51. bölüm · Ay ve Güneşin Gölgesinde
51. BÖLÜM: KALBİN DURDUĞU YER VE BİR MUCİZE TALEBİ
Damla ve Rüzgar’ın düğün günü, kına gecesinin o hüzünlü bulutlarını dağıtan muazzam bir neşeyle başladı. Çiçeklerle bezenmiş salonda müzik sesi yükseliyor, Rüzgar ile Damla ilk danslarını ederken Yaz, kardeşinin mutluluğuna gözleri dolarak şahitlik ediyordu. Gece de onların bu katıksız sevincine ortak oluyor, masadan tebessümle çifti izliyordu. Her şey bir masal kadar güzel ve huzurluydu.
Ancak mutluluk, salonda çınlayan acı bir feryatla bıçak gibi kesildi.
Damla’nın geçmişten beri peşini bırakmayan takıntılı kuzeni, gözü dönmüş bir halde elinde silahla düğün salonunu bastı! Davetliler çığlık çığlığa sağa sola kaçışırken, adam namluyu doğrudan gelinliğiyle donakalan Damla’ya doğrulttu.
O birkaç saniyelik dehşet anında Gece’nin zihninden tek bir gerçek geçti: Damla hamileydi. Kucağında taşıdığı o minik canın, bu dünyada tatması gereken güzel bir hayat vardı. Yaşaması gereken kişi Damla’ydı.
Gece tek bir an bile tereddüt etmedi. Kurşunların hedefine kilitlendiği o salisede kendini öne atarak Damla’ya siper oldu.
"Gece, hayır!"
Kuzenin tetiğe iki kez basmasıyla patlayan silah sesleri salonda yankılandı. Kurşunlar Gece’nin karnına, rahmine isabet etti. Tarih, o acımasız yüzünü Gece için bir kez daha tekerrür ettirmişti.
Beyaz elbisesi saniyeler içinde al bir kana boyanırken Gece dizlerinin üzerine çöktü ve küt diye yere yığıldı.
Yaz’ın dünyası o an başından aşağı yıkıldı. Kardeşini korumak için kendi canını ortaya koyan kadına doğru feryat ederek koştu. "GECE!"
Çevredeki bağırışlar, Damla’nın hıçkırıkları ve Yaz’ın feryadı Gece’nin zihninde artık buğulu, boğuk birer yankıdan ibaretti. Görüşü kararıyor, etrafındaki siluetler yavaşça siliniyordu. Göğsünü sıkıştıran o soğukluğu ve ruhunun bedeninden çekildiğini hisseden Gece, artık sonuna geldiğini anladı.
Etrafındaki her şey tamamen sessizliğe bürünürken, kanlar içindeki dudakları son bir gayretle kıpırdadı. Fısıltı kadar kısık ama huzur dolu bir sesle kelime-i şehadet getirdi:
"Eşhedü elle ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh..."
Gece, Yaz’ın titreyen elleri arasında gözlerini sonsuzluğa kapatırken, salonda sadece gözyaşları ve yarım kalan bir hayatın acı çığlığı kaldı.
