AŞKIN FRENGİ kitap kapağı

3. bölüm / 28

AŞKIN FRENGİ

GEÇMİŞTEN YANSIYAN IŞIK

Vaveyla Yazarı: Rainbooks 💗

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: GEÇMİŞTEN YANSIYAN IŞIK

Sessizce yağan her yağmur
Sessizlikle son bulur
Büyük aşklara açılan gözler
Her daim kaybederler

☀️

-Geçmişime bakarken geleceğimi, geleceğime bakarken şimdimi kaybettim.
☀️
İnsan bazen kendini öylesine boş ve ait olmadığı bir yerde hisseder ya hani ben uzun zamandır o hissi yaşıyordum. İnsanlar gülüyordu eğleniyordu hayat geçiyordu ve zaman ilerliyordu ancak ben kendimi hiç ait olmadığım şekilde hissediyor ve hiç yaşamak istemediğim bir hayatı yaşıyordum.

Bazen gözlerime tekrar sahip olabilmek ve sadece birkaç dakikalığına da olsa o hissi tekrar tadabilmek ne kadar iyi hissettirirdi diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Kimsenin umurunda değilim. Kimse tarafından önemsenmiyorum ve kimse merak etmiyor beni.
Ben yokum.
Aslında gözlerimi kaybettiğim günün benim ölümüm olduğunu bilmiyordum ancak insanlar ve hayat öğretti. Aslında o gün benim ve hayallerimin ölümüymüş. Elinizden hayatınızı değiştirecek bir şey alındığında aslında birkaç dakikanın ne kadar önemli olduğunu anlıyordunuz.

Ben sanki ıssız ve kurak bir yere aittim.

Hayır ben hiçbir yere ait değildim.
Yıkılmıştı hayat ve ben altında kalmamıştım oturmuş enkazı izlemiş sonra oradan yavaş yavaş soyutlanmıştım. Ben sadece nefes almaya devam eden bir canlıydım fazlası değil. Sabaha kadar uyumamış öylece durmuştum. Sadece durmuş ve Miranı düşünmüştüm.
Sadece düşünmek ve hayal etmekle yetinmiştim. Neden geldiğini bilmiyordum neden bunu kabul ettiğini neden yıllardır bir kez olsun yanıma uğramadığını ve beni o merdivenlerden nasıl düşürdüğünü bilmiyordum. O ben şu an her ne kadar göremiyor olsam da bir zamanlar gördüğümde beni en çok heyecanlandıran kişiydi.
Mirandı.

Aklımda çok fazla soru işreti vardı. Babam beni düşürenin miran olduğunu biliyordu bunu neden ondan istemişti?
Elimde bir ip taşıyordum ve çektikçe uzuyordu sonunu göremiyordum. Yaşadıklarımın tanımı buydu. Sabah bir kapı sesi duymuştum. Anahtarla açılmıştı kapı. Her sabah bana kahvaltı hazırlamak için gelen kadın olmalıydı. Kahvaltı hazırlar ve giderdi. Her şeyi plastik tabaklara koyar plastik çatal kaşık ve bardak koyardı. Benim bulaşıkları yıkama ve kaldırmama gerek kalmıyordu. Yedikten sonra hepsini atıyordum. Eskiden plastik şeylerle bir şeyler yemekten nefret ederdim...

onun olduğunu mutfaktan gelen seslerden anladığımda aşağı inme gereksinimi duymamıştım. Zaten o da birkaç Saat içinde gitmişti. Artık yataktan kalkmam gerektiğini hissederek yataktan kalktım. Üzerimi değiştirmeden pijamalarımla adımladım ve aynı şekilde kapıyı bulup her gün ki şeyleri tekrarlayarak aşağı indim. Dün yemek yememiştim açtım ama sanki mideme giden bir lokmayı bile kaldıramayacakmışım gibi hissediyordum.

En azından güçsüz düşmemek için Amerikan mutfağa gittim ve masanın yanına giderek ekmeği bulup bir parça kopararak yedim. Miran ne zaman gelecekti bilmiyordum ama hem gelmesi beni ürpertiyor hem de gereksiz bir istek duyuyordum.

Yıllardır sık sık olmasa da ara ara onu düşünüyordum ama hiç beklemediğim bir zamanda birden babamla gelmesi ve korumalığımı yapacağını söylemeleri bedenimde ve ruhumda büyük bir şok dalgası yaratmıştı.

Sabahtan beridir köpekler havlıyordu ve tabiri caizse kafam şişmişti. Seslerin geldiği yöne doğru adımlayarak gittiğimde köpekler hala havlıyorlardı. “Hasta falan mısınız niye susmuyorsunuz” diye isyan ederken beni asıl şaşkına uğratan konuşan Mirandı.

“Hayır benim yüzümden havlıyorlar. Sanırım beni sevmediler.” Ne ara gelmişti? Niye haber vermemişti?

Bu sefer sorularımı içimde tutmadım. “Ne zaman geldin?” Sen diye mi hitap etmeliydim yoksa daha uzak bir yaklaşım mı göstermeliydim bilmiyordum ancak sizli bizli konuşmak da saçma gelmişti. “Yaklaşık iki saat oluyor.” Kapı sesini bile duymamıştım.

Normalde en küçük şeyi bile duyardım ancak onun geldiğinin farkına varmamıştım. Babam ona anahtar vermişti belli ki. Zaten olması gereken de buydu sanırım korumalığımı yapacaksa her an eve girip acil bir durumda bana ulaşabiliyor olması gerekirdi. Aslında babam onu tamamen sadece bir şeye karşı koruması için görevlendirmemişti bunu biliyordum. Bana yardım etmesi için belki de yanımda olması için görevlendirmişti çünkü bir yetişkin olmama rağmen göremediğim için çoğu şeyi yapamıyordum ve bana bunun için tuttuğu bakıcılarımın tamamı ya köpekleri bahane ederek ya da çok soru sorduğumu söyleyerek işi bırakmışlardı.

Seslerin geldiği yere göre köpeklerin hemen yanı başımda olduğunu tahmin ediyordum. Yere çömeldim ve birini kucağıma aldım. “Sakin olun hiçbir şey yok.” Tüylerine dokunmamla kucağıma aldığımın gece olduğunu fark ettim.

Tüylerini okşadım ve miranın şu an beni izliyor olabileceğini düşünerek derin bir nefes aldım ve yerini bildiğim koltuğa gidip oturdum. “İhtiyacın olan bir şey ya da bir isteğin varsa söyleyebilirsin.” İhtiyacım olan şey tüm gerçekleri öğrenmek ve onun gözlerini görebilmekti ancak bunlar her ne kadar son iki gündür gün yüzüne çıksalar da en derine gömdüğüm ona söyleyemeyeceğim şeylerdi.
“Hayır yok teşekkür ederim.”
O beni hiç sevmemişti.
Bana aşık olmamıştı.

Miran için aslında ben sadece komutanının kızıydım. Bunun için ona kızamazdım. Ona bunun için kırılamazdım. Zaten kalp aşık olacağı kişiyi kendi seçerdi ancak üzülmüştüm.

Üzülmekle kalmamış belki de kendimden birkaç parçayı feda etmiştim. Ona kırıldığım tek şey ise bir özür için bile gelmemesiydi. Gelmemesini geçtim babamla bana bir özür çiçeği dahi yollasaydı ben bununla bile kendimi avuturdum.

Daha çok kırıldığım ise kesinlikle babamdı. Kızına bunları yapanı ve özür dahi dilemeyen bir adamı onun koruması olarak görevlendirmişti. Annem henüz ölmeden önce ve ben gözlerimi yeni yeni kaybettiğimde annem bana asla askeriye konularını açmıyordu. Miranla ilgili tek bir kelime geçirmemişlerdi. Düşmemle ilgili hiçbir şey konuşmamıştık.

Tüm her şeyi ben yüklenmiş ve kafamda bir soru yumağı olarak sahiplenmiştim Miran öylece hareketsiz mi duruyordu yoksa ses çıkarmadan yürümede bu kadar profesyonel miydi bir fikrim yoktu ama şu an etraf çok sessizleşmişti ve ben bundan oldukça rahatsızdım. Kendimi oldukça halsiz hissediyordum. Hasta olmaktan ise çok korkuyordum. Birkaç saat geçti sessizlik devam etti ama kapının çalınmasıyla bu sessizlik birden bozuldu.

Bu sefer ayak sesleri işittim ve miranın kapıya gittiğini anladım. Babam gelmiş olabilir miydi? Bende kapıya gitmek için kalktım ve kucağımdaki geceyi yere bıraktım.

Yerini bildiğim kapıya yavaş yavaş ilerledim. Ben tahminimce kapıya yaklaştığımda kapının açılma sesini duydum. Birkaç saniye sonra ise başka bir ses. “Sen...” diyen şaşkın ses Sara’nındı. Tek ve en yakın arkadaşım. Sara gözlerimi kaybettikten sonra bana asla bunu yansıtmayan sanki hiç görme engelli olmamışım gibi aynen eski hayatımıza devam eden tek arkadaşımdı.
Bana annemden sonra en çok destek olan kişi.

Annem ölmeden önce babam da destek olsa da Sara’nın hakkını yiyemezdim.

Şu an nasıl gözüktüğünü bilmesem de hatırladığım kadarıyla Sara çok güzel bir kızdı. Benim doğal sarı saçlarım ve renkli gözlerime kıyasla onun kahverengi saçları ve kahverengi gözleri vardı ancak oldukça açık kahverengi gözlere ve saçlara sahipti. Bana kıyasla uzun bir kızdı eskiden.

Birlikte basketbol oynamayı çok severdik ve o bana hep boyumla takılırdı o zamanlar.

Miranla ilgili her şeyi biliyordu.

Ona ne kadar aşık olduğumu anlatmıştım. Annem ve babama anlatmadığım düşme olayının her detayını da öyle. Sara bana rağmen Miran’a büyük bir öfke ve nefret taşıyordu. Bana bunları yaptığı için ona kızıyor bir kez olsun beni merak etmediği için ondan nefret ediyordu. Ben gözlerimi kaybettikten sonra her ne kadar canla başla çalıştığım msü sınavına girmemiş olsam da Sara sınava girmiş ve hayalini gerçekleştirmişti
Onunla gurur duyuyordum.

Şu an ise her an Miran'a bir tokat geçirebileceği korkusunu yaşıyordum. Miranın korumalığımı yapacağı bu kısa sürede hiçbir şeyden bahsetmemek ve görev bittikten sonra tüm irtibatımızın eskisi gibi kesilmesini istiyordum.

Bu isteğim beni yaralıyordu ama yıllarca Miranı bekleyen tarafımın umurunda değildi. Birkaç adım daha atıp miranın yanında gözüktüğümü düşünerek konuştum “Sara” bu konunun açılmasını istemiyordum. “Vira?” diyerek soru sorar gibi konuştuğunda miranın burada ne işi var demek istiyor gibiydi.

“İçeri gel konuşuruz” Miranın hiçbir şey anlamamasını diliyordum. Sara içeri girdiğinde ve beni kolumdan tutup yürüttüğünde her şeyi en acilinden öğrenmek istediğini anlamıştım. “Merdiven çıkacağız dikkat et.” beni bu konuda her zaman uyarıyordu.

Sanki bu konuda tek travması kalan ben değildim o benimle travmalarımı bile paylaşıyor gibiydi. Ben beni yürüttüğü yoldan zaten yukarı çıkacağımızı anlamıştım oysaki. Merdivenlerden de kolumu bırakmadan çıkarttığında odama girmiştik ve beni oturtmuştu. Ardından da kolumu bırakmıştı ve ses gelmesiyle kapıyı kapattığını anlamıştım.

Yanıma gelip oturduğunu hissettim.

Ben yatağın üzerinde bağdaş kurmuştum. “Hemen neler olduğunu ve onun burada ne işi olduğunu anlat” sanırım bu konuya benden daha fazla şaşırmıştı. “Anlatacağım sakin ol düşündüğün gibi şeyler yok.”

büyük ihtimalle benden özür dilemeye geldiğini falan zannetmişti. Keşke öyle olsaydı. Her şeyi anlatmak için derin bir nefes aldım ve çok uzun sürmeyen bir şekilde her şeyi anlattım. Anlatırken miranın bizi duyabilme ihtimalini göz önünde bulundurarak sessiz olmaya dikkat etmiştim.

Sara beni kesmeden sessizce dinlemiş sadece bazen şaşırdığını belli eden sesler çıkarmıştı.

“Yani gerçekten Yusuf amca bunu yaptı mı? Hayır anlamıyorum sana bunu nasıl yapabilir? Her şeyi miranın yaptığını biliyor. Artık gerçekten her şey fazla saçma olmaya başladı.

Seninle konuşmuyor yanına gelmiyor sonra da miranı koruman olarak görevlendiriyor ne kadar düşünceli bir baba.” Dediklerinde ona sonuna kadar katılıyordum her şey fazla saçma olmaya başlamıştı ve babamın yaptıkları artık benim içimde bile çözümlemeye çalışmadığım şeylerdi.

Ne yapmaya çalışıyordu amacı neydi ne düşünüyordu hiç bilmiyordum. Tek bildiğim onun annem varken böyle biri olmadığıydı. “Ne yapmak istediğini aklından neler geçtiğini bende bilmiyorum Sara ancak onunla bu konuların hiçbirini konuşmak istemiyorum. Artık bazı şeyleri sadece içimde tutmak ve zamanla onları da kendi içimde acısız hale getirip yok etmek istiyorum. Bu hem babam hem de Miran için böyle. Miranla da bu zamana kadar o içimde tuttuğum yıllardır yüzüne söylemek sormak istediklerimin hiç birini konuşmak istemiyorum. Bazı şeyler konuşmaya değer değil. Bazı şeyler için insanların benim açımdan yeterli açıklaması yok ve ben o yeterli olmayan açıklamaları dinlemek kendimi bu açıklamaların ortasında bulmak istemiyorum. Ben yoruldum.”

Daha dün onlarca gözyaşı akıtmama rağmen bir gözyaşı yine yavaş yavaş yanağıma süzüldü. Sara elimi sıkı sıkı tuttu bu yanındayım demekti. “Ben cevapsız soruların boğucu hissinden yoruldum. Ben herkesin bu önemsemeyen boşvermiş hallerinden benim bir kalbimin olmadığını düşünen akıllardan yoruldum. Ben bir açıklamayı bile hak etmeyecek kadar değersiz görülmekten yoruldum. Ben artık miran babam ya da görmeyen bu gözlerim ne zaman aklımdan geçse ve sadece onları düşünsem dahi kendimi farklı bir çıkmazın içinde bulmaktan ve hiç bir işe yaramayacağını bildiğim bu düşüncelerden yoruldum.” konuşma burada bitmişti çünkü benim söyleyeceklerim bu kadardı.

İçimde biriktirdiğim onlarca söze rağmen ağzımdan çıkabilenler bunlarla sınırlıydı. Sara bana sıkı sıkı sarıldı bende ona aynı şekilde karşılık verdim.

Bu sefer ağlamadım.

Bu sefer sessizliğimle döktüm gözyaşlarımı. Hiçbir zaman anlaşılmak istemedim böyle bir istekte bulunmadım ancak birinin dahi olsa yaşadıklarımı hissettiklerimi duygularımı görmesini istedim.

Beni anlamaları ve görmeleri aynı şey değildi anlarlarsa zaten görmüş olurlardı ancak her gören anlayamazdı.

Sara beni görüyordu ama onun görmesi yetmiyordu.

Babamın görmesini istiyordum mesela ama babam görmüyordu hatta bakmıyordu bile.

Belki de görme engelli olan ben değil babamdı. Sara geri çekildi saçımın önüme gelen kısmını kulaklarımın arkasına sıkıştırdığını hissettim. “Biliyorum. Ne kadar yorulduğunu kendini ne kadar kötü hissettiğini ve bu evin içinde yalnızlıktan sıkıldığını da biliyorum bazı şeyler zamanla çözümlenecek ve biz senin sorularının cevabını bulacağız merak etme.” İşte o bu yüzden en yakın arkadaşımdı. Ağlama demezdi. Ağla ve içini dök derdi. Geçti demezdi yanındayım derdi. Bu yüzden annemin yerini biraz olsun tutuyordu.

Annemle bazı şeyleri fazlasıyla benziyordu ve bu beni bazen fazla şaşırtıyordu. Annemde hep Sara gibi konuşurdu. O da ağlama demezdi mesela.

“Ağla içini dök yoksa içinde biriktirdiğin gözyaşları seni yakar çünkü her ne kadar su söndürücü olsa da saklandıkça ve derinlere gömüldükçe ateşe dönüşür.” derdi.

Aslında demek istediği içimde tuttuğum gözyaşlarının beni daha çok yoracağı ve içimde tuttuğum hislerin bambaşka duygulara evrilebileceğiydi.

“Peki ne zaman çözümlenecek her şey, yeterince beklemedim mi? beş yıldır Sara tam beş yıldır aklımdaki sorulara cevap arıyorum tam beş yıldır bir şeyleri çözümlemeye çalışıyorum ama ne bir sonuca varabiliyorum ne de çıkışa götürecek bir kapıya” Bir şeyleri zamana bırakmak artık bana o kadar sonu olmayan bir yol gibi geliyordu ki artık her şeyin bir anda olduğu zamanda hemen çözülmesini istiyordum.

Bir şeyler için beklemek istemiyordum.

Zaten yeterince beklemiştim.

“Bunları daha sonra konuşuruz tamam mı ben şimdi seni bir yere götürmeye gelmiştim hem moralin de biraz olsun yerine gelir belki” Hiç bir yere gitme isteği duymuyordum nedensizce. Eskiden olsa yerimde duramaz her gün dışarı çıkardım. Evin yakınındakı büyük genellikle insanların piknik yaptığı alana gider bir şeyler yazar çizerdim mesela. Ya da sahile gidip eğlenirdik Sarayla. Sahilde şarkılar söyler geç saatlere kadar oturur denizi izler ve şarkı söylerdik bağıra bağıra. İçimizden geldiği gibi yapardık her şeyi. Sanki hayat sadece o andan itibarenmiş gibi. Sonrası olmayacak gibi eğlenirdik. İçimize sığdıramadığımız bir enerji ve hayat sevgisi vardı.
Kolay kolay her şeye kırılmaz ve üzülmezdik. Gülüp geçerdik hep. Birimiz üzülse diğeri onu geri neşelendirirdi. Basketbol sahalarına giderdik sonra. Basketbol oynardık beraber. Kendi çapımızda eğlenirdik. Şimdi ise o hayat enerjisini yaşam sevgisini içimde hissediyordum ama dışarı yansıtmaya gücüm yok gibiydi.

Gitmek istemiyordum ama Saray'ı da kırmak istemiyordum. “Nereye götüreceksin?” Sorunun cevabına göre fikrim değişebilirdi. “Sahile gideceğiz eğleniriz sen de hava alırsın bir şeyler yeriz hem diğerleri de geliyor.” diğerlerinden kastı beni daha önce tanıştırdığı iş arkadaşlarıydı.

Biri erkek biri kız iki kişi ile tanıştırmıştı beni. Erkek olanın adı Ayazdı ve tanışmamızdan henüz bir buçuk yıl geçtiğinde Sara beni evden çıkarıp yine o arkadaşlarının yanına götürdüğünde benden hoşlandığını söyleyerek çıkma teklifi etmişti şaşırsam da kibarca reddetmiştim o da üstelememişti zaten.

İyi biriydi tanıdığıma göre.

Hatta Sara bana onu kabul etseydim çok yakışacağımızı bana gerçekten beni seviyormuş gibi baktığını falan söylemişti ancak ben ona karşı hiçbir şey hissetmiyordum ve hiçbir şey hissetmediğim birini teklifini kırmamak için kabul ederek zamanını harcamayı istememiştim.

Bunlar sadece bahaneydi.
Miranla sevgili olmayı bir zamanlar o kadar çok istemiştim ki başkasıyla bunu yapacak olmak beni kötü hissettirmişti.

En sonunda gitmeye karar verdim belki de bu evden uzaklaşmak iyi gelirdi. “Gidelim ama Miran da bizimle gelmek zorunda ki gelecektir de çünkü babam onu yanımda olması için görevlendirdi hatta şu an kapının önünde bile duruyor olabilir.” Miranın gelmesi benim için onun yanında stres yapmam dışında bir sorun içermese de diğerleri ve Sara belki de onu istemeyebilirlerdi. “Sen geleceksen ona da katlanırım.” Dediğiyle yüzümde hafif bir gülümseme oluştu.

Bu kızı seviyordum. Evrenin bana getirdiği hediyeydi.

“Hah işte böyle gül biraz hatta sana dolaptan kıyafet de seçelim görsün şu Miran endamını.” Bu sefer gülümsememiştim çünkü miran beni hiç görmemişti. Sara yanımdan kalkıp birkaç dakika içinde bana kıyafet seçti ve onları benim elime tutuşturdu.

Altıma kahverengi bir etek üzerime de bordu tonlarda bir kazak verdiğini söylemişti. Üzerimi giyindikten sonra birlikte odadan çıktık. Nasıl göründüğüm hakkında bir fikrim yoktu ama kendimi değil miranı merak ediyordum. “Bir yere mi gidiyorsunuz?” Miran odanın yakınlarında duruyordu demek.

Ben onu cevaplamak için ağzımı açtığımda Sara benden önce davrandı. “sahile gideceğiz.” Eh kötü bir şey dememişti. “Ben de gelmek zorundayım komutanımın emri böyle.” Sesi fazlasıyla çekici geliyordu.

Sara ses çıkarmadı kafasını mı salladı yoksa onu gerçekten yanıtsız mı bıraktı bilmiyorum ama beni dikkatle aşağı indirmişti Ayakkabılarımı kendim giyebildiğimi söylememe rağmen ayakkabılarımı giydirmişti. “Benim arabama geçin” Arkamızdan söylediği şey ile Sara duraksadı. Onun da arabası vardı.

Sara tekrar hareketlendi ve Miran'ı yine cevapsız bıraktı. Beni bir arabaya bindirdi ve yanıma da kendisi oturdu. Bu da demek oluyordu ki Sara sürücü koltuğuna oturmadığına göre miranın arabasındaydık.

Miran da bindiğinde ve sürmeye başladığında şuan ne kadar çekici gözüküyor olabileceğini düşündüm. Sanırım onun varlığıyla geçecek günler benim için oldukça zor olacaktı...

☀️

Seeelamlarr. Yeni bölümle geldim. Bu bölüm biraz daha geçiş bölümü gibiydi. Beğendiniz mi? Lütfen yorum yapmayı unutmayın. Rica etsem oyda atar mısınız. Seviliyorsunuz.🩷

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 11beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18