ASIRLIK AŞKIM kitap kapağı

3. bölüm / 11

ASIRLIK AŞKIM

BÖLÜM 3: Ateş ve Şefkat

Vaveyla Yazarı: G D Ş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: BÖLÜM 3: Ateş ve Şefkat

BÖLÜM 3: Ateş ve Şefkat
Cumartesi günü sabahının ilk ışıkları şirketin cam cephesine vururken, Akın her zamanki disipliniyle binaya giriş yaptı. Doğrudan kendi odasına geçti ve çalışma masasının arkasındaki gizli bölmenin kapısına ilerledi. Kapıyı kibarca birkaç kez tıklattı.
"Müsaitsen içeri giriyorum," dedi, içeriden gelecek bir sesi bekleyerek.
Herhangi bir cevap alamayınca hafifçe kaşlarını çattı. Şifreyi girip kapıyı araladığında, Sihra’nın yatakta hala derin bir uykuda olduğunu gördü. Onu rahatsız etmek istemeyerek adımlarını gizli odanın içindeki küçük mutfak tezgahına yöneltti. Kızın uyandığında aç olacağını düşünerek sessizce bir kahvaltı hazırlamaya başladı. Ardından kendi çalışma masasına geri döndü ve Sihra uyanana kadar dünden kalan birkaç yarım kalmış işini halletmek üzere bilgisayarının başına geçti.
Aradan geçen zamana rağmen içeriden hiçbir ses gelmeyince Akın, endişeyle yeniden gizli odaya girdi. Yatağın kenarına yaklaşıp Sihra’ya baktığında yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu anladı. Genç kız ter içindeydi ve uykusunda kesik kesik sayıklıyordu.
Akın, kızın omuzlarına dokunarak onu hafifçe sarstı. "Sihra? İyi misin?" diye sordu, sesindeki endişeyi gizleyemeyerek.
Sihra, dün loş ve serin depoda saatlerce kalmanın verdiği etkiyle tamamen şifayı kapmış, ateşi iyice yükselmişti. Gözlerini aralamaya çalışırken kırgın ve bitkin bir ses tonuyla, "Kendimi çok kötü hissediyorum," diye fısıldadı. Titreyen elleriyle battaniyeyi üzerine doğru çekmeye çalışırken, "Çok üşüyorum," dedi.
Akın, endişeyle elini Sihra’nın alnına koydu. Kız adeta ateş gibi yanıyordu. Hiç düşünmeden yorganı üzerinden fırlattı ve genç kızı incitmekten korkarak tek bir hamlede kucağına aldı. Doğrudan banyoya götürdü. Duşun altındaki jakuziye onu nazikçe oturttuktan sonra ılık suyu açtı. Jakuzinin kenarına oturdu, önce suyun sıcaklığına vücudunun alışmasını sağladı, ardından sakin ve son derece tatlı bir dille, "Şimdi suyu yavaş yavaş soğutacağım Sihra, başka çaremiz yok," dedi.
Sihra soğuk su tenine değdikçe üşüdüğünü söylese de, Akın bunun onun iyiliği için gerekli olduğunu biliyordu ve sakinleştirici ses tonuyla ona güven vermeye devam ediyordu. Duş bittiğinde Akın, kızın üzerine hemen beyaz bir bornoz geçirdi. Sihra tir tir titrerken kafasına bir havlu koydu ve saçlarını kuruladı. Ardından da içerideki giyinme dolabına gidip yeni bir üst ve alt çıkarıp yatağın üstüne bıraktı. Sihranın yanaklarını hafifçe iki elinin arasına alıp gözlerini gözlerine eşledi. “ Sihra, ben içerdeyim kurulanıp, içeriye koyduğum kıyafetleri giyin tamam mı?!" Diye anlayışlı bir şekilde bir çocukla konuşuyor gibi konuştu. Sihra ise bitkin bir halde kafasını sallamakla yetindi.Ardından Akın odadan çıkıp çalışma masasına dönünce sihra üzerindeki ıslak kıyafetleri bornozun altından yavaş hareketlerle çıkardı ve yerden alıp kirli sepetine bıraktı. Yerlerdeki su gidere doğru hızla giderken alt taraftan açılan buhar banyodaki ıslaklığı kurutuyordu. Sihra, içeriye geçti ve Akın’ın onun için bıraktığı temiz şirketin ürettiği onun bedenine uygun, ipek kumaştan saten görünümlü pudra pembe pijama takımını halsiz vücuduna rağmen yavaş hareketlerle üzerine geçirdi. Ardından ise ayakta duramayacak vaziyette kendini yatağa bırakıp, köstebek gibi yorganın içine girip üşüyen ve titreyen vücudunun her bir yerini ve kafasını kapattı. Akın kapıya bir kaç kez tıklattı ve Sihra’nın yorgun “müsaitim!” Sesini duyunca şifreyi tuşlayıp odaya girdi. Sihra’yı yorganın altında gördü ve gülümseyip, banyoya doğru yöneldi. Yerler çoktan buharın etkisiyle kurumuştu. Akın, saç kurutma makinesini getirdi ve yatağın kenarına oturup Sihra’yı gizli sıcak mağarasından çıkarmak için “ hadi yorganı aç ateşin çıkmasın yine! Hem bak elimde seni sıcak tutacak birşey de getirdim.” Diye tekrardan küçük bir çocuğu kandırmaya çalışan tarzında konuşup hafifçe gülüyordu. Sihra ise bitlin haliyle yorganı hafifçe gözlerinin görüneceği kadar aralayıp Akın’ın eline baktı. Yorgun gözleri yorganın içinden bakarken normalin yarısı kafar parlıyordu. Akın, Sihra’nın üzerinden yorganı çekti ve onu incitmeden belinden tutarak oturur pozisyona getirtti. Arkası Akın’a dönükken Akın omzu ile Sihra’nın vücudunu dengede tutuyordu. Kututmayı açgı ve kızın beline kadar uzanan o koyu kahverengi, nemli saçlarını büyük bir özenle kurutmaya başladı. Kuruyan saçların ise acıtmadan taradı. Dökülen telleri ise saçından ayıklayıp havlunun içinde tuttu. Ardından elini yeniden kızın alnına koydu. Ateşin hala yüksek olduğunu fark edince hemen mutfaktaki buzdolabından biraz buz ayarladı, buzları temiz Tshirtlerine sararak yatağa uzanan Sihra’nın vücudunun belli yerlerine yerleştirdi. Sihra soğuğun etkisiyle titreyerek donduğunu söylese de, Akın bunun gerekli olduğunu söyledi.
Nihayet bir süre sonra kızın ateşi düşmeye başladı. Akın bezleri üzerinden aldığında, kızın tenindeki o kavurucu sıcaklığın yerini normal bir sıcaklığa bıraktığını görerek derin, rahat bir nefes aldı. İçindeki o büyük mahcubiyet ve suçluluk hissi biraz olsun hafiflemişti.
Sihra’yı yatağın başlığına doğru, hafif oturur pozisyona getirdi ve hazırladığı kahvaltı tepsisini önüne koydu. Yatağın kenarına ilişip, kaşığı yavaş yavaş Sihra’nın dudaklarına uzatarak ona yemeğini yedirdi, taze sıkılmış meyve suyundan içirdi. Sihra, kendisine gösterilen bu yoğun şefkat karşısında derin bir mahcubiyetle Akın’ın gözlerinin içine baktığında, Akın onun bu ürkek haline karşılık yüzünde parlak ve içten bir gülümsemeyle karşılık verdi.
Sihra için o an her şeyden çok daha değerliydi. Hayatı boyunca yetiştirme yurdunda büyüdüğü için hiç kimse onun hastalığıyla, zayıflığıyla böyle içtenlikle ilgilenmemişti. İşin garip ve güzel yanı, Akın onun geçmişini, yurtta büyüdüğünü hiç bilmeden, tamamen içinden gelen o temiz niyet ve merhametle bunu yapıyordu. Bu durum Sihra’nın kalbinde tarif edilemez bir yer edindi.
Akşam saatlerine doğru Sihra, aldığı gıdalar ve dinlenmenin etkisiyle kendisini çok daha iyi hissetmeye başladı. Akın’a bakarak, "Beni yurda bırakabilir misiniz artık Akın Bey? Habersiz bir şekilde bugün de gitmezsem kurumda çok büyük sıkıntı yaşarım," dedi endişeyle.
Akın, onun bu korkusunu sezmiş gibi hafifçe gülümsedi. "Ben o işi çoktan hallettim," dedi güven veren bir sesle. "Arayıp oradaki yetkililere senin hastanede olduğunun bilgisini verdim. Senin adına resmi bir sağlık raporu da çıkarttık, gidince kuruma teslim edersin."
Sihra, vücudundaki o tatlı yorgunluğun arasında Akın’ın bu ince düşünceliliği karşısında hafifçe gülümsedi ve sessizce, "Teşekkür ederim," dedi. Daha fazla ayakta duracak hali kalmadığı için hemen yatağa geri uzandı. Üstünü tamamen kapatmaya çalıştı ama Akın buna izin vermeyerek battaniyeyi göğüs hizasında tuttu.
Akın, yatağın başucunda dururken, "Normalde eve giderdim ama bugün burada kalsam rahatsız olmazsın, değil mi?" diye sordu, ses tonunu olabildiğince yumuşatarak. "Gidersem kafam sende kalacak, aklım burada kalacak ve evde rahat edemeyeceğim."
Cevap bekleyerek Sihra’ya baktı ama genç kız çoktan derin bir uykuya dalmıştı bile. Akın eğilip son bir kez kızın ateşini kontrol etti. Ateşinin tamamen düştüğünden emin olduktan sonra, battaniyenin üstünü kızın bunalmayacağı şekilde hafifçe örttü.
Ardından odadaki bacağının dışarıda kaldığı orta boyuttaki koltuğa geçti. Tamamen yatmak yerine sırtını koltuğun köşesine yasladı, bacaklarını uzatıp kollarını göğsünde bağdaş yaptı. Başını geriye doğru atıp yandaki yastığa uzanıp aldı ve boynuna yerleştirdi. Üzerine koltuğun kenarında duran battaniyeyi çekerek gözlerini kapattı. İkisi, aynı odanın içinde, aralarındaki o kelimelere dökülmeyen yoğun güven hissiyle sabaha kadar birlikte uyudular.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

199okunma 101beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.