Bölümler 20Şu an: Sessiz Duvarlar Arasında
- 1 Trafik Lambasındaki Kıvılcım341 kelime
- 2 Kanlı Miras ve Zoraki Masa356 kelime
- 3 Kelepçenin İlk Çekişi344 kelime
- 4 Gece Yarısı Fırtınası288 kelime
- 5 Sessiz Duvarlar Arasında255 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Avludaki Gözler247 kelime
- 7 Maskelerin Düştüğü Yer230 kelime
- 8 Küllerin Arasındaki Kıvılcım269 kelime
- 9 Masanın Altındaki Savaş402 kelime
- 10 Sınırların Ötesinde355 kelime
- 11 Kıskançlığın Gölgesi401 kelime
- 12 Aşağıdaki Tehlike439 kelime
- 13 Sınırları Zorlayan Gece378 kelime
- 14 Gece Yarısı İtirafı351 kelime
- 15 Gerçeğin Ağırlığı331 kelime
- 16 Kaybetme Korkusu466 kelime
- 17 Yeniden Doğuş271 kelime
- 18 Sınırsız264 kelime
- 19 Sessizliği ve Sözler292 kelime
- 20 Sonsuzun Başlangıcı (Büyük Final) ❤️288 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi günün sabahı, konağın o devasa avlusuna düşen ilk güneş ışığı bile aralarındaki buzları eritmeye yetmemişti. Zerya, odanın balkonuna çıkmış, Mardin’in taş sokaklarında koşturan insanları izlerken içindeki o sıkıntıyı atmaya çalışıyordu. Üzerindeki o gururlu duruş, dışarıdan bakanlara ne kadar güçlü olduğunu gösterse de, içeride kopan fırtınaların tek şahidi kendisiydi.
O sırada kapı aralandı ve içeri Miran girdi. Elindeki kahve fincanıyla kadının arkasında durdu, gözlerini Zerya’nın sırtına dikti. Sesi her zamankinden daha sakin ama bir o kadar da mesafeli çıkıyordu:
— "Kahvaltı sofrası hazır. Aşağıda ailenin karşısında sürekli bu dik kafalı hallerini sergileyeceksen, bugünkü misafirlere şimdiden sabır dileyeyim."
Zerya başını hafifçe omzunun üzerinden çevirdi. Gözlerindeki o keskin parıltı hiç sönmemişti; aksine karşısındaki adama bakarken daha da hırslanıyordu:
— "Benim kimin karşısında nasıl davranacağımı öğretecek son kişi sensin, Miran. O sofraya ineceksem kendi kurallarım için inerim, senin o baskıcı kurallarını tatmin etmek için değil!"
Miran bardağı masaya sertçe bırakıp adeta bir leopardin hızıyla Zerya’ya yaklaştı. Aralarındaki mesafeyi sıfıra indirirken sesi bu kez fısıltı gibi ama tehditkârdı:
— "Sen hala oyun oynadığını sanıyorsun, değil mi Zerya? Bu evde benimle inatlaşmanın bedelini her geçen dakika daha ağır ödeyeceksin. O yüzden o tatlı maskeni takın ve aşağıda huzurlu bir eş gibi davran."
Zerya, adamın bu yakınlığına boyun eğmek bir yana, çenesini daha da yukarı kaldırarak meydan okudu:
— "Maske takmak benim doğamda yok, Miran Bey! Ne hissediyorsam o! Zorla getirdiğiniz bu masada oynamamı beklemeyin!"
İkisi arasındaki bu nefes kesen düello, daha uzun süre kapalı kapılar ardında fırtınalar koparacağının açık bir kanıtıydı. Ne nefretleri dinmeye niyetliydi ne de birbirlerinden gözlerini kaçırabiliyorlardı...
Bölüm etkileşimi
