2. bölüm / 11
ASIRLIK AŞKIMBÖLÜM 2: Loş Işıkta Kalanlar
Bölümler 11Şu an: BÖLÜM 2: Loş Işıkta Kalanlar
- 1 BÖLÜM 1: ASIRLIK BİR BAŞLANGIÇ905 kelime
- 2 BÖLÜM 2: Loş Işıkta Kalanlar955 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 BÖLÜM 3: Ateş ve Şefkat1.029 kelime
- 4 BÖLÜM 4: İki Saatlik Sessizlik1.123 kelime
- 5 BÖLÜM 5: Niyeti Büyülü Sorular918 kelime
- 6 BÖLÜM 6: Şarkılar ve Sırlar1.130 kelime
- 7 BÖLÜM 7: Aynadaki Yabancı1.377 kelime
- 8 BÖLÜM 8: Tehlikeli Sınırlar846 kelime
- 9 BÖLÜM 9: Aşk İtirafı728 kelime
- 10 BÖLÜM 10: İlhamın Rengi1.214 kelime
- 11 BÖLÜM 11: Tutkulu Rekabet1.376 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 2: Loş Işıkta Kalanlar
Sihra, deponun loş ışığının altında derin bir nefes alarak kollarını sıvadı. Karşısındaki manzara tam bir kaos olsa da, içindeki tasarımcı zekası bu dağınıklığı anında bir haritaya dönüştürdü. Buranın bir günde, hatta birkaç günde tek başına bitmeyeceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden acele etmek yerine, sistematik ilerlemeye karar verdi.
Öncelikle kalın kumaş toplarını ve ipek rulolarını deponun geniş bir köşesine tasnif ederek başladı. Ardından, tasarımların ruhu olan hassas dantelleri ve tülleri zarar görmeyecekleri ayrı bir bölüme, adeta kendi içlerinde gruplayarak ayırdı. Bugün günlerden cuma olduğu için, genel ayırmaları yaptıktan sonra işin kalan kısmını pazartesi gününe bırakmayı düşündü. Saatlerce tek başına, kumaşların mistik kokusu arasında çalışmıştı.
İşini bitirip tozlanan ellerini hafifçe çırptı ve çıkmak için kapıya yönelti adımlarını. Elini kulba atıp bastırdığında kapı milim kıpırdamadı. Sihra, kapının sadece dışarıdan anahtarla açılabilen türden bir kilit sistemine sahip olduğunu o an fark etti. Hafif bir panikle zihnini yokladı ve acı gerçekle yüzleşti: Aşağı inerken anahtarı kapının dışındaki kilidin üzerinde bırakmıştı.
Zamanın nasıl geçtiğini anlamak için hemen telefonunu cebinden çıkardı. Ekrana baktığında saatin 19:30 olduğunu gördü. Şirkette mesai iki saat önce, yani 17:30'da bitmişti. Derin bir nefes alarak sakin kalmaya çalıştı. Aklına gelen ilk isim, gün içinde numarasını aldığı ve kendisine çok sıcak davranan mutfaktaki Hacer abla oldu. Rehberden ismi bulup hemen aradı.
Hacer hanım telefonu sıcak bir sesle açtı. "Buyur kızım?"
Sihra, sesini sakin tutmaya çalışarak durumu anlattı. İkinci depoda kapalı kaldığını, şirkette birilerinin olup olmadığını ve gelip kapıyı açıp açamayacaklarını sordu.
Hacer hanım endişelendi. "Dur bakayım kızım, ben bir iki kişiyi arayıp sana döneceğim," diyerek telefonu kapattı.
Yaklaşık on beş dakika sonra Hacer hanım Sihra’yı geri aradı. Depo sorumlusu Sait beyi aradığını, ona çıkmadan önce şirkette birinin kalıp kalmadığını sorduğunu belirtti. Sait bey herkesin şirketten çıktığını söylemişti. Ancak önemli bir detay vardı; şirketin genç patronu Akın bey henüz çıkmamıştı. Genel olarak zaten hep en geç o ayrılırdı. Hacer hanım telefonda Sihra'ye, "Kızım, ben Akın Bey’i de birkaç kere aradım ama asla duymadı. Sen hiç merak etme, o bu saatte kesin orada çalışıyordur. Telefonu bana döndüğünde durumu anlatıp seni arayacağım," diyerek içini rahatlatmaya çalıştı. Akın, işine o kadar odaklanmıştı ki telefonunun sessizde olduğunu fark etmemişti bile.
Zaman acımasızca akıyordu. Saat akşam 21:30’a geldiğinde hala arayan soran olmayınca Sihra, endişeyle tekrardan Hacer hanımı aradı. Hacer hanım mahcup bir sesle Akın beyin hala dönüş yapmadığını, döndüğü an durumu mutlaka anlatacağını söyledi ve genç kızdan kusura bakmamasını rica etti. Şirketin yakınlarında oturan başka hiçbir personelin evi de yoktu.
Saat tam 22:00 olduğunda Akın, nihayet masasındaki çizimlerden başını kaldırdı. İşi bırakıp telefonunu eline aldığında sessizde olan ekranda Hacer hanımdan ve depo sorumlusu Sait beyden gelen aramaları gördü. Bir terslik olduğunu anlayarak hemen Hacer hanıma dönüş yaptı. Telefonda durumu öğrenir öğrenmez içini büyük bir mahcubiyet ve endişe kapladı. Telefonu kapatıp hızla odasından çıktı ve binanın en alt katındaki depoya doğru koştu.
Sihra, deponun kapısındaki kilidin dönme sesini duyduğunda oturduğu yerden, kapının hemen yanındaki zeminden yukarı doğru baktı. Kapı açıldığında koridorun ışığı loş depoyu aydınlattı. Akın, yerde bekleyen genç kızın elinden tutarak onu nazikçe ayağa kaldırdı.
Yüzünde son derece mahcup bir ifade vardı. "Çok özür dilerim Sihra, gerçekten çok özür dilerim," dedi, sesindeki pişmanlık net bir şekilde duyuluyordu. Çalışırken dış dünyayla bağı koptuğu ve telefona bakmadığı için kendisini suçlu hissettiğini belirtti.
Sihra'yı kolundan kibarca tutarak merdivenlerden yukarı, kendi odasına çıkardı. Onu rahat bir koltuğa oturttuktan sonra hemen köşedeki sebilden bir bardak su doldurup uzattı. Ardından hiç düşünmeden üzerindeki ceketini çıkarıp, serin depoda üşümüş olan Sihra'nın omuzlarına örttü.
"Hadi gel, seni gideceğin yere götüreyim, saat çok geç oldu," dedi Akın, saatine bakarak.
Sihra, "Ben KYK yurdunda kalıyorum Akın Bey," dedi. "Şirket ile yurt arası yaklaşık iki saat mesafe sürüyor. Yurdun son giriş saati ise 23:00. Şu an yola çıksak bile yetişmem imkansız. Tutanak olarak işlerler bunu…" Genç kız biraz çekinerek ekledi: "Rica etsem, bugün burada, şu koltukta uyusam olur mu?"
Akın’ın kaşları hafifçe çatıldı, merhametli ve centilmen yapısı böyle bir şeye izin veremezdi. "Böyle bir şeye benim asla gönlüm razı olmaz," dedi net bir sesle. Ardından odanın içinde, çalışma masasının hemen arkasında gizli bir girişi olan gizli odanın kapısını açtı. İçeride bir yatak,özel bir banyo ve mutfak vardı. "Burayı kullanabilirsin. Ben de sabah erkenden gelir kapıyı açarım."
Sihra, patronuna yük olmak istemeyen yapısıyla direndi. "Buradaki koltukta yatmam sorun olmaz Akın Bey. Zaten yarın hafta sonu, şirkette kimse olmayacağı için beni gören de olmaz," diyerek nezaketle reddetti.
Ancak Akın, genç kızın o odada rahat bir şekilde dinlenmesi konusunda ısrarcı oldu. Sihra, daha fazla uzatıp ayıp olmasın diye teklifi kabul etmek zorunda kaldı.
Akın, Sihra’ya odanın içini gösterirken, "Şimdi ben gidiyorum," dedi kibar bir ses tonuyla. "Yatağın üstüne temiz bir havlu ve idarelik kıyafet koydum. Banyoya girip sıcak bir duş alabilirsin. Mutfakta da hazır yemek var, mikrodalgada ısıtıp yersin. Sonra da rahatça uyursun, çarşaflar temizdir." Odadan çıkmadan önce şirketin gece şifresini de Sihra’ya gösterdikten sonra binadan ayrılıp evine geçti.
Sihra, Akın gittikten sonra derin bir nefes alarak banyoya geçti. Sıcak suyun altında günün tüm yorgunluğunu ve deponun tozunu üzerinden attı. Duştan çıktığında, Akın'ın yatağın üzerine bıraktığı kendi temiz tişörtlerinden ve lastikli eşofman altlarından birini fark etti. Tişörtü pijama niyetine üzerine geçirdi. Tshirt ve eşofman altı, zayıf fiziğinde oldukça dökümlü durmuştu.
Bu esnada Akın evine varmıştı. Akın bu kendisine ait odada özel çizimlerinin, bazı belgelerin ve değerli eşyaların bulunması sebebiyle kamera koydurmuştu; bu yüzden odadaki kamera kayıtlarını telefonundaki özel bir uygulamadan anlık olarak izleyebiliyordu. Bu tamamen güvenlik ve tedbir amaçlı bir sistemdi;
Akın, yatağına uzandığında içinde garip bir merak duygusu belirdi. Şirkette yalnız bıraktığı kızın güvende olup olmadığını, uyuyup uyumadığını kontrol etmek istemişti. Uygulamayı açıp gizli odanın kamerasına baktı.
Sihra, yatakta derin bir uykuya dalmıştı. Akın, Sihra’nın huzurlu ve güvende olduğunu görünce içinden derin, rahat bir nefes aldı. Telefonu kapatıp komodinin üzerine koyarken yüzünde hafif, korumacı bir tebessüm vardı. İçinin rahatlamasıyla birlikte gözlerini kapattı.
Bölüm etkileşimi
