Bölümler 20Şu an: Trafik Lambasındaki Kıvılcım
- 1 Trafik Lambasındaki Kıvılcım341 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Kanlı Miras ve Zoraki Masa356 kelime
- 3 Kelepçenin İlk Çekişi344 kelime
- 4 Gece Yarısı Fırtınası288 kelime
- 5 Sessiz Duvarlar Arasında255 kelime
- 6 Avludaki Gözler247 kelime
- 7 Maskelerin Düştüğü Yer230 kelime
- 8 Küllerin Arasındaki Kıvılcım269 kelime
- 9 Masanın Altındaki Savaş402 kelime
- 10 Sınırların Ötesinde355 kelime
- 11 Kıskançlığın Gölgesi401 kelime
- 12 Aşağıdaki Tehlike439 kelime
- 13 Sınırları Zorlayan Gece378 kelime
- 14 Gece Yarısı İtirafı351 kelime
- 15 Gerçeğin Ağırlığı331 kelime
- 16 Kaybetme Korkusu466 kelime
- 17 Yeniden Doğuş271 kelime
- 18 Sınırsız264 kelime
- 19 Sessizliği ve Sözler292 kelime
- 20 Sonsuzun Başlangıcı (Büyük Final) ❤️288 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
ATEŞTEN KELEPÇE
Mardin’in o eylül akşamında, gün batımının kızıllaştırdığı taş sokaklar bile üzerindeki gerginliği hafifletmeye yetmiyordu. Şehrin en işlek ve dar caddelerinden birinde, kırmızı ışıkta durmaya çalışan araçların oluşturduğu kuyrukta adeta bir barut fıçısı gibiydi her şey.
Zerya, direksiyonun başında hafifçe gerindi. Üzerinde siyah, zarif kesim bluzu, kulağında minik yonca küpeleriyle her zamanki gibi kusursuz görünüyordu. Aynadan kendine şöyle bir bakıp hafifçe gülümsemişti ki, arkadan gelen ani ve kulakları tırmalayan korna sesiyle irkildi.
Yeşil ışık yandığı an önündeki araç bir saniye gecikmişti; ama arkadaki siyah lüks cip sanki dünyayı sırtında taşıyormuş gibi sabırsızca bir kez daha kornaya bastı ve neredeyse Zerya’nın arabasına tamponunu dayadı.
Zerya’nın o tatlı, bebeksi yüzündeki gülümseme anında silindi. İçindeki o gururlu ve kendi sınırlarına fazlasıyla düşkün kadın bir anda direksiyona yapıştı. Arabayı sağa çekip dörtlüleri yaktığı gibi aşağı indi.
Karşısındaki aracın kapısı sertçe açıldı. İçinden boyu uzun, omuzları geniş, üzerindeki siyah gömleğiyle karanlık bir silüet gibi çıkan biri belirdi. Miran Karayel’di bu. Yüzündeki o buz gibi, mesafeli ve sert ifade, etrafındaki bütün sıcaklığı anında dondurabilirdi.
Zerya, boyundan büyük bir özgüvenle adamın tam önüne dikildi. Gözlerini Miran’ın yeşilimsi, öfkeden kısılmış gözlerine diktiğinde kimseden çekinmediğini açıkça belli ediyordu:
— "Hey! Ne bu acele? Yolu satın mı aldın, yoksa fren pedalının ne işe yaradığını unuttun mu?"
Miran, hayatı boyunca kimsenin kendisine bu cesaretle seslenmesine izin vermemişti. Alnındaki damar hafifçe belirginleşti. Dudaklarından alaycı ama zehir gibi soğuk bir cümle döküldü:
— "Önündeki yolu göremeyecek kadar acemiysen, o direksiyona hiç oturmayacaksın küçük hanım. Çek o arabayı yolumdan, vaktimi boşa harcama."
Zerya’nın gururu o an gurur zedelenmesinden öte bir yangına dönüştü. Dişlerini sıktı, tatlı yüzündeki o öfkeli ifadeyle parmağını adamın göğsüne doğru salladı:
— "Sen kime 'küçük hanım' diyorsun be! Asıl sen o kaba, dağdan inme tavırlarını evinde bırakıp çıksaydın bu şehre! Trafik kurallarını öğren de gel!"
O an Mardin’in taş caddelerinde iki yabancı gibi birbirlerine bocaladıkları o kavga, aslında kaderin onları birbirine bağlayan ilk fitiliydi. İkisi de ne o gün birbirlerini bir daha göreceklerini biliyordu, ne de aralarındaki bu nefretin birkaç gün sonra kurulacak o zoraki masada can alıcı bir yangına dönüşeceğini...
Bölüm etkileşimi
