7. bölüm / 28
AŞKIN FRENGİHİÇ
Bölümler 28Şu an: HİÇ
- 1 GİRİŞ1.141 kelime
- 2 GERİYE DÖNMEK2.371 kelime
- 3 GEÇMİŞTEN YANSIYAN IŞIK2.416 kelime
- 4 BİLİNMEZLİK2.113 kelime
- 5 SORU İŞARETLERİ2.199 kelime
- 6 HAYALLER3.507 kelime
- 7 HİÇ1.226 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 BABAM2.401 kelime
- 9 ACI2.417 kelime
- 10 ALİN1.916 kelime
- 11 DÜŞÜNCELER1.244 kelime
- 12 SÖYLENMEYENLER1.408 kelime
- 13 AĞLARSAM HER ŞEY BİTER Mİ2.071 kelime
- 14 DUYGULAR2.055 kelime
- 15 BİLMIYORUM1.010 kelime
- 16 ÇARESİZLİK2.034 kelime
- 17 GÖRÜNMEYEN Mİ GÖREMEYEN Mİ1.532 kelime
- 18 ANNEM1.577 kelime
- 19 GÜÇLÜ OLMAK1.868 kelime
- 20 ŞÜPHE1.358 kelime
- 21 VAZGEÇMEK3.526 kelime
- 22 YOKUŞU ÇIKTIĞINDA ZORLUĞUNU UNUTTUN MU1.934 kelime
- 23 HAYIR4.372 kelime
- 24 KİLİDİ KAYBOLMUŞ KAPALI BİR KUTU2.880 kelime
- 25 GERÇEKLERİ BİLMEMEK ÇOĞU ZAMAN DAHA İYİDİR3.770 kelime
- 26 SARI4.137 kelime
- 27 ŞEHİT4.346 kelime
- 28 BATAN GÜNEŞ5.676 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kalbimdeki her şey denize aksın isterdim
Bekledim bekledim
Bekledikçe sessizleştim, bekledikçe sensizleştim
Artık kalbim de bomboştu benim.
☀️
-Masallarda prensesler ne olursa olsun mutlu olur ama sen Vira ne prensessin ne de masallardasın.
☀️
Masalların sonu ne olursa olsun bir şekilde iyi biterdi. Prensese bir şey olurdu bir prens gelirdi ve onu kurtarırdı. Prenses ise sorgusuz sualsiz kendini kurtaran o prensle evlenirdi.
Masallardaki prensesler hep saf olurlardı. Kadınlar hep güçsüz ve saf gösterilerdi masallarda. Erkekler ise her zaman kahraman olurlardı. En güçlü en zeki en başarılı her zaman erkeklerdi.
Bazı masallarda görebilirsiniz güçlü prensesleri hepsinde değil.
İnsanlar bir kez benim masalımı dinleseler belki gerçekleri görebilirlerdi. Benim masalımda bir prens yoktu.
Bir kahraman yoktu.
Miran vardı.
Varlığı Vira’ya zarar ziyan olan Miran.
Ortada kimse kimseyi kurtarmıyordu. Tam tersi kayıplar vardı.
Bu Vira'nın masalıydı.
Eğer yıllar önce Alin’e masalları sevip sevmediğini sorsaydınız masallara bayıldığını söylerdi. Çünkü Alin için masallar toz pembeydi. Saraylar vardı. Prensesler, krallıklar, hayalini kurduğu yakışıklı prensler, dünyanın en güzel şeyi olan elbiseler...
Vira için ise masallar yalanlardan kandırmacalardan kurmacalardan ibaretti.
Artık hiçbir kurmaca ve sahte şeye sabrım kalmamıştı. Hayatın her kötülüğüne gözlerini kapatan ortalığa neşe saçan Alin Masalların da sadece yüzeysel tarafına bakardı. Her insanın yaptığı gibi sadece toz pembe tarafını görürdü. Çünkü Alin hep güzelliklere sığınırdı.
Vira ise kötülükleri Miran’ın yaptıklarıyla beraber görmeye başlamıştı. Kötülüklere bakmak istemese de kötülükleri görmeye mecbur bırakılmıştı.
Görmüştüm. Dünyanın ne kadar kötü ve acımasız olduğunu fark etmiştim. Acıydı ama fark etmiştim.
Annem hep “Dünya güzeldir Alin dünya suçsuz ve temizdir. Suçlu ve kirli olan insanlardır. Gözlerini dünyanın güzelliklerine aç ama insanların kötülüklerine de kapama onları da gör. Gör ki anla. Bil.” Derdi. Annemi dinlediğim pek söylenemezdi.
Çünkü o zamanlar Alin’dim ve dediğim gibi Alin kaçardı. Eskiden hep Alin ismini kullanırdım ama gerçekleri görmeye başladığımdan beri daha doğrusu Miran’ın sebep olduğu kazadan sonra Vira’yı kullanmaya başlamıştım. Alin kirlenmemeliydi. O saf ve temiz kalmalıydı. Yalanlara sarılmalı güzelliklere sığınmalıydı.
Miran’ın son söylediklerinden sonra gerçeklerin daha çok farkına varıyorum. Zaten en başından beri bana gerçekleri gösteren Miran olmadı mı?
Kendimi öyle acınası öyle aciz hissetmiştim ki.
Benimle dalga geçtiğini hissetmiştim. Halimden mutlu olduğunu böyle olmamın muhtaç ve acınası olmamın ona zevk ve mutluluk verdiğini düşünmüştüm.
Miran bu kadar acımasız mıydı? Bu kadar kötü biri miydi? Benimle ne derdi vardı da beni üzmekten vazgeçmiyordu. Ben ona hiçbir şey yapmamıştım.
Sevmekten başka bir şey yaptığım yoktu.
Söyle bir baktığımda sevgimi bitirmek aşkımı sonlandırmak için her şeyi yapmıştı.
Vira ondan çoktan vazgeçmiş onu bitirmişti.
Alin ise gözlerini Miran’ın gözlerine dikmiş elini kalbine koymuş aşkına söz geçiremiyordu.
Alin ne olursa olsun onu kalbinde bitiremezdi. Bu enayilikti. Bu salaklıktı bu bir aptallıktı. Oysa Alin onu kalbinde bitiremezdi çünkü eski zamanlarından geriye kalan o neşeli umutlu enerjik hallerinden geriye kalan tek duygusu Miran’a olan aşkıydı.
O da biterse Alin diye bir şey kalmazdı. O da biterse eskilerinden hiçbir şey kalmazdı.
Eskilerini elinden alan Miran olmasına rağmen o eskilerine yine Miranla tutunuyordu.
Bu yüzden Alin bitiremiyordu Miran'ı.
Vira çoktan bitirmişti ama Alin'i üzmek istemiyordu.
Alin’i bir kez daha üzmeye çekiniyordu.
Miranla o dakikadan sonra bir kelime dahi edecek halim yoktu. Sadece sustum. Hep olduğu gibi ben yine sustum.
Sustum ve kimsenin anlamasını beklemedim sadece kendi içimde konuştum. Kendi içimde ettim gürledim ama dışarıdan bir of bile çekmedim.
Basketbol oynarken ki mutluluğumdan eser yoktu. Yıllar sonra sevdiğim şeyi yapmak istemiştim ama onu da berbat etmişti. Zaten Miran bana hep zarar ziyandan ibaretti. Ne zaman beni mutlu etmişti ki. Ben sadece onu görmekle bile uzaktan mutlu olmuştum. Kendi kendimi onunla mutlu etmiştim. Onun haberi bile yoktu. Onun gözünde bir hiçtim. Bu her zaman böyleydi. Hiçbir zaman Onun için bir anlam ifade etmemiştim.
Hiç bir şey demeden ilerledim. Zaten diyecek bir şeyim de yoktu. Daha fazla konuşacak değildim. Ağzının payını vermeyi de bilirdim. Ama versem ne değişecekti ki. Onca söz söyleyecektim ama hiçbirinin onun için bir önemi olmayacaktı.
İsmimi seslenmesiyle durmadım ama adımlarım yavaşladı. Onu daha fazla dinlemek istemiyordum ama ne diyeceğini de merak ediyordum. “Seni kırdıysam özür dilerim. Kötü bir amacım yo...” derken sözünü kestim.
“Sorun değil Miran. Daha önce yapmadığın bir şey değil. Haksız mıyım?” Başka bir şey demesine fırsat vermeden yerini bildiğim bahçeye açılan kapıyı buldum ve eve girdim.
Bacaklarım titredi. Olduğum yere çökmek istedim ama hemen ardımdan içeri gireceğini bildiğim Miran’ın varlığı ile bunu yapmamak için direndim yukarı kata çıktım.
Ancak o halimle merdivenlerden çıkmak daha büyük işkenceydi. Zira bacaklarım titremekten kopacaklardı. Odama vardığımda banyoya girdim.
Yere çöktüm.
Başımı kapıya yaslandığımda görmeyen gözlerimden bir damla yaş yavaşça süzüldü.
Aşkımı kalbimden söküp atmak istedim. Onunla ilgili hiçbir şeyi aklımda da zihnimde de kalbimde de bulundurmak istemedim.
Akan gözyaşımın ardından dudaklarımdan acı bir gülüş döküldü.
Acı gülüşleri gülümsemeleri bilirsiniz bir çiçeğin solup yapraklarını dökmesi kadar ruhsuz ve acı gülümsemelerdir.
İçimden binlerce kez aynı duayı ettim. Tekrar tekrar aynı şeyi diledim. Allah’ım dedim Allah’ım onu benim kalbimden al ona olan aşkımı benden al onunla ilgili her şeyi aklımdan zihnimden al götür.
Duam kabul olur muydu bilmiyordum ama olacağına inanmak istiyordum.
Oysa eskiden her zaman benim için bir umut vardı.
Benim umudumu söndürmüştü. Peki ya babam dedim içimden. Peki o neden yıllardır bir kez olsun saçımı okşamamıştı. Neden benim için Miran'ı görevlendirmişti. Neden bile bile benim yaramı eşelemişti.
Biliyordu. Ona aşık olduğumu o da biliyordu. Ben hiçbir zaman söylememiştim ama o anlardı anlamış olmalıydı. Miran bana bir açıklama yapmaya gelmedi bir özür dahi dilemeye gelmedi diye günlerce ağladığım anların annem ölmeden önce Miran gelmedi mi diye anneme sorduğum soruların her gün belki Miran gelir diye diken üzerinde beklediğim zamanların farkındaydı.
Farkında olmaması için onun kör olması gerekirdi.
Ben Vira.
Görme engelliyim ama etrafımdaki herkes benden daha çok öyle gibiler.
Babam nasıl unutmuştu beni? Nasıl unutmuştu annemi? Nasıl unutmuştu ailemizi?
Annem öldü demiştim ya. Şehitler ancak onları unuttuğumuz zaman ölürlerdi.
Ve biz annemi unutmuştuk.
Annem gerçekten ölmüştü.
Çünkü biz onu unutmuştuk.
Onu hatırlamıyorduk.
En acısı da onu bu şekilde bile yaşatamamış olmamızdı.
Gözlerimden yaşlar bir bir akmaya devam etti.
Sessizlik içinde otururken Evin zil sesini duydum. Sara gelmiş olmalıydı. Hareket etmedim. Açmaya teşvik etmedim.
Ancak zil sesi susmadı kapı açılmadı. Oysa Miran’ın açmasını beklemiştim. Yoksa gitmiş miydi?
Gözyaşlarımı sildim ve ayağa kalkıp lavaboda çıktım.
Elimle bir şeye çarpmamak için önümü kontrol ederken kapıya ulaşmıştım.
Kapıyı açtığımda kim olduğunu bilmiyordum. Ses de gelmiyordu. “Sara?” sorgularcasına konuştuğumda asıl cevap beklemediğim yerden geldi.
“Komutanım.” Miranın arkamdan gelen sesi cevaptı.
Babam.
Babam gelmişti. Eve geldiği nadir anlardandı.
En gelmemesini gereken burada olmaması gereken günlerdendi. Az önceki şeylerden sonra onum çevremde olması de içimi ayrı enkaza çeviren olaydı.
“Kapatabilirsin Vira.” Bu seferki babamdı. İçeri geçmiş olmalıydı. Kapıyı kapattım.
Onların adım sesleri uzaklaşırken ben orada öylece kaldım. Ne yapacağımı bilemedim. Artık ne yapacağımı bilmiyordum. Ben orada beklerken onların sessiz konuşma sesleri geliyordu. Ne konuştuklarını merak etmedim.
Belirsizlik içerisinde salona ilerledim. Ben geldiğimde sesler de kesildi.
Bense bir yere öylece kuruluverdim.
“Vira nasılsın?” bana mı diyordu. Babam nasıl olduğumu soruyordu.
Nasıldım bilmiyordum ki.
Babam neden simdi bunu soruyordu? Ne olmuştu? Yıllardır benimle gerekmedikçe konuşmayan babam neden şuan bana iyi olup olmadığımı soruyordu?
Anne dedim içimden. Anne babam sonunda beni merak etti...
☀️
SELAMLAR SEVGİLER EFENİM. Bu bölüm bayrama kısaydı. Çünkü sadece Vira'nın iç karmaşasını biraz görün istedim. Diğer bölüm upuzuuuun olacakkk. Bir önceki hayaller bölümünü ilerleyen bölümlerde Miran'ın ağzından okuyacağız. Belki önümüzdeki bölümde Miran'dan olur ne dersinizzz? Bunu yorumlarda konuşalım. Sizden emeklerim için her zamanki gibi yorumlarınızı ve oylarınızı rica ediyorum ve her zamanki gibi veda ediyorum.
Seviliyorsunuz. Kendinizin farkına varmayı ve değerinizi görmeyi unutmayınnn💗.
Instagram hesabım: booknrainn
Tiktok hesabım: booknrain
Bölüm etkileşimi
