurum. Çaktırmadan yoklarım. Aranızı yaparım.
Ne kadar kolay söylemişti bunları.
Kendi içindeki duyguları susturup Arda'nın mutluluğu için uğraşmayı kabul etmişti.
Peki şimdi?
Kendi kırgınlığına sıra geldiğinde karşısında kimse yoktu.
Damla gözlerini kaçırdı.
— Tamam, dedi.
Ama bu, gerçekten tamam olduğu anlamına gelmiyordu.
Ardından biraz daha sert bir sesle konuştu:
— Gönlümü alana kadar seninle konuşmayacağım.
Arda bunu pek ciddiye almamış gibi davrandı.
— Ee sende almıyacağına göre, sonsuza kadar küseriz artık.
Sonra Damla'yı gıdıkladı.
Normalde Damla bu hareketine gülerdi. Belki kendini kurtarmaya çalışır, belki de Arda'ya karşılık verirdi.
Ama bu kez öyle olmadı.
Gülümsemeye çalıştıysa da içinden gelmedi.
— Bu sefer o kadar kolay değil Arda, dedi.
Arda ise konuyu değiştirmiş, sanki az önce hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmaya başlamıştı.
Damla onun yanında duruyordu ama aklı artık konuşmalarında değildi.
Kendi kendine şunu düşünüyordu:
Ben şimdi neye üzüldüm?
Güzel bulunmamaya mı?
Hayır.
Bir insanın kendisini güzel bulmaması dünyanın sonu değildi.
Ama değer verdiği birinin, hem de hiçbir sebep yokken, böyle bir cümle kurması...
Asıl canını yakan buydu.
Çünkü Damla, Arda'nın yanında kendisi olabilmeyi seviyordu. Onunla saçma sapan şeylere gülmeyi, birbirlerine takılmayı, bazen hiçbir şey konuşmadan yan yana durmayı...
Şimdi ise bütün bunların ortasında, küçücük bir cümle kocaman bir mesafeye dönüşmüştü.
Ve Damla ilk kez, Arda'nın yanında gülümsemek istemediğini fark etti.
O gün okuldan ayrılırken yüzünde hâlâ normal görünmeye çalışan bir ifade vardı.
Ama içinde, söyleyemediği çok şey birikmişti.
---
BAZEN İNSAN EVE GELİNCE DAĞILIR
Damla eve geldiğinde çantasını odasının bir köşesine bıraktı.
Üzerini değiştirdi, yatağının kenarına oturdu.
Okulda kendisini tutmuştu. Arda'nın yanında belli etmemeye çalışmış, arkadaşlarının arasında normal davranmıştı.
Ama artık kimsenin karşısında güçlü görünmesine gerek yoktu.
Gözleri doldu.
Bir süre sonra ağlamaya başladı.
Belki Arda'nın Armin'den hoşlanmasına üzülmüştü. Belki kendisine söylenen sözler canını yakmıştı. Belki de ikisi birleşmiş, içinde taşıdığı bütün kırgınlıkları ortaya çıkarmıştı.
Ama en çok da şuna üzülmüştü:
Bir zamanlar kendisine güzel sözler söyleyen, onunla şakalaşan, yanında kendisini özel hissettiren biri, bugün onun kırıldığını bile önemsememişti.
Telefonuna bir bildirim düştü.
Armin'di.
Armin, yaşananlardan dolayı özür diliyordu. Kendini kötü hissettiğini söylüyor, Damla'yla konuşmak istiyordu.
Damla onunla uzun uzun konuştu. Armin'i rahatlattı, kendisini kötü hissetmemesini söyledi.
Yine bir başkasının iyi olması için uğraşmıştı.
Kendi kırgınlığını bir kenara bırakıp arkadaşını düşünmüştü.
---
KENDİNE DÖNMEK
Akşam olduğunda Damla biraz daha sakindi.
Aynanın karşısında saçlarını toplarken kendisine baktı.
Günün başındaki Damla ile şimdiki Damla arasında küçük bir fark vardı.
Sabah Arda'yla şakalaşırken onun söylediklerini önemseyen bir kız vardı.
Şimdi ise kendisini biraz daha önceliğine almaya karar veren biri duruyordu aynanın karşısında.
Üstelik pazartesi sınavlar başlayacaktı.
Önünde çalışması gereken dersler, bitirmesi gereken konular ve kendisi için yapması gereken bir sürü şey vardı.
Arda'nın ne düşündüğünü, kime baktığını, kiminle konuştuğunu düşünerek geçirecek zamanı yoktu.
Telefonunu masaya bıraktı.
— Biraz da kendimle ilgileneyim artık, diye mırıldandı.
Belki pazartesi Arda'yı yine görecekti.
Belki yine şakalaşmak isteyecekti.
Belki hiçbir şey olmamış gibi davranacaktı.
Ama Damla artık her şeyi eskisi gibi karşılamak zorunda değildi.
Çünkü bazı kırgınlıklar bir özürle hemen geçmezdi.
Ve bazen insanın kendisine verebileceği en güzel söz şuydu:
Bu kez kendimi kimsenin davranışlarına göre üzmeyeceğim.
Cuma günü böyle bitmişti.
Ama Damla'nın kendisi için başlatacağı yeni bir dönem vardı.
Ve bu kez hikâyenin merkezinde Arda değil, Damla olacaktı.
Devam edecek...
Bölüm etkileşimi
