4. bölüm / 11
AŞİRET E GELİN4
Bölümler 11Şu an: 4
- 1 11.187 kelime
- 2 21.178 kelime
- 3 3947 kelime
- 4 4891 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 51.162 kelime
- 6 63.161 kelime
- 7 71.414 kelime
- 8 81.484 kelime
- 9 91.212 kelime
- 10 101.430 kelime
- 11 111.003 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eren ile Deren’in nişanının üzerinden iki gün geçmişti.
Zerda, sabah kahvaltısından sonra annesinin isteği üzerine konağın arka tarafındaki bahçeye çıktı. Selma Hanım, akşam gelecek misafirler için hazırlık yapılmasını istemiş, Zerda da biraz hava almak bahanesiyle bahçeye yönelmişti.
Elinde telefonuyla taş döşeli yolda ilerlerken abisinden gelen mesajı gördü.
Eren: Neredesin?
Zerda: Bahçedeyim, ne oldu?
Eren: Babam seni çalışma odasına çağırıyor. Bir de Korhanlar gelecekmiş, haberin olsun.
Zerda'nın yüzündeki ifade anında değişti.
Telefonu çantasına koydu.
Yine Korhanlar…
Son günlerde bu ailenin adı geçmeden tek bir gün bile geçmiyordu. Üstelik Karan'ın son mesajından beri onunla konuşmamış , karşılaşmamak için elinden geleni yapmıştı.
Bahçenin kapısına yöneldi. Tam kapıdan içeri girecekken karşısında birini gördü.
Karan.
Siyah gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, bir eli cebinde duruyordu. Belli ki bahçeye yeni gelmişti.
Zerda olduğu yerde kaldı.
Karan da onu gördü. Birkaç saniye boyunca ikisi de konuşmadı.
Ardından Karan, bakışlarını Zerda'nın yüzüne kaldırdı.
“Yolun ortasında dikilmek gibi bir alışkanlığın mı var?”
Zerda kaşlarını kaldırdı.
“Seninle karşılaşmak gibi bir alışkanlığım yok. Merak etme, birazdan geçeceğim.”
Yanından geçmek için hareketlendi. Karan ise yolunu kapatmadan olduğu yerde durdu.
“Mesajıma neden cevap vermedin?”
Zerda durdu, başını ona çevirdi.
“Cevap vermem gereken bir şey yazmamıştın.”
“Okudun ama.”
“Okudum.”
“Öyleyse?”
Zerda kısa bir kahkaha attı. Gülüşünde zerre kadar neşe yoktu.
“Her mesajına cevap vermek zorunda mıyım, Karan?”
Karan'ın yüzü sertleşti.
“Ben sana zorundasın demedim.”
“Ama öyle davranıyorsun.”
Karan birkaç saniye onu süzdü. Zerda'nın kendisine karşı bu kadar rahat konuşması hoşuna gitmiyordu. İnsanlar onun karşısında kelimelerini seçerken bu kız, gözünün içine baka baka kendisine meydan okuyordu.
“Her şeyi bu kadar büyütmek zorunda değilsin.”
Zerda'nın yüzündeki ifade değişti.
“Ben mi büyütüyorum?” dedi. “Benim hayatımla ilgili karar alınıyor. Ben istemediğimi söylüyorum, kimse dinlemiyor. Sonra sen çıkıp bana evlendiğimizde sorun çıkarmamamı söylüyorsun. Bir de üstüne her şeyi büyüten ben oluyorum.”
Karan'ın yüzünde en ufak bir pişmanlık belirtisi yoktu.
“Karar benim tek başıma aldığım bir karar değil.”
“Biliyorum. Ama sen de karşı çıkmadın.”
Karan cevap vermedi.
Zerda başını salladı. Zaten ondan bir açıklama beklemiyordu.
“İzninle.”
Bu kez yanından geçti. Karan arkasından seslenmedi, onu durdurmadı.
Ancak Zerda bahçenin kapısına ulaştığında Karan'ın sesi yeniden duyuldu.
“Zerda.”
İstemeyerek arkasına döndü.
“Ne var?”
“Evlilik konusunda ne düşünürsen düşün, ailelerin karşısında bizi zor durumda bırakacak hareketler yapma.”
Zerda'nın gözleri öfkeyle parladı.
“Sen merak etme. Ben kimseyi zor durumda bırakmam.”
Bir an sustu, ardından ekledi:
“Ama benden senin karınmışım gibi davranmamı da bekleme.”
Karan'ın çenesi kasıldı.
“Henüz karım değilsin zaten.”
Zerda bu cevaba karşılık vermedi. Yalnızca gözlerini ondan çekti ve konağa girdi.
Karan bahçede tek başına kaldı.
Onunla konuşmanın bu kadar yorucu olacağını düşünmemişti. Zerda her cümlesinin karşısına başka bir cümle koyuyor, hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmiyordu.
Karan için evlilik, ailelerin verdiği bir karardı. Zerda'nın bunu kabullenmesi gerektiğini düşünüyordu.
Zerda ise merdivenleri çıkarken kendi kendine söz verdi.
Karan Korhan onun hayatına istediği gibi yön veremeyecekti. Aynı çatı altında yaşamak zorunda kalsalar bile, bu onun kurallarına boyun eğeceği anlamına gelmiyordu.
Zerda gerekmedikçe ortama girmiyordu. Zühre bir ara selma ya gelin kızımız gelmiyor mu demişti. Zerda da o an içeri girmiş abisi erenin yanına kurulmuştu.
Soykan Konağı’nın büyük yemek salonunda uzun masa özenle hazırlanmıştı. Masanın bir tarafında Soykan ailesi, diğer tarafında ise Korhan ailesi oturuyordu. İki ailenin büyükleri sohbet ederken sofradaki herkesin yüzünde farklı bir ifade vardı.
Zerda ise masanın başında, babasının hemen yanında oturuyordu.
Karşısında Karan Korhan vardı.
Zerda, önündeki tabağa bakarak sessizce yemeğini yiyordu. Yüzündeki memnuniyetsizlik saklanacak gibi değildi. Ne konuşmalara katılıyor ne de karşısındaki insanlarla göz göze geliyordu. Bir an önce bu yemeğin bitmesini ve odasına çekilmeyi istiyordu.
Karan ise sırtını sandalyeye yaslamış, önündeki yemeğe pek dokunmadan etrafı izliyordu. Bakışları bir ara karşısında oturan Zerda'ya kaydı.
Genç kızın yüzündeki isteksizliği fark etmemesi mümkün değildi.
Zerda, onun kendisine baktığını hissedince başını kaldırdı. Göz göze geldikleri birkaç saniye boyunca yüzündeki ifade hiç değişmedi. Ardından bakışlarını umursamazca tabağına indirdi.
Karan'ın çenesi hafifçe kasıldı.
Kendisine bu şekilde davranılmasına alışkın değildi. Fakat karşısındaki kızın, onun kim olduğuyla zerre kadar ilgilenmiyor gibi görünmesi tuhafına gitmişti.
Zerda ise karşısında oturan adamın kendisi hakkında ne düşündüğünü umursamıyordu. Tek istediği, bu sofradan kalkıp yalnız kalmaktı.
Çünkü aynı masada oturduğu bu insanlar, onun hayatı hakkında konuşuyor ama ona kendi hayatında söz hakkı tanımıyorlardı.
Ve Zerda, o gece ilk kez, önünde duran yemeğin değil, içine sürüklendiği hayatın boğazına düğümlendiğini hissetti.
Yemekten kalktıktan sonra büyükler evlilik konusunu açınca zerda nefes almaya arka tarafta ki yüksek avluya çıktı. Ardından gelen adım sesleri ile arkasına baktı.
Karan.
Umursamadan sandalyeye oturdu.
"yüzüğünü takmamışsın"
Karanın eline baktığında yüzüğü gördü.
Zerda umursamaz tavırla omuz silkti.
"bu fikre alış ve o yüzüğü parmağına tak zerda. İstesen de istemesen de karar verildi. Geri dönüşü yok. Bu evlilik gerçekleşecek."
Zerda karanın arkasını dönmesine fırsat vermeden konuştu.
Zerda gözlerini gözlerine dikti. Sesindeki öfkeye rağmen bu kez oldukça kararlıydı.
" Ben bu evlilik fikrine bir gün alışırım karan. Belki olanları bir gün kabullenirim ama sana alışmam mümkün değil"
Karanın yüzü sertleşti.
"aynı evde yaşarız aynı sofraya otururuz gerekirse karı koca da oluruz ama bunların hiç biri seni isteyeceğim anlamına gelmez. Benden ne bir ilgi ne bir sevgi hiç bir zaman bekleme."
Karan birkaç adım geri dönerek Zerda'nın karşısında durdu.
"ama karan hiç bir zaman unutmam da unutturmam da siz güçlerinizi birleştirmek için benim hayatıma müdahale ediyorsunuz. Hayatımı mahvetmenizi unutmam"
Karan cevap vermedi. Sadece son bir kez ona baktıktan sonra arkasını dönüp yürüdü.
Zerda ise arkasından bakarken kendi kendine söz verdi.
Bu evlilik gerçekleşebilirdi. Herkes onu Korhanların gelini olarak görebilirdi.
Ama kalbi, Karan Korhan'a asla ait olmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
