ASIRLIK AŞKIM kitap kapağı

10. bölüm / 11

ASIRLIK AŞKIM

BÖLÜM 10: İlhamın Rengi

Vaveyla Yazarı: G D Ş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: BÖLÜM 10: İlhamın Rengi

BÖLÜM 10: İLHAMIN RENGİ

Sihra, şoför Rahmi Bey'in arabasıyla yurduna doğru gözden kaybolduktan sonra, Akın ve ailesi Kerem’in arabasına geçtiler. Kerem doğrudan sürücü koltuğuna otururken, Akın her zamanki centilmenliği ve saygısıyla önce annesinin kapısını açtı, onun elinden tutarak nazikçe arabaya binmesine yardımcı oldu. Annesi arka koltuğa yerleştikten sonra babası da onun yanına oturdu. Akın ise ön yolcu koltuğuna geçip yerini aldı.
Araba sessizce yola koyulup caddede ilerlerken arka koltuktan annesinin şefkatli sesi yükseldi: "Oğlum, sen niye gelmedin kardeşinle, birlikte güzel bir yemek yerdik."
Akın, dikiz aynasından annesine bakarak hafifçe gülümsedi. "Annem, zamanın nasıl geçtiğini gerçekten fark etmemişim, kusuruma bakmayın," diyerek durumu toparlamaya çalıştı.
Kerem, abisinin bu mahcup hallerini fırsat bilerek şakacı bir dille araya girdi. "Akın Bey, siz bize gelmezseniz biz de size böyle baskın yapar, sizi zorla alırız," deyip dikiz aynasından muzipçe gülümsedi.
Babası ise Kerem'in bu takılmasına karşılık vererek, "Eee, Kerem efendi... Biz de Fransa’ya gelip mi seni zorla almalıydık?" diyerek şakayla karışık sitem etti.
Kerem, babasının bu tatlı sitemine karşı hemen savunmaya geçti. "Ya babacığım, biliyorsun ben de mecbur iş için gitmek zorundaydım. Ama nihayet döndüm, oradaki bütün işlerimi hallettim. Bundan sonra tamamen İstanbul’dayım," diye cevap verdi. Arabanın içini, uzun süredir ayrı kalan bu ailenin bir araya gelmesinin verdiği sıcak ve huzurlu bir sohbet havası kaplamıştı.
O esnada Sihra, kendisini kaldığı yurdun önüne kadar güvenle bırakan şoför Rahmi Bey'e nezaketle teşekkür etti. Hafifçe başını eğip iyi akşamlar dileyerek arabadan indi ve yurdun turnikelerinden giriş yaptı. Rahmi Bey ise genç kızın binaya güvenle girdiğinden emin olduktan sonra hemen Akın Bey’i arayarak Sihra’nın yurda giriş yaptığı bilgisini verdi. Ailesiyle arabadaki sohbete katılan Akın, telefonuna gelen bu haberle içten içe derin ve rahat bir nefes aldı; gözü artık arkada değildi.
Sihra odasına çıktığında oradaki arkadaşlarına kısaca selam verip hemen banyoya geçti. Sıcak bir duşun altına girdiğinde, su başından aşağı süzülürken zihni tamamen az önce hayatında ilk kez yaşadığı o yoğun ve romantik anlarla doldu. Su damlalarının arasında, istemsizce elleri Akın’ın büyük bir aşkla tuttuğu çenesine gitti. Parmak uçlarıyla kendi çenesine dokunurken yüzünde heyecanlı, efsunlu bir gülümseme belirdi. Kalbinin güm güm atışını hala göğsünde hissederken banyosunu bitirip duştan çıktı.
Saat akşam 20:30’a geldiğinde içindeki o yoğun duyguları ve enerjiyi bastıramayacağını anladı. Çizim kağıtlarını, boyalarını ve çantasına yerleştirdiği dikiş detayları kitabını alarak yurdun çalışma odasına geçti. İçerideki boş ve geniş masalardan birini gözüne kestirip sandalyesini çekti ve oturdu. Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi olarak, staj yaptığı iç çamaşırı, gecelik ve pijama konusuna yönelmek istiyordu. Şu an içini tamamen kaplayan o Akın’a ait tutkulu duygular, ruhunu muazzam bir ilhamla doldurmuştu.
Önündeki boş kağıda kalemi vurduğunda, tasarladığı bir gecelik modelinin çizgileri üzerinden ilerlemeye başladı. Attığı her bir fırça darbesinde, çizdiği her bir kıvrımda Akın’la o , aşklarını birbirlerine itiraf ettikleri anlar zihninden akıp geçiyordu. Çizdiği tasarımlarına teknik detaylar verirken önündeki dikiş detayları kitabına bakıyor, hayalindeki o yoğun duyguları mantıklı ve dikilebilir birer tasarıma oturtuyordu.
Tasarımında, Akın’ın çenesine dokunuşundaki o sarsıcı ama bir o kadar da naif hissi yansıtabilmek için ipek kumaş hayali kurdu. Akın’a karşı hissettiği o temiz, saf duyguları simgelemesi için kumaşın rengini toz pembe seçti. Ve o showroom odasında elini Akın’ın göğsüne koyduğunda parmaklarının altında çılgınca çarpan kalbi anlatabilmek için, geceliğin ön tarafındaki kısmına kırmızı ipek kumaştan küçük bir kalp detayı ekledi.
Ondan başka kimsenin girmemiş olduğu gizli odadaki başlamış olan hislerini ve Akın’ın ona olan şefkatini yansıtmak içinde geceliğin üstüne aynı uzunlukta zarif toz pembe tül kumaştan oluşan sabahlık tasarlamıştı.

Tasarımını daha da zenginleştirmek isteyerek belini saran aynı tül kumaştan yapılmış orta kalınlıktaki kuşak, gevşek bir düğümle bağlanmıştı sabahlığın üstünde.Kuşağın uçları uzun sabahlığın etekleriyle birlikte dalgalanıyor gibi his veriyordu çiziminde. Akının belinden tutuşunu hayal ediyordu kuşağın beldeki duruşunu detaylandırırlen. Hem sahiplenici hem de özgür bırakan bir şekilde duruyordu çizimdeki modelin belinde… Kuşağın arka kısmında ise kırmızı bir küçük saten kumaştan kalp detayı vardı, romantik ama arkasında bir şey saklıyormuş gibi duran bir çocukmuş hissiyle aşklarının gizini anlatmak ister gibi.

Sihra, kağıt üzerindeki modeli o kadar gerçekçi ve canlı çizmişti ki, çizgiler bittiğinde fark etmeden modeli aslında tamamen kendisine benzettiğini anladı. İstemsizce, tasarladığı bu geceliğin içinde kendisini hayal etmekten alıkoyamadı. İçindeki tutku, kağıttan taşıp tenine yayılmıştı.
Saat gece 02:00’ye gelene kadar durmaksızın çalıştı; masanın üzeri bir sürü pijama, iç çamaşırı ve gecelik konulu benzersiz tasarımlarla dolmuştu.

Nihayet gözlerine ağırlık çöküp uykusu geldiğinde çizimlerini ve malzemelerini özenle toparlayıp odasına geçti. Çizim malzemelerini odanın girişinde bulunan dolabına yerleştirdikten sonra lavaboya girip ellerini yıkadı ve yatağına geçti. Hemen yatağının yanında duran, şarjda takılı olan telefonunu saatin kaç olduğuna bakmak için eline aldığında ekranda Akın’dan gelen iki cevapsız arama ve bir yeni mesaj bildirimi gördü.
Saat epey geç olduğu için adamı geri aramaya çekindi, doğrudan gelen mesajın detayına baktı. Mesaj kutusuna girdiğinde üstteki iki mesajın Akın tarafından silindiğini fark etti. Silinenlerin hemen altında ise şu iki cümle yazıyordu:
“Sihra, uyudun sanırım. İyi geceler…”
Sihra, o silinen mesajlarda Akın'ın o anki yoğun duygularıyla ne yazmış olabileceğini deli gibi merak etse de bunu sormamaya karar verdi. Parmaklarını klavyede oynatarak sakin bir cevap yazdı:
“Sadece çizim yapıyordum, şimdi uyuyacağım. Saat epey geç olmuş, umarım sabah zamanında uyanabilirim :D Sen gördüğünde yüksek ihtimalle sabah olmuş olur, sana da şimdiden günaydın, hayırlı sabahlar :)”
Mesajı gönderdikten sonra Sihra telefonunu komodine bıraktı, alarmını sabah saat 05:00’e kurarak gözlerini kapattı.
Ertesi sabah saat henüz 04:00’ü gösterdiğinde Akın, içindeki o durulmayan hareketlilikle çoktan uyanmıştı. Telefonunu eline alıp ekranı açtığında Sihra’dan gelen gece mesajlarını gördü. Yüzünde ani bir canlılık belirdi, hızla yataktan kalkıp hazırlandı. Arabasına binmek için otoparka indi ve yollara düştü. Saat tam 05:30’da araba, Sihra'nın kaldığı yurdun kapısının önünde durmuştu. Akın, direksiyon başında beklerken telefonunu çıkarıp Sihra’yı aradı.
Sihra ise kurduğu alarmı duymamış, derin uykusundan Akın’ın arama sesiyle irkilerek uyanmıştı. Ekrandaki ismi görünce kalbi hızla çarpmaya başladı. Yataktaki arkadaşlarının uyanmasından korkarak sessiz adımlarla, parmak uçlarında banyoya geçti ve kapıyı kapatıp telefonu orada açtı.
"Akın Bey?" diye fısıldadı, kulağa hoş gelen o uykulu ses tonuyla.
Telefonun diğer ucundan Akın’ın o hafif egolu ama son derece sempatik, sitemkar ses tonu yükseldi: "Akın Bey derken?!" Kısa bir duraksamanın ardından sesini yumuşatarak devam etti: "Neyse, neyse... Aşağıdayım, hazırlanıp gelirsin."
Sihra şaşkınlıkla, "Tamam," diyerek telefonu kapattı. Hızlı hareketlerle üzerine hafif vintage şıklığını yansıtacak kombinini giydi, saçlarını toparladı ve heyecanla aşağıya, bahçeye indi.
Yurdun kapısından çıktığında Akın’ın arabasından indiğini gördü. Genç adam kıza doğru adımlayarak, "Günaydın, nasılsınız Sihra Hanım?" diye sordu, gözlerinin içiyle anlayışlı bir şekilde gülümseyerek.
Sihra da onun bu enerjisine karşılık vererek, "Günaydın, çok iyiyim. Siz nasılsınız?" dedi. Arabanın önünde, sabahın o serin havasında ayaküstü konuşuyorlardı.
Akın, kızın hala mesafeli durmaya çalışan o hallerine karşı tatlı bir sitemle, "Sihraaa..." diye mırıldandı. Hiç tereddüt etmeden elini uzatıp kızın ince elini tuttu. Onu nazikçe arabanın yan koltuğuna doğru götürdü, yolcu kapısını açarak arabaya binmesine yardımcı oldu.
Sihra koltuğa yerleştiğinde Akın kapıyı kapatmak yerine kızın üzerine doğru eğildi. Aralarındaki mesafe aniden yok olmuş, nefesleri birbirine karışmıştı. Yakın temasın verdiği o yüksek hislerle Akın, emniyet kemerini çekip bağlarken ani bir hamleyle Sihra’nın gözlerinin içine bakıp, saçlarından yayılan kokuyu farkedince gözlerini kapatıp kokusunu içine çekercesine burun kanatlarını hareket ettirdi. Ardından da gözlerini açıp, “ kokun…" deyip sustu ve kemerini takıp başını dışarıya çıkardı. Sihra, sabahın bu saatinde yoğun hislerle yanakları kızarık bir şekilde gülümsedi.
Akın ise kızın bu panikleyen haline karşılık yüzünde muzur, son derece sempatik bir şekilde gülümseyip, hızlı adımlarla arabanın önünden dolanıp sürücü koltuğuna geçti. Motoru çalıştırıp ASIRLIK şirketine doğru yola koyulduklarında, arabanın içindeki o yoğun aşk kıvılcımları salı sabahının tüm serinliğini çoktan yok etmişti...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

115okunma 62beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.