41. bölüm · Ay ve Güneşin Gölgesinde
41. BÖLÜM: KALBİN DOKUNUŞU VE SESSİZ BİR BAŞLANGIÇ
Gece’nin evindeki o gerilimli ilk müdahalenin ardından salon bir anda sessizliğe büründü. Gece yavaşça kendine gelirken, Yaz mutfağa geçme bahnesiyle salondan ayrıldı. İlaç çantasının en altından Gece’nin o deri kaplı günlüğünü çıkardı. Vicdanının üzerindeki devasa yükle odadaki Damla’ya yaklaşarak günlüğü kimse fark etmeden eline tutuşturdu.
Kısık ama son derece kararlı bir sesle Damla’nın kulağına fısıldadı:
"Bu günlüğü odada bir yerlere düşürmüşsün Damla... Şimdi gidip Gece’ye sen bulmuşsun gibi ver. Sakın benim aldığımdan ya da okuduğumdan bahsetme. Bu sır ikimizin arasında kalacak."
Damla, abisinin bakışlarındaki o derin pişmanlığı ve koruma içgüdüsünü görünce hiçbir şey sormadan başıyla onayladı. Günlüğü alıp Gece’nin yanına gitti. "Gece, bak ne buldum... Telaştan yatağın arkasına düşürmüşsün, buradaymış," diyerek günlüğü uzattı.
Gece, günlüğü Damla’nın elinde gördüğü an göğsünden devasa bir kayanın kalktığını hissetti. Günlüğü sımsıkı göğsüne bastırarak hıçkırıklara boğuldu. Yıllardır zihnine kazınan o "Ailem beni yine buldu" korkusu, yerini derin bir duygu patlamasına bıraktı. Gözyaşları yanaklarından süzülürken yaşadığı şokun ve rahatlamanın etkisiyle omuzları sarsılıyordu.
Tam o sırada Yaz yanına adımladı. Hiçbir şey sormadan, hiçbir tıbbi veya mantıklı cümle kurmadan Gece’nin yanına oturdu. Tüm şefkatiyle Gece’nin titreyen, sarılı elini narince kendi ellerinin arasına aldı.
Gece, daha önce defalarca yaptığı gibi elini geri çekmedi. İlk defa o korumacı kalkanlarını tamamen indirdi. Yaz’ın elindeki o sıcaklığı, güveni ve koşulsuz kabulü hisseden Gece, parmaklarını kenetleyerek Yaz’ın elini sımsıkı tuttu.
Göz göze geldiklerinde aralarındaki o kelimesiz dilde yepyeni bir sayfa açıldı. Artık ne geçmişin acı hatıraları ne de koruma korkusu vardı; sadece iki ruhun birbirine ilk defa bu kadar yakınlaştığı masalsı bir an duruyordu. Aşk, aralarındaki o sessiz dokunuşla resmen başlamıştı.
