Bölümler 20Şu an: Sınırsız
- 1 Trafik Lambasındaki Kıvılcım341 kelime
- 2 Kanlı Miras ve Zoraki Masa356 kelime
- 3 Kelepçenin İlk Çekişi344 kelime
- 4 Gece Yarısı Fırtınası288 kelime
- 5 Sessiz Duvarlar Arasında255 kelime
- 6 Avludaki Gözler247 kelime
- 7 Maskelerin Düştüğü Yer230 kelime
- 8 Küllerin Arasındaki Kıvılcım269 kelime
- 9 Masanın Altındaki Savaş402 kelime
- 10 Sınırların Ötesinde355 kelime
- 11 Kıskançlığın Gölgesi401 kelime
- 12 Aşağıdaki Tehlike439 kelime
- 13 Sınırları Zorlayan Gece378 kelime
- 14 Gece Yarısı İtirafı351 kelime
- 15 Gerçeğin Ağırlığı331 kelime
- 16 Kaybetme Korkusu466 kelime
- 17 Yeniden Doğuş271 kelime
- 18 Sınırsız264 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 Sessizliği ve Sözler292 kelime
- 20 Sonsuzun Başlangıcı (Büyük Final) ❤️288 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odanın içerisindeki o loş ışık, dışarıdaki Mardin gecesinin serinliğini tamamen unutturacak kadar yoğun bir sıcaklığa teslim olmuştu. Zerya’nın dudaklarından dökülen o tek cümle, Miran’ın içindeki bütün barajları yıkıp geçen azgın bir sel gibiydi. Artık ne geriye dönüş vardı ne de saklanacak bir gizli köşe; aralarındaki o son duvar, o kalın taşlar gibi yerle bir olmuştu.
Miran, genç kadını taşıyamayacak kadar titreyen dizleriyle yatağa doğru çekerken, nefesleri birbirine karışıyordu. Zerya’nın elleri, adamın sırtına ve omuzlarına sıkıca tutunmuş, sanki bu rüyanın bir an bile bitmesinden korkar gibi ona tutunuyordu. Miran’ın dudakları genç kadının boynundan çenesine, oradan da kavurucu bir özlemle dudaklarına ulaştığında, zaman adeta durmuştu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde, o taş odanın duvarları sadece iki düşman ailenin barışına değil, iki ruhun birbirine tamamen kilitlenişine şahit oldu. Miran’ın o sert, kalın kabuğu Zerya’nın ellerinde eriyip giderken; Zerya da içindeki bütün o inatçı dikbaşlılığı, adamın kolları arasında kollarını ve gururunu bütçüyle feda etmişti. Her dokunuş, yılların o acı dolu nefretini silip süpüren devasa bir ateşe dönüşmüştü.
Zerya, nefes nefese adamın göğsüne başını yasladığında, parmakları Miran’ın kalbinin üzerindeydi. Oradaki o hızlı ve düzensiz atışları parmak uçlarında hissedebiliyordu. Miran, saçlarını şefkatle ama bir o kadar da vahşi bir sahiplenmeyle okşarken, kulağına doğru fısıldadı:
— "Sen benim kaderimmişsin, Zerya... Bunu kaçmaya çalıştığım her an, gözlerindeki o ateşte yeniden yandım ben. Şimdi kimse seni benden alamaz."
Zerya, gözlerini kapatıp adamın sıcaklığına daha da sığındı. Bütün o sancılı yollar, o gözyaşları ve o zoraki evlilik kelepçesi... Hepsi bu gece, bu yatakta gerçeğe ve aşka dönüşmüştü. Artık ne bir ayrılık ne de başka bir engel vardı; geriye sadece birbirlerinin nefesiyle var olan iki insan kalmıştı.
Bölüm etkileşimi
