Bölümler 20Şu an: Kıskançlığın Gölgesi
- 1 Trafik Lambasındaki Kıvılcım341 kelime
- 2 Kanlı Miras ve Zoraki Masa356 kelime
- 3 Kelepçenin İlk Çekişi344 kelime
- 4 Gece Yarısı Fırtınası288 kelime
- 5 Sessiz Duvarlar Arasında255 kelime
- 6 Avludaki Gözler247 kelime
- 7 Maskelerin Düştüğü Yer230 kelime
- 8 Küllerin Arasındaki Kıvılcım269 kelime
- 9 Masanın Altındaki Savaş402 kelime
- 10 Sınırların Ötesinde355 kelime
- 11 Kıskançlığın Gölgesi401 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Aşağıdaki Tehlike439 kelime
- 13 Sınırları Zorlayan Gece378 kelime
- 14 Gece Yarısı İtirafı351 kelime
- 15 Gerçeğin Ağırlığı331 kelime
- 16 Kaybetme Korkusu466 kelime
- 17 Yeniden Doğuş271 kelime
- 18 Sınırsız264 kelime
- 19 Sessizliği ve Sözler292 kelime
- 20 Sonsuzun Başlangıcı (Büyük Final) ❤️288 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odadaki o yoğun ve nefes kesen yakınlık, kapıya vurulan sert ve aceleci bir sesle aniden bölündü. İkisi de irkilerek geriye çekildi. Miran’ın kaşları öfkeyle çatılırken, Zerya derin bir nefes alarak hemen aralarındaki mesafeyi açtı ve saçlarını düzeltti.
Kapı açıldığında, eşikte ailenin genç üyelerinden biri belirdi. Nefes nefese kalmıştı:
— "Miran ağabey, aşağıda... Aşiretten misafirler geldi. Özellikle Boran, seni ve eşini görmek istiyor. Aşağıda bekliyorlar."
Boran’ın adı geçtiği an, odadaki hava bir anda buz gibi oldu. Boran, yıllardır Bozdağ ve Karayel aileleri arasındaki gerilimlerde adı geçen, Zerya'ya olan düşkünlüğüyle ve keskin diliyle bilinen, Karayellerin haz etmediği tehlikeli bir figürdü. Zerya’nın eskiden tanık olduğu o çevrelerden biriydi kısacası.
Zerya bunu duyunca hafifçe kaşlarını kaldırdı; Miran’ın tepkisini ölçmek istercesine bilerek dudaklarında küçük, alaycı ama tatlı bir tebessüm belirdi:
— "Aaa, Boran mı gelmiş? Bak sen... Yıllardır görmüyordum. Şaşılacak şey, benim için mi gelmiş acaba?"
Miran’ın yeşil gözlerindeki o koyu renk, bir anda tehlikeli bir öfkeye dönüştü. Çenesindeki kaslar gerildi, adeta taştan bir heykele döndü. Boran’ın adını bu evde, kendi karısının ağzından duymak bile damarlarındaki kanı dondurmaya yetmişti. Büyük bir adımla Zerya’nın tam önünde bitti, sesindeki o buz gibi ton odadaki her şeyi donduracak kadar sertti:
— "Ne dedin sen? Kininin ya da kibrinin kime çalıştığını unutma Zerya. O adamın adını bu evde, hele ki benim yanımda bir daha duymayacağım."
Zerya, adamın o anki ani çıkışındaki o gizli kıskançlığı ve öfkeyi hemen sezdi. İçindeki o inatçı ve şımarık kadın hemen direksiyona geçti; başını hafifçe yana eğip gözlerini Miran’ın gözlerine dikti, sesi zihin bulandıran bir sakinlikteydi:
— "Neden bu kadar gerildin ki Miran Bey? Alt tarafı eski bir tanıdık... Belki de aşağıya inip 'kocaman' bir hoş geldin demeliyim, ne dersin?"
Miran, kadının bu bilerek üstüne basmasından ötürü deliye döndü. Elini uzutup Zerya’nın bileğini hiç acıtmayacak ama kaçmasına da izin vermeyecek şekilde kavradı, yüzünü Zerya’nın yüzüne tehlikeli bir şekilde yaklaştırdı:
— "Sen o kapıdan dışarı çıkıp o adama tek kelime edersen, Zerya... O misafirhane dediğin konağı başlarına yıkarım! Sen benim karımsın, o adını anamayacağın herifin değil!"
Zerya, kalbinin bu kıskançlık itirafıyla adeta göğsünü yırtacak gibi attığını hissetti ama dışarıya karşı o tatlı ve dik başlı gülümsemesini bozmadı. Gözlerini bir saniye bile kaçırmadan fısıldadı:
— "Kıskandın mı sen yoksa beni, Miran Karayel? Baksana, o kelepçe sadece bileklerimi değil, gururunu da bayağı bir sarmış..."
Miran, kadının bu laf sokmasına karşılık ne diyeceğini bilemez halde soluk soluğa kaldı; çünkü haklıydı... İçindeki o yangın, sadece bir nefretten ibaret olamayacak kadar büyümüştü.
Bölüm etkileşimi
