Beş Kuruş kitap kapağı

3. bölüm / 16

Beş Kuruş

2-Tesadüf

Vaveyla Yazarı: 𝓩𝔂𝓸𝓻𝓪 .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 2-Tesadüf

Benim için Oğuz Harman, o günün sonunda adını öğrendiğim bir çocuktu. Hepsi buydu.

En azından ben öyle düşünüyordum.

Tostumdan bir ısırık daha aldım ve gözlerimi basketbol sahasından kaçırdım. Kaçırdım diyorum ama gözüm istemsizce tekrar oraya kaydı.

Oğuz hâlâ oynuyordu.Topu Kuzey'e attı. Kuzey topu yakalayıp potaya doğru ilerledi. Ve ben...

Tabii ki Kuzey'e bakmaya başladım.

İç sesim hemen ortaya çıktı.

Aferin Bengi.

Asıl meseleye dönüyoruz.
Çünkü benim asıl meselem Oğuz değildi.
Kuzey'di.
Kuzey Kaymaz.
Lavin'in abisi.

Benim uzun zamandır uzaktan uzağa hoşlandığım çocuk. Belki de hoşlanmak bile fazla büyük bir kelimeydi. Ama insan birinden hoşlanınca kelimelerin ölçüsünü pek umursamıyor.

Kuzey'in gülüşü hoşuma gidiyordu.
Saçları hoşuma gidiyordu. Basketbol oynarken yüzündeki o ciddi ifade bile hoşuma gidiyordu.
Hatta sinirlenince kaşlarını çatmasını bile seviyordum.

Bu artık biraz problemli bir seviyeye gelmiş olabilir.
Ama olsun. Benim problemim.

“Bengi.”

Başımı çevirdim.

Lavin önümde dikiliyordu.

Elini beline koymuş, gözlerini kısmıştı.

“Ne?”

“Sen az önce nereye bakıyordun?”

“Hiçbir yere.”

“Bengi.”

“Lavin.”

“Ben seni tanıyorum.”

“Ben de seni tanıyorum.”

“E o zaman yalan söyleme.”

Kaşlarımı kaldırdım.

“Ben yalan söylemiyorum.”

“Gözlerin yalan söylüyor.”

“Gözlerimin ayrı bir kişiliği yok.”

“Var.”

“Yok.”

“Var.”

“Yok.”

Sima elindeki kahveyi masaya bırakıp bize baktı.

“İkiniz de beş yaşında çocuk musunuz?”

Aleyna hemen araya girdi.

“Ben Bengi'nin gözlerinden yana oy kullanıyorum.”

“Teşekkür ederim.”

“Çünkü gözleri gerçekten Kuzey'e bakıyordu.”

Boğazıma tost kaçacak sandım.

“Ne?”

Lavin'in yüzündeki sırıtış bir anda büyüdü.

“HA!”

“Ne ha?”

“Demek Kuzey'e bakıyordun!”

“Ben...”

Cümlemin devamını getiremedim. Çünkü Kuzey tam o sırada basketbol sahasında topu potaya fırlattı. Top çemberden geçmedi. Kuzey başını geriye atıp güldü.

Şerefsiz çok güzel gülüyordu.

Ben de istemsizce gülümsedim.

Lavin bunu gördü.

“Yakalandın.”

“Kes sesini.”

“Bengi Kuzey'e bakıyormuş!”

“Lavin!”

Sima gülerek başını iki yana salladı.

“Bence artık kabul et.”

“Ben hiçbir şeyi kabul etmiyorum.”

Aleyna bana doğru eğildi.

“Peki az önce başka birine bakmadığına emin misin?”

Bir an durdum.

“Başka biri mi?”

Aleyna çenesini basketbol sahasına doğru kaldırdı.

“Şu yeni çocuk.”

Kalbim bir anlığına saçma bir şekilde duraksadı.

“Oğuz mu?”

Lavin bana döndü.

“Adını bile öğrenmişsin.”

“Adını Poyraz'dan duydum sanırım.”

Şuan saçmalamanın tam vaktiydi.

“Poyraz sana ne zaman söyledi?”

“Henüz söylemedi.”

Üçü de bana baktı.

Ben de onlara baktım.

“Tamam.”

Bir an sessizlik oldu.

“Bu açıklama hiç mantıklı değildi.”

“Farkındayım.”

Sima kahkahayı bastı.

Tam o sırada arkamızdan bir ses geldi.

“Bengi?”

Sesin kime ait olduğunu anlamam birkaç saniye sürdü. Sonra yavaşça arkamı döndüm.

Oğuz Harman.

Elinde basketbol topu vardı.

Saçları terden biraz dağılmıştı. Üzerindeki tişörtün yakası hafifçe nemlenmişti. Nefes alışları hâlâ hızlıydı.

Bana bakıyordu.

“Adın Bengi, değil mi?”

Boğazımı temizledim.

“Evet.”

“Poyraz'ın kardeşi?”

“Evet.”

Oğuz başını salladı.

“Tamam. Emin olmak istedim.”

“Neden?”

“Çünkü Poyraz'ın kardeşi olduğunu biliyordum ama adını bilmiyordum teyit etmek istedim ha bu arada ben Oğuz Harman.”

“Şimdi biliyorsun ve memnun oldum.”

Bir dakika kalbim normalden hızlı mı atıyor???

“Evet.”

Bir an sessizlik oldu.

Neden bu kadar sessizlik vardı? Offf.

Bir şey söylemem gerekiyordu.

Ama aklıma hiçbir şey gelmedi.

Lavin yanımda sessizce bizi izliyordu.
Sima da. Aleyna zaten sırıtıyordu.

İç sesim ise bana bağırıyordu.

Bir şey söyle!

Söyle!

Herhangi bir şey!

“Basketbol oynuyorsun sanırım.”

...

Gerçekten mi Bengi?

Söylenecek onca şey arasından bunu mu buldun?

Oğuz hafifçe güldü.

“Evet.”

“Güzel.”

“Teşekkür ederim.”

“Ben basketboldan pek anlamam.”

“Ben de senin anladığını iddia etmedim.”

Kaşlarımı çattım.

“Dalga mı geçiyorsun?”

“Yok ne münasebet.”

“Hiç komik değildi.”

“Güldün ama.”

“Ne zaman?”

“Şimdi.”

Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

Başarısız oldum.

Oğuz da gülümsedi.

Ama öyle romantik bir şekilde değil.

Sadece...

Konuşması kolay biriydi. En azından şimdilik.

“Ben oyuna döneyim.”

Başını hafifçe eğdi.

“Görüşürüz Bengi.”

“Görüşürüz.”

Oğuz arkasını dönüp sahaya doğru yürüdü. Ben de birkaç saniye arkasından baktım. Lavin koluma girdi.

“Sen.”

“Ne?”

“Az önce gülümsedin.”

“İnsanlar konuşunca gülümser.”

“Sen herkese öyle gülümsemiyorsun.”

“Lavin, lütfen.”

“Tamam tamam.”

Sima araya girdi.

“Bence çocuk sadece tanıştı.”

“Teşekkür ederim Sima.”

“Evet. Abartmayın.”

Aleyna omuz silkti.

“Ben bir şey demedim.”

“Senin yüzün yeterince şey söylüyor.”

Aleyna kahkaha attı.

Tam o sırada Sima'nın telefonu titredi.

Ekrana baktı.

Yüzündeki ifade bir anda değişti.

Gülümsedi.

Ben hemen telefonu elinden almaya çalıştım.

“Kim?”

“Hiç kimse.”

“Arda mı?”

Sima telefonu göğsüne bastırdı.

“Belki.”

Lavin'in gözleri büyüdü.

“Arda sana ne yazdı?”

“Size ne?”

“Biz senin arkadaşınız.”

Aleyna başını salladı.

“Ve meraklıyız.”

Sima gözlerini devirdi ama gülümsemesini saklayamadı.

“Bir şey yazmadı.”

“Yalan.”

“Gerçek.”

“Ekran görüntüsü istiyorum.”

"En acilinden ss"

“Hayır.”

“Demek önemli.”

Sima hiçbir şey söylemedi.

Biz de hep birlikte güldük.

Sima ile Arda'nın ilişkisi böyleydi.

Sessiz ama belli.

Sima ne kadar saklamaya çalışsa da Arda'nın adı geçtiğinde yüzünde oluşan o küçücük gülümsemeyi hepimiz fark ediyorduk.

Bazen bir insanın hayatında birinin olması, bunu herkese anlatmasından daha kolay anlaşılır.

Sima telefonuna tekrar baktı.

Sonra ayağa kalktı.

“Ben Arda'nın yanına gidiyorum.”

Lavin hemen:

“Biz de geliyoruz.”

“Hayır.”

“Neden?”

“Çünkü sevgilimle iki dakika yalnız kalmak istiyorum.”

Aleyna ellerini kaldırdı.

“Tamam, tamam. Aşk kuşlarının romantizminizi bölmeyelim.”

Sima çantasını aldı.

“Son derste görüşürüz.”

Giderken arkasından baktık.

Lavin bana döndü.

“Ben de bir gün Poyraz'la böyle konuşacağım.”

Sözünü öyle büyük bir ciddiyetle söylemişti ki birkaç saniye cevap veremedim.

“Lavin...”

“Ne?”

“Sen Poyraz'la daha doğru düzgün konuşamıyorsun.”

“Konuşuyorum.”

“Geçen gün sana ‘çekil’ dedi.”

“Çünkü yolunun üstündeydim.”

“Önünde duruyordun.”

“İşte. İlgileniyor benimle.”

Aleyna kahkaha attı.

“Lavin, senin aşk tanımın çok trajedik.”

“Ben romantik bir kadınım.”

“Sen delisin.”

“Aralarında çok ince bir çizgi var.”

Ben gülerken gözüm yeniden sahaya kaydı.

Poyraz topu Arda'ya verdi.

Arda topu Oğuz'a attı.

Oğuz yakaladı.

Sonra Kuzey'e baktı.

Kuzey bir şey söyledi.

Oğuz güldü.

Ben yine Kuzey'e bakıyordum.

İşte buydu.

Benim aklımın karıştığı yer.

Oğuz yeni ve ilginçti.

Ama Kuzey...

Kuzey başka bir şeydi.

Onu uzun zamandır tanıyordum. En azından uzaktan. Lavin'in abisi olduğu için hayatımın içinde sayılırdı.

Ve belki bir gün...

Belki bir gün beni sadece Lavin'in arkadaşı olarak değil, Bengi olarak görürdü...

İnsan bazen küçücük ihtimallere kocaman umutlar yükleyebiliyor.

Ben de öyle yapıyordum.

Son dersin bitmesine yaklaşık on dakika kala öğretmen tahtaya son soruyu yazdı.

Ben soruya baktım.

Soru da bana baktı.

İkimiz de birbirimizi anlamadık.

Lavin yanıma eğildi.

“Hiçbir şey anlamıyorum.”

“Ben de.”

“Çok güzel.”

“Eğitim hayatımız emin ellerde.”

Zil çaldığında herkes aynı anda ayağa kalktı.

Çantamı topladım.

Aleyna:

“Çıkışta ne yapıyoruz?”

“Ben eve gideceğim.”

“Daha erken.”

“Annem markete gitmemi istedi.”

Lavin hemen:

“Ben de geliyorum.”

“Sen niye geliyorsun?”

“Yalnız kalmanı istemiyorum.”

“Market iki sokak ötede.”

“Yine de.”

Lavin'in neden benimle gelmek istediğini anlamıştım.

Poyraz'ın çıkışta bahçede olacağını biliyordu.

Bazen insan arkadaşının abisine âşık olunca, market alışverişi bile stratejik bir operasyona dönüşebiliyordu.

Koridora çıktığımızda kalabalığın arasında Poyraz'ı gördüm.

Yanında Kuzey, Kerem, Arda ve Oğuz vardı.

Kalbim yine saçma bir şekilde hızlandı.

Bu kez sebebi Oğuz değildi.

Kuzey'di.

Lavin bir anda saçını düzeltti.

Ben ona baktım.

“Ne yapıyorsun?”

“Hiç.”

“Saçını düzeltiyorsun.”

“Rüzgâr bozmuş.”

“Koridorda rüzgâr yok.”

“İçimde rüzgâr var.”

“Lavin...”

“Sus.”

Gülmeye başladım.

Poyraz bizi görünce elini kaldırdı.

“Bengi!”

Yanlarına gittik.

“Ne oldu?”

“Eve mi gidiyorsun?”

“Evet.”

“Ben de birazdan çıkacağım.”

“Tamam.”

Poyraz sonra Kuzey'e döndü.

“Sen de geliyor musun?”

Kuzey başını salladı.

“Birazdan.”

Ben Kuzey'e bakarken göz göze geldik.

Kısacık.

Sadece birkaç saniye.

Ama benim için yeterliydi.

Kuzey gülümsedi.

Ben de gülümsedim.

İşte o an içimdeki bütün kelebekler aynı anda kanat çırpmaya başladı.

Oğuz ise yan tarafta telefonuna bakıyordu.

Bana hiç bakmıyordu.

Ve nedense bu hoşuma gitti.

Çünkü o zaman her şey normaldi.

Kafam karışık değildi.

En azından ben öyle sanıyordum. Daha ileride kopacak o fırtınaları bilmeden...

Dağ ayısı konuşmaya başladı.

“Bengi, annem sana market listesi verdi mi?”

“Evet.”

“Birlikte gidelim.”

“Olur.”

Lavin hemen atıldı.

“Ben de gelebilir miyim?”

Poyraz ona baktı.

“Sen neden geliyorsun?”

Lavin hiç düşünmeden cevap verdi.

“Bengi yalnız kalmasın diye.”

Ben gözlerimi kapattım. Hayır Bengi gülmenin sırası değil

Poyraz devam etti.

“Marketin içinde bile mi?”

“Evet.”

Arda gülmeye başladı.

Sima da onun yanına gelmişti.

“Bengi'nin Lavin'e koruma görevi verdiğini bilmiyordum.”

“Ben çok iyi bir arkadaşım bir kere.”

Sima Arda'nın koluna girdi.

“Ben de çok iyi bir sevgiliyim bir kere. Değil mi aşkım”

Arda gülerek:

“Kesinlikle güzelim.”

Lavin onlara bakıp iç çekti.

“Çok tatlısınız.”

Sonra Poyraz'a baktı.

Poyraz hiçbir şey anlamamış gibi duruyordu.

Ben Lavin'e acıyarak baktım.

Bu kızın işi zordu.

Market dönüşü hava biraz serinlemişti.

Poyraz önden yürüyordu.

Lavin benim yanımdaydı.

Ben de elimde poşetlerle yürüyordum.

“Bengi.”

“Efendim?”

“Bugün Oğuz'la konuştun.”

“Evet.”

“Nasıl biri?”

Omuz silktim.

“Bilmiyorum.”

“Nasıl yani?”

“Tanımıyorum ki.”

“İlk izlenim?”

Bir an düşündüm.

“Komik.”

“Yakışıklı?”

“Lavin.”

“Ne?”

“Bilmiyorum.”

“Yani yakışıklı.”

“Ben öyle demedim.”

“Demene gerek yok.”

Gözlerimi devirdim.

Sonra önümde yürüyen Kuzey'e baktım.

“Benim aklımda zaten biri var.”

Lavin bir an sustu.

Sonra yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

“Biliyorum.”

“Kim olduğunu da biliyorsun.”

“Evet.”

“Ve dalga geçmeyeceksin.”

“Geçmeyeceğim.”

“Ciddi misin?”

“Ciddiyim.”

Sonra bana yaklaşıp fısıldadı:

“Çünkü benim de aklımda biri var.”

Poyraz'a baktı.

Ben kahkahayı bastım.

“Sen çok fenasın.”

“Biliyorum.”

Eve yaklaşırken içimde garip bir huzur vardı.

Günün sabahından beri her şey biraz farklı geliyordu.

Oğuz'u tanımıştım.

Adını öğrenmiştim.

Benimle konuşmuştu.

Gülmüştük.

Hepsi buydu.

Bunun üzerine anlam yüklemeye gerek yoktu.

Belki yarın birbirimizi hiç görmeyecektik.

Belki birkaç gün sonra adını bile unutacaktım.

Çünkü insan hayatına giren herkes hayatında kalacak diye bir şey yoktu.

Bazıları sadece bir günün içinde görünür.

Sonra kaybolur.

Bazılarıysa...

Hiç beklemediğiniz anda bütün hayatınızın ortasında belirir.

Ben henüz hangisi olduğunu bilmiyordum.

O gece yatağıma uzandığımda telefonum elimdeydi.

Lavin gruba bir fotoğraf atmıştı.
Hemen girip baktım.

Erkekler kapatılsın( Arda'm hariç🤍)

Grubun ismini sima koydu pek düşünmesi zor değil aslında sjsjsjsj.

Sima, Arda'yla çekilmişti o fotografta.

Aleyna Queen 💅:

“İğrenç derecede tatlısınız.”

Sima Pırlanta 💍:

"Ayy çok sağol güzelimmm"

Sarı Fırtınam 💋:

“Ben ne zaman?"

Dağ Ayısı 😒:

“Ne zaman ne Lavin?”

yazınca Lavin telefonu bırakmış olmalıydı.

Çünkü cevap gelmedi.

Gülerek telefonu yatağın yanına bıraktım.

Sonra tavana baktım.

Sabah aklıma geldi.

Pembe duvarlar.

Kahvaltı.

Okul.

Tost.

Basketbol sahası.

Kuzey.

Ve Oğuz.

Neden Oğuz'u düşünüyordum?

Belki sadece bugün tanıştığım için.

İnsan yeni tanıştığı birini merak edebilir.

Bu aşık olmak değildi.

Kesinlikle değildi.

Hem benim zaten hoşlandığım biri vardı.

Kuzey.

Gözlerimi kapattım.

“İyi geceler Kuzey,” diye fısıldadım kendi kendime.

Sonra gülümsedim.

Ama birkaç saniye sonra başka bir düşünce geldi aklıma.

Oğuz'un bana söylediği:

“Görüşürüz Bengi.”

Gözlerimi tekrar açtım.

Kaşlarımı çattım.

“Ne var bunda?”

Hiçbir şey.

Gerçekten hiçbir şey yoktu.

Sadece...

Adımı söyleyişini hatırlamıştım.

Hepsi buydu.

Telefonumu tekrar elime aldım.

Alarmı kurdum.

Ekrana baktım.

23.47.

Yarın sabah kesinlikle alarmdan önce uyanacaktım.

Kesinlikle.

Çünkü artık düzenli bir insan olmaya karar vermiştim.

Beş dakika sonra kararımı değiştirdim.

“Alarm çalınca kalkarım.”

Telefonu bıraktım.

Yorganı üzerime çektim.

Ve uykuya dalmadan önce aklımdan geçen son şey şuydu:

Bugün gerçekten güzel bir gündü.

Ama bazı güzel günlerin, hayatımıza bırakacağı izleri anlamak için biraz zaman gerekir.

Benimse henüz hiçbir şeyden haberim yoktu.

Ne Oğuz'dan.

Ne Kuzey'den.

Ne de kalbimin ileride yapacağı o büyük fikir değişikliğinden.

Şimdilik sadece on dokuz yaşında bir kızdım.

Kuzey'den hoşlanan.

Arkadaşlarıyla gülüp duran.

Sabahları alarmı üç kez erteleyen.

Ve hayatının en büyük hikâyesinin daha yeni başladığını bilmeyen bir kız.

Ben Bengi Rüya Dinçer.

Ve o zamanlar...

Oğuz Harman'ın hayatımda sadece bir tesadüf olduğunu sanıyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

217okunma 48beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18