Beş Kuruş kitap kapağı

2. bölüm / 16

Beş Kuruş

1-Mahalle Sabahı

Vaveyla Yazarı: 𝓩𝔂𝓸𝓻𝓪 .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 1-Mahalle Sabahı

Sabahları alarmdan önce uyanan insanlara hep imrenmişimdir. Ben alarm çalmadan uyanmam, alarm çaldıktan sonra da kalkmam.

Bugün de değişen hiçbir şey olmadı.

Telefonum üçüncü kez ötmeye başladığında yorganı kafama çektim.

“Beş dakika daha…”

O beş dakika var ya… İnsanlığın en büyük yalanı olabilir.

Annemin sesi koridordan yankılandı.

“Bengi Rüyaaa! Okula geç kalacaksın!”

Tamam, işte şimdi gerçekten sabah olmuştu.

Gözlerimi araladım. Perdelerin arasından içeri sızan güneş odanın duvarına vuruyordu. Pembe duvarım resmen parlıyordu. Bir an hiçbir şey yapmadan tavana baktım. Sonra kendi kendime gülümsedim.

Bugün güzel olacak gibi.

Neden bilmiyorum ama bazı sabahlar insanın içine sebepsiz bir neşe dolar ya… Bugün tam öyleydi.

Yatağımdan kalkıp terliklerimi aradım. Tabii ki biri yatağın altında, diğeri kapının önündeydi. Terliklerimin bile benden daha sosyal bir hayatı olabilir.

Mutfağa girdiğimde mis gibi kızarmış ekmek kokusu vardı.

“Günaydın,” dedim sandalyeye çökerken.

Annem çayı bardağa doldurdu.

“Günaydın prenses. Saçın yine kuş yuvası gibi.”

“Elimden geleni yaptım,” dedim ciddi bir yüzle.

Poyraz tam o sırada mutfağa girdi. Saçları dağınık, gözleri yarı kapalıydı.

“Benim saçım daha kötü,” dedi.

“Sen erkek olduğun için ona ‘karizmatik dağınıklık’ diyorlar.”

Poyraz omuz silkti.

“Haklısın.”

Kahvaltıda beyaz peynir, domates, zeytin ve annemin meşhur çilek reçeli vardı. Reçeli ekmeğin üstüne sürerken içimden, hayat bazen gerçekten çok basit diye geçirdim.

Sonra okul gerçeği aklıma geldi.

Hayat o kadar da basit değilmiş.

Çantamı kaptığım gibi evden çıktım. Mahalle sabahları bambaşka olur. Simitçinin sesi bir sokaktan gelir, bakkal kepengi yarım açmıştır, apartman önlerinde teyzeler çoktan dedikoduya başlamıştır.

“Günaydın Bengi kızım!”

“Günaydın Münevver teyze!”

Münevver teyze her sabah bana aynı soruyu sorar.

“Bugün de geç mi kaldın?”

Ben de her sabah aynı cevabı veririm.

“Yok teyze, bugün devlet kontrollü geç kalıyorum ya sabırrr.”

Sokağın köşesini döndüğümde rüzgâr saçımı yüzüme savurdu. Gökyüzü masmaviydi. İçimde sebepsiz yere koşma isteği vardı. Koşmadım tabii. Okula varmadan nefes nefese kalmak istemedim.

Yürürken kulaklığımı taktım. En sevdiğim şarkı açıldı. O an kendimi film sahnesindeymişim gibi hissettim. Etrafımdaki herkes figüran, ben ana karakterdim.

Tamam, biraz fazla hayal kuruyor olabilirim.

Ama insan on dokuz yaşındaysa bile hayal kurma hakkı vardır bence.

Okulun kapısı görünmeye başladığında derin bir nefes aldım. Bahçede öğrenciler toplanmıştı. Birileri gülüyor, birileri koşuyor, birileri son anda ödev yetiştiriyordu.

Ben?

Ben sadece etrafı izliyordum.

Belki de en sevdiğim şey buydu. İnsanları izlemek. Kim mutlu, kim üzgün, kim aşık, kim uykusuz… Yüzlerinden anlamaya çalışmak.

Bazen yanlış anlıyorum tabii.

Çoğu zaman yanlış anlıyorum.

Merdivenlere doğru yürürken içimden yine aynı cümle geçti.

Bugün güzel olacak gibi.

O sırada henüz bilmiyordum.

Bazı günler gerçekten güzel başlar.
Sonra birinin bakışı bütün günü değiştirir.

Okulun merdivenlerinden çıkarken çantam omzumdan kaydı.

Harika. Daha günün ilk saatinde yer çekimiyle kavga ediyorum.

Çantayı düzelttim.

Belki biraz daha az eşya taşısan?

Hayır. İnsan bir gün lazım olur diye üç tane kalem, iki not defteri, bir saç tokası, bir dudak balmı ve nereden geldiğini bilmediği bir mandal taşıyabilir. Mandal konusunda hâlâ hiçbir fikrim yok.

Koridora girer girmez Lavin bana el salladı.

“Bengiii!”

Lavin’in sesi okul zilinden daha yüksek olabilir. Bilim insanları araştırmalı. Koşarak yanıma geldi.

“Bugün matematik var mıydı?”

“Lavin, bunu bana değil takvime sorman lazım.”

“Yani var.”

“Maalesef.”

Lavin dramatik şekilde duvara yaslandı.

“Ben bugün eğitim sistemine küstüm.”

“Daha ilk ders başlamadı."

“Ön hazırlık yapıyorum.”

Gülmemek için dudağımı ısırdım. Başarısız oldum. Lavin’le konuşurken ciddi kalmak imkânsızdı.

Sınıfa girdik. Aleyna sıranın üstüne oturmuş telefonuna bakıyordu. Sima cam kenarında saçını düzeltiyordu.
Ben de yerime oturdum.

Sıra neden bu kadar soğuk?

Sanki gece burada penguenler toplantı yapmış.

Defterimi çıkarırken iç sesim yine başladı.

Bugün not tutacaksın.

Evet.

Geçen hafta da evet demiştin.

Bu sefer farklı.

Bunu da geçen hafta söyledin.

İç sesimin bana güvenmemesi gerçekten kırıcı.

Öğretmen sınıfa girdiği anda herkes yerine geçti. Ben de örnek öğrenci gibi dik oturdum.

Tam iki saniye sürdü.

Sonra dirseğim sıraya yayıldı.

Öğretmen anlatmaya başladı. Ben dinlemeye çalıştım. Gerçekten çalıştım.

Ama camdan dışarı bakınca bahçedeki ağacı gördüm.

Ağacın dalında bir serçe vardı.

Serçe şu an benden daha özgür.

Bengi, derse dön.

Döndüm.

Tahtada sayılar vardı.

Sayılar bana baktı.

Ben sayılara baktım.

Aramızda hiçbir bağ oluşmadı.

Lavin kâğıda bir şey yazıp bana uzattı.

“Kaçıncı dakikada sıkıldın?”

Altına yazdım:

“Üçüncü.”

Lavin cevap verdi:

“Ben ikinci dakikada kayboldum.”

Gülmemek için öksürür gibi yaptım. Öğretmen bir an bize baktı.

Tamam. Şu an örnek öğrenci olmaktan resmen çıkarıldım.

Ders bittiğinde zil çaldı ve sınıf aynı anda nefes aldı. Koridora çıktığımızda Lavin koluma girdi.

“Kantine gidelim.”

“Kantin sırf bizi bekliyordur.”

“Elbette. Biz bu okulun ekonomik destek paketiyiz.”

Kantine yürürken içimden, bu kız bir gün stand-up yapacak diye geçirdim.

Sırada beklerken tost kokusu geldi.

İnsan aç değilken bile tost kokusuna yenilir.

“Bir tost, bir ayran,” dedim.

Cüzdanımı açtım.

Beş lira.
Sadece beş lira.

Hayat bazen çok şiirsel davranıyor.
İç sesim hemen atladı.

Kitabın adı boşuna Beş Kuruş değil demek ki.

Teşekkür ederim iç ses. Çok yardımcı oldun.

Tam o sırada kantinin camından dışarı baktım. Bahçenin karşı tarafında birkaç kişi basketbol oynuyordu. Topun sesi, kahkahalar, rüzgâr…

İçimde tuhaf bir huzur yayıldı.

Belki de büyümek tam olarak buydu.

Sabah evden çıkıp okul koridorlarında dolaşırken bir yandan hayatından şikâyet edip bir yandan da o hayatı çok sevmek.

Tostum geldi.

İlk ısırığı aldım.

Gözlerimi kapattım.

Tamam.

Belki de mutluluk bazen erimiş kaşar peyniridir.

Tostumdan bir ısırık daha aldım.

Tam o sırada dışarıdan basketbol topunun sertçe yere vurma sesi geldi.

Başımı kaldırdım.

Bahçenin karşı tarafındaki sahada birkaç çocuk basketbol oynuyordu. Az önce uzaktan gördüğüm grup hâlâ oradaydı. Onlar abimin grubuydu ama biri hiç tanıdık gelmiyordu.

Top Kuzey'in elinden çıktı, potaya çarptı ve geri sekti.

Çocuklardan biri topu yakaladı.
O çocuğu hiç görmemiştim.

Sonra başını kaldırdı.
Bir an göz göze geldik.

Öyle filmlerdeki gibi zaman durmadı.
Kalbim de hızlanmadı.

Hatta elimdeki tosttan bir parça düşmek üzereydi ve onu yakalamaya çalışıyordum.

Ama çocuk hâlâ bana bakıyordu.

Kaşını hafifçe kaldırdı.Ben de istemsizce etrafa baktım.Belki arkamda birine bakıyordu.

Arkamda kimse yoktu.

Tekrar ona baktığımda bu kez gülümsüyordu.Ne diyeceğimi bilemeden kaşlarımı çattım.
O da güldü.

Sonra topu takım arkadaşı Arda'ya attı ve hiçbir şey olmamış gibi oyununa devam etti.

Ben birkaç saniye daha baktım.Sonra tostuma döndüm.

“Ne bakıyorsun?” diye mırıldandım kendi kendime.İç sesim hemen cevap verdi.

Hiç.

“Ben de onu diyorum zaten.”
Bu güne kadar onun adını bilmiyordum evet.
Kim ve neden burada?

Ama birkaç saat sonra öğrenecektim.

Ömrüm boyunca unutamayacağım bilmeden...

Oğuz Harman.

Sözümü değiştiriyorum.

Bazı günler gerçekten güzel başlar.
Sonra birinin bakışı bütün hayatınızı değiştirir.
...

Evet şuan mutluluktan yerimde duramıyorum çünkü bu kitabı çıkarmak için can atıyorum daha kitabı yayınlamadan bile yoğun istek vardı yada ben öyle hissettim bilmiyorum ama en güzel şekilde kitabı ilerleticeğime size söz veriyorum umarım beğenirsiniz desteklerinizi bekliyorum seviyorum sizleri iyiki varsınız ,)))

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

397okunma 75beğeni 19yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18