AŞİRET E GELİN kitap kapağı

5. bölüm / 11

AŞİRET E GELİN

5

Vaveyla Yazarı: İpoli İpoli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 5

Diyarbakır'ın çarşısı öğle saatlerinde her zamanki gibi kalabalıktı. Esnaf dükkânlarının önünde müşterilerini karşılıyor, dar sokaklarda alışveriş telaşı yaşanıyordu.
Zerda, Deren'in koluna girmiş, onunla birlikte kuyumcuların bulunduğu sokağa doğru yürüyordu.
Zerda evden çıkmadan önce parmağına yüzüğünü takmıştı. Bu evliliğin ne yaparsa yapsın olacağını anlamıştı. Yapabileceği bir şey kalmamıştı.
Kendine söz vermişti.
Dükkanlara giriyorlar Bi kaç parça bir şey alıp çıkıyorlardı.
Diyarbakır çarşısı, öğle güneşinin taş sokakların üzerine vurmasıyla her zamankinden daha hareketliydi. Daracık sokakların iki yanına sıralanmış dükkânlardan yükselen esnaf sesleri, insanların konuşmaları ve uzaktan gelen korna sesleri birbirine karışıyordu. Bakırcıların önünden geçerken metale vuran çekiçlerin tok sesleri duyuluyor, baharatçıların dükkânlarından yayılan isot, kimyon ve tarçın kokuları havaya karışıyordu.
Zerda ile Deren, kalabalığın arasında yan yana yürüyordu. Deren'in de zerda nın da kolunda birkaç alışveriş poşeti vardı.
İkisi yeniden kalabalığa karıştı. Deren dükkânların vitrinlerine bakarak ne alacağını anlatıyor, Zerda da ona eşlik ediyordu. Gülüşleri sokakların gürültüsüne karışırken Zerda, hiç değilse bu birkaç saat boyunca kendi hayatının kendisine aitmiş gibi hissetmek istedi.
Çünkü eve döndüğünde onu bekleyen gerçek, çarşının bütün renklerinden daha ağırdı.
Zerda ile Deren konağa döndüklerinde güneş yavaş yavaş alçalmaya başlamıştı. Ellerindeki alışveriş poşetlerini taşıyarak salona girdiler. Rıza Bey, koltuğunda oturmuş çayını içiyordu. Kızını görünce elindeki bardağı sehpanın üzerine bıraktı.
"gelin kızım. Benim seninle konuşmam gereken bir şey vardı otursana"
Zerda nın yüzündeki gülümseme silindi. Koltuğa oturdu.
"dinliyorum baba"
Zerda oturduğu koltuğun üstünde ellerini birbirine kenetledi.
"karanın ailesi ile konuştuk. Erenin düğününden önce nişan yapalım istiyorlar"
Herşey daha ne kadar hızlı ilerleyebilirdi ki.
Önce evlilik kararı alınmış, ardından isteme yapılmıştı. Şimdi de nişan tarihi belirleniyordu. Sanki onun düşüncelerinin, isteklerinin hiçbir önemi yoktu.
"peki baba"
Rıza kızına döndü. Şaşırmıştı. Kızının hemen itiraz edeceğini düşünüyordu. Rıza şaşkınlığını dile getirdi.
"itiraz etmeyecek misin"
Zerda gözlerini babasına kaldırdı. Yüzünde ne bir gülümseme ne de bir öfke belirtisi vardı.
Ardından yavaşça elini kaldırdı.
"itiraz ettim sonuç. Direnmeyeceğim artık. Siz kararlaştırın"
Babasının yanından kalkıp odasına yöneldiğinde Deren, arkasından endişeyle baktı. Zerda'nın bu sessiz kabulünün ardında ne kadar büyük bir kırgınlık olduğunu anlayabiliyordu.
Zerda odasına girdi, kapıyı kapattı ve sırtını kapıya yasladı.
Gözlerini kapattı.
Nişanlanacaktı.
Hem de hiç istemediği bir adamla, hiç istemediği bir hayata doğru bir adım daha atacaktı.
Ama bu kez ağlamadı. Yalnızca derin bir nefes alıp pencerenin önüne yürüdü.
Akşam saatlerinde Zerda odasında yatağına uzanmış, telefonuyla ilgileniyordu. Gün boyu yaşananlar aklını kurcalasa da düşünmemeye çalışıyordu.
Telefonuna bir mesaj geldi.
Karan : nişan için istediğin bir şey var mı
Zerda bir süre ekrana baktı. Karanın neden böyle bir şey sorduğunu anlamamıştı. Ardından parmakları klavyeye değdi.
Zerda : abartmayın. Yeter. Gerisine karışmıyorum "
Mesajı gönderip telefonu yatağın üzerine bıraktı. Konuşmanın bu kadarla bitmesini umuyordu.
Karan ise konağın çalışma odasında, telefonundaki cevabı okudu. Dudaklarını birbirine bastırdı. Zerda'nın bu kadar ilgisiz olması canını sıkmıştı.
Yeniden yazdı.
Karan : başka bir isteğin yok mu
Zerda'nın telefonu tekrar titredi. Mesajı okuyunca gözlerini devirdi.
Zerda :yok
Onun için bu nişan, hayatında istemeden atacağı bir adımdı. Karan'ın ne düşündüğü, ne planladığı umurunda değildi.
Sabah saatlerinde Soykan Konağı'nın avlusunda iki araç hazır bekliyordu. Selma Hanım, elindeki çantasını kontrol ederken merdivenlerden inen Zerda'ya seslendi.
"hadi kızım bekliyorlar"
Zerda merdivenlerden ağır adımlarla indi. Üzerinde sade bir pantolon ve bluz vardı. Saçlarını açık bırakmış, yüzüne hafif bir makyaj yapmıştı. Nişan alışverişine gidecek bir gelinden çok, sıradan bir gün için evden çıkıyormuş gibi görünüyordu.
Selma kızını baştan aşağı süzdü.
"Biraz özenebilirdin kızım"
Zerda omzuna çantasını takıp umursamaz tavırla kapıyı açtı.
Diyarbakır'ın hareketli çarşısına vardıklarında sokaklar kalabalıklaşmıştı. Esnaf dükkânlarının önüne çıkmış, vitrinlerdeki ürünler güneşin altında parlıyordu. Kuyumcuların ışıl ışıl vitrinleri, gelinlik mağazalarının önündeki mankenler ve kumaş dükkânlarından taşan renkler arasında ilerlediler.
İlk durakları nişanlık satan büyük bir mağaza oldu.
İçeri girdiklerinde çalışanlar onları karşılayıp çeşitli modeller göstermeye başladı. Bir köşede taş işlemeli elbiseler, diğer tarafta sade saten modeller sıralanmıştı.
Kabarık modelleri es geçip sade ama zarif modellere bakınmaya başladı.
Zühre de selma da karışmadan bekliyorlardı.
Karan da arka tarafta sadece izliyordu.
Eliyle saten askıları ve göğüs bölgesi taşlı sade zarif bir saten abiyeyi gösterdi.
Selma "dene kızım üstünde görelim önce senin de içine sinsin"
Zerda elbise ile birlikte kabine girdi
Elbise Zerda'nın üzerinde zarif duruyordu. Sade kesimi güzelliğini ön plana çıkarıyor, ince işlemeleri elbiseye hoş bir görünüm veriyordu.
Selma'nın yüzüne memnun bir gülümseme yerleşti.
'çok güzel olmuşsun annem"
Zühre de gülümseyerek yaklaştı.
' çok yakıştı gerçekten kızım. Çok güzel oldu "
Zerda aynadaki görüntüsüne baktı. Elbiseyi beğenmişti ama yüzünde mutluluk belirtisi yoktu
O sırada mağazanın diğer tarafında duran Karan da ona bakıyordu. Zerda'nın üzerinde elbiseyi ilk gördüğünde gözlerini birkaç saniye ayıramamıştı.
Zerda aynadan onun bakışını yakaladı.
Karan ellerini cebine soktu.
Zerda kabine üstünü değiştirmeye gitmiş ordan o abiyeyi alıp dükkandan çıkmışlardı.
Nişanlık işi tamamlandıktan sonra kuyumcuya geçtiler.
Vitrinlerde altın bilezikler, kolyeler, küpeler ve yüzükler sıralanıyordu. Selma ile Zühre takılara bakarken Zerda sessizce vitrinin önünde durdu.
Zühre, kuyumcuya dönerek konuştu.
'alyansdan başlayalım "
Zerda önüne koyulan alyanslara bakmaya başladı.
İnce bir tanesini aldı. Ardından parmağına geçirdi. Tam olmuştu.
Çıkartıp ayrı koydu. Parmağındaki altın yüzük harici iki tane tek taş koydular.
Karan da çekti sade bir model koydu.
Karan herşeyi bu kadar hızlı seçmesine şaşırıyordu.
Ardından setler bilezikler kolye küpe gösteriyorlardı. Zerda kenara çekilerek gözleri ile baktı.
Zühre zerda ya yaklaştı.
"seç kızım"
"hangisi olursa olsun benim için fark etmiyor"
Karan daha fazla uzamasını istemediği için kuyumcuya konuştu.
"Sen bunları paketle konağa yollarsın."
Karan poşetleri bagaja yerleştirdi. Zerda araca binerken ona kısa bir bakış attı.
Bu adamla nişanlanacaktı. Çok yakında herkes onları yan yana görecek, mutluluk dileyecek, yüzüklerine bakıp gülümseyecekti.
Oysa Zerda'nın aklında tek bir şey vardı:
Bu nişan benim hayatımı değiştirebilir. Ama Karan Korhan'a karşı hissettiklerimi değiştiremez.
Araç konağa doğru hareket ederken Zerda başını cama çevirdi. Diyarbakır'ın kalabalık sokakları geride kalırken parmaklarını birbirine kenetledi.
Nişan günü yaklaşıyordu.
Ve Zerda, o gün herkesin önünde gülümsemek zorunda kalacağını biliyordu.
Alışverişlerini tamamlayan dört kişi, çarşının kalabalığından uzaklaşmadan küçük bir kafeye oturdu. Diyarbakır'ın sıcak havasında kısa bir kahve molası vermek istemişlerdi.
Selma ile Zühre yan yana oturup nişan hazırlıklarını konuşmaya başladı. Zerda, Karan'ın karşısındaki sandalyeye oturdu. Önüne bırakılan kahveden küçük bir yudum aldı, ardından bakışlarını sokağa çevirdi.
Tam o sırada kafeye giren genç bir adamın gözleri Zerda'ya takıldı. Adam birkaç saniye boyunca şaşkınlıkla ona baktı. Sonra yanındaki arkadaşına doğru eğilip alçak sesle konuştu.
"oğlum şu zerda değil mi parmağında yüzük var baksana nişanlanmış"
Sözleri Karan'ın kulağına kadar ulaşmıştı.
Karan, kahvesini masaya bıraktı. Başını yavaşça adama çevirdi ve gözlerini sertçe ona dikti.
Adam, Karan'ın bakışlarıyla karşılaşınca sustu. Yüzündeki şaşkınlık yerini huzursuzluğa bıraktı.
Karan tek kelime etmedi.
Sadece bakışlarını birkaç saniye daha adamın üzerinde tuttu.
Karan, kahvesinden bir yudum alırken göz ucuyla Zerda'ya baktı. Genç kız, Selma ile Zühre'nin konuşmalarına katılmıyor, sessizce sokağı seyrediyordu.
Güneş ışığı yüzüne vuruyor, açık bıraktığı saçları omuzlarına dökülüyordu. Üzerindeki sade kıyafetlere rağmen dikkat çekmeyi başarıyordu. Üstelik bunun farkında bile değilmiş gibi davranıyordu.
Karan, az önce kendisine şaşkınlıkla bakan adamı hatırladı. Ardından kafedeki birkaç kişinin daha gözlerini Zerda'ya çevirdiğini fark etti.
Kaşları çatıldı.
Nasıl olurda hiç bir şey yapmadan bütün dikkati üstüne çekebiliyordu.
Karşısında oturan kadın güzeldi. Hem de insanın gözünü alamayacağı kadar.
Ve Karan, istemese de bir gerçeği fark ediyordu: Zerda Korhan soyadını henüz almamıştı ama daha şimdiden herkesin dikkatini üzerine çekiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

21okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.