25. bölüm · Aynı Gökyüzünün Altında
-Herşeyi Öğrenmek-
Aksam olduğunda hazırlanıp elim boş gitmesin diye un kurabiyesi yapmıştım.Kapıyı çalıp beklemeye başladım ama içeriden bağırış sesleri geliyordu belki duymamışlar sanıp tekrardan kapıyı çaldım kapıyı açan kişi Leyla Annemdi.
"Merhaba Leyla Anne."
"Lara,ev şuan baya karışık Ege babadı ile kavga ediyor."
"Ne içeri gelebilir miyim?"
"Tabiki geç buyur."
İçeri girip elimdeki kurabiyeleri rafın oraya bırakıp koşarak içeri geldim kapıda ikiside beni görünce sustular Ege'nin yüzü mosmor içindeydi.
"Ege iyi misin?"
"İyiyim Lara birşey yok."
"Yüzün..."
"Hak ettiğimi aldım sadece o kadar."
"Anlıyorum."
Konuyu anlamamıştım ama klasik bir kavga olduğunu anladım.Ege ile yan yana oturduk ben elimi yüzüne koydum acıyor mu diye bakıyordum.
"Acıyor mu?"
"Biraz.."
"Kimden dayak yedin?"
"Babam sağolsun."
"Konu neydi?"
"Sabahki Erdem olayı o kadar."
"Hak ettiğim aldım derken sen hak ettiğini almadın ki o hak ettiğini aldı."
"Boşver bizi,biz böyleyiz."
Olayı kapatıp Ege'nin yüzüne krem sürüyordum.Canını acıtmamak için elimden geleni yaptım daha sonrada sofraya geçip yemek yedik.Ama yemekde hafif atışmaya başladılar.
"Sen neden kendini riske atıyorsun Ege?"
"Baba,o benim kız arkadaşım ona dokunmayacakdı."
"Hâlâ karşı geliyorsun, senin gibi bir kıskanç manyak erkeği kim sevsin?"
"Baba!"
Aralarına girdim normalde hiç girmek istemezdim ama konu benimle ilgiliydi.
"Ben severim."
"Allah'da sana sabır versin o zaman kızım."
"Baba yeter artık tamam olan oldu oda bir zamanlar benim için kendini yıprattı."
"Bu kız senin için hiçbir şey yapmaz Ege boşuna seviyorsun."
"Neden boşuna sevsin açık konuşur musunuz?"
"Gerek yok kalsın oda hem sen niye geldin?"
"Baba gelen misafirede böyle denmez o benim kız arkadaşım artık alış buna!"
Kafasından tutup masanın üzerine koydu ensesindende sıkıyordu ayağa kalkdım ve bırakması için seslendim.
"Erkek arkadaşımı bırak!"
"Hak ettiğini uyguluyorum."
"O hak etmedi sadece biraz siz nankörlük yapıyorsunuz."
"Ben terbiyesiz birine oğlumun kız arkadaşı demem!"
"Doğru benim ne annem bana ilgi gösterdi ne de babam bana terbiye verdi haklısın."
Ege uzak durmam için elinden geleni yapıyordu ama onu orada bırakmayacakdım.
"Lara sen git hadi."
"Olmaz seni bu halde bırakmam!"
Ege'nin kolunun altına girip onu dışarı çıkardım.Daha sonrada Leyla Anneden bir ilk yardım çantası istedim ve yüzündeki yaraları temizledim.Ben temizlerken Ege'de beni izliyordu.
"Acıyor değil mi?"
"Evet..."
"Ah Ege keşke direk çıksaydık."
"Birşey olmaz hem baksana babamın kim olduğunu gördün,benide sevmessin."
"Saçmalama seni hâlâ seviyorum ya sen benim yüzümden dayak yedin babandan seni bırakacağımımı sanıyorsun?"
"Bırakmaz mısın?"
"Asla aklından bile geçirme hadi telefonu felan al bugün bende kal tamam mı?"
"Tamam yukarıda odamda telefonum komidinin üzerinde."
"Tamam."
Yukarı koşup telefonu almaya giderken duymamam gerekenleri duydum ve şok oldum.Ege evlatlıkmış ve babasıda bu zamana kadar asla ona baba gözüyle bakmamış.Ama annesi Leyla Anne ona derinden seviyor.Kapının ordan belirince konuyu kapattılar ama ben herşeyi duymuştum.
"Bu yüzden Ege'yi sevmiyorsun!"
"Herşeyi duydun mu?"
"Herşeyi duydum."
"Ege'ye söyleme!"
"Neden?"
"Çünkü onun babası ben değilim ve babası geçenlerde hayatını kaybetti."
"Ne?"
"Perişan olmasını istemiyoruz!"
"Leyla Anne peki sen onun gerçek annesi değil misin?"
"Değilim,sadece ona anne gözüyle bakmaya çalıştım."
"Herşey yalan mı yani ona gösterdiğin sevgi hepsi?"
"Evet..."
"Umarım Ege hiçbir zaman bilmez sizin gibi iğrenç bir ortamda büyüdüğü için."
"Söylemessen bilmez."
Arkamı dönüp Ege'nin odasını aramaya başladım en sonunda bir tane çok cool ve güzel bir odaya rastgeldim.Ege'nin odası olmalıydı bu herşey dört dörtlükdü çok güzeldi benim odamdan bile güzeldi.Komidinin üzerinden telefonunu ve ceketini alıp Ege'nin yanına indim.Ege'yi yalnız başına gökyüzünü izlerken görünce göz yaşlarımı tutamadım.Beni ailem sevmiyor onun ise sadece evlatlık bir ailesi var.
