Avcının Maskesi kitap kapağı

4. bölüm / 11

Avcının Maskesi

Bölüm 4

Vaveyla Yazarı: Lu Lu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: Bölüm 4

Rüzgâr’ın kolu omzuna bir pranga gibi bindiğinde Arya’nın sırtından aşağı soğuk bir ter boşaldı. Yüzündeki donuk ifadeyi bozmamak için tırnaklarını avuç içlerine öyle bir batırdı ki etine gömülen tırnakları acıttı. Dudaklarının kenarını hafifçe kıvırıp küçümser bir ifade takınarak durumu toparlayacaktı ki...
Tiz, keskin bir ders zili koridorlarda yankılandı.
Zilin gürültüsü odayı kaplayan dumanı yarıp geçerken Arya omzundaki kolu ustaca silkeleyerek Rüzgâr’dan bir adım uzaklaştı. "Zaman kaybı," dedi buz gibi bir sesle, bahçeye son kez bile bakmadan. "Aşağı iniyoruz."
Kıl payı kurtulmuştu. Ama o kırık camdan aşağı bakarken boğazına düğümlenen o korku geçmemişti. Rüzgâr şüpheciydi, avının kokusunu alan bir çakal gibi pusuda bekliyordu. Arya'nın hem o okulun bataklığında Barın’ı görünmez kılacak bir yol bulması hem de Ece’nin katilini bulma planına odaklanması gerekiyordu. Hata yapma lüksü sıfırdı.
Günün geri kalanı Barın için tam bir işkence gibi geçti. Derslerde başını her kaldırdığında Arya’nın sırtını, omuzlarının sert duruşunu, sınıftaki öğrencilerin onun önünden geçerken nasıl sindiğini gördü. Arya ise ona bir kere bile dönüp bakmadı; varlığını tamamen yok saydı.
Son dersin zili nihayet çaldığında koridorlar hızla boşalmaya başladı. Barın çantasını toparlayıp sınıfın kapısına yöneldiği sırada gözü koridorun ucundaki harekete takıldı.
Arya ve arkasındaki o iki çocuk, sınıfın en ön sırasında oturan, gözlüklü ve çekingen çocuğun etrafını sarmıştı. Çocuk korkudan titriyor, sırt çantasını göğsüne bastırıyordu. Rüzgâr çocuğun ensesine hafifçe vurup onu üst kata, o terk edilmiş sınıfa doğru yönlendirdi.
Arya aslında derslerinde oldukça zekiydi; böyle ucuz şeylere ihtiyacı yoktu ama çetenin yazılı olmayan kuralı buydu. Yarın teslim edilecek bütün ödevleri ve projeleri okulun zayıf halkalarına yaptırıyorlardı. Arya olaya doğrudan karışmasa da grubun başında yürüyerek bu zorbalığa sessizce liderlik ediyordu.
Barın’ın kanı beynine sıçradı. Çocuğun gözlerindeki o çaresiz bakış, zihninde sekiz yıl önceki kendi ağlayan halini canlandırdı. Arya’nın buna alet olduğuna, hatta bunu yönettiğine inanmak istemiyordu. Adımlarını hızlandırıp merdivenlere yöneldi; peşlerinden o odaya çıkacak ve ne olursa olsun o çocuğu da Arya’yı da bu delilikten çekecekti.
Tam merdiven korkuluğuna elini atmıştı ki arkasından sert bir el omzuna yapıştı ve onu yangın merdiveninin gölgesine doğru çekti.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen?"
Barın hışımla arkasını döndü. Karşısındaki, 11-B sınıfında kendi ön sıralarında oturan, sessiz ve dikkat çekmeyen bir çocuktu. Üniformasının yakası düzgünce ilikliydi ve yüzünde dehşet dolu bir uyarı ifadesi vardı.
"Bırak beni," dedi Barın dişlerini sıkarak. "O çocuğu yukarı zorla çıkarıyorlar, görmüyor musun?"
"Görüyorum!" dedi çocuk fısıltıyla, sesini neredeyse duyulmayacak kadar alçaltarak. "Ama sen neye bulaştığını zerre kadar bilmiyorsun. O merdivenlerden yukarı bir adım daha atarsan, o çocuktan beter bir halde çıkarsın o kapıdan. Burası senin eski kolejine ya da mahalle okuluna benzemez yeni çocuk."
Barın kaşlarını çattı. "Sen kimsin?"
"Adım Meriç," dedi çocuk etrafı tekinsizce kolaçan ederek. "Ve sana iyilik yapmaya çalışan tek kişiyim. Eğer gerçekten hayatta kalmak istiyorsan şimdi sessizce okuldan çık. İki sokak aşağıdaki parkta bekle beni. Bu okulun kurallarını öğrenmezsen ilk haftanı çıkaramazsın."
Meriç arkasını dönüp hızla ana kapıya yöneldi. Barın bir an üst kata çıkan karanlık merdivenlere, ardından kapıdan çıkan çocuğa baktı. Yumruklarını sıktı; oraya tek başına, hazırlıksız dalmanın hiçbir şeyi çözmeyeceğini fark ederek Meriç’in peşinden okulun bahçesine çıktı.
On beş dakika sonra, okulun iki sokak ilerisindeki eski, paslı salıncakların bulunduğu parkta buluştular. İkindi güneşi yaprakların arasından vuruyor, etrafta koşuşturan birkaç çocuk dışında park tamamen ıssız görünüyordu.
Barın kollarını göğsünde kavuşturup bankta oturan Meriç’in tam karşısına dikildi. "Anlat. Nedir o grubun olayı? Arya... O kız nasıl onların başında olabilir?"
Meriç acı bir tebessümle başını iki yana salladı, cebinden çıkardığı su şişesinden bir yudum aldı.
"Demek onun adını biliyorsun... Bak Barın, burası Karahan Lisesi. Burada öğretmenler görmezden gelir, idare parasına bakar, kuralları ise sadece en güçlüler koyar. O gördüğün çete bu okulun dokunulmazları. Arkalarında kimlerin olduğunu, ailelerinin hangi kirli işlere bulaştığını kimse yüksek sesle konuşamaz."
"Peki Arya?" dedi Barın, sesindeki sabırsızlık ve acı gizlenemez hale gelmişti. "O bir yıldır ortalıkta yoktu. Nasıl bir anda o okulun lideri oldu?"
Meriç derin bir nefes alıp sesini fısıltı seviyesine indirdi, gözlerinde gizemli ve ürkütücü bir gölge belirdi:
"Arya bu okula tam altı ay önce, ikinci dönemin başında transfer oldu. Kimse nereden geldiğini, neyin nesi olduğunu bilmiyordu. İlk başta herkes onu da ezilecek diğer kurbanlardan biri sandı. Ta ki o olay yaşanana kadar..."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.