33. bölüm · Ay ve Güneşin Gölgesinde
33. BÖLÜM: BİR DOKTORUN TESPİTİ VE İYİLEŞME SÖZÜ
Yaz, elindeki silahı masaya koyduktan sonra derin bir nefes aldı. Mutfaktan bir sandalye çekip Gece’nin tam karşısına oturdu. Bakışlarındaki o sertlik gitmiş, yerini bir hekimin ve bir adamın derin şefkatine bırakmıştı.
"Bak Gece..." diyerek söze başladı Yaz, sesi odayı kaplayan sakin bir güven tonuyla doluydu.
"Sen dün gece alev alev yanıyordun. Ateşin yükselmişti, çaresizdin... Bu doğru. Ama şu gerçeği unutuyorsun: Ben bir nöroloji uzmanıyım. Ben meslek yemini etmiş bir doktorum; hiçbir hastamı, özellikle de bu kadar savunmasız bir kadını o halde bırakıp gidemezdim. Dün gece o ilacın ve ateşin etkisiyle bana ne dedin biliyor musun? 'İlk defa bir erkek canlısının iyi davranabileceğini gösterdiğin için teşekkür ederim' dedin ve o buz gibi ellerinle bileğimi bırakmadın."
Gece duyduklarıyla gözlerini kaçıracak yer ararken Yaz konuşmaya devam etti:
"Seni sahilde bulduğumda halini gördüm... Bitkin, çaresizdin. Yerden bile kendi çabanla zor kalktın. Beni oraya Damla yolladı ve şu an diyorum ki: İyi ki de yolladı! Bir nörolog olarak sana açıkça söyleyeyim; dün yaptığın en büyük tehlike, aç midesine o Dideral’i basmak oldu. Miden bomboşken o ilacı içmek ölümcül yan etkilere yol açabilir, kalbini durdurabilirdin. Eğer ben seni o mutfakta yakalayıp elindeki bıçağı almasaydım, bugün hayatta yoktun Gece! Bir kriz anında hemen intihara kalkışıyorsun. Bu hiç iyi değil. Neden kendine bu işkenceyi yapıyorsun?"
Yaz, sandalyesinde biraz daha öne eğildi:
"Seni kardeşimin düğününde gördüğümden beri izliyorum. Bir kez olsun içten, şöyle samimi bir şekilde güldüğünü hatırlamıyorum. Hep bir kalkan, hep bir mesafe, hep 'ben güçlüyüm' duruşu... Tamam, seni sorguya çekiyor gibi oldum ama artık anla: Kendine bu kadar yüklenme! İçindeki bu acıyı, bu yükü artık birileriyle paylaşmak zorundasın. Her şeyi tek başına sırtlanmak zorunda değilsin."
Gece, Yaz’ın her bir kelimesinde kendi iç dünyasının röntgenini çekilmiş gibi hissetti. Yaşadığı o büyük mahcubiyetle başını öne eğdi:
"Çok haklısın... Ve ben sana silah doğrulttum. İnanılmaz mahcubum. İyileşir iyileşmez seni şehirdeki en güzel kafeye davet etmek istiyorum, hem bir teşekkür hem de bu yaptığıma karşılık bir özür olarak. Lütfen kabul et."
Yaz hafifçe gülümsedi ama başını iki yana salladı:
"Kafeye gitmek falan yok. En azından şimdilik. Ben seni bu halde yalnız bırakıp hiçbir yere gitmiyorum. Tamamen iyileşene, o ateşin ve tremorun tamamen kontrol altına alınana kadar senin başında nöbet tutmaya devam edeceğim."Yaz’ın bu kararlı ve korumacı tavrı Gece’nin kalbindeki buzları tamamen eritmeye başladı
