Bölümler 20Şu an: Kelepçenin İlk Çekişi
- 1 Trafik Lambasındaki Kıvılcım341 kelime
- 2 Kanlı Miras ve Zoraki Masa356 kelime
- 3 Kelepçenin İlk Çekişi344 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Gece Yarısı Fırtınası288 kelime
- 5 Sessiz Duvarlar Arasında255 kelime
- 6 Avludaki Gözler247 kelime
- 7 Maskelerin Düştüğü Yer230 kelime
- 8 Küllerin Arasındaki Kıvılcım269 kelime
- 9 Masanın Altındaki Savaş402 kelime
- 10 Sınırların Ötesinde355 kelime
- 11 Kıskançlığın Gölgesi401 kelime
- 12 Aşağıdaki Tehlike439 kelime
- 13 Sınırları Zorlayan Gece378 kelime
- 14 Gece Yarısı İtirafı351 kelime
- 15 Gerçeğin Ağırlığı331 kelime
- 16 Kaybetme Korkusu466 kelime
- 17 Yeniden Doğuş271 kelime
- 18 Sınırsız264 kelime
- 19 Sessizliği ve Sözler292 kelime
- 20 Sonsuzun Başlangıcı (Büyük Final) ❤️288 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mardin konağının o ağır sabahının ilk ışıklarıyla birlikte çok daha boğucu bir hal almıştı. Dün geceki o yıkıcı kararın ardından, ne Zerya’nın öfkesi dinmişti ne de Miran’ın yüzündeki o buz gibi sertlik yumuşamıştı. İki düşman ailenin inadı uğruna, ellerine tutuşturulan nikah cüzdanı adeta ateşten bir parça gibi masanın üzerinde duruyordu.
Zerya, üzerine giydiği sade ama asil elbisenin içinde dimdik duruyordu. O tatlı, bebeksi yüzündeki masumiyet, gözlerindeki keskin ve meydan okuyan ateşle tam bir tezat oluşturuyordu. Karşısında ise kollarını göğsünde kavuşturmuş, siyah gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıyırmış olan Miran duruyordu.
Ailenin büyükleri odadan çekilir çekilmez, aradaki o sessiz ama ölümcül gerilim patlama noktasına ulaştı.
Miran, adımlarını yavaşça Zerya’ya doğru yöneltti. Aralarındaki mesafeyi kapatırken bakışlarındaki o tehditkâr karanlık odayı sardı. Zerya ise bir adım bile geri atmadı; aksine çenesini havaya kaldırıp gözlerini adamın yeşilimsi irislerine dikti:
— "Ne o? Zoraki nikahı kıydınız diye bu evde hüküm sürebileceğini mi sanıyorsun, Miran Bey? Unut o masal anlatılan günleri. Ben bu konağa boyun eğmeye değil, bu haksızlığa başkaldırmaya geldim."
Miran, Zerya'nın bu cesareti karşısında alayla tek kaşını kaldırdı. Sesi, kulaklarında uğuldayan öfkeyi bastıracak kadar alçak ama bir o kadar zehirliydi:
— "Sen hala oyun oynadığını sanıyorsun, değil mi Zerya Bozdağ? O dünkü trafik kavgasındaki diklenmene benzemez burası. Bu kapıdan içeri adım attığın an, o gururlu başının nasıl eğileceğini kendi gözlerinle göreceksin. Benim evimde, benim kurallarım geçerlidir."
Zerya, öfkeden titreyen ellerini önünde kenetledi. Tatlı yüzüne yansıyan o tatlı sert ifadeyle birlikte, adamın göğsüne doğru bir adım daha yaklaştı:
— "Kurallarını da, o havalı konağını da al başına çal! Beni bu ateşin içine isteğimle attığınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ama bil ki o yaktığınız ateş, ilk önce sizi kül edecek!"
Miran, kadının bu gözü kararlılığı karşısında ilk defa duraksadı. Karşısında korkudan sinen bir gelin değil, adeta dikine giden bir bela duruyordu. Parmaklarını sertçe masanın kenarına bastırırken dişlerinin arasından fısıldadı:
— "Göreceğiz bakalım o ateş kimi yakacak... Hazırlıklı ol küçük hanım, bu kelepçe bileklerine geçti bir kere."
Aralarındaki bu ilk büyük düello, iki ailenin kaderini değiştirecek o uzun ve sancılı yolun sadece başlangıcıydı. Ne nefretleri bitiyordu ne de içten içe büyüyen o tehlikeli çekim...
Bölüm etkileşimi
