7. bölüm / 11
AŞİRET E GELİN7
Bölümler 11Şu an: 7
- 1 11.187 kelime
- 2 21.178 kelime
- 3 3947 kelime
- 4 4891 kelime
- 5 51.162 kelime
- 6 63.161 kelime
- 7 71.414 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 81.484 kelime
- 9 91.212 kelime
- 10 101.430 kelime
- 11 111.003 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zerda, odasında hazırlanırken aşağıdan annesinin sesini duydu. Merdivenlerden indiğinde Karan'ın salonda babasıyla konuştuğunu gördü. Karan onu fark edince Rıza'yla vedalaşıp ayağa kalktı.
"Hazır mısın?" diye sordu.
Zerda çantasını omzuna taktı.
"Hazırım.
Rıza kızına dönerek, "Çok geç kalmayın," dedi.
Zerda cevap vermeden Karan'la birlikte konaktan çıktı. Arabaya bindiklerinde Karan motoru çalıştırıp yola koyuldu.
Bir süre sessizce ilerlediler. Tam o sırada Zerda'nın telefonu çaldı. Ekranda Deren'in adını gören Zerda telefonu açtı.
"Alo, Deren."
"Kızım, ne yapıyorsun? Dün geceden beri doğru düzgün konuşamadık."
"Evdeydim, şimdi dışarı çıkıyorum."
"Karan'la mı?"
"Evet."
Deren gülerek, "Hayırlı olsun bakalım, nişanlı hanım," dedi
Zerda gözlerini devirerek gülümsedi.
"Başlama yine."
"Tamam, tamam. Akşam konuşuruz."
"Olur, görüşürüz."
Zerda telefonu kapatıp çantasına koydu. Karan kısa bir an ona baktı.
"Aranız iyi sanırım."
Zerda başını ona çevirdi.
"Deren benim arkadaşımdı. Abime ben ayarladım."
Karan kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Sen mi tanıştırdın onları?"
"Evet. Birbirlerine yakıştıklarını düşünmüştüm."
"İyi düşünmüşsün."
Zerda camdan dışarı baktı.
"Birbirlerini seviyorlar. Önemli olan da bu zaten."
Karan bu sözün üzerinde fazla durmadı. Bir süre sonra arabayı kavşaktan döndürdü.
"Bir yere oturup kahve içelim mi?"
Zerda ona baktı.
"Olur."
Karan başını sallayıp yoluna devam etti. Aralarında yeniden sessizlik oluştu ama bu kez ikisi de konuşmak için kendini zorlamadı.
Karan, arabayı kafenin önüne çektiğinde Zerda emniyet kemerini çözüp kapıyı açtı. Birlikte içeri girdiler. Karan, boş bir masa göstererek Zerda'nın oturmasını bekledi.
Garson yanlarına geldi.
"Ne alırsınız?"
"İki Türk kahvesi," dedi Karan.
Zerda çantasını sandalyesinin arkasına astı. Karan ceketini çıkarıp yanına bıraktı.
Garson kahveleri getirdiğinde Zerda fincanını eline aldı.
Karan bir süre onu izledikten sonra konuştu.
"ne değişti"
Zerda kaşları çatıp karana döndü.
"derken"
Karan kahvesine bakarak konuştu.
"itiraz etmiyorsun"
Zerda alaycı bir şekilde güldü.
"itiraz ettiğimde başıma gelenler de aynı. O yüzden sorun çıkarmayacağım"
Karan usulca başını salladı.
Zerda fincanını eline alıp kahvesinden küçük bir yudum aldı. Karan da kahvesini içiyor, ara sıra telefonuna gelen mesajlara göz atıyordu.
Aralarında tek kelime geçmiyordu.
Zerda başını çevirip pencereden dışarı baktı. Sokaktan geçen insanları, kaldırımda yürüyen çocukları izledi. Karan fincanını tabağa bıraktığında çıkan hafif ses, masadaki sessizliği böldü.
Zerda göz ucuyla ona baktı. Karan da bakışlarını kaldırdı. Birkaç saniye göz göze kaldılar, ardından ikisi de bakışlarını çekti.
Kahvelerini ağır ağır içtiler. Ne konuşmak için çabaladılar ne de sessizliği bozmak istediler.
Zerda son yudumunu alıp fincanını bıraktı. Karan hesabı istedi ve ödemesini yaptı.
Ayağa kalktıklarında Karan kapıya doğru ilerledi. Zerda da çantasını alıp peşinden yürüdü.
Dışarı çıktıklarında Karan arabanın kapısını açtı. Zerda arabaya bindi, Karan da sürücü koltuğuna geçti.
Motor çalıştı, araba yola çıktı.
O gün aralarında tek bir anlamlı konuşma geçmemişti. Ama ikisi de bu sessizliğin içinde birbirlerinin varlığına alışmaya çalışıyordu.
Akşam olmuştı. Erenin mesajı üzerine ereni bekliyordu karan
Karan, konağın arka tarafındaki avluda durmuş, elindeki kahveden bir yudum alıyordu. Gece serinliği Diyarbakır sokaklarına çökerken Eren yanına geldi.
“Seninle iki laf etmem lazım.”
Karan, başını çevirip ona baktı.
“Dinliyorum.”
“Zerda hakkında konuşacağım.”
Karan'ın yüzü değişmedi. Kahvesini duvarın üzerindeki küçük masaya bıraktı.
“Ne olmuş Zerda'ya?”
“Bir şey olduğu yok. Ama evleneceksiniz. Bazı şeyleri bilmeni istiyorum. Kardeşim biraz inatçıdır. Aklına koyduğunu yapar, kimsenin lafıyla hareket etmez. Bir de sinirlendi mi dilini tutamaz.”
Karan'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Bunu anlamak için çok beklemem gerekmedi.”
Eren güldü.
“Daha hiçbir şey görmedin sen. Zerda'nın kalbini kazanmak istiyorsan üzerine gitmeyeceksin. Sıkıştırılmaktan hoşlanmaz. Hele birisi ona ne yapacağını söylemeye kalksın, işte o zaman kıyamet kopar.”
“Ben de kimsenin peşinden koşup kendimi anlatacak adam değilim.”
“İyi, o zaman ikiniz de birbirinizin inadına yenilirsiniz.”
Karan bu kez hafifçe gülümsedi. Eren'in yüzündeki ifade ise kısa sürede ciddileşti.
“Bak Karan, senden bir şey isteyeceğim. Kardeşimi üzme. Sıkma onu. Bu evliliği kendi isteğiyle kabul etmediğini biliyorsun. Benim için, benim başıma bir şey gelmesin diye kabul etti.”
Karan'ın bakışları sertleşti ama Eren'in sözünü kesmedi.
“Zerda dışarıdan güçlü görünür. Canı yansa bile belli etmez. Bir şeye üzülürse odasına çekilir, kimseye anlatmaz. Çocukluğundan beri böyledir. Ben onun abisiyim, ne zaman canının yandığını yüzünden anlarım.”
Karan bir süre sessiz kaldı.
“Benden ne bekliyorsun, Eren?”
“Onu anlamaya çalışmanı. Her tartışmada sesini yükseltmeni, her istediğini yaptırmaya çalışmanı değil. Zerda sana hemen alışmaz. Belki uzun süre senden uzak durur. Ama sen de onu köşeye sıkıştırırsan aranızdaki mesafeyi daha çok açarsın.”
Karan, ellerini cebine sokup Eren'e döndü.
“Ben karıma kötü davranacak bir adam değilim. Ama bana da kimse ne yapacağımı dikte edemez.”
“Ben sana dikte etmiyorum. Kardeşimi emanet ediyorum.”
Bu söz üzerine Karan'ın yüzündeki ifade değişti. Eren'in gözlerinde en ufak bir şaka belirtisi yoktu.
“Zerda benim kardeşimden önce canımdır, Karan. Onun üzülmesine dayanamam. Bu evlilik yüzünden bir de seninle uğraşmak zorunda kalmasın. Zaten istemediği bir hayatın içine girecek.”
Karan başını hafifçe salladı.
“Onu üzmek gibi bir niyetim yok.”
“Bir de şunu bil, kahvesini şekersiz içer. Sabahları uyanınca pek konuşmaz. Sinirliyken üzerine gitme. Bir şeye kafayı taktı mı da kolay kolay vazgeçmez.”
Karan kaşını kaldırdı.
“Başka?”
Eren gülümseyerek omuz silkti.
“Var da hepsini bir gecede anlatırsam evlilikten vazgeçersin.”
“Sen merak etme. Ben kolay kolay vazgeçmem.”
Eren, Karan'ın yüzüne birkaç saniye baktıktan sonra başını salladı.
“Umarım bu inat ikinizin de işine yarar.”
Ardından konağa doğru yürümeye başladı. Kapıya ulaşmadan önce arkasını döndü.
“Bir de Karan…”
Karan kaşlarını kaldırdı.
“Söyle.”
“Zerda'nın gözyaşlarının sebebi olma. Bir gün ağladığını görürsen de gururundan sana belli etmeyeceğini unutma.”
Eren içeri girdiğinde Karan avluda tek başına kaldı.
Zerda'nın kendisinden uzak duracağını, ona kolay kolay güvenmeyeceğini biliyordu. Ama Eren'in anlattıkları, genç kadının sert tavırlarının ardında sakladığı başka bir taraf olduğunu da göstermişti.
Karan, kahvesinden son bir yudum aldı.
“Bakalım Zerda Soykan, seninle uğraşmak nasıl olacak?” diye mırıldandı.
Henüz aynı evin içinde birbirlerini tanımaya bile başlamamışlardı. Ancak Karan, bu evliliğin düşündüğünden çok daha çetin geçeceğini anlamıştı.
Eren, avludaki konuşmanın ardından konağa girdi. Salondan geçerken koltuğun köşesine kıvrılmış, telefonuyla ilgilenen Zerda'yı gördü. Kardeşinin yanına oturup kolunu koltuğun arkasına attı.
"Ne yapıyorsun bakalım?"
Zerda, gözlerini telefonundan ayırmadan cevap verdi.
"Hiç. Oturuyorum."
"Onu görüyorum zaten."
Zerda başını kaldırıp abisine baktı.
"Abi, bir şey diyeceksen de. Böyle başımda dikilince huzurum kaçıyor."
Eren gülerek başını iki yana salladı.
"Seninle iki dakika sohbet edelim dedik, hemen tersliyorsun."
"Çünkü seni tanıyorum. Bir şey isteyeceğin zaman böyle tatlı tatlı konuşursun."
"Vay be! Kardeş dediğin de böyle olur işte."
Zerda gülümsedi. Eren, kardeşinin yüzünü bir süre inceledikten sonra sesini biraz alçalttı.
"Nasıl hissediyorsun kendini?"
Zerda'nın gülümsemesi yavaşça silindi.
"İyiyim."
"Zerda."
"Abi, iyiyim dedim."
Eren derin bir nefes aldı.
"Karan'la konuştum."
Zerda'nın yüzü bir anda asıldı. Telefonunu dizlerinin üzerine bıraktı.
"Ne konuştun?"
"Seni konuştuk biraz."
"Benim hakkımda konuşacak başka konu bulamadınız mı?"
"Bir sakin ol, kızım. Kötü bir şey konuşmadık."
Zerda gözlerini devirdi.
"Ne söyledin peki? Ne kadar huysuz olduğumu mu anlattın, yoksa onun hayatını nasıl mahvedeceğimi mi?"
Eren kahkaha attı.
"İkisini de söylemedim. Ama huysuzluğunu kendisi de keşfedecek zaten."
"Abi!"
"Tamam, tamam." Eren gülümsemesini bastırıp kardeşinin elini tuttu. "Ona seni üzmemesini söyledim. Bu evliliği isteyerek kabul etmediğini biliyor. Seni sıkıştırmamasını, üzerine gelmemesini tembihledim."
Zerda bir süre abisinin yüzüne baktı. Bakışlarındaki öfkenin yerini yorgunluk almıştı.
"Boşuna uğraşmışsın."
"Neden?"
"Çünkü kimse beni anlamıyor, abi. Herkes benim adıma karar veriyor. Şimdi de Karan'ın beni anlayacağını mı düşünüyorsun?"
Eren'in yüzü ciddileşti.
"Ben seni anlıyorum, Zerda."
Zerda dudaklarını birbirine bastırdı. Gözleri dolacak gibi oldu ama hemen başını başka tarafa çevirdi.
"Senin için kabul ettim zaten. Başka kimse için değil."
Eren kardeşini kendine çekip alnından öptü.
"Biliyorum, güzelim. Ve bunun için kendimi sana karşı borçlu hissediyorum."
Zerda hemen başını kaldırdı.
"Sakın öyle düşünme. Sen benim abimsin. Senin başına bir şey gelsin istemem. Ama bu, benim mutlu olduğum anlamına gelmiyor."
"Mutlu olman için elimden geleni yapacağım."
"Benim mutlu olmamı istiyorsan bir sabah uyandığımda bu evlilik kararının rüya olduğunu söyle."
Eren istemsizce güldü. Zerda ise gülmedi.
"Keşke elimden gelse."
Kısa bir sessizlik oldu. Ardından Eren kardeşinin saçlarını karıştırdı.
"Şunu da söyleyeyim, Karan'a seni biraz anlattım."
Zerda kaşlarını çattı.
"Ne anlattın?"
"Kahveni şekersiz içtiğini, sabahları konuşmayı sevmediğini…"
"Abi, sen ciddi misin?"
"Bir de sinirlendiğinde üzerine gelmemesi gerektiğini söyledim."
Zerda elindeki yastığı abisine fırlattı.
"Sen beni ne diye anlatıyorsun adama? Kullanma kılavuzu mu hazırlıyorsun?"
Eren kahkahalarla güldü.
"İleride işine yarar diye düşündüm!"
"Çok komiksin gerçekten."
Eren ayağa kalkarken kardeşinin yanağını sıktı.
"Hadi bakalım, yüzünü asmayı bırak. Her şeyin bir yolu bulunur."
Zerda abisinin elini yanağından çekip ona baktı.
"Ya bulunmazsa?"
Eren'in gülümsemesi hafifledi. Kardeşinin karşısına eğilip gözlerinin içine baktı.
"O zaman da yalnız kalmazsın. Ne olursa olsun ben yanındayım."
Zerda bu kez kendini tutamadı. Abisine sarılıp yüzünü göğsüne yasladı.
"İyi ki varsın, abi."
Eren de kardeşine sıkıca sarıldı.
"Sen de iyi ki varsın, benim güzel kardeşim."
Bir süre öyle kaldılar. Zerda'nın içindeki korkular geçmemişti ama en azından bu evde hâlâ kendisini koşulsuz seven birinin olduğunu biliyordu.
Ve Eren, kardeşinin saçlarını okşarken tek bir şey düşünüyordu: Karan ne kadar sert bir adam olursa olsun, Zerda'nın kalbini kırmasına izin vermeyecekti.
Bölüm etkileşimi
