ASIRLIK AŞKIM kitap kapağı

1. bölüm / 11

ASIRLIK AŞKIM

BÖLÜM 1: ASIRLIK BİR BAŞLANGIÇ

Vaveyla Yazarı: G D Ş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: BÖLÜM 1: ASIRLIK BİR BAŞLANGIÇ

BÖLÜM 1: Asırlık Bir Başlangıç

Yetiştirme yurdundan ayrıldığı o ilk gün, sırtındaki çantasıyla geleceğe doğru yürürken Sihra’nın içinde korkudan eser yoktu. Yıllar boyu akıllıca davranıp yaptığı birikimler sayesinde kendi ayakları üzerinde durabilecek güce sahipti. Güzel Sanatlar Fakültesi’ni kazanıp KYK yurduna yerleştiğinde, hayallerine giden yolda ilk büyük adımı attığını biliyordu. Şimdi ise o adımların en heyecan vericisi, üniversite stajı için kapısından adım atacağı ASIRLIK isimli şirkette başlıyordu. Burası, Türkiye’de adını yeni yeni duyurmaya başlamış genç bir girişimcinin kurduğu, tekstil dünyasında tırnaklarıyla yer edinmeye çalışan bir markaydı.
Geç kalma korkusu içini öyle bir sarmıştı ki, sabahın köründe yataktan fırlamış, kendisini sokağa atmıştı. Şirket binasının önüne geldiğinde kolundaki saate baktı.
06:00.
Etrafta kimse yoktu. Kapı kilitliydi. Derin bir nefes alıp sırtını soğuk duvara yasladı. Üzerinde hafif vintage hafif modern karışımı bir kombin, başında ise çok sevdiği kahverengi ressam şapkası vardı.
Yaklaşık on dakika sonra, sokağın başından siyah bir araba yanaştı. İçinden, kaliteli kumaştan antrasit rengi kazağıyla hem spor hem de son derece asil duran genç bir adam iştirak etti. Adam adımlarını binaya doğru yönelttiği sırada kapıda bekleyen Sihra'yı fark etti. Bakışları doğrudan kızın üzerinde kilitlendiğinde adımları hafifçe yavaşladı.
Sihra, binaya doğru yaklaşan bu adama bakarken içinden karizmatik ve güçlü bir duruşu olduğunu geçirdi. Dağınık kumral saçları, güçlü çene hatları ve yüzünde ağırbaşlı ama bir o kadar da dinamik bir ifade vardı. Giyiminden ve duruşundan kendine has tarzı olan biri olduğu hemen anlaşılıyordu.
"Siz?" diye sordu genç adam, şaşkın ama son derece centilmen bir ses tonuyla.
Sihra hafifçe gülümsedi. "Merhaba," dedi. "Ben yeni stajyer Sihra. İlk günüm olduğu için biraz erken geldim."
Sihra konuşurken, Akın'ın bakışları kızın yüzünde birkaç saniye fazladan oyalandı. Açık teninin üzerinde parlayan koyu kahverengi gözleri ve onları çevreleyen karakteristik, kalın kaşları Akın’ın dikkatini çekmişti. Kızın beline kadar uzanan koyu kahverengi hafif dalgalı saçları, ince hatlı, zayıf ama sportif fiziği ve başındaki ressam şapkasıyla sergilediği bu özgün tarz Akın'a oldukça farklı gelmişti. Özellikle kızın kendine has, kulağa hoş ve sakin gelen ses tonunu dinlerken içinden "Tarzı olan, nevi şahsına münhasır biri" diye geçirdi. Dudaklarının kenarında hafif, sempatik bir tebessüm belirdi. Anahtarını çıkarıp kapıyı açtı ve nezaketli bir hareketle kızı içeri buyur etti: "Buyurun, içeri geçin. Dışarısı serin."
"Teşekkür ederim," dedi Sihra içeri adım atarken. Merakına yenik düşerek sordu: "Peki ya siz?"
"Ben Akın," dedi genç adam, arkasından kapıyı kilitlerken. "Şirketin kurucu sahibiyim."
Sihra karşısındakinin patron olduğunu öğrenince şaşırdı ama bunu belli etmedi. Başını hafifçe sallayarak, "Memnun eldum Akın Bey," dedi.
"Ben de memnun oldum Sihra. Doğrusu, şirkette ilk kez benden erken gelen birisine denk geliyorum, hemde bir stajyer!" dedi Akın. Sesinde hafif şakacı, tatlı bir tını vardı. İşkolikliği yüzünden bugüne kadar hiç sevgilisi olmamış, çapkınlıkla işi olmayan bu adam, karşısındakini ezmeyen ama özgüvenli, bazen esprilerini bilerek egolu seçen o sempatik yapısını bu ilk cümlesinde belli etmişti.
Sihra, "İlk iş günüm olunca, ne olur ne olmaz geç kalmayayım dedim," diyerek dürüstçe yanıtladı.
"Tamamdır, size ilk iş gününüzde kolay gelsin, hayırlı olsun," dedi Akın, gözlerinin içiyle anlayışlı bir şekilde gülümseyerek kendi odasına doğru yöneldi.
Sihra ise aldığı yönlendirmeyle binanın kalbi olan tasarım odasına geçti. Masadaki katalogları incelemeye başladı. Saat sekize doğru tasarım ekibi yavaş yavaş odaya girmeye başladı. Başlarında, şık ve otoriter duruşuyla tasarım ekibinin lideri Rezzan Hanım vardı.
Sihra ayağa kalkıp saygıyla, "Merhaba, ben yeni stajyer Sihra," diyerek kendisini tanıttı.
Rezzan Hanım kızı baştan aşağı süzdü, yüzünde onun bu özgün vintage tarzını takdir eden sıcak bir ifade belirdi. "Merhaba, hoş geldin Sihra. Yeni staj yerin hayırlı olsun. Ben Rezzan, tasarım ekibinin başıyım. Bu arada... Sen kaçta geldin?"
"Sabah altıda buradaydım Rezzan Hanım. Akın Bey kapıyı açtı, sağ olsun."
Rezzan Hanım’ın kaşları hafifçe havalandı, ardından yeni stajyerinin bu disiplinli ve erken gelme davranışından memnun kalarak gülümsedi. "Güzel... İlk günden patronla tanışmışsın. Peki, ilk staj gününde sana hemen bir iş mi vereyim, yoksa etrafı incelemek mi istersin?"
"Önce şirkettekilerle kısaca tanışmak, ardından da vereceğiniz işe hemen başlamak isterim," dedi Sihra net bir sesle.
"Pekala, sen mi kendin gidip tanışmak istersin, yoksa ben mi tanıştırayım?"
"Uygun görürseniz, ben kendim tanışmak isterim."
Rezzan Hanım, kızın bu özgüvenli ve üslubu düzgün duruşundan çok memnun kalmıştı. Başını hafifçe eğerek, "Peki madem," dedi gözleriyle onu onaylayarak.
Sihra odadan çıktıktan sonra sırayla tüm ekiple tanıştı. Mutfağa gidip yemekleri hazırlayan Hacer Hanım’la samimi bir bağ kurdu, hatta telefon numaralarını bile aldılar. Ardından dikimhaneye geçip 55 yaşlarında, bilgili bir adam olan Sakıp Bey ve ekibiyle selamlaştı. Son olarak depo bölümündeki her şeyi milimetrik bir düzenle yerleştirmiş olan depo sorumlusu Sait Bey’le tanıştı.
Herkesle tanışma turunu bitiren Sihra, tekrar tasarım odasına döndü. Rezzan Hanım’a hazır olduğunu söyledi. Rezzan Hanım koltuğunda arkasına yaslandı. Karşısındaki bu akıllı kızı en alttan, işin mutfağından yetiştirmek istiyordu.
"Sait Bey'in olduğu depo dışında, alt katta bir depomuz daha var Sihra," dedi ciddiyetle. "Fakat o depo henüz düzenlenmedi. Kumaşlar, ürünler vesaire hepsi karışık bir halde. Senden öncelikle orayı düzeltmeni, kumaşları tasnif etmeni ve ufak bir temizlik yapmanı istiyorum. Ne dersin?"
Sihra, haksızlığa boyun eğmeyen bir yapıya sahipti ama iş öğrenmenin gocunulacak bir yanı olmadığını bilecek kadar da akıllıydı. "Memnuniyetle kabul ediyorum," dedi gülümseyerek.
Anahtarı alıp binanın en alt katına, o kullanılmayan deponun kapısına indi. Kilidi çevirip kapıyı araladığında, loş ışığın altında darmadağın duran pijama takımları, tüller, danteller ve rulo halinde duran ipek kumaşlar onu karşıladı.
İçeri adımını attı ve arkasından kapı yavaşça kapandı. Burası, dış dünyadan tamamen izole, sadece kumaşların ve kendisinin olduğu gizli bir sığınak gibiydi.
Henüz ikisi de bilmiyordu ama hayatlarını değiştirecek, onları o darmadağın kumaşların arasında karşı karşıya getirecek ve içlerindeki o aşkı ateşleyecek olan hikaye, tam olarak bu kapının ardında başlıyordu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

348okunma 133beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.