43. bölüm · Ay ve Güneşin Gölgesinde
43. BÖLÜM: DENİZİN KIYISINDAKİ HAKİKAT
Gece’nin dizlerinin üzerine çöküşüyle birlikte hıçkırıkları sahil rüzgârına karıştı. Yaz, hiç düşünmeden onun yanına çömeldi. Gece’nin hırsla ve panikle tekerlekli patenleri hızlı sürmekten zonklayan, sızlayan ayaklarını fark etti. Narin bir dokunuşla bağcıkları çözdü, tekerlekli patenleri Gece’nin ayağından yavaşça çıkarıp onu rahatlattı.
Gece, ıslak gözlerini patenlerden çekip Yaz’ın sargılı eline baktı. Keskin bıçağı tutarken kanayan, kendisi yüzünden yaralanan o ele...
"Benim yüzümden..." diye fısıldadı Gece, sesi pişmanlıktan titriyordu. "Hepsi benim hatam. Benim olduğum yere sadece felaket ve acı geliyor!"
Ayağındaki acıyı da içindeki o devasa vicdan azabını da dinlemeyen Gece, aniden ayağa kalkıp kendisini denizin köpüklü sularına doğru attı. Sahildeki insanların şaşkın bakışları arasında, zihnindeki o yıpratıcı "değersizlik" duygusuyla canına kıymak istercesine dalgalara doğru yürüdü.
Tam su beline ulaşmak üzereyken, Yaz arkasından yetişip güçlü kollarıyla Gece’yi belinden sımsıkı yakaladı. Kendini sulara bırakmasına izin vermeyip onu geriye, kıyıya doğru çekti.
"Hayır Gece, hayır!" diye bağırdı Yaz, sesi denizin uğultusunu bastırıyordu. Gece’yi ıslak kumsalda kendine çevirip iki omzundan tuttu:
"Sen suçlu değilsin! Duydun mu beni? Sen kimsenin yükü, kimsenin felaketi değilsin! Kötü olan sen değilsin Gece, sana bunları yaşatanlar! Ben o bıçağı seni korumak için tuttum ve yine olsa yine tutarım. Kendini cezalandırmayı artık bırak!"
Gece, Yaz’ın gözlerindeki o katıksız gerçekliği ve şefkati gördüğünde, dalgaların ortasında tüm direncini kaybetti. Kendini Yaz’ın ıslak göğsüne bırakıp ilk defa pes ederek, ama bu kez iyileşmek için ağlamaya başladı.
