6. bölüm / 11
ASIRLIK AŞKIMBÖLÜM 6: Şarkılar ve Sırlar
Bölümler 11Şu an: BÖLÜM 6: Şarkılar ve Sırlar
- 1 BÖLÜM 1: ASIRLIK BİR BAŞLANGIÇ905 kelime
- 2 BÖLÜM 2: Loş Işıkta Kalanlar955 kelime
- 3 BÖLÜM 3: Ateş ve Şefkat1.029 kelime
- 4 BÖLÜM 4: İki Saatlik Sessizlik1.123 kelime
- 5 BÖLÜM 5: Niyeti Büyülü Sorular918 kelime
- 6 BÖLÜM 6: Şarkılar ve Sırlar1.130 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 BÖLÜM 7: Aynadaki Yabancı1.377 kelime
- 8 BÖLÜM 8: Tehlikeli Sınırlar846 kelime
- 9 BÖLÜM 9: Aşk İtirafı728 kelime
- 10 BÖLÜM 10: İlhamın Rengi1.214 kelime
- 11 BÖLÜM 11: Tutkulu Rekabet1.376 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 6:
ŞARKILAR VE SIRLAR
Arabanın içindeki o yoğun, derin sessizlik uzayıp giderken Sihra, atmosferdeki gerilimi hafifletmek adına kendine has o hoş ses tonuyla sordu: "Radyoyu açabilir miyim Akın Bey?"
Akın, bakışlarını yoldan milim ayırmadan hafifçe gülümsedi. "Tabii ki Sihra Hanım, sormanıza gerek bile yok. İstediğiniz gibi açabilirsiniz."
Sihra elini uzatıp radyonun düğmesini çevirdi ve birkaç frekans gezdikten sonra tam da duymak istediği o neşeli melodiye denk geldi. Zaz’ın tüm dünyada enerji saçan “Je Veux” şarkısı çalıyordu. Sihra bu şarkıyı radyoda duyunca içten içe büyük bir sevinç yaşadı. Şarkının anlamını çok iyi bildiği için burası onun en sevdiği parçalardan biriydi. Şarkı her ne kadar Fransızca yükselse de, sözlerin Türkçe anlamı Sihra’nın kafasının içinde birebir yankılanıyordu. Dilin Fransızca tınısına içindeki o tatlı enerjiyle katılırken, aklından da o çok sevdiği anlamlar geçiyordu:
“Ritz'de bir süit oda versen bana, istemem / Chanel'den mücevherler, istemem / Bir limuzin versen bana, ne yaparım onunla ki? / Uşaklar teklif etsen bana, ne yaparım onlarla? / Neufchatel'de bir malikane, bana göre değil…”
Akın ise kırmızı ışıkta durduklarında yan gözle Sihra’ya baktı. Kızın yüzündeki o mutlu, enerjik ve tamamen iyileşmiş ifadeyi görmek genç adamın içini tarif edilemez bir huzurla doldurmuştu. Sıcak bir tebessümle kızı izlerken, ister istemez derin düşüncelerin içine daldı. Hayatına ansızın, tamamen zorunlu bir tesadüfle giren bu yabancı kız, nasıl oluyordu da ona yıllardır tanışıyorlarmış gibi hissettiriyordu? Nasıl oluyordu da içindeki tüm duygular, onu bütün dünyadan ve her şeyden korumak istiyormuş gibi bir kalkan oluşturuyordu? Akın bu soruların cevabını bilmese de, hissettiği şeyden kaçamıyordu.
Saat 07:30 sularında araba ASIRLIK şirketinin binasının önüne yanaştı. Akın aracı durdurduktan sonra hemen aşağı indi. Centilmence adımlarını Sihra’nın tarafına yöneltti. Genç kız üzerindeki eteğini hafifçe düzeltirken Akın kapısını açtı ve ona elini uzattı. Sihra, patronunun bu son derece nezaketli ve asil davranışı karşısında utangaç bir tavırla, mahcup bir gülümsemeyle, "Teşekkür ederim," diye fısıldadı. Elini Akın'ın avucuna bırakıp onun yardımıyla araçtan indi. Akın, kızı önüne alıp iki adım gerisinden binaya doğru yürümeye başladı. Sihra’nın arkası dönükken, elindeki otomatik anahtarla arabayı kilitledi.
Şirketin giriş kapısına geldiklerinde Sihra durdu ve Akın’ın kapıyı açmasını bekledi. Akın kapıyı açmak için uzandığında birbirlerine çok yakın mesafede kaldılar ve gözleri bir kez daha o yoğun çekimle buluştu. Genç adam kapıyı açıp nazik bir hareketle elini uzatarak yön gösterdi: "Buyurun."
Sihra içeriye adımını attıktan sonra Akın Bey’e doğru döndü. Espriyle mahcubiyet arasında gidip gelen, kulağa son derece tatlı gelen o sesiyle kısa bir konuşma yaptı: "Neyse, ben artık işimin başına geçiyorum. Her şey için tekrardan çok teşekkür ederim Akın Bey. Bundan sonra sizi uğraştırmayacağıma söz veriyorum. Saatlerime hep dikkat edeceğim, gireceğim kapıların arkamdan kapanmayacağına emin olacağım ve en önemlisi de... Bir daha hasta olmamaya çok dikkat edeceğim."
Akın, kızın bu tatlı ve mahcup konuşmasını dinlerken yüzünde kocaman, parlak bir tebessüm belirdi. "Sen iyi ol da," dedi, sesindeki o derin koruma güdüsüyle. "Ben yine ilgilenirim seninle, sorun değil. Yeter ki iyi ol."
Bu kelimeler ağzından döküldükten sonra Akın, Sihra’ya hafifçe gülümseyip hızlı adımlarla kendi odasına doğru yöneldi. Ancak odasının kapısından içeri girerken duraksadı, elini saçlarının arasına atıp başını hafif bir şaşkınlıkla kaşıdı. Yüzünde ne yaptığını anlamayan bir ifade vardı. İçinden, "Ne dedim ben ya? O sözleri gerçekten ben mi söyledim? Neyse, neyse... İşimin başına döneyim," diyerek kendi kendini dürttü ve masasına geçti.
Sihra ise aldığı cevabın kalbinde yarattığı heyecanlı ve sıcak bir gülümsemeyle arkasını döndü, doğrudan tasarım odasına geçti. Çantasını, o çok sevdiği ressam şapkasını ve paltosunu çıkarıp askıya astıktan sonra hiç vakit kaybetmeden en alt kattaki depoya indi.
Deponun kapısını açarken, cuma günkü hatasından ders çıkarmış bir şekilde odadaki sandalyelerden birini kapının arasına sıkıştırdı; kapıyı tamamen açık bıraktığından emin olduktan sonra içeriye adım attı. Ancak loş ışıklar altında deponun içine baktığında gördüğü manzara karşısında donakaldı. Darmadağın bıraktığı o yer, şimdi mükemmel bir şekilde derli toplu, tertemiz ve tamamen düzenli duruyordu.
Şaşkınlığını gizleyemeyerek doğrudan ortada bulunan masaya doğru yürüdü. Masanın üstünde duran, depodaki her şeyin milimetrik notlarının tutulduğu envanter defterini eline aldı. Sayfaları karıştırırken içinden, "Allah Allah... Kim burayı böyle kusursuzca düzeltmiş?" diye geçirdi. Merakla depoyu biraz daha inceledi, hangi kumaşın nerede durduğuna baktı, defterdeki notlarla elinden geldiğince detaylı bir kontrol yaptıktan sonra merdivenleri tırmanıp yukarı, tasarım odasına çıktı.
O sırada mesai saati yaklaşmış, bütün çalışanlar da yavaş yavaş gelmeye başlamıştı. Sihra, panoya doğru döndü ve orada asılı duran geçmiş fotoğraf çekimlerine bakmaya başladı. Modellerin markaya ait şık pijamalarla, estetik ve seksi iç çamaşırlarıyla verdikleri pozları mesleki bir hayranlıkla inceliyordu. O sırada odaya giren tasarım ekibi Sihra’yı fark etti.
"Günaydın Sihra! Nasılsın bugün? Hasta olduğunu duyduk, çok geçmiş olsun. Daha iyi misin?" diye sordular içten bir merakla.
Sihra arkasını dönüp onlara gülümsedi. "Çok teşekkür ederim, şimdi çok daha iyiyim," diyerek nezaketle yanıtladı.
Tasarım ekibinden biri mahcup bir sesle ekledi: "Kapı kapanmış herhalde arkandan, kusura bakma kızım. Bizim de hatamız var, kontrol etmemiz gerekirdi. İş yoğunluğundan dolayı hiç düşünememişiz."
Sihra, onların bu mahcubiyetini dağıtmak için, "Çok teşekkür ederim ama bundan sonra ben de çok daha dikkatli olurum. Zaten depoya indiğimde hemen arkamdan sandalyeyi koydum kapıya," diyerek küçük bir espri yaptı. Tasarım odasındakiler bu tatlı espriye hafifçe gülümseyip kendi masalarına, işlerinin başına döndüler.
Aralarından Seren adındaki genç ve samimi bir tasarımcı Sihra’nın yanına yaklaştı. "İstersen gel, bugün bizim bugün showroomumuz var. Sana önden o şovla alakalı işleyişi öğreteyim, ne dersiniz?" dedi.
Sihra bu sıcak teklif karşısında gözleri parlayarak, "Tabii ki, çok isterim," dedi ve gülümseyerek Seren’in masasına doğru yöneldi.
Seren, Sihra’yı yanına alarak binanın en canlı yeri olan Showroom alanına götürdü ve markanın mutfağını büyük bir heyecanla anlatmaya başladı: "Buraya bugün mankenler gelecek Sihra. Onların giyeceği tasarım pijamaları, iç çamaşırlarını vesaire... Biliyorsun zaten, bizim odadan, onlar gelmeden önce her şeyi buraya, Showroom’a taşırız. Sonra modeller bu ürünleri tek tek denerler. Hangi modele hangi ürünün daha çok yakıştığına, kalıbın nasıl durduğuna burada karar veriyoruz. Üzerlerinde bir düzeltme ya da tadilat yapılacaksa hemen notlarımızı alıyoruz. Sonra o düzeltmeler dikimhanede yapılıyor ve asıl fotoğraf çekim günü belirlenip modeller tekrardan çağrılıyor. Çekilen o fotoğraflar hem bizim kataloglarımızda hem de anlaşmalı olduğumuz belli başlı prestijli dergilerde basılıyor. Onaylanan tüm bu ürünler paketlenip hem kendi mağazamıza hem de anlaşmalı olduğumuz diğer seçkin mağazalara gönderiliyor. Tabii bu modellerin çekimleri sosyal medya hesaplarımızda da paylaşılıyor, onunla da sosyal medya bölümündeki arkadaşlar ilgileniyor."
Seren şirketin genel işleyişine dair tüm önemli bilgileri sırayla aktarırken Sihra onu büyük bir dikkatle dinledi. Bilgiler bittiğinde, "Çok teşekkür ederim Seren. Peki şu an benim yapmam gereken, yardım edebileceğim bir şey var mı?" diye sordu mesleki bir isteklilikle.
Seren, Sihra’nın bu hevesli haline hafifçe gülümsedi. "Şimdi sana hemen bir iş bulmam doğru olmaz," dedi dürüstçe. "Tabii ki her konuda bilgi veririm ama önce tasarım ekibinin başı olan Rezzan Hanım’ın yanına gider, bugün nasıl bir yolla ilerleyeceğimizi ondan öğreniriz. Ondan sonra seninle programı netleştirip konuşuruz zaten. Şimdilik gel yanımıza, sadece bizi izle ve işi kap."
Sihra, Seren’in yanına ilişip heyecanla showroom kapısından içeri girmeye başlayan modelleri ve askılardaki ipek kumaşları izlemeye koyulurken, içindeki o tasarımcı ruhu çoktan uyanmıştı.
Bölüm etkileşimi
