ASIRLIK AŞKIM kitap kapağı

5. bölüm / 11

ASIRLIK AŞKIM

BÖLÜM 5: Niyeti Büyülü Sorular

Vaveyla Yazarı: G D Ş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: BÖLÜM 5: Niyeti Büyülü Sorular

BÖLÜM 5:
NİYETİ BÜYÜLÜ SORULAR

Akın, arabayı KYK yurdunun önünde durdurduktan sonra bakışlarını yan koltuğundaki kıza çevirdi. "Telefonunu bir verir misin?" diye sordu centilmen bir sesle. Sihra şaşkınlıkla telefonunu uzattığında Akın hızlıca kendi numarasını yazdı, ardından kendini çaldırarak Sihra'nın numarasını da kendi telefonuna kaydetti. Cihazı kıza geri verirken, torpidodan çıkardığı hastane raporunu ve içinde soğuk algınlığı ilacı bulunan poşeti Sihra’nın eline iliştirdi. "Şimdi odana geç ve iyice dinlen," dedi, gözlerinin içiyle anlayışlı bir şekilde gülümseyerek.
Sihra arabadan indi. Yurdun turnikelerine doğru ilerlemeden önce durup arkasına döndü. Akın’la göz göze geldiklerinde ikisi de birbirine hafifçe gülümseyip el kaldırdı. Akın, kızın binaya güvenle girdiğinden emin olduktan sonra arabayı çalıştırıp evinin yolunu tuttu.
Sihra yurda adım atar atmaz KYK memuruna sağlık raporunu teslim edip durumu kısaca izah etti ve dinlenmek üzere odasına çekildi. Odadaki üç arkadaşı, cuma gününden beri nerede olduğunu merak ettikleri için çoktan idareye gidip durumu öğrenmişlerdi. Sihra’yı yatakta bitkin görünce hemen geçmiş olsun dileklerini ilettiler. Sihra, arkadaşlarının bu samimiyetine kısık bir sesle teşekkür edip yatağına uzandı.
Pazar gecesi binaya çökerken Akın, içindeki merakı ve endişeyi bastıramayarak Sihra’yı aradı. Ancak genç kız hastalığın verdiği o yoğun yorgunlukla çoktan derin bir uykuya daldığı için telefonun sesini duymadı. Ertesi sabah, yani pazartesi günü uyandığında uyuya kaldığını fark eden Sihra, ekranında Akın’dan gelen bir mesaj gördü:
“Aradım seni, duymadın. Sessizdeydi herhalde telefonun. Büyük ihtimalle hastalığın hala devam ediyor, sen bugün iyice dinlen. Ben iş yerindekilere gerekli bilgiyi verdim, bugün raporlu olduğunu biliyorlar. Kafana hiçbir şeyi takma. İyi olursan salı günü görüşürüz :)”
Sihra, ekrandaki gülücüklü mesaja bakarken içindeki o mahcubiyetle klavyeye dokundu: “Teşekkürler Akın Bey, beni mahcup ediyorsunuz.”
Telefon başında saatlerdir endişeyle bir haber bekleyen Akın, mesajı görür görmez saniyeler içinde Sihra’yı aradı. Sihra, telefonun bu kadar hızlı çalmasının şaşkınlığıyla hattı açtı. "Buyurun Akın Bey," dedi, kulağa hoş gelen o sakin ses tonuyla.
"Daha iyi misin Sihra?" diye sordu Akın, sesindeki o gizleyemediği merhametli tınıyla.
Sihra, kendisini toparladığını belirterek, "Çok daha iyiyim, yarın işe geleceğim. Her şey için tekrardan teşekkür ederim," dedi.
Akın, onun bu kararlı sesini duyunca rahatlayarak, "Rica ederim, iyi geceler," dedi ve telefonu kapattılar.
Ertesi sabah, salı günü...
Sihra bu kez şirketin mesai saatlerini tam olarak öğrendiği için işi şansa bırakmamış, alarmını sabah saat 05:00'e kurmuştu. Yataktan kalktığında kendisini son derece dinç, enerjik ve sağlıklı hissetti. Üzerine o çok sevdiği hafif vintage hafif modern karışımı stilini yansıtacak kıyafetlerini giydi. Ressam şapkasını takıp son kez saate bakmak için telefonunu eline aldığında, Akın’dan gelen yeni bir mesajla karşılaştı:
“Yurdun önünde bekliyorum, arabadayım.”
Sihra hiçbir şey yazmadı. Yüzünde beliren hafif bir gülümsemeyle hızla odasından çıkıp aşağı indi. Bahçeye çıktığında Akın'ın siyah arabasıyla kapıda beklediğini gördü. Adımlarını hızlandırıp ön koltuğa bindi. "Günaydın Akın Bey," dedi enerjik bir sesle.
Akın, dağınık kumral saçlarının altından kıza bakıp gülümsedi. "Günaydın. Nasılsınız Sihra Hanım?"
Sihra, "Çok iyiyim, çok dinç uyandım bugün," diyerek durumunu anlattı.
Akın bu habere içtenlikle sevinerek, "Hadi o zaman, yola koyulalım," dedi ve direksiyonu kırdı.
Sihra, araba caddede ilerlerken bakışlarını Akın'ın profiline çevirdi. "Beni almaya geldiğiniz için teşekkür ederim ama gerçekten hiç gerek yoktu," diyerek mahcubiyetini dile getirdi.
Akın, yoldan gözünü ayırmadan o sempatik esnekliğiyle, "Biliyorum," dedi. "Ama içim rahat etmezdi. Seni öyle hasta görmüşken tek başına yollara düşmene gönlüm razı gelmezdi."
Sihra, onun bu aşırı korumacı tavrı karşısında içten içe derin bir sorgulamanın içine düştü: “Acaba benim yetiştirme yurdunda büyüdüğümü bir yerden öğrendi mi? Bana bu yüzden mi bu kadar iyi davranıyor?” Oysaki Akın onun geçmişine dair hiçbir şey bilmiyordu; sadece içindeki o tarif edemediği, ruhunu ele geçiren koruma güdüsüyle hareket ediyordu.
Yol boyunca ilerlerken Sihra’nın enerjisi ve neşesi tamamen yerine gelmişti. Bu kez soru sorma sırasının kendisinde olduğunu düşünerek, "Akın Bey, daha yolumuz var. Size bir soru sormamda sakınca yoktur umarım?" diye sordu.
Akın, direksiyondaki elini hafifçe oynatarak tebessüm etti. "İlk sorunuzla başladık zaten şimdiden. Buyurun, buyurun sorun Sihra Hanım," dedi, o bazen egolu seçtiği ama aslında son derece sempatik olan ses tonuyla.
Sihra, üslubunu bozmadan, kelimelerini dikkatle seçerek sordu: "Size soracağım soru karşısında lütfen lafı herkes yapar diyerek geçiştirmeyin. Çünkü herkes yapmaz bunu, siz de gayet iyi biliyorsunuz. Beni sadece bir gün gördünüz ve benimle çok fazla ilgilendiniz. Ben bunu asla yanlış bir şey olarak düşünmedim, sizin de öyle düşünmenizi istemem. Sadece... Benimle ilgili özel bir şey mi öğrendiniz de bu kadar yardımcı oldunuz? Bunu merak ediyorum. Çünkü herkes, herkese böyle davranmaz."
Akın, beklemediği bu açık sözlü ve derin soru karşısında şaşırdı. Kaşları yola bakarken hafifçe çatıldı, yüzüne düşünceli bir ifade oturdu. Kısa bir sessizliğin ardından, "Yani... Hakkında özel bir şey mi biliyor olmam gerekiyor?" diye sordu. Bu aslında bir cevaptan ziyade, içten gelen bir şaşkınlık ve sorgulamaydı. Cevabını beklemeden, sesini daha da yumuşatarak devam etti: "Açıkçası seninle ilgili hiçbir şey bilmiyorum Sihra. Adın ve kaldığın bu yurt dışında hiçbir bilgim yok. Sadece... Sana karşı içimde garip bir korumacı his belirdi diyelim. Bilmiyorum, herkes yapar mı etmez mi ya da ben başka birine bunu yapar mıydım... Ama sanki sana karşı bunu yapmam gerekiyormuş gibi hissettim. Yani, o odada seni öylece bırakıp gitmek ya da ilgilenmemek benim için bir seçenek bile değildi."
Sihra duyduğu bu sözler karşısında ne diyeceğini, nasıl bir tepki vereceğini bilemedi. Çünkü zihninde beklediği cevap kesinlikle bu değildi. O, daha çok yetiştirme yurdunda kaldığına dair Akın Bey’in bir şey duymuş olabileceği ve acıma duygusuyla yardımcı olduğunu düşündüğü bir itiraf, kurumsal bir açıklama bekliyordu. Mahcup hissetmesini engelleyecek düz bir cevap ararken, Akın’ın bu tamamen kalpten gelen ve aralarındaki o yoğun çekimi doğrulayan sözleri karşısında söyleyecek tek bir kelime bile bulamadı. İçindeki tüm sorular bir anda silindi ve sessizliğe gömülerek arabanın camından dışarıyı izlemeye başladı. Başka hiçbir soru soramadı, sadece sustu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

272okunma 95beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.