AŞİRET E GELİN kitap kapağı

10. bölüm / 11

AŞİRET E GELİN

10

Vaveyla Yazarı: İpoli İpoli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 10

Diyarbakır'da sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Soykan Konağı'nda hareketlilik başlamıştı. Evin her köşesinde bir telaş vardı. Kadınlar son hazırlıklarla ilgileniyor, çalışanlar düğün için hazırlanan eşyaları kontrol ediyor, erkekler ise bir araya gelip akşam yapılacak düğünün eksiklerini tamamlamaya çalışıyordu.
Bugün Eren ve Deren'in düğünüydü.
Zerda, odasının boy aynasının karşısında durmuş, son kez kendini inceliyordu. Üzerinde vücuduna oturan, uzun ve hafif yırtmaçlı siyah bir elbise vardı. Elbisenin sadeliğini, boynundaki ve bileklerindeki nişan takıları tamamlıyordu. Kahve tonlarında yapılan makyajı yüzüne doğal ama etkileyici bir görünüm vermişti. Saçlarını salık bırakmış, dalgalarını omuzlarına dökmüştü.
Küpesini düzelttikten sonra çantasını eline aldı.
Aynadaki yansımasına son bir kez baktı.
"Oldu bu iş."
Tam odasından çıkacakken kapının önünde abisi Eren belirdi.
"Zerda!"
Zerda başını kaldırdı.
"Efendim abi?"
"Her şey tamam mı?"
Zerda kaşlarını kaldırdı.
"Ney?"
"E ne demek ne? Deren'in çantası hazır mı? Arabalar ayarlandı mı? Senin takıların tamam mı? Bir eksik olmasın."
Zerda derin bir nefes aldı.
"Abi, hepsi tamam."
Eren birkaç saniye sustu, sonra yeniden sordu.
"Peki, Deren'in yedek ayakkabıları?"
Zerda gözlerini devirdi.
"Tamam."
"Çiçekler?"
"Tamam."
"Senin çantan?"
"Tamam!"
Eren bu kez gömleğinin yakasını düzeltmeye çalıştı.
"Şu gömlek de bir türlü düzgün durmadı."
Zerda abisine dikkatlice baktı. Sonra gözleri gömleğinin düğmelerine indi. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden onu süzdü.
Ardından kahkahayı bastı.
Eren şaşkınlıkla kardeşine döndü.
"Ne gülüyorsun?"
Zerda başını iki yana salladı.
"Hey, hey, hey! Sakin ol bir kere. Daha düğün başlamadı, sen şimdiden kendini kaybettin."
"Zerda, benimle uğraşma. Zaten kafam dolu."
Zerda ona yaklaşıp gömleğini işaret etti.
"Bir de gömleğini yanlış iliklemişsin. Gel buraya!"
Eren aşağıya baktı.
"Nasıl yani?"
"Abi, düğün sahibi sensin diye kendini bu kadar salmana gerek yok. Bir dakika dur da düzelteyim."
Eren söylenerek kardeşinin karşısında durdu. Zerda gömleğinin düğmelerini düzelterek yakasını ilikledi, ardından ceketini omuzlarına oturttu.
"Al bakalım. Şimdi insan içine çıkabilirsin."
Eren aynaya bakıp gömleğini kontrol etti.
"Sen olmasan ben ne yapacağım bilmiyorum."
Zerda gülümsedi.
"Ben de bilmiyorum. Ama önce bir sakin olmayı öğrenmen lazım."
Kapının yanında onları izleyen Karan, kendini tutamayarak güldü.
Eren başını ona çevirdi.
"Sen neye gülüyorsun?"
Karan omuz silkti.
"Bir şey yok. Düğünün en telaşlı adamı sensin, onu düşünüyorum."
Zerda, Karan'a kısa bir bakış attı.
"Sonunda mantıklı konuşan biri çıktı."
Karan'ın gözleri Zerda'nın üzerinde bir an durdu. Siyah elbisesi, salık saçları ve kahve tonlarındaki makyajıyla karşısında duran kadın, istemese de dikkatini çekmişti.
Bakışlarını toparlayıp hafifçe gülümsedi.
"Her zaman mantıklıyımdır."
Zerda dudaklarının kenarını kaldırdı.
"Tabii, tabii."
Eren ikisinin arasındaki kısa atışmayı fark etse de üzerinde durmadı. Telefonunu cebine koyup kapıya yöneldi.
"Hadi, çıkıyoruz. Herkes bizi bekliyor."
Diyarbakır'da akşam olmuş, Soykan ailesinin düğün alanı ışıklarla donatılmıştı. Davulun sesi dört bir yana yayılırken konuklar masalarına yerleşmiş, herkes Eren ve Deren'in düğününün tadını çıkarıyordu.
Zerda, siyah, uzun ve vücuduna oturan hafif yırtmaçlı elbisesiyle Karan'ın yanında duruyordu. Salık bıraktığı saçları omuzlarına dökülüyor, kahve tonlarındaki makyajı yüzünü tamamlıyordu. Boynundaki ve bileklerindeki nişan takıları ışıkların altında parlıyordu.
Eren ile Deren piste çıktığında müzik yavaşladı. Birbirlerinin ellerini tutup göz göze geldiler. Eren'in yüzündeki gülümseme, Deren'e baktıkça daha da büyüyordu. Deren de gözleri dolu dolu, sevdiği adama bakıyordu.
Zerda nın gülümsemesi yumuşadı.
Abim… diye geçirdi içinden. Bunca zamandır yanında olduğum adam şimdi kendi yuvasını kuruyordu.
Eren, Deren'i belinden hafifçe kavrayıp kendine yaklaştırdı. Deren başını onun göğsüne yasladı. İkisi de dans ederken birbirlerine öyle duygulu bakıyorlardı ki çevrelerindeki kalabalık bir anlığına silinmiş gibiydi.
Zerda'nın gözleri doldu. Belli etmemek için gülümsedi, ardından ellerini birleştirip abisini alkışladı.
Yanındaki Karan, önce piste, sonra Zerda'ya baktı. Onun duygulanan gözlerini ve yüzündeki içten gülümsemeyi fark etmişti.
"Abini çok seviyorsun," dedi alçak sesle.
Zerda gözlerini pistten ayırmadı.
"O benim abim. Benim için herkesten farklı."
Karan başını hafifçe salladı. Birkaç saniye daha Zerda'yı izledikten sonra elini uzatıp onun elini tuttu.
Zerda şaşkınlıkla başını çevirdi
"Karan, ne yapıyorsun?"
Karan cevap vermeden onu kendine doğru çekti ve piste yöneldi.
"Dans edeceğiz."
Zerda ayaklarını yere sabitledi.
"Bir dakika! Ben sana dans edeceğim demedim ki!"
Karan gülümseyerek ona baktı.
"Her şeyi konuşarak halletmek zorunda mıyız? Hadi, gel."
"Karan!"
Ama Karan elini bırakmadı. Zerda da bütün konukların önünde tartışmak istemediğinden onunla birlikte piste çıktı.
Eren, kardeşini Karan'ın elinden tutmuş görünce gülümseyerek onlara baktı. Deren de Zerda'ya göz kırptı.
Zerda, abisinin bakışlarını görünce çaresizce gülümsedi.
Karan onun elini bırakmadan karşısına geçti. Müzik hâlâ yavaşça çalıyordu.
"Şimdi de bana kızma," dedi Karan.
Zerda kaşlarını kaldırdı.
"Sana kızmıyorum."
"Öyle mi?"
"Hayır, Karan. Sana bayılıyorum zaten."
Karan güldü. Zerda istemese de dudaklarının kenarı kıvrıldı.
Birlikte dans etmeye başladılar. Zerda aralarındaki mesafeyi korumaya çalışırken Karan gözlerini ondan ayırmıyordu.
"Biraz rahat ol," diye fısıldadı Karan.
Zerda başını kaldırıp gözlerinin içine baktı.
"Sen de biraz fazla rahat davranıyorsun."
Karan'ın gülümsemesi hafifledi ama gözlerindeki ifade değişmedi.
"Belki de senin yanında ilk defa rahat olmak istiyorumdur."
Zerda bir an sustu. Beklemediği bu söz karşısında ne diyeceğini bilemedi. Sonra bakışlarını kaçırıp dans etmeye devam etti.
Pistin diğer tarafında Eren ile Deren birbirlerine sarılmış, mutluluk içinde dans ediyorlardı.
Zerda abisine baktığında yeniden gülümsedi. Karan ise o sırada ona bakıyordu.
O gece herkes Eren ile Deren'in mutluluğunu konuşacaktı. Fakat Karan'ın aklında gecenin en güzel anı, Zerda'nın elini tuttuğu ve onu kendi isteğiyle piste çıkardığı o birkaç dakikaydı.
Zerda bunu henüz bilmiyordu. Karan'ın elini bırakıp abisinin yanına dönmeyi bekliyordu.
Ama Karan, müzik bitene kadar onun elini bırakmaya hiç niyetli görünmüyordu.
Düğünün ilerleyen saatlerinde Zerda, arkadaşlarıyla birlikte masalardan birine oturmuştu. Siyah elbisesinin yırtmacını düzelterek sandalyesine yaslandı. Elindeki meyve suyundan bir yudum alırken arkadaşlarının konuşmalarını dinliyordu.
“Zerda, maşallah sana! Bu gece çok güzelsin,” dedi arkadaşlarından biri.
Zerda gülümseyerek saçlarını omzunun arkasına attı.
“Abartmayın kızlar, alt tarafı bir elbise giydik.”
“Bir de mütevazı davranıyor! Karan Bey seni pistten indirmek istemiyordu sanki.”
Zerda'nın yüzündeki gülümseme hafifçe silindi.
“Saçmalama. Dans ettik, bitti.”
Arkadaşı kaşlarını kaldırdı.
“Peki, neden hâlâ gözleri senin olduğun masada?”
Zerda istemsizce başını kaldırdı. Birkaç masa ötede duran Karan'la göz göze geldi. Karan bakışlarını kaçırmadı.
Zerda hemen arkadaşlarına döndü.
“Yemeklerinize bakın siz. Başka işiniz yok mu?”
Kızlar kahkahaya boğulurken Zerda da gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
Ama içinden geçen tek şey şuydu:
Bir gece de rahat bırak beni, Karan Korhan.
Düğün alanının diğer tarafında Karan, arkadaşlarıyla birlikte bir masada oturuyordu. Siyah takım elbisesinin ceketini çıkarmamış, sırtını sandalyeye yaslayarak ciddi bir ifadeyle konuşulanları dinliyordu. Arada bir fikrini söylüyor, yüzündeki sert ifadeyi hiç değiştirmiyordu.
Zerda, arkadaşlarıyla oturduğu masadan başını kaldırıp ona baktı. Karan yine kaşlarını çatmış, karşısındaki adama bir şey anlatıyordu.
Zerda kendi kendine mırıldandı.
“Şunun kaşları hep çatık. Böyle giderse çabuk yaşlanır bu.”
Yanındaki arkadaşları gülerken Zerda elindeki bardağa uzandı. Ancak hemen arkasından gelen sesle olduğu yerde kaldı.
“Ben de aynı fikirdeyim, yenge hanım.”
Zerda hızla arkasını döndü. Karşısında Karan'ın en küçük kardeşi Tahir duruyordu. Elinde içeceğiyle sırıtarak Zerda'ya bakıyordu.
Zerda şaşkınlığını gizlemeye çalıştı.
“Sen ne zaman geldin?”
Tahir sandalyeyi çekip masanın kenarına oturdu.
“Az önce. Ama iyi ki gelmişim. Abimin yaşlanma meselesini kaçırıyordum neredeyse.”
Zerda gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
“Bak, ben bir şey demedim. Sen kendi kendine duydun.”
“Tabii, tabii. Ben de zaten abimin kaşlarını çatmasına bayılıyorum.”
Zerda kahkaha attı.
“Sonunda aynı fikirde olduğum biri çıktı.”
Tahir başını salladı.
“Yalnız yenge hanım, bunu abime söylemeyin. Sonra bütün gece kaşlarını daha çok çatar, yaşlanma sürecini hızlandırırız.”
Zerda gülerek elini ağzına kapattı.
“Allah seni bildiği gibi yapsın!”
Tahir de güldü. Ardından başını Karan'ın oturduğu masaya çevirdi.
“Şaka bir yana, abim dışarıdan biraz sert görünür ama alışınca o kadar da kötü değildir.”
Zerda kaşlarını kaldırdı.
“Sen onun kardeşisin. Başka ne diyecektin?”
“Vallahi bazen ben bile çekiniyorum. Ama sana karşı biraz daha dikkatli davranıyor sanki.”
Zerda'nın gülümsemesi azaldı. Bardağını eline alıp omuz silkti.
“Bana ne, nasıl davranıyorsa davransın.”
Tahir onun yüzünü inceleyip hafifçe sırıttı.
“Peki yenge hanım, sen öyle diyorsan öyledir.”
Zerda ona uyarıcı bir bakış attı.
“Tahir!”
“Tamam, sustum!”
Tahir gülerek ayağa kalktı. Gitmeden önce Zerda'ya dönüp ekledi:
“Bu arada, abimin kaşlarını çatmadığı bir fotoğrafını bulursam sana göstereceğim. Belki korkuların azalır.”
Zerda kahkahasını tutamadı.
“Git başımdan, haylaz!”
Tahir uzaklaşırken Zerda'nın gülümsemesi bir süre daha yüzünde kaldı. Ancak gözleri istemsizce Karan'ın oturduğu masaya kaydı.
Karan, uzaktan kardeşinin Zerda'nın masasına uğradığını görmüştü. Şimdi Tahir'in yanına döndüğünü fark edince kaşlarını biraz daha çattı.
Zerda bunu görünce başını iki yana salladı.
“İşte yine başladı,” diye mırıldandı.
Ve bu kez gülümsemesini hiç saklayamadı.
Zerda gözlerini kırpıştırıp omuz silkti.
"Ne yapayım abi, elimde değil."
Eren gülümseyerek onun saçlarını okşadı, ardından alnına bir öpücük kondurdu.
"Ben yine senin abinim. Hiçbir yere kaybolmuyorum."
Zerda yeniden ona sarıldı.
"Biliyorum. Yine de insan üzülüyor."
Eren kardeşine son kez sarıldıktan sonra arabaya yöneldi. Zerda arkasından bakarken gözünden bir damla yaş süzüldü.
Birkaç adım ötede onları izleyen Karan, Zerda'nın gözyaşlarını fark etti ama hiçbir şey söylemedi. Sadece onun yanına yaklaşıp sessizce bekledi.
Zerda gözlerini silip derin bir nefes aldı.
"Ben iyiyim," dedi, Karan daha sormadan.
Karan başını hafifçe salladı.
"Bir şey sormadım ki."
Zerda ona baktı, sonra istemeden gülümsedi.
"Sus, Karan."
Karan'ın dudaklarının kenarı kıvrıldı.
'peki baş üstüne'

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.