9. bölüm / 11
AŞİRET E GELİN9
Bölümler 11Şu an: 9
- 1 11.187 kelime
- 2 21.178 kelime
- 3 3947 kelime
- 4 4891 kelime
- 5 51.162 kelime
- 6 63.161 kelime
- 7 71.414 kelime
- 8 81.484 kelime
- 9 91.212 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 101.430 kelime
- 11 111.003 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Diyarbakır’daki Soykan Konağı, akşamın telaşıyla dolup taşmıştı. Bahçede kına gecesi için hazırlıklar sürerken evin içinde de ayrı bir koşuşturma vardı. Eren, odanın ortasında elindeki kravatla uğraşıyor, bir türlü istediği gibi bağlayamıyordu.
“Ulan, bir kravatı da bağlayamadın!” diye söylendi Eren, kravatı boynundan çıkarıp yatağın üzerine fırlatarak.
Kapının yanında duran Karan, arkadaşının hâline bakıp başını iki yana salladı. Üzerinde beyaz bir gömlek, siyah bir pantolon vardı. Gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, her zamanki gibi ciddi bir ifadeyle Eren’i izliyordu.
“Sen bu hâlinle nasıl evleneceksin, Eren?”
Eren ona ters ters baktı.
“Çok komiksin. Gel de sen bağla madem!”
Karan tam cevap verecekti ki kapının önünde bir hareketlilik oldu.
Zerda içeri girdi.
Üzerindeki kırmızı, kısa elbise vücuduna zarifçe oturuyordu. Elbisenin sırt dekoltesi dikkat çekiciydi. Saçlarını ensesinde şık bir topuz yapmış, gözlerine açık renk far sürmüş, dudaklarını ise kırmızı rujla belirginleştirmişti.
Karan’ın bakışları istemsizce ona döndü.
Sağ parmağında alyansı ve tek taşı sol parmağında da büyük pırlanta yüzüğü vardı. Kollarında ve boynunda nişan da takılan takıları vardı
Bir anlığına odadaki bütün sesler uzaklaşmış gibiydi.
Zerda, Karan’ın kendisine baktığını fark etse de üzerinde durmadı. Doğrudan abisinin yanına yürüdü.
“Abi hâlâ hazırlanamadın mı sen?”
Eren elindeki kravatı gösterdi.
“Şu lanet şeyi bağlayamıyorum!”
Zerda gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
“Gel buraya, koca adam. Bir kravatla da baş edemiyorsun.”
Eren hemen kardeşinin karşısına geçti.
“Sen de başıma geçtin!”
“Sus da dur.”
Zerda, kravatı Eren’in boynuna yerleştirdi. Parmaklarıyla kumaşı düzelterek düğümünü oluşturmaya başladı. Eren ise aynadan kendisine bakıp duruyordu.
Karan, duvara yaslandığı yerden ayrılmadı.
Bakışları Zerda’daydı.
Kırmızı elbisesi, özenle yapılmış topuzu, dudaklarındaki ruj… Her zamanki hâlinden farklı görünüyordu. Zerda’nın bu kadar güzel görünebileceğini biliyordu elbette ama onu böyle karşısında görmek, beklemediği bir etki yaratmıştı.
Yüzündeki ifadeyi değiştirmemeye çalışarak gözlerini kısa bir an başka tarafa çevirdi.
Karan Korhan, kendisine ne olduğunu anlamaktan hoşlanmıyordu.
Hele söz konusu Zerda olduğunda, bunu anlamaya hiç niyeti yoktu.
“Oldu mu?” diye sordu Eren.
Zerda kravatın düğümünü düzeltti, ardından iki eliyle gömleğinin yakasını çekiştirdi.
“Oldu. Şimdi de bir aynaya bak bakalım, damat bey.”
Eren aynaya döndü, kravatını beğenerek gülümsedi.
“İşte benim kardeşim!”
Zerda gururla çenesini kaldırdı.
“Tabii. Ben olmasam sen bu gece pijamayla çıkardın konağın bahçesine.”
Eren kahkaha attı.
Karan’ın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Zerda, abisinin omzuna hafifçe vurup geri çekildi.
“Ben aşağıya iniyorum. Deren beni bekliyordur.”
Tam kapıya yönelmişti ki Eren arkasından seslendi.
“Zerda!”
Zerda dönüp baktı.
“Efendim?”
Eren kardeşini baştan aşağı süzdü, sonra gülümseyerek başını salladı.
“Çok güzel olmuşsun, kızım.”
Zerda’nın yüzünde içten bir gülümseme belirdi.
“Sağ ol, abi.”
Öpücük attı.
Ardından kapıdan çıktı.
Karan’ın bakışları da onunla birlikte kapıya kaydı.
Eren, aynadan arkadaşını izledi. Birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra kaşlarını kaldırdı.
“Ne oldu lan sana?”
Karan bakışlarını hemen ona çevirdi.
“Ne olacak?”
“kardeşime öyle bakmayı kes nişanlısın demem "
Karan’ın yüzü sertleşti.
“Saçmalama.”
Eren sırıttı.
“Ben seni tanıyorum, Korhan.”
Karan, yatağın üzerindeki ceketini alıp omzuna attı.
“Kravatını bağladık diye kendini fazla önemli sanma. Hadi, aşağıya iniyoruz.”
Eren kahkahayla güldü.
“Kaç bakalım, kaç! Ama ben gördüm.”
Karan cevap vermedi. Kapıya doğru yürüdü.
Ancak koridora çıktığında gözleri merdivenlere kaydı.
Zerda çoktan aşağıya inmişti.
Karan derin bir nefes alıp çenesini sıktı.
Bu gece Eren’i yalnız bırakmayacaktı
En azından kendine söylediği buydu.
Oysa gözlerinin neden sürekli Zerda’yı aradığını kendisi de biliyordu.
Konağın avlusu kırmızı tüllerle, mumlarla ve kına gecesine özel hazırlanan süslemelerle donatılmıştı. Davulun sesi taş duvarlarda yankılanıyor, kadınların söylediği kına türküleri gecenin havasını daha da hareketlendiriyordu.
Eren'in kına gecesi başlamıştı.
Zerda, kırmızı kısa elbisesiyle arkadaşlarının arasında duruyordu. Saçları özenle topuz yapılmış, gözlerine açık tonlarda far sürülmüş, dudakları kırmızı rujla belirginleştirilmişti. Kollarındaki takılar her hareketinde ışıldıyordu.
Gecenin tadını çıkarmaya çalışıyordu. Sonuçta bu, abisi Eren'in en özel gecelerinden biriydi. İçinde ne yaşarsa yaşasın, o gece yüzünden gülümsemesini eksik etmek istemiyordu.
Yukarıdaki balkonda ise Eren ve Karan yan yana durmuş, aşağıdaki kalabalığı izliyorlardı.
Eren'in gözü bir ara kardeşine takıldı. Zerda'nın arkadaşlarıyla gülüşünü görünce yüzünde bir tebessüm belirdi. Yanındaki Karan ise aynı manzaraya bambaşka bir dikkatle bakıyordu
Çünkü Karan'ın gözleri, ne zaman başka bir tarafa dönse dönsün, yeniden Zerda'yı buluyordu.
Kırmızı elbisesiyle kalabalığın içinde hareket eden o kadına bakmaktan kendini alamıyordu.
Eren, yanındaki adamın bakışlarını fark ettiğinde hafifçe gülümsedi.
"Ne oldu lan Karan? Aşağıda neye bakıyorsun bu kadar?"
Karan gözlerini Zerda'dan ayırmadan cevap verdi.
"Bir şeye baktığım yok."
Eren başını çevirip aşağıya baktı, ardından yeniden Karan'a döndü.
"He, tabii. Ben de körüm zaten."
Karan ona sert bir bakış attı.
"Başlama yine."
Eren kahkaha attı.
"Vallahi bir şey demedim. Ama gözlerin kardeşimden ayrılmıyor, onu da ben söylemiş olmayayım."
Karan cevap vermedi. Çenesini sıkıp yeniden aşağıya baktı.
Tam o sırada Zerda, arkadaşlarının ısrarıyla oyun alanının ortasına geçmişti. Davulun ritmi hızlanınca ellerini kaldırıp oynamaya başladı. Yüzündeki gülümseme, gecenin bütün telaşını bir anlığına unuttuğunu gösteriyordu.
Karan'ın bakışları da onunla birlikte hareket ediyordu.
Eren bunu fark ettikçe gülmemek için kendini zor tutuyordu.
"Ulan, senin şu hâlini birileri görse inanmaz."
Karan kaşlarını çattı.
"Neymiş hâlim?"
"Hiç. Pek bir dikkatli izliyorsun kınayı."
"Kına gecesindeyiz, neyi izleyeceğim başka?"
Eren omzuna vurdu.
"Doğru, doğru. Kınayı izliyorsun."
Karan onun alaycı tavrına daha fazla karşılık vermedi. Ancak gözleri yine Zerda'ya kaydı.
Zerda, arkadaşlarıyla oynarken bir an başını kaldırdı.
Yukarıdaki balkonda duran iki adamı gördü. Abisi Eren'in yanında Karan vardı.
İçinden istemsizce bir of çekti.
Yine mi sen?
Karan'ın gözlerinin kendisinde olduğunu anlamak için uzun uzun bakmasına gerek yoktu. Adamın bakışları öyle belirgindi ki Zerda, kalabalığın ortasında bile izlendiğini hissediyordu.
İnsan bir kere de başka tarafa bakar. Bütün gece gözünü bana dikmiş.
Dudaklarını birbirine bastırdı, sonra hiçbir şey olmamış gibi arkadaşına döndü.
Bu gece abisinin gecesiydi. Karan'ın bakışları yüzünden eğlencesini yarıda bırakmaya hiç niyeti yoktu.
"Zerda, hadi! Öyle durmak yok, oyna biraz!" diye seslendi arkadaşlarından biri.
Zerda gülerek ellerini kaldırdı.
"Tamam, tamam! Oynuyoruz işte!"
Müziğe ayak uydururken kendini gecenin coşkusuna bıraktı. Etrafındaki kadınlar alkış tutuyor, bazıları türkülere eşlik ediyordu.
Fakat Zerda'nın aklı bir anlığına yine balkona gitti.
Karan hâlâ oradaydı.
Üstelik bu kez Eren'e bir şey söyleyip başını hafifçe yana çevirmiş, doğrudan ona bakıyordu.
Zerda'nın içinden sinirli bir düşünce geçti.
Ne var? İlk defa mı kadın görüyorsun?
Ardından bakışlarını kararlı bir şekilde başka tarafa çevirdi. Karan'ın kendisini izlediğini bilmek hoşuna gitmiyordu. Hele aralarındaki mecburi nişan düşünüldüğünde, bu bakışların altında durmak onu daha da öfkelendiriyordu.
Beni tanımıyorsun bile. Ben de seni tanımıyorum. Sırf ailelerimiz karar verdi diye hayatımın merkezine yerleşeceğini sanıyorsan yanılıyorsun, Karan Korhan.
Zerda gülümsemesini yeniden yüzüne yerleştirdi ve arkadaşlarının arasına karıştı.
Balkonda Eren, kardeşinin bakışlarını Karan'dan kaçırdığını fark etmişti.
"Kardeşim seni pek umursamıyor galiba."
Karan'ın yüzündeki ifade sertleşti.
"Umurumda değil."
Eren başını salladı.
"Tabii, tabii. Zaten bütün gece ona bakman da tamamen tesadüf."
Karan bu kez doğrudan Eren'e döndü.
"Senin başka işin yok mu?"
"Var da seninle uğraşmak daha eğlenceli."
Eren yeniden aşağıya baktı. Zerda, arkadaşlarıyla birlikte gülüyordu. Karan ise susmuştu.
Bir süre sonra Eren, Karan'ın omzuna elini koydu.
"Bak Karan, Zerda kolay bir kız değildir. Bir şeyi istemiyorsa zorla kabul ettiremezsin."
Karan'ın yüzündeki alaycı ifade kayboldu. Gözleri yeniden Zerda'yı buldu.
"Bunu zamanla göreceğiz."
Eren bir şey söylemedi.
Aşağıda Zerda, abisinin kendisini izlediğini fark edip ona el salladı. Eren de gülümseyerek karşılık verdi.
Karan ise o küçük hareketi sessizce izledi.
Zerda'nın yüzündeki gülümseme, abisine bakarken daha içtendi. Karan bunu fark etmişti.
Ve ilk defa, Zerda'nın kendisine ne zaman böyle içten gülümseyeceğini merak etti.
Zerda ise balkondaki iki adamdan habersizmiş gibi eğlenmeye devam ediyordu.
Ama içinden geçirdiği son düşünce oldukça açıktı:
Bu gece bitecek. Kına da bitecek, müzik de susacak. Ama seninle aramdaki bu mecburiyet bitmeyecek, Karan. Benim asıl korkum da bu.
Bölüm etkileşimi
