AŞİRET E GELİN kitap kapağı

3. bölüm / 11

AŞİRET E GELİN

3

Vaveyla Yazarı: İpoli İpoli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 3

Nişan eğlencesi bütün hızıyla devam ediyordu. Konağın avlusunda müzik çalıyor, masalarda sohbetler ediliyordu.
Karan, avlunun biraz daha sakin olan köşesinde üç arkadaşıyla birlikte oturuyordu. Önündeki çaydan bir yudum alırken arkadaşlarının konuşmalarını dinliyordu.
Yanında oturan Serhat, derin bir nefes verip arkasına yaslandı.
“Ulan, ben bu kızın inadını anlamadım gitti.”
Karşısındaki Yusuf güldü.
“Ne oldu yine?”
“Bugün yedinci kez haber yolladım kıza. Bir cevap vermeye tenezzül etmedi.”
Yusuf şaşkınlıkla başını kaldırdı.
“Yine mi? Oğlum, sen hiç mi anlamıyorsun? Kız istemiyor işte.”
Serhat elini saçlarının arasından geçirdi.
“İstemiyoe mu, naz mı yapıyor, onu da anlamadım. Bir kere olsun karşıma çıkıp yüzüme söylese, ben de ona göre hareket edeceğim.”
Karan, arkadaşlarının konuşmasını dinlerken kaşlarını hafifçe çattı. Çay bardağını tabağına bıraktı.
“Kime diyorsun sen?”
Serhat, Karan'a döndü.
“Zerda Soykan'a.”
Karan'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Ne dedin sen?”
Serhat, arkadaşının sesindeki sertliği fark etmeden devam etti.
“Zerda işte. Rıza Soykan'ın kızı. Kızı kaç kere görmeye çalıştım, kaç kere haber yolladım, bir kere bile kabul etmedi.
Yusuf araya girdi.
“Belki de bu kadar ısrar etmesen daha iyi olur. Kızın niyeti belli.”
Serhat omuz silkti.
“Bir konuşsam ne kaybederim? Daha doğru düzgün tanışmadık bile.”
Karan ağır ağır arkasına yaslandı. Bakışları Serhat'ın yüzünde sabitlendi.
“Sen Zerda'yı nereden tanıyorsun?”
“Tanımıyorum zaten. Bir düğünde görmüştüm. Sonra kim olduğunu öğrendim. Ailesine haber gönderdim ama olumlu cevap alamadım. Ben de vazgeçmedim.”
Karan'ın çenesi kasıldı.
“Yedi kere haber gönderdin, öyle mi?”
Serhat başını salladı.
“He.”
Karan birkaç saniye sustu. Sonra önündeki bardağı masaya bıraktı.
“Kız sana istemediğini söylemiş mi?”
“Doğrudan söylemedi ama—”
“Öyleyse neden hâlâ peşindesin?”
Serhat şaşkınlıkla ona baktı.
“Ne oluyor sana? Alt tarafı bir kız için konuşuyoruz.
Karan'ın bakışları sertleşti
“Alt tarafı dediğin kız, benim ailemin söz kestiği kadın.”
Masadaki üç adam da sustu.
Serhat'ın yüzündeki gülümseme silindi.
“Ne? Zerda senin sözlün mü?”
Karan cevap vermek yerine elini masanın üzerine koydu.
“Ailelerimiz kararını verdi. Bundan sonra Zerda'nın adını ağzına alırken dikkat edeceksin.”
Serhat bir süre arkadaşına baktı. Sonra başını iki yana salladı.
“Ben bunu bilmiyordum, Karan. Bilseydim haber bile yollamazdım.”
“Artık biliyorsun.”
Serhat başını sallayıp konuyu kapatmak ister gibi çayına uzandı. Fakat Yusuf dayanamadı.
“Senin haberin var mıydı peki, Karan? Zerda'nın bu kadar talibi olduğundan?”
Karan ona sertçe baktı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Bir şey demek istemiyorum. Sadece kızın güzel olduğunu herkes fark ediyor.”
Karan'ın yüzü daha da asıldı.
“Benim yanımda bu konuyu bir daha açmayın.”
Üç arkadaşı birbirlerine bakıp sustular.
Karan ayağa kalktı. Ceketini düzelterek avlunun diğer tarafına baktı. Zerda, Eren ve Deren'in yanında oturuyordu. Abisine bir şey anlatıyor, arada gülümseyerek Deren'e dönüyordu.
Hiçbir şeyden haberi yoktu.
Karan'ın içinde büyüyen rahatsızlık, artık yalnızca uzaktan gelen bakışlarla ilgili değildi.
Gece sona ermiş, misafirler yavaş yavaş konaktan ayrılmaya başlamıştı. Zerda odasına çıktığında yorgunluktan kendini yatağına bıraktı. Telefonunu çantasından çıkarıp bildirimlerine baktı.
Tam telefonu bırakacakken ekrana düşen mesajı gördü.
Karan Korhan.
Zerda kaşlarını çattı. Bu saatte kendisinden ne istiyordu?
Mesajı açtı.
Karan : geçen akşam söz kesildi. Biz istesek de istemesek de
Karan : yüzüğünü parmağına tak ve bir daha çıkarma
Zerda mesajı okuduğunda yüzündeki ifade sertleşti.
Sanki kendi fikrinin, kendi isteğinin hiçbir önemi yokmuş gibi konuşuyordu. Telefonu elinde sıkarak birkaç saniye ekrana baktı. Sonra parmakları hızla hareket etmeye başladı.
Zerda : bana ne yapacağımı söylemezsin karan korhan.
Karan : aileler kararını verdi zerda. Düşmanlık bitti. Güç birleştirme oldu. Artık geri dönüşü yok kabullen
Zerda mesajı okudu. Kabullenmek geri dönüşü olmamak. Babası Zerda yı öyle bir labirentin içine atmıştı ki çıkış yolunu bulamıyordu.
Zerda : aileler istedi diye ben seni kabul etmiş olmuyorum
Zerda : sen herkes konuşurken susturan sözünü dinleten bir insan değil miydin. Daha önce yapmadığn şey mi.
Zerda : sustursaydın herkesi istemiyorum deseydin kimse sesini çıkaramazdı
Karan peş peşe gelen mesajları açtı. Sigarasından bir daha çekti.
Karan: Ailelerimiz kararını verdi, Zerda. İstesek de istemesek de bu evlilik olacak. O yüzden şimdiden kendini boşuna yorma. Benden hoşlanmanı beklemiyorum, ben de senden bir şey beklemiyorum. Tek istediğim, evlendiğimizde sorun çıkarmaman.
Mesajı gönderdi, telefonu masaya bıraktı.
Zerda, yatağında otururken ekrana düşen bildirimi açtı. Karan’ın yazdıklarını baştan sona okudu. Dudakları öfkeyle birbirine bastırıldı.
Demek ondan bir şey beklemiyordu.
Demek onun ne hissettiği umurunda değildi.
Zerda cevap yazmak için klavyeyi açtı, sonra vazgeçti. Söyleyeceği hiçbir sözün Karan’ın düşüncelerini değiştirmeyeceğini biliyordu.
Telefonu sessize alıp komodinin üzerine bıraktı.
O gece Karan’dan gelen başka bir mesajı beklemediği gibi ona cevap vermeyi de düşünmüyordu.
Karan ise telefonuna bir daha bakmadı. Zerda’nın mutlaka cevap vereceğini sanıyordu.
Ama o gece telefonun ekranı bir daha aydınlanmadı.
Hiç tanımadığı bir adamla evlenecekti. Adını bile doğru düzgün bilmediği, yüzünü ilk kez gördüğü bir adamla…
Karan Korhan.
Adını içinden geçirdiğinde kaşları çatıldı. Onun hakkında ne biliyordu ki? Nasıl biriydi, neye öfkelenirdi, neye gülerdi? Bir insanın hayatını paylaşacağı adamı hiç tanımadan kabul etmesi mümkün müydü?
Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
Ben bu adamı tanımıyorum bile. Benim hakkımda ne biliyor ki benimle evlenmek istesin?
Aslında Karan'ın da bu evliliği isteyip istemediğini bilmiyordu. Belki onun da karşısına aynı karar konulmuştu. Belki de Zerda gibi onun da başka bir seçeneği yoktu.
Ama bunların hiçbiri Zerda'nın korkusunu hafifletmiyordu.
Ayağa kalkıp pencerenin önüne yürüdü. Diyarbakır'ın geceye karışan ışıklarına baktı. Bu evde büyümüş, bu sokaklarda yürümüş, kendi hayatı hakkında karar verebileceği günlerin hayalini kurmuştu. Şimdi ise hiç tanımadığı bir adamın karısı olmaya hazırlanıyordu.
Peki, ben ne yapacağım?
Karan'a karşı nasıl davranacaktı? Onunla aynı evde nasıl yaşayacaktı? Ya Karan kendisinden bir eş gibi davranmasını beklerse? Ya istemediği bir hayata mahkûm olursa?
Dudaklarını birbirine bastırdı. Ağlamak istemiyordu. Çünkü gözyaşlarının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini biliyordu.
Aklına abisi Eren geldiğinde gözleri doldu.
Bu evliliği onun için kabul etmişti. Ama Eren'i kurtarmak uğruna kendi hayatından vazgeçmek zorunda kalması canını yakıyordu.
Zerda, Karan Korhan'ı tanımıyordu. Onu sevmiyordu. Belki de hiçbir zaman sevmeyecekti.
Tek bildiği, ertesi günden itibaren hayatının eskisi gibi olmayacağıydı.
Ve Zerda ilk kez, karşısına çıkacak olan adamdan değil, o adamla birlikte kaybedeceği kendisinden korkuyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.