11. bölüm / 11
ASIRLIK AŞKIMBÖLÜM 11: Tutkulu Rekabet
Bölümler 11Şu an: BÖLÜM 11: Tutkulu Rekabet
- 1 BÖLÜM 1: ASIRLIK BİR BAŞLANGIÇ905 kelime
- 2 BÖLÜM 2: Loş Işıkta Kalanlar955 kelime
- 3 BÖLÜM 3: Ateş ve Şefkat1.029 kelime
- 4 BÖLÜM 4: İki Saatlik Sessizlik1.123 kelime
- 5 BÖLÜM 5: Niyeti Büyülü Sorular918 kelime
- 6 BÖLÜM 6: Şarkılar ve Sırlar1.130 kelime
- 7 BÖLÜM 7: Aynadaki Yabancı1.377 kelime
- 8 BÖLÜM 8: Tehlikeli Sınırlar846 kelime
- 9 BÖLÜM 9: Aşk İtirafı728 kelime
- 10 BÖLÜM 10: İlhamın Rengi1.214 kelime
- 11 BÖLÜM 11: Tutkulu Rekabet1.376 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 11: TUTKULU REKABET
Salı sabahının o taze serinliği arabanın camlarına vururken, Akın direksiyonu hafifçe kırıp yan koltuğunda oturan genç kıza doğru baktı. Sihra’nın hala aralarındaki o görünmez resmiyet duvarına sığınarak kendisine "Akın Bey" demesine tatlı bir sitemle takılmak istemişti. Yüzüne muzip bir ifade kondurarak sohbeti açtı: "Eee, Sihra Hanım... Bugün nasılsınız? Dün gece neler çizdiniz bakalım, anlatın?"
Sihra, onun bu sorusunun arkasındaki o hafif, flörtöz laf çarpmayı anında sezdi. Bakışlarını Akın’ın keskin çehresine çevirip üslubundaki o tatlı esneklikle cevap verdi: "Tamam Akın!" Diyerek resmiyeti kaldırmayı denemişti Akın’ın sitemini hissederek, ardından sözlerine devam etti. İyi uyudum, dinlendim. Ama dediğim gibi, epey geç yatmıştım bayağı bir çizimde yaptım gecelikler, pijama takımları vesaire derken… Sabah uyanamayacağımdan çok korkuyordum zaten, nitekim alarmı da hiç duymamışım. Senin sayende uyandım açıkçası.”
Akın, genç kızın o pürüzsüz açık tenini ve her zamanki gibi özenle seçilmiş vintage-modern kombinini süzerek gülümsedi. "Bugün her zamanki gibi çok güzel görünüyorsun," dedi, sesindeki o heyecanı gizleyemeyerek. "Kırmızı rujun çok yakışmış. Sadece seni şimdiden uyarayım; bu kadar güzel olursan dayanmakta zorlanacağım…" diyerek muzipçe bir gülümsedi yine.
Sihra duyduğu bu sözle birlikte kalın kaşlarını yukarı kaldırdı ve utangaç bir yüz ifadesi ile yüzünü hafifçe aşağıya indirdi, yanakları ise toz pembe olmuştu çoktan…
Tam o saniyede, Sihra kafasını yana çevirdi ve sıcakladığını hissettiği için arabanın camını açmak için yandaki düğmeye bastı. Cam açıldığında saçlarından yayılan o taze ve büyüleyici gül kokusu arabanın içindeki tüm havayı bir anda değiştirdi. Akın, burnuna dolan bu yoğun kokuyla birlikte gözlerini kapattı ve huzurla kokuyu içine çekti.
Arabayı kenara çekti ve durdurdu ani ama yavaş bir şekilde. Ardından emniyet kemerini tek bir hareketle açtıktan sonra koltuğunda tamamen Sihra’ya doğru döndü.
Genç kıza doğru iyice yaklaşarak, aralarındaki mesafeyi bir parmak boyuna kadar indirdi. Sihra’nın boynuna doğru iyice yaklaştı ve kokusunu içine çekmekten ziyade zihnininin en derinlerine kazıyor gibi bir süre duraksadı kızın boynunun yakınında. Gözleri kapalı ve kendini zor tutan bir halde, hafif kısık bir ses tonuyla: " Bu kokuyu artık nereye giderse gitsin takip edeceğim Sihra.” Dedi ve gözlerini açıp bir miktar geri çekildi ve gözlerini Sihra’nın gözleriyle birleştirdi.Sihra, aralarındaki bu tehlikeli ve ani yakınlıkla birlikte yanaklarının alev alev kızardığını hissetti. Kalbi çılgınca çarparken, " Koku?" diye fısıldayabildi sadece.
Akın, kızın uyangaç halinden büyülenmiş gibi bakmaya devam etti. Tam dudaklarının arasındaki o mesafeyi kapatacakken durdu, kızın boynuna doğru eğilip derin bir nefes aldı. "Bu koku..." dedi sadece ve sustu.
Sihra, hissettiği o yoğun tutku dalgasına rağmen kendini hafifçe arabanın kapısına doğru geri çekerek mesafesini korumaya çalıştı. Akın, onun bu çekingen duruşuna hayranlık dolu gülümsemeyle karşılık verip direksiyonu yeniden kavradı ve arabayı çalıştırıp tekrar yola koyuldu.
Sihra, onun bu küçük ve flörtöz rekabet hamlesini fark edince, içindeki o zeki kadını devreye sokarak aynı taktiği Akın’a karşı uygulamaya karar verdi. Bakışlarına muzur bir pırıltı katarak sordu: "Bana gece mesaj atmışsın ya... Üstteki iki mesajı silmişsin. Merak ettim, ne yazmıştın o silinen mesajlarda?"
Akın, beklemediği bu ani ve açık sözlü soru karşısında ne yapacağını bilemedi, aldığı nefes boğazında hafifçe tutuldu. Hızlı bir hamleyle başını çevirip Sihra’ya baktı, gözlerini hafifçe kısarak kızın bilerek muzurluk yaptığını, onu köşeye sıkıştırmaya çalıştığını anladı. Yüzündeki o şaşkınlığı gizlemek adına tekrardan yola döndü.
Sihra, adamın bu bocalayan halinden keyif alarak tatlı bir laf sokma rekabetiyle üzerine gitmeye devam etti: "Cevap vermeyecek misin? Yoksa sonradan utanıp pişman olacağın bir şey mi yazdın da sildin?"
Akın’ın bu meydan okuma o kadar hoşuna gitmişti ki, dudakları kapalı bir şekilde derin bir tebessüm belirdi yüzünde. Karşıya, yola bakmaya devam ederken ses tonuna oldukça ciddi, bir o kadar da tehditkar ve çekici bir hava katarak, "Gerçekten merak ediyor musun?..." dedi.
Sihra, Akın’ın bu sarsıcı ve imalı sorusu karşısında daha fazla üsteleyemedi. Söyleyecek bir söz bulamayarak sessizliğe gömüldü. Yanakları hala tatlı bir pembelikte kızarmış bir halde, koltuğunda oturup arabanın camından dışarıyı izlemeye devam etti. Sohbet buradaki rekabetle noktalanırken, araba çoktan ASIRLIKşirketinin geniş, bahçeli binasının önüne yanaşmıştı. Mesai saati geldiği için şirketin kapıları çoktan açılmış, departmanlar hareketlenmeye başlamıştı.
Akın arabayı durdurduktan sonra hemen indi, hızlı adımlarla Sihra’nın koltuğuna yönelip genç kızın kapısını açtı. Elini uzatarak onun rahat bir şekilde inmesine yardımcı oldu. Ardından kızın ayak ucuna bıraktığı, içinde dün gece çizdiği o toz pembe-kırmızı tonlarında tasarımlarının olduğu ağır tasarım çantasını da tek bir hamlede alıp kendi omzuna, koluna taktı. Akın, kızın elini bırakmayarak şirketin kapısından içeriye el ele girmek istedi; fakat Sihra, iş yerindeki o profesyonel sınırları korumak adına hemen elini onun avucundan çekti. Gözlerinin içine bakarak rica etti: "Akın... Lütfen, kimse bilsin istemiyorum."
Akın, kızın bu mesafeli özenine karşı iç çekerek gülümsedi. "Hımm, tamam... Yine 'Bey' olduk desene," diyerek takıldı. Ancak onun bu gizlilik isteğine saygı duyarak, "Tamam, sen nasıl uygun görüyorsan," dedi ve durumu büyük bir anlayışla karşıladı.
Sihra önden, Akın ise hemen iki adım arkasından şirketin geniş koridoruna adım attılar. Sihra, kapıdaki görevlilere sakin bir sesle "Kolay gelsin," diyerek doğrudan kendi departmanına, tasarım odasına yöneldi. Akın ise kendi ofisine geçti. Masasının başına geçeceği sırada, Sihra’nın o ağır tasarım çantasının hala kendi kolunda asılı kaldığını fark etti. Yüzünde hafif bir tebessüm belirdi; çantayı aldı ve odasındaki duvar askısına, özenli bir şekilde ipinden asarak yerleştirdi. Hemen ardından laptopunu açtı ve tüm odağını günün yoğun işlerine vererek çalışmaya başladı.
Sihra ise tasarım odasının kapısını araladığında, ekibin bir kısmının çoktan gelmiş olduğunu gördü. Herkese kibar bir sesle "Günaydın," diyerek kendisine ayrılan masaya doğru ilerledi. Tasarım odasının ortasında, tüm odayı kaplayan devasa, yuvarlak bir masa yer alıyordu ve her tasarımcının bu masada kendine ait geniş bir çalışma bölümü vardı. Sihra’nın yeri de kapı girişinin hemen solundaki, kenar duvar tarafındaki bölümdü. Çantasını yanına bırakıp masanın üzerindeki yeni kumaş kataloglarını incelemeye başladı. Bu sırada mesai saati tamamen başlamış, tüm ekip odayı doldurmuştu. Tasarım ekibinin lideri Rezzan Hanım en son içeri girdi. Herkese hitaben, "Günaydın, iyi çalışmalar arkadaşlar," dedikten sonra gözleri doğrudan sol duvarda oturan genç kıza kaydı. "Sihracığım, canım bir bakar mısın?" diyerek onu koridora, kapı önüne çağırdı.
Sihra, masasından kalkıp Rezzan Hanım’ın yanına gitti ve merakla onun söyleyeceği şeyi beklemeye başladı. Rezzan Hanım, koridordaki diğer çalışanların duymayacağı kadar hafif ve son derece sakin bir ses tonuyla sordu: "Siz Akın Bey'le birlikte mi geldiniz? Arabasından inerken gördüm sanki sizi."
Sihra, şirketin bu tek katlı ve geniş pencereli mimarisinde yakalanmış olmalarının verdiği ani bir şaşkınlıkla donakaldı. İçindeki o heyecan dalgasını gizlemeye çalışarak sadece sustu ve kafasını eğdi.
Rezzan Hanım, tecrübeli ve anlayışlı gözlerini genç kızın yüzünde gezdirerek hafifçe gülümsedi. " Sanki Akın Bey’i senin elinden tutmaya çalışırken gördüm," deyince Sihra şaşkınlık ve utanmışlıkla sessizliğini korudu. Karşısındaki bu kibar kadına yalan söylemek istemediği için sadece sustu ve mahcup bir şekilde kafasını aşağıya eğmekle yetindi.
Rezzan Hanım, kızın bu saygılı sessizliğini görerek elini nazikçe onun omzuna koydu. "Sihracığım, canım bana bak lütfen," dedi yumuşacık bir sesle. Sihra çekinerek başını kaldırdı ve bir şekilde onun gözlerinin içine baktı. Rezzan Hanım devam etti: "Beni sakın yanlış anlama. Biz insanız, hayatta tabii ki böyle şeyler olabilir. Ben sadece emin olmak için sordum. Çünkü ben Akın’ı bunca yıldır daha önce hiç kimseyle yan yana görmedim, hakkında en ufak bir şey bile duymadım. Bu yüzden sadece emin olmak istedim doğru görüp görmediğime. Zaten susman her şeyi doğruladı."
Sihra, Rezzan Hanım’ın bu aşırı anlayışlı, korumacı ve asil tavrına karşı içten içe büyük bir memnuniyet ve rahatlama hissetti. "Evet Rezzan Hanım... Akın Bey'le çok taze, yeni başlayan bir ilişkimiz var," diyerek dürüstçe itiraf etti. "Ama şirkette kimse öğrensin istemiyorum, lütfen aramızda kalsın." Diye küçük bir ricada bulundu.
Rezzan Hanım, kızın bu gururlu ve işine sadık yapısını takdir ederek başını salladı. "Tabii ki canım benim, merak etme aramızda. Zaten böylesi senin için çok daha uygun olur. Ben zaten Akın Bey’in elini bırakıp şirkete tek başına girmenden anlamıştım, kimsenin bilmesini istemediğini," dedi. Ardından sesine gerçek bir abla şefkati katarak o altın değerindeki tavsiyesini verdi: "Ama sen yine de stajına, işine tamamen odaklan Sihra. Başarılı ve potansiyeli çok yüksek genç bir kadınsın, önünde gerçekten çok parlak bir gelecek var. Aşk çok güzel ve son derece cezbedicidir; fakat hayallerinin, kariyerinin önüne geçmesine asla müsaade etme, olur mu?"
Sihra, bu kıymetli tavsiye karşısında içtenlikle gülümsedi ve "Çok teşekkür ederim," dedi. O sırada koridorun ilerisine, Akın’ın odasının olduğu tarafa doğru baktığında, Akın’ın elinde bazı evraklarla odasından çıktığını ve geniş koridordan ilerleyerek Showroom alanına doğru geçtiğini gördü.
Rezzan Hanım da kızın bakışlarını takip edip gülümsedi, ardından profesyonel kimliğine geri dönerek, "Neyse, hadi gel Sihracığım, Showroom’a gidelim seninle. İş bizi bekler," dedi. İkisi yan yana gelerek Showroom’a doğru büyük bir kararlılıkla ilerlemeye başladılar...
Bölüm etkileşimi
