Bölümler 20Şu an: Gerçeğin Ağırlığı
- 1 Trafik Lambasındaki Kıvılcım341 kelime
- 2 Kanlı Miras ve Zoraki Masa356 kelime
- 3 Kelepçenin İlk Çekişi344 kelime
- 4 Gece Yarısı Fırtınası288 kelime
- 5 Sessiz Duvarlar Arasında255 kelime
- 6 Avludaki Gözler247 kelime
- 7 Maskelerin Düştüğü Yer230 kelime
- 8 Küllerin Arasındaki Kıvılcım269 kelime
- 9 Masanın Altındaki Savaş402 kelime
- 10 Sınırların Ötesinde355 kelime
- 11 Kıskançlığın Gölgesi401 kelime
- 12 Aşağıdaki Tehlike439 kelime
- 13 Sınırları Zorlayan Gece378 kelime
- 14 Gece Yarısı İtirafı351 kelime
- 15 Gerçeğin Ağırlığı331 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Kaybetme Korkusu466 kelime
- 17 Yeniden Doğuş271 kelime
- 18 Sınırsız264 kelime
- 19 Sessizliği ve Sözler292 kelime
- 20 Sonsuzun Başlangıcı (Büyük Final) ❤️288 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece yarısı konağın kapısına vuran o sert sesler, içerideki tüm o kırılgan sessizliği acımasızca bozdu. Aşağıdan gelen telaşlı sesler, Bozdağlar tarafında bir husumet patlak verdiğini ve Zerya’nın babasının hafif bir arbedede yaralandığı haberini getirmişti.
Zerya’nın yüzündeki o renk bir anda soldu. Babasının adı geçtiği an, içindeki tüm o inat ve gurur bir kenara atıldı; titreyen elleriyle üzerindeki şalı omuzuna atıp kapıya yöneldi:
— "Gitmem lazım, Miran. Hemen o eve gitmem lazım!"
Miran, kadının o anki çaresizliğini ve gözlerindeki korkuyu gördüğünde, aralarındaki tüm o hırslı kavgaları bir saniyede unuttu. Genç adam hızlı bir adımla önüne geçip kollarından tuttu, sesi her zamankinden çok daha sakin ve kararlıydı:
— "Tek başına hiçbir yere gitmiyorsun, Zerya. Beraber gideceğiz."
Yarım saat sonra Karayel’in arabası karanlık yolları aşıp Bozdağ konağının önüne yanaştığında, ortalıkta büyük bir tehlike yoktu ama gerginlik bıçak gibi keskindi. Zerya koşar adım içeri girip babasının iyi olduğunu, sadece kolunun sarıldığını gördüğünde derin bir nefes alabildi.
Fakat asıl fırtına, eve dönüp konağın o loş odasında baş başa kaldıklarında koptu. Zerya, yaşadığı o korkunun ve adrenaline bağlı yorgunluğun altından kalkamayarak sırtını kapıya yasladı. Gözlerinden süzülen bir damla yaş, o bebeksi ama inatçı yüzünde parladı.
Miran, odanın ortasında durmuş, kadının bu hâlini izliyordu. Dayanamayıp adımlarını yavaşça ona doğru yöneltti. Aralarındaki o son mesafeyi kapatıp ellerini Zerya’nın omuzlarına koydu; sesi fısıltı gibi ama içinde asırlık bir itiraf taşıyordu:
— "Korktun... Değil mi?"
Zerya başını kaldırıp yeşil gözlerin içine baktı. Artık maskelere, taştan duvarlara yer kalmamıştı. Titreyen sesiyle mırıldandı:
— "Korktum, Miran... İlk defa bir şeyin bu kadar canımı yakabileceğinden korktum. Ya babama ya da... ya da sana bir şey olsaydı?"
Miran, kadının bu itirafı karşısında daha fazla dayanamadı. Onu kendine çekip ellerini beline sardı ve başını Zerya’nın saçlarına gömdü. Nefesi kadının boynuna çarparken sesindeki o sert adam gitti, yerine sadece Zerya’ya sığınan biri kaldı:
— "Bana hiçbir şey olmaz... Çünkü sen o ateşi içimde yaktığın sürece, ben bu konağın duvarları arasında senden başka bir şey düşünemez oluyorum, Zerya."
Aralarındaki o uzun savaş, nihayet yerini birbirine mühürlenen kalplere bırakmıştı...
Bölüm etkileşimi
